noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
romegames 1
romegames
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Bvural41 1
Bvural41
NovaLst 1
NovaLst
bikral 1
bikral
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Aşka Dokunuş - 24. Bölüm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 210

qecekondu06

Developer
Telefon Numarası Onaylanmış Üye
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
25 Ocak 2013
Konular
6,740
Mesajlar
21,611
Online süresi
2d 13h
Reaksiyon Skoru
2,176
Altın Konu
0
TM Yaşı
13 Yıl 4 Ay 19 Gün
Başarım Puanı
509
MmoLira
2,783
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Dört gün boyunca kalbim ağzımda, her an tetikte beklemiştim babamın uyanmasını. Gözlerini aralayabildiği zaman yanında olacağıma söz vermiştim. Daha kendime verdiğim sözü bile tutamazken nasıl başkalarının bana güvenmesini beklerdim ki? Beynimin algıladığı cümle benim için koskoca bir nimetti.Bacaklarım istemsizce ileri atılmış, kalbim göğsümü delip geçersine gümbürdeyerek atmaya başlamıştı. Arkamdan Yalçın’ın koştuğunu hissetsem de durmadım. Yavaşça yürüyerek indiğim merdiveni arşınlayarak çıktım. Yoğun bakım ünitesinin önünden ayrılırken yaşadığım olgunluk kalkmıştı üzerimden.Nefeslerimi düzenlemeye çalışırken çoktan odadan çıkmış olan doktor gülümsedi.‘‘Gözün aydın. Baban kısa süreli kendine gelme durumu yaşadı. Uyandı fakat ağrıları dayanabileceğinin fazlasıydı. Biz ilaçlarla uyutmak durumunda kaldık ama yarın tekrar uyanacağına eminim. Onu o zaman görebilirsin.’’‘‘Uyanmış!’’ diye çığlık atmamak için dudaklarımı ısırıyordum. Son anda arkamı dönüp beni gülen gözlerle izleyen arkadaşlarıma ‘‘Ece’yi çağırın.’’ demeyi akıl edebildim. Asmin’de uyanmıştı, telefonundan Olcay’ı aradığını düşünüyordum.İçim içime sığmayacak kadar mutluydum işte. Babam sonunda uyanmış, çok kısa sürede de olsa gözlerini aralamıştı. Ne yapacağımı bilemediğimi anlayan Yalçın, uzanarak yavaşça elimi tuttu.‘‘Sakin ol. İşe yemek yemekle başlayabilirsin, tabii miden yok olmamışsa.’’Abartmasıyla birlikte elimde olmadan gözlerimi devirdim. Herkes tepsinin üzerindeki tostlara uzanacağımı düşünürken ben tam tersini yaptım. Öyle büyük bir sevinçle kollarımı boynuna doladım ki geriye doğru sendeledi.‘‘Uyandı, Yalçın!’’ diye bağırdım bana haber veren kişi olmasına rağmen. ‘‘Uyandı! Beni yalnız bırakmadı. Benim içim uyandı.’’Yalçın’ın sıcacık avuç içleri belimi kavrayınca başımı geriye atarak gür bir kahkaha atma isteğiyle doldum. Kendimi dizginleyerek ‘‘Yarın odaya alırlarsa ne güzel olur!’’ diye mırıldanıyordum. ‘‘Böyle yaparsan kovulacağız.’’ dedi fakat o da çekilmek adına bir hamlede bulunmadı.‘‘Umurumda değil, Yalçın.’’‘‘Biliyorum.’’ derken abartıyla gözlerini devirdi. Asmin’in kıkırtısını zorla zapt etmesini, Çağan’ın başını iki yana sallamasını görünce yanağına öpücük kondurdum. Yalçın bu kısacık temasla bile yetinerek gülümsedi.Burada benimle birlikte hepsi beklemiş, yanımda olmuşlardı. Böyle arkadaşları ne yapıp da hak ettiğimi düşünmekten alıkoyamıyordum kendimi. Yalçın sonunda isteksizce geri çekilerek tosta uzandı. Peçeteye sararak bana uzattı ve ‘‘Ye!’’ diye emir verdi. Açlıktan kasılan midem yüzünden ikiletmedim.Peçeteden tutup tostu ısırdım, lokma ağzımda büyüdükçe büyüyordu. ‘‘Miden avuç kadar kaldığı için yarısını bile yiyemezsin bence.’’ diyerek kendini hastanenin sandalyesine bıraktı Yalçın. Üzerinde gözle görülür bir rahatlama olmuştu. ‘‘Çok komiksiniz siz ya.’’ dediğim an koridorda çığlık yankılandı.Allah’tan bizden başka kimse yoktu çünkü olsaydı Yalçın’ın tabiriyle çoktan atılmıştık. ‘‘İmge!’’ diye bağıran Ece birden üstüme atladı. Neyse ki ayağa kalkmıştım. Sendelesem de düşmeden ayaklarımın üzerinde durabildim.‘‘Uyanmış!’’ dedi aynı benim gibi. Arkasını dönerek Olcay’a baktı. ‘‘Uyandı, Olcay!’’ Ardından kollarını boynuna dolayarak ona sarıldı.‘‘Bunlar ruh ikizi değilse benimde adım Çağan değil.’’Herkes kahkaha atarken Ece ve Olcay ne olduğunu anlamamıştı bile. Asmin, Çağan’ın omzuna uyarır mahiyette vursa da o da gülüyordu. ‘‘Aynı tepkiyi vermiştim de…’’ diyerek açıkladım sudan çıkmış gibi bizi izleyen ikiliye.Ece umursamadan kahkaha atıverdi. Herkesin yüzündeki rahatlamış ifade, üzerlerinden kalkmış olan yükü hatırlatıyordu bana. Ne kadar umut vermek için çabalasalar da içten içe korktuklarını fark etmiştim bir kez daha. Yalçın’ın yanına yerleşerek tostumu yemeye devam ettim.Bundan sonrası babamın işiydi. Çabucak kendine gelmeliydi.O sırada Ece’nin de eline bir tost tutuşturdular. Nihayet mutlulukla bir şeyler yiyebiliyorduk. Hastanenin kokusu soluğum olmuştu şu dört günde. Ne yapacağımı bilemiyordum. Elimdeki bitirince ayaklandım.‘‘Bence gidin artık. Çok yoruldunuz. Benimle burada beklediniz falan filan.’’‘‘Ben buraya çok alıştım. Başka yerde uyuyamam.’’ diyerek iyice sandalyesinde yayıldı Yalçın. Başını duvara yaslayan Ece ise kıkırdıyordu. ‘‘Belim o rahat yatağı çekemez benim de!’’Asmin gözlerini devirdi. ‘‘Benim de ödevi yok!’’Onların şapşallıklarına sırıtmaktan alamadım kendimi. Sanki yüz kaslarım bunu bekliyormuş gibi kasıldı.‘‘Bizi kovdurmadığın sürece gitmiyoruz küçük hanım!’’ dedi Çağan. ‘‘Hepinize çok, çok ve çok teşekkür ederim!’’ derken iç çektim.Sonunda güvenebileceğim, kalbimi açabileceğim, gözüm kapalı her şeyimi emanet edebileceğim birilerini bulmuştum! En yakın arkadaşlarımı ve sevgilimi! Tek sorunum ise; geçmişimdi.Kâbuslarımın başkahramanı, nefretimin odağı, korkularımın sebebi olan adam buradaydı. Benimle aynı şehir de nefes alıyordu ve ben engelleyemiyordum. Sadece duruşuyla bile tedirgin ediyordu beni. Peki, yakınımdakilere zarar vermeye çalışırsa ne yapardım?Onlardan kopamayacağımı biliyordum. Artık ne Yalçın’dan ne de Ece’den uzak kalabilirdim…Aklımdaki sorulardan nefret ediyordum. Mutluluğumu daima gölgeliyorlardı. Babamın telefonu çalmaya başladığında derin bir nefes aldım. Yine ve yeniden nasıl bozulacaktı moralimiz acaba?‘‘Alo?’’ dedim mecburen aramayı cevaplandırıp. ‘‘Alo? Siz kimsiniz?’’ Repliğimi çalmıştı resmen! ‘‘Ben kızıyım. Ve siz?’’ dedim kaşlarımı kaldırarak. Yalçın kim o dercesine bakıyordu. ‘‘Ah, baban nerede İmge? Ona çok güzel haberlerim var!’’‘‘Hastanedeyim ben. Bir kaza geçirdi babam. Şu an da konuşamaz ama şu mutlu haberi ben duymak isterim.’’‘‘Öncelikle ben… Ahmet. Babanın uzaktan bir tanıdığıyım. Şu adam var ya… Sana arabayla çarpmaya çalışan?’’Nefesimin kesildiğini hissederken elim ayağım titremeye başlamıştı. O adam. Hayatımızı mahveden kişi. Onun hakkında bir şeyler olmuştu ama neresi iyiydi, bilmiyordum! ‘‘Evet?’’ dedim sesimi toparlayabildiğimde. ‘‘O hapse girdi!’’Beynim duyduğum cümleyi algılayamazken olduğum yerde sendeledim. Yalçın’ın kolu omzuma dolandığında soluklarım sıklaşmıştı. ‘‘Ne?’’ derken bütün bedenim kasılmıştı. Bitmiş miydi? ‘‘Sanırım birisini bıçaklamış. Tekrar hapishaneye girdi.’’Öyle güçlü bir kahkaha attım ki bu sefer Yalçın’ın bütün vücudu gerildi. ‘‘Gerçekten mi?’’ dedim umutla.‘‘Gerçekten. Babana iyi dileklerimi ilet.’’Telefon kapandığında ikinci kez atladım Yalçın’ın güvenli kollarına. Korkularım, kâbuslarım, acılarım bitmişti işte! Ne buradan gitmemiz gerekiyordu, ne de kaçmamız. O adam hak ettiği yerdeydi. Hapishane de!‘‘Gitmeyeceğiz! Ece, artık taşınmamıza gerek kalmadı.’’Yalçın’ın kolları arasından çıkarak Ece’ye sarıldım. Kollarımı boynuna doladığımda titreyen bedeni onu ele veriyordu. ‘‘Hepsi bitti.’’ diye fısıldadım kulağına. ‘‘Artık bizim zamanımız! Mutluluğumuzu istediğimiz gibi yaşayabiliriz! Korkmadan, kaçmadan, ürkmeden!’’Sevincim o kadar büyüktü ki nasıl gösterebilirdim bilmiyordum. Yıllardır üzerimde olan, sırtımı eğen yük kalkmış gibiydi. Bazen insan fark etmeden korkardı bir şeylerden. O günden sonra hep beklemiştim ben. O adamın geleceğini, tarihin tekerrür edeceğini düşünmüştüm. Bunu imkânsızlaştığında anlayabilmiştim. Artık gelemezdi ve ben özgürdüm. Ruhum, bedenim, aklım, kalbim. Hepsi sanki kilit altından kurtuluş gibiydi.Aylarca bu yükün altında ezilmiştim farkına varamadan.Şimdi ise bitmişti her şey!Artık dileğim kadar mutlu olabilir, neşeyle dolanabilirdim etrafta.Ece’ye baktığımda gözünden akan yaşları gördüm. Dudaklarını sımsıkı birbirine bastırdıktan sonra buğulanan koyu renk gözlerini bana çevirdi.‘‘Özür dilerim.’’ diye fısıldadı sessizce. ‘‘Üzerindeki bu ruh halini göremedim. En kötü zamanında yanında olamadım. İç sıkıntını anlayamadığım için çok özür dilerim, İmge. Sen bir bakışınla her şeyimi dökebiliyorken ben… Gözlerimi kapatıp kendi mutluluğuma odaklandım. Çok özür dilerim. Nasıl af dilesem bilemiyorum. Şimdi bile karşında zar zor nefes alıyorum. Sanırım en berbat arkadaşınım.’’Ece’nin böyle hissetmesi içimdeki hareketliliği artırdı. Kollarımı boynuna daha sıkı doladım.