- Katılım
- 25 Ocak 2013
- Konular
- 6,740
- Mesajlar
- 21,611
- Online süresi
- 2d 13h
- Reaksiyon Skoru
- 2,176
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 4 Ay 21 Gün
- Başarım Puanı
- 509
- MmoLira
- 2,783
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Önceki gün başıma gelen fotoğraf olayını düşünmek bile istemiyordum. Bu sebeple o anları zihnimin kuytu köşelerine hapsetmiştim. Zaten Gökhan mesajıma cevap atmamış, beni rahatsız etmekten vazgeçmişti. Amacıma ulaşmıştım!
Telefonum çalmaya başladığında oflayarak masama uzandım.
Sadece numara çıkmıştı, kulağıma dayadıktan sonra Alo? dedim. Eyleem! diyerek ismimi uzata uzata söyleyen kadının sesini tanıyamamıştım.
Beni tanıdın mı? deyince mecburen Hayır, çıkaramadım diye kıvırmaya çalıştım.
Kız, ben senin annenin teyzesinin görümcesinin hala kızı, Sevim.
Yuh! Kadın uzaktan ikinci sülalemde, hala beni arıyor!
Tanıdım, Sevim tanıdım, ee nasılsın?
İyiyim de kız ben seni tebrik etmek için aradım. Dur, anne! Ay ben çayın altını kapatmamış mıyım? Kusura bakma gitmem lazım. Turnayı gözünden vurmuşsun, aferin!
Telefon kapandığında ailemizin delileri çektiğini resmen onaylamıştım. Sabahın dokuzunda arayıp bunu mu söylemişti şimdi? Ha, mükemmel.
Eylem. dedi karşımdaki masada oturan Ceyda. Hakan bey iş saatleri içinde telefonla konuşmayı onaylamıyor biliyorsun.
Hakan beyin özel sekreterleri olarak daima rekabet içindeydik Ceydayla. Bana imayla söylediği sözler karşısında gerildiğimi belli etmeme çalıştım. Hakan bey iş saatleri içinde sigara molasını onaylamıyor, Ceyda. Ama sen her saat başı on dakikalık gidiyorsun.
İçimdekileri dökmenin verdiği keyifle koltukta geriye yaslandım. Öyle bakarsın! Burnunu havaya dikerek başını bilgisayarına çevirdi. Gözlerimi kısıp boydan süzme dürtümü engelledim, zaten istesem de yapamazdım. Çünkü bütün bedeni masanın arkasındaydı.
Şu telefonu sustur, aç konuş ama yeter ki sustur! diye patladı üçüncü kez melodik ses huzurumuzu bozunca.
Teyzemin aradığını görünce annemle kavga etmemek adına açtım telefonu. Alo? derken sesim bezgin çıkmıştı. Eylem, yavrum. Tebrik ederim, haberi aldım çok sevindim. Uzunca anlat bana, size geldiğimizde.
Neyi? Hayır, anlayamadım. Sabahtan beri herkes beni arıyor ve tebrik ediyor. Yeni işe girmedim, üniversiteyi bitireli iki sene oluyor. Sevgili de yapmadım -Gökhanla ayrıldık-
Anlatırım teyze anlatırım.
Annengile, babaannengile, amcanlara, halanlara selam söyle derken kapatma faslı o kadar uzadı ki kafamı bilgisayara gömmek için delice bir ihtiyaç duydum. Hadi görüşürüz. diyerek kapatınca rahat nefes alabildim.
Tebrik ederim, Eylem. İyi yere kapak atmışsın. dedi Ceyda suçlayıcı bir tonda. Allahım! Ceyda bile beni tebrik ediyorsa ya ben hafızamı kaybettim ya da piyango falan çıktı yanlışlıkla. Şansa bilet falan da almamıştım ki! Ne diyorsun? dedim sesimi düz tutmaya çalışarak.
Tolga Sağlam, ha. İyi parça.
O kim? Hakan beyin yeni ortakları arasında öyle bir isim görmediğime de eminim. Cidden neler oluyor?
Neden bahsettiğini bilmiyorum.
Bilgisayar ekranını bana çevirince gözlerimi kıstım. Ilgın olmadığından kemik çerçeveli gözlüklerim gözlerimdeydi. Milliyet gazetesinin magazin ekinde aynen şöyle bir başlık vardı.
Gizli aşkları magazine konu oldu!
Bu ne Ceyda?
Sen ve sevgilin.
Söylediklerini algılamam üç saniyemi aldı. Döner koltuğumu gürültüyle geriye iterken aynı anda ayaklanmıştım. Koşar adımlarla Ceydanın masasına ulaşıp haberi en baştan okudum.
Köklü Sağlam holdingin varisi Tolga Sağlamın, sır gibi sakladığı sevgilisiyle sakin bir kafe de buluştuğu gözlerden kaçmadı. Ünlü iş adamının aşkı kameralara böyle yansıdı.
Fotoğrafa gözlerim takıldığında dudaklarımın arasından terbiyesizce birkaç küfür çıktı. Hadi ama! Gökhana yolladığım fotoğrafın gazetede işi ne?
Yanlış anlaşılma olmuş! diye inledim. Bu adam sevgilim falan değil.
Ilgın nasıl çekeceğim diye can çekiştiyse ikimizin de yüzleri son derece belli. Yani benim Eylem Şensu olduğum, onunda Tolga Sağlam olduğu her halimizden anlaşılıyor. Eyvah, ailemin evlen baskıları artacak!
Hiç bilmiyorum tatlım. Değilse bile git kendini yamamaya çalış. Yoksa evde kalacaksın.
Evde kalmak? Yahu alt tarafı yirmi beş yaşındayız!
Ceyda zaten sinirim bozuk üzerime gelme!
Ilgından nefret ediyorum, Ilgından nefret ediyorum ve Ilgından nefret ediyorum. Beni o fotoğrafı çekmeye ikna ettiği, onu Gökhana yollamam için gaz verdiği ve bu hale gelmemi sağladığı için!
Kendi sandalyeme yerleşerek sırayla magazin sitelerini dolaşmaya başladım. Çoğunda bulunuyorduk. Bir sürü haber başlığı vardı.
Tolga Sağlamın yeni sevgilisi!
Gizemli kızın, Eylem Şensu olduğu bilgisi elimize ulaştı!
Ünlü iş adamını yola getiren kadın, genç kızların idolü oldu
Sanırım Gökhan attığım fotoğrafı hazmedemedi ve bunu magazin sayfalarına sattı. Tamam, Ilgından nefret ettiğim kadar ondan da nefret ediyorum!
Telefonum ikinci kez çalınca hırsla elime aldım. Numara yoktu. Alo, amcamın yeğeninin eltisinin çocuğu musun sende? Aramayın kardeşim, istemiyorum! A-ra-ma-yın!
Yuh be, başıma açtığın dertler yetmiyormuş gibi çemkiriyorsun bir de.
O an çığlık atarak telefonu kapatmak istedim. Her ne kadar yapamayacağımı bilsem de. Dilim damağım kurumuştu resmen! Hadi Eylem! Açıkla adama durumu.
Selam, nasılsın?
Evet, durumumuzu özetledim. Çok başarılıyım.
Sayende berbat.
Aldın mı cevabını Eylem? Bakın olayın buraya geleceğini tahmin etmemiştim. dedim sakin kalmaya çalışarak. Elimi kolumu nereye koyacağımı bilemiyordum. Bu adama tanıştığımızdan beridir her an rezil olmak zorunda mıydım?
Yani senin başının altından çıktı?
Ne münasebet canım.
Adamla gazetede boy boy resimlerimiz basılıyor, ben hala canım diyorum. En yakın köprü nerede ki? Böyle giderse kendimi fırlatmam gerekebilir.
Kim bu haberleri bastırdı?! diye patladı telefonun diğer ucundan. Saklama gereği görmedim, adam koskoca iş adamı olacak. Öğrenemez mi yani? Eski sevgilim. diye itiraf ettim.
O zaman senin başının altından çıktı?
Gözlerimi devirdim, bu adam anlamıyor. Ya bende sorun var ya da onda. Belki de ikimizde birden.
Ne münasebet canım!
Aynı diyalogları yaşatma bana. diye çemkirdi. Hah, hem bana söylüyor hem kendi yapıyor. Başlatan sensin. derken omuz silktim. Hayır, adam yaptığım hareketleri görmüyor ama ben biliyorum. Özgüven için gerekli, yoksa aklım yerinde. Ceydanın sinsi bakışlarına göre beni dinlemede. Sakin kal Eylem.
Ne söyleyeceğimi unuttum senin yüzünden. İş yerine iki adamımı yolladım. Seni alıp bize getirecekler.
Alayla gülümsedim, adımız çıktı diye beni kolay kız mı sanıyordu Allah aşkına? Yani, tamam, yakışıklı olabilirdi ama hemen yelkenleri indireceğimi sanıyorsa feci şekilde yanılıyor! Beni eve atarken iki adamını göndermen kulağa çok korkakça geliyor.
Dilimi ısırsaydım da demeseydim! Ceydanın kaşları imayla havaya kalktı. Keşke saçlarını sarıya boyarken kahverengi kaşlarını da boyamayı akıl etseydi.
Hay Allahım! Kızım bela mısın? Senin gibi çelimsizi neden eve atayım? Ailemle görüşüp seninle ilgim olmadığını söyleyeceksin. Başının altından çıkanlardan sonra bana olan güvenleri sıfırlandı.
Sana baştan güvenmeleri hataymış... diye homurdandım. Ardından Başımın altından çıkan bir şey yok! diye ekledim.
O fotoğrafı kim çekti? dedi sabırla. Düşündüm, yeterince rezil olmuştum. En kötü ne olacaktı ki? Söyleme kararımla birlikte derin bir nefes aldım.
Arkadaşım.
Gördün mü? Sorumlu sensin. Geleceksin ve aileme aramızda hiçbir şey geçmediğini söyleyeceksin. Bitti.
Telefonu yüzüme kapattı. Bir günde akıllıya denk gelsem? Hep deli, hep deli. Sonra benimde psikolojim bozuluyor. Saçmalamaya başlıyorum. Ellerimi saçlarımdan geçirdim. Ceyda diye seslendiğimde ilgilendiği magazin sayfasından bana döndü.
Evet?
Şey Beni iki saatlik idare edebilir misin?
Tabii canım, git işlerini hallet sen.
Ceydanın bana canım demesinin iki tür açıklaması olabilir. Birinci seçenek hafızasını yitirmesi, ikinci seçenek ise Tolga Sağlamın gerçek sevgilisi olduğumu sanıyor. Omuz silkmemek için kendimle savaşa girdim. Ona söylememe rağmen sevgili olduğumuzu düşünüyorsa bu onun problemidir.
Teşekkür ederim.
Önce imalarda bulundu. Resmen bana iyi yere kapak atmışsın dedi. Şimdi canım cicim ayaklarına yatıyor.
Ofisin kapısı açıldığında elimde olmadan o tarafa döndüm. İki tane takım elbiseli adam bakışlarını bana dikti. Biri önüme gelince bunun o masada oturan adamlardan biri olduğunu gördüm. Esmer olan, benimle hiç konuşmayan.
Eylem? dedi kaşlarını kaldırarak alayla. Tamam, bu kelimeden bir sürü ima çıkarabilirdim ama Ceydadan fazlasıyla nasiplenmiştim. Adını bilmediğim adam? derken aynı karşılığı verdim.
Titreyen dudakları gülmek istediğini ele verse de ciddi duruşunu bozmadı.
Adım; Orkun.
O sırada telefonumu çantamı içine attım, hemen sonra ayağa kalktım. Gidelim bakalım derken sesim bezgin çıkıyordu. Bir günde hayatım alt üst olmuştu. Yangın merdivenini kullanmak zorundayız.. dedi sıkıntıyla.
Şaşkınlıkla Neden? diye sordum.
Eylem, dedi bütün ciddiyetiyle Ceyda. Binanın önü gazetecilerle dolmuştur, eminim hepsi seni merak ediyordur.
Bir de bu eksikti! Fotoğrafını çektiğimiz adam, bir daha karşılaşmayacağım biri olmalıydı, ünlü varis değil! Yüzümü buruşturarak yangın merdivenlerine yürüdüm. Kapıyı açarak ilerlemeye devam ettiğimde iki adamın varlığını arkamda hissettim.
Rezil oldum herkese. Annem gördü mü ki? Of kıracak bacaklarımı. Allahım ne yaptım da bunları yaşatıyorsun bana? Küçükken babamı bezdirdim, tamam. Ama çocukluk aklıydı. Yoksa yanlış olduğunu bilsem, kravatlarını keser miydim? Çorbasına şeker atar mıydım? Kardeş yapacaklar diye her gece ortalarına yatar mıydım?
Geriden yükselen kahkahayı duyduğum oldukça sesli söylendiğimi fark ettim. Dalga geçiyorsun! dedi Orkun. O dediklerini gerçekten yaptın mı?
İyi ki hemen kızaran bir yapım yoktu. Çok patavatsız sayılmazdım, utanma duygum vardı. Fakat olabildiğim kadar rezil olmuştum bu adamlara. Yani kafenin kendi saati bile varken gidip saatleri olup olmadığını falan sormuştum.
Hak ettim.
Yaptım tabii! Küçüktüm ama. Babamı asıl çıldırtan kendimi kesmeye çalışmam olmuş sanırım.
Yok, daha neler!
Onaylarcasına başımı salladım. Ameliyat olan bir akrabımız boynunu gösterip Kesmişler demişler. Bende bıçağı alıp kendimi kesmeye çalışmışım. Verilmiş sadakam varmış ki annem yetişmiş.
İz falan kalmadı mı? diye sordu ilgiyle. Ne izi ya? Bıçağın ters tarafını sürtmüşüm. dediğimde bu sefer ikinci adam bile kahkaha attı.
İkisinin gülüşleri benimde suratıma gülümseme yayılmasını sağlamıştı. Sabahtan beri, gelen telefonlar, Ceydanