- Katılım
- 25 Ocak 2013
- Konular
- 6,740
- Mesajlar
- 21,611
- Online süresi
- 2d 13h
- Reaksiyon Skoru
- 2,176
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 4 Ay 14 Gün
- Başarım Puanı
- 509
- MmoLira
- 2,783
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Araba iki katlı, müstakil bir evin önünde durduğunda hiç şaşırmadım. Şu an yaşadıklarım şaşırmamı engelliyordu. Resmen bir fotoğraf çekindiğim adam; ülkede ünlü bir şirketin varisiydi! Film de gibi hissediyordum! Üç kilo eksiğim, daha düz bir burnum ve tamamen pürüzsüz tenim olsaydı, belki oyuncu olmayı kaldırabilirdim.Şu halimle?Yok, dostum yok. İmkânsız.Kapıyı açıp indiğimde sanki çantamı çalacaklarmış gibi sıkıca yapışmıştım sapına. Gergindim. Telefonuma gelen ardı ardına aramalara dayanamayıp kapatmıştım. Şimdi ise buradaydım. Sağlam malikânesinde.Beyaz ve krem tonlarındaki dış cepheyi incelerken İçeri geçelim. dedi Orkun. Hayır, diye bağırmak istedim. Ben daha havuzu, bahçeyi, çiçekleri, böcekleri inceleyecektim. Kalp ritim bozukluğundan ölene kadar burada etrafa bakınacaktım!Hem içeri geçip ne diyecektim? Pardon, eski sevgilim sapık gibi peşimdeydi. Bende kimseye çaktırmadan yakışıklı diye oğlunuzla fotoğraf çekinip onu eski sevgilime attım. Şimdi de buradayım.Sonra Türk filmlerindeki gibi yüzüme para çarparlardı?En iyi ihtimalle böyle olurdu!Girmeyelim dedim o çoktan yürümeye başladığında. Ben çok gerildim. Gideyim. Sonra gelirim. Mesela çıkmaz ayın son çarşambası.Arkamı dönerek kaçmak için ilk hamlemi yaptım. Heyecanımdan önümdeki taşı göremeyip düşmeseydim başarılı olabilirdim! Her şeyin sorumlusu o taş parçası!Orkun yürüyüp gitmemden korkmuşçasına koluma yapışarak bedenimi ayağa kaldırdı. Kendi ayağımla buralara kadar gelmiştim, aptalın teki olduğumu söyledim mi? Hayır mı? O zaman anlamış olmalısınız.Sürüklenircesine eve ilerlerken konuşmamak için bahane üretmeye çalışıyordu beynim. Dilsizmiş gibi yapsam yerler miydi? Oğluyla çatır çutur laf yarışına girdiğim düşünülürse
Hayır.Olayla alakam olmadığını söylesem? Fotoğrafı arkadaşımı çektiğini kabul etmiştim! Başımı sağa yatırarak sıkıntılı bir nefes verdim. Sonunda eve girebilmiştik. Salonun oldukça modern döşendiğini gördüm. Kahverengi ve tonlarıyla oldukça güzel bir havası vardı.Acaba beni ortadan kaldırmak için öldürürler miydi?İşte kaçak sevgilin. diyerek beni resmen ileri ittiğinde sendeledim. Sendelerken sehpaya çarptım. Maalesef gayet pahalı görünen vazo yere düşerek onlarca parçaya ayrıldı. Şaka gibi. Hem de her şey.Ben ne zaman bu kadar sakar bir insan oldum?Başımı kaldırdığım şok içinde bana bakan beş insan gördüm. Daha başıma ne gelebilirdi? Uykudan uyanmış gibi sıçrayarak yere eğildim. Kırılan parçaları toplarken aynı zamanda sürekli özür diliyordum.Kendimi daha fazla küçük düşüremezdim! Ayarlasam
Bu kadar olmazdı ama!Kızım, diyen kadın sesi duyduğumda elimdekileri unutarak başımı kaldırdım. Sorun değil.Bakışlarının eteğimde olduğunu görünce içimden küfür ettim. Üzerimdeki beyaz gömleğin yakası kaymış, eteğimde yukarıya doğru sıyrılmıştı. Topuklu ayakkabılarımsa canımı yakıyordu. Tamam, yerin yedi kat dibine de girdim. Artık ölsem de daha fazla rezil olamam.Kırıkları elimden atarcasına bırakıp ayağa fırladım. Eteğimi aşağı çekerken Düştüm de
Kusura bakmayın. diye mırıldandım. Arkamdaki Orkunun kıkırdadığını net şekilde duymuştum. Resmen benden intikam alıyorlardı!Gel, oturBabası olduğunu düşündüğüm hafif kır saçlı adam, masanın başındaydı. Onun yanında annesi topuz yapılmış saçıyla ve tüm zarafetiyle oturuyordu. Karşısındaki sandalyede meşhur Tolga Sağlam vardı. Onun yanında ise bizden küçük on yedi yaşlarında genç kız oturuyordu. Son olarak genç kızın karşısında gömlekli, genç bir oğlan vardı.Nereye oturacağımı bilememiştim. Babasının tam karşısına oturamayacağım belliydi. Bu sebeple kızın yanına yerleştim. Masadaki yenilen yemek benim yüzümden yarım kalmıştı. Gözlerimi yemeklere odaklamaya çalıştım.Zeytin, peynir, salam, kaşar, salatalık, domates, yumurta, a-a biber de var! Bas baya bizim evdeki kahvaltı sofrasının aynısı bu. Zenginler antin kuntin şeyler yer sanıyordum.Açıklamanı dinlemek istiyoruz.Başımı kaldırdığım an Benim mi? diye sordum. Genç kız dişlerini sıkarak kafasını bana doğru eğdi. Sanırım gülmemeye çalışıyordu, ortam çok fazla gergindi. Evet, senin. diye onayladı Tolga. O sırada gözüm benim kırdığım vazoyu temizleyen hizmetçi kadına takıldı. Kaçışın yok, Eylem. Dökül.Bakın
Her şey bir yanlış anlamayla başladı.Girişin iyi olduğunu kabul ediyorum. Asıl sorun; bundan sonrasıydı zaten.Aslında dinlemeye bile değmez! diye bağırarak ayağa fırladığımda şaşkın bakışların dehşete dönüştüğünü gördüm. Tescilli deli olduğumu sanmaları, Ankaranın başkent oluşu gibiydi. Yüzde yüz.Yani
Dinleyen siz olacaksınız. Anlatmaya değmez diyecektim. Çok saçma bir olayı var. Siz basın toplantısı yapın. Bu adamı tanımadığımı yayın lütfen.Her şey çok iyiydi de keşke anne-babasının ismini öğrenseydim. Öyle ortalık yere konuşma yapıyorum şu an.Biz dinlemeye razıyız. dedi adam anlama sorunum varmışçasına tane tane konuşarak. Kendimi hızla tekrar sandalyeye bıraktım.Tek solukta anlatacaktım. Tek soluk.Benim eski sevgilim, sapık gibiydi. Hala onu sevdiğimi sandığı için peşimdeydi. Ona başka biriyle görüştüğümü söylediğimde inanmadı. Arkadaşım da fotoğraf çekip ona gönderirsem ikna olacağını söyledi. Ama etrafımda hiç erkek yok. Arkadaş veya sevgili. Hiç. Bu yüzden gittim, oğlunuza saati sordum. Arkadaşım fotoğrafı çekti ve eski sevgilime yolladık. O da sanırım magazin programlarına satmış. Beni öldürebilirsiniz. Eğer silahınız varsa kurşun kalbine denk gelsin lütfen. Acısız ölümü tercih ediyorum. Yok derseniz ben gidip Kızılaydaki köprülerden birinden kendimi atabilirim?Son söylediğimle kendini tutamayan genç kız ve karşısındaki ağabeyi olduğunu düşündüğüm oğlan kahkaha atmaya başladılar. Babalarının sert bakışlarını görmezden gelip hem de.Yani oğlumu tanımadığını iddia ediyorsun?Tanımıyordum. O an için hayatımda bir daha karşılaşamayacağım, öylesine biriydi. Ertesi gün ise; sevgilim sanılan iş adamı olduğunu öğrendim.Annesinin bakışları yumuşar gibi olsa da babası kendinden taviz vermemekte kararlıydı.Çok komik bir kız. diyerek araya girdi Orkun. Sonra da tam karşımdaki sandalyeye yerleşti. Küçükken sırf kardeş istemediği için geceleri ailesinin arasında uyumuş. Babasının kravatlarını kesmiş ve ne yapmıştın başka?Beni rezil etmek için harcanan insanüstü çaba niye? Ah, Orkun ben onları kendime anlattım
Sana mı anlattım?!Çorbasını şekerlemiştim. deyince yüzüme aval aval baktılar. Cümlemi aklımda düzeltip öyle söyledim. Çorbasına tuz yerine şeker atmıştım.Masadaki en genç kız kahkahalarını dizginleyemiyordu. Başını geriye yatırmış, ellerini karnına koymuş katıla katıla gülüyordu. Tolganın da eliyle ağzını kapattığını fark etmiştim. Annesi kıkırdayınca, babasının çatılı kaşları düzeldi.Tam oh, yırttım derken herkes ciddiyetine yeniden büründü.Tolga, dedi babası oğluna dönerek. Bu kızı buraya getirerek açıklama yaptırmanı anlıyorum fakat son damlaydı. Anlamıyor musun? Seni sadece şu an için değil, yaptığın her şey için cezalandırıyorum.Ne cezası, Allahım ne oluyor?Bahsettiğiniz ceza; beni öldürmesi mi? Eğer öyleyse gömmeyin bir yerlere. Yakın cesedimi. Gömmek olmuyor ya. Gerilim romanında okumuştum, rüzgâr toprağı aşındırdığı için gömülen cesetler ortaya çıkıyormuş. Maazallah benimki de çıkar, bir sürü uğraşırsınız.Bizimle alay mı ediyorsun? diye sordu annesi. Yo, ben gayet ciddiyim.Gerildim. Hem çok gerildim. Ben gerilince konuşurum. Ama ne konuşurum bilmiyorum. Anneme çok fena şeyler söylemişim. Hatta lisedeyken terlikle kovalayacağını bilerek sevgilimi anlatmıştım. Kronik hastalık gibi. Karşımda ciddi insanlar olunca beni susturamıyorlar. Ay yine oldu.Ellerimi çok kötü şeyler yapmış gibi ağzıma kapattığımda hepsinin iki kat fazla şaşırdığını gördüm. Canım alışın siz de. Bana her baktığınızda daha fazla mı şaşıracaksınız yani?Kızım aklımızı karıştırıyorsun. Hah, ne diyorduk? Ceza-Baba diyerek sözünü kesti Tolga. Yapma lütfen. Anlattı işte! Tanımıyorum ben bu deliyi.Deli senin
diye başladığım sözü bitiremedim. Babası, annesi, kardeşleri buradayken kime ne diyebilirdim ki? Deli sensindir. dedim sonunda. Kıvırmada bir dünya markasıyım.İki dakika susamaz mısın? dedi öfkeyle. İki dakika! Bıdı bıdı konuşup duruyorsun.Gerildim çünkü! diye patladım tekrar ayaklanırken. İki adam gönderip beni ofisimden aldırıyorsun! Buraya gelip tek kelime etmeden ailenin karşısına çıkarıyorsun. Kendini beğenmişlik taslıyorsun. Böyle ortamlara gelemiyorum işte! Sen suçsuzmuşsun gibi mağduru oynama!Ulan ne yaptım? diyerek aynı benim gibi ayaklandı. Tek suçum; orada seninle aynı oksijeni solumaktı! Suç bir anda nasıl benim oldu?Beni buraya sürüklerken, telefonu yüzüme kapatırken de mi sen haklıydın?Evet!Yeter!Adını hala öğrenemediğim babası elini masaya vurarak saçma sapan tartışmamıza son verince sus pus olduk. İkiniz de çenenizi kapatıp oturur musunuz?Sandalyelerimize yerleştiğimizde itiraz etmemize izin vermeden konuşmaya başladı.Madem başladı, devamını getireceksiniz.Af buyurun?! dedim dehşetle. Orkun ve kardeşlerden kıkırdamalar yükseldi. Tolga bana öldürücü bir bakış atınca sandalyemde geri yaslandım. Diyorum ki en kısa zamanda nişanlanacaksınız.Hahaha. Çok komik bir espriydi. Bittiyse ben kalkayım.Ben gayet ciddiyim, kızım.Yüzümdeki ifade nasıl bir şoksa karşımdaki adam bile güldü keyifle. Tolga kızgın boğa misali gözleriyle beni boynuzluyordu. Aldatmak olan boynuzlamak değil, hayalimdeki boğanın kafasının üstündeki sert şeyleri mideme geçirmesinden bahsediyorum.Efendim-İsmin neydi? dedi babası sıkıntıyla. Eylem. diye cevapladım fısıltıyla.Eylem, bak yavrum. Bir ortaklık kurmak üzereyiz. Skandal yaratmamız şirketi batışa sürükleyebilir. Şimdi çok kritik bir noktayız. Bu yüzden sizin nişanlanmanız gerekiyor. Zor dönemimizi atlatalım, o zaman isterseniz nişanı atarsınız.Ay siz ciddisiniz!Yuh be! diyerek ikinci kez ayaklandı Tolga. Sözcükler senin beyninden süzgeçle mi geçiyor ya? Yarım saattir adam nişanlanacaksınız diyor ceza diyor. Yeni mi anladın olayın ciddi boyutunu?Böyle söyleyince ben bile kendimi kalın kafalı gibi hissettim. Hiç hoş değil.Ben
Siz şaka yapıyorsunuz sanmıştım!Sabır Yarabbi sabır!En kısa zamanda ailelerimiz tanışması için sizi bekliyor olacağız Eylem kızım.Tolga başını iki yana salladı olumsuz anlamda. Baba bu süzme balıkla nişanlı kalmak bana yaramaz, yapmayın Allah aşkına!Süzme balık sensin be! Sabahtan beridir saygı çerçevemi korumaya çalışıyorum ama yetti artık. Bir deli diyorsun bir süzme balık. Öylece konuşabileceğin insanlardan değilim.Sen kabullendin yani nişanlılık olayını.Suçluluğumu üzerimden atmayı deniyorum. diye çıkıştım nefes nefese. En başından bari suçlu, suçlu diyorsun ya! Senin nişanlınmış gibi davranıp yaptığımın bedelini ödeyeceğim.Kendine ceza verdiğini sanıyorsan yanılıyorsun. Başıma gelebilecek en büyük cezasın sen!Biz çocuk gibi tartışmaya devam ederken babası ellerini çırparak ayaklandı.O zaman anlaştık! En kısa zamanda evizine gelir ve isteme törenini yaparız. Ardından da nişan.Benimde adım Eylemse, nişanlı olduğumuz dönem boyunca beni hayatına dahil ettiğine pişman olacaksın Tolga Sağlam! Ya da zorla dâhil olduğuma, fark etmez!
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 7
- Görüntüleme
- 124
- Cevaplar
- 5
- Görüntüleme
- 80
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 25
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 27