‘‘Saçmalama! Asıl ben özür dilerim. Bazı şeyleri içimde o kadar büyüttüm ki ne sana ne başkasına dökebildim. Herkesten uzak kaldım, kendi ördüğüm duvarların arkasına sığındım. Bunun yüzünden seni suçlamadım ve suçlamıyorum da. Kendime ne yaptıysam ben yaptım Ece. Siz değil. O yüzden sil o gözyaşlarını! Kızım haberin mutluluğunu yaşattırmıyorsun insana!’’Başını geriye atıp gülerken aynı anda yüzünü sildi. Bize şaşkınca bakan gruba döndüğümde ‘‘Artık mutlu olabilirim gençler!’’ diye seslendim. ‘‘Hiçbir engelim kalmadı!’’Asmin’de kollarını açınca kocaman bir üçlü sarılma gerçekleştirdik. Gerçekten gülümsüyordum, öyle ki çenemdeki kaslar tatlı-acı sızlamaya başlamıştı. (…) ‘‘Babanı görebilirsin, İmge.’’Uyanmasının üzerinden üç gün geçmişti ve artık odaya alınmıştı babam! Hevesle odanın kapısını araladığımda bembeyaz yüzüyle yatağa yerleştiğini gördüm. İçim acırken ona doğru yürüdüm. Yanık izleri belli belirsizdi. ‘‘Babacığım.’’ dediğim an gözleri beni buldu. ‘‘İmge.’’ diye fısıldadı benimkiyle aynı ses tonuyla.Yatağının yanına dikkatle yerleşirken gülümsüyordum. Ellerimi serumun bağlandığını koluna yerleştirdim. Onun bedeni sıcacıktı, benimkinin aksine. ‘‘Nasılsınız?’’ derken gözleri tekrar odada gezinip Ece’yi buldu.‘‘Mükemmeliz!’’ derken sesimin neşeli çıkmasına özen gösterdim. Keşke gözyaşlarıma söz geçirebilseydim. ‘‘Baba, o adam… Hapse girmiş. Artık hayatımızda yok! Taşınmamıza, kaçmamıza veya korkmamıza gerek kalmadı. Bak, her şey yoluna giriyor.’’‘‘Benim dışımda.’’‘‘Doktorlarla konuştum baba! Senin en yakın zamanda iyileşeceğini hatta kalkıp yürüyeceğini söylediler.’’Sol elimin tersiyle yanaklarımı ıslatan damlaları sildim. ‘‘Ağladığımı da bakma. Bunlar mutluluk gözyaşları!’’ Sesimdeki heyecanı hissetmiş olmalı ki gülümsedi. Boşta kalan elini kaldırarak elmacık kemiklerimin üstünü okşadı sevgiyle. Uzun zamandır ihtiyaç duyduğum şefkat karşısında hıçkırıklarımı dizginleyemedim.Başımı babamın göğsüne yaslayarak bütün vücudumu titreten hıçkırıklarla birlikte uzunca ağladım. Beni durdurmadı ve sadece başımı okşadı. Bedenim sonunda rahatlamanın etkisine kapılınca geri çekilebildim. Bir haftadır biriktirdiğim gerginlik ağlama krizi olarak atmıştı kendini dışarı.‘‘Özür dilerim, ben… Sadece… Çok korkmuştum baba. Sende gideceksin diye…’’Sözlerime devam edemedim. Çünkü eğer anlatırsam ikinci bir ağlama seansına başlayabilirdim. Benden sonra odaya giren Ece ise diğer tarafa dolandı.Amca, ağabey gibi bir hitap biçimi bekliyordum fakat Ece bütün duvarları yıkarak ‘‘Baba...’’ diye fısıldadı. ‘‘Çok korkuttun!’’Bir insan aynı anda kaç duyguyu yaşayabilirdi? Hem içim burkulmuştu hem de kocaman gülümsüyordum. Ece babamı kabullenmişti, sonunda! Babamın buğulanan gözlerine bakarken ‘‘Ah, ağlamayacaksın değil mi?’’ diye bağırdım. ‘‘İki ağlayan kız yeterli baba.’’‘‘Gelin buraya, deli kızlar!’’‘‘Puf şu an alındım.’’ derken çoktan babamın sağ tarafına yerleşmiştim. Ece’de yarı oturur yarı yatar bir pozisyonda babamın sol tarafın doğru yaslandı. ‘‘Aman o anlamda demediğimi biliyorsunuz.’’Üçümüzde gülüşünce odanın kapısı açıldı.‘‘Hastamı yorduğunuzu gördüm gençler.’’ diyen doktor ellerini önlüğünün cebine yerleştirdi. Babam gülümseyerek avuç içini yanağıma yasladı. ‘‘Onlar yaşam kaynağım. Nasıl beni yorabilirler?’’‘‘Haklısınız.’’ dedi doktor daha da geniş gülümseyerek. ‘‘Kapının önünden ayrılmamaları bir kenara sizin için o kadar endişendiler ki ilk geldikleri günden beri kilo verdiler.’’Babam kaşlarını çatarak bizi süzdüğünde rahatsız olmuşçasına yerimde kıpırdandım. ‘‘Siz, doktor bey, Hipokrat yemininde ne dediniz yahu? İspiyonculuk yakıştı mı?’’Ece kıkırdayınca babamda rahatlayarak güldü. ‘‘Kızları babalarına ispiyonlamaktan utanmam.’’ diyen doktor, sonunda ağzından baklayı çıkardı. ‘‘Hastamıza bu kadar mutluluk yeter. Artık dinlenmesi gerekiyor. Siz de evinize gidin ve babanızın uyanmasının rahatlığıyla güzel bir uyku çekin.’’Yerleştiğimiz sıcacık kollardan ayrılırken sahte bir hüzünle el salladım babama. ‘‘Kovulduk ama yarın yine gelip rahatsız edeceğiz seni!’’Babam başını onaylarcasına sallayınca el mecbur çıktık odadan. Sanki kalbim daha rahat atıyordu artık. Hayatım düzene giriyor gibiydi. Geçmişimi atlatabilmiştim, onu kabullenmiştim. Çünkü bir insanın geleceği, geçmişiyle oluşuyordu.Bunun dışında Yalçın’la aramızdaki güven daha da kuvvetlenmiş ve Ece’yle tamamen kardeş olmuştuk! Evimiz, düzene girmek üzere olan okul hayatımız ve gün geçtikçe daha da güçlenen arkadaşlık bağımızla birlikte endişe edeceğimiz hiçbir şey kalmamıştı. Belki bir sene sonra problem olarak gördüğümüz tek şey; matematik sınavı olurdu. Aynı normal bir insan gibi.‘‘Biliyor musun her şeye bambaşka bakıyorum.’’ dedi Ece adımlarını durdurup koridorda bana dönerek. ‘‘Nasıl yani?’’ derken sesim şaşkın çıkmıştı. Daha açık konuşması gerekiyordu.‘‘Mesela daha tozpembe her şey… Mutluluğun somut halini bulan birisi gibiyim! Ya da hazine bulan bir korsan.’’Verdiği örneğe kahkaha atarken Ece’nin koluna girdim.‘‘Belki de gidip Karayip Korsanları’nı izlemeliyiz! Böylece nasıl hissettiğini kafanda şekillendirebilirsin.’’‘‘Konuyu çekmeye çalıştığım yere parmak bastın, kardeşim! Beni bekle, Jack Sparrow!’’ Bir hafta önce acımın sebebi olan bembeyaz duvarlar, şimdi neşeli kahkahalarımla çınlıyordu. Hayat çok garipti. Bir yerden tüm umudunu alıp götürüyor, diğer yandan da size ümit aşılamaya devam ediyordu.Kaybettiğini sandığım şeyler önüme ödül olarak çıkmıştı. Artık önümüzde mutlu günler vardı, hissedebiliyordum! İyi okumalaar...
10375952_812017995516146_8398357621791310615_n.jpg
 
Paylaşım için tşkler..!
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst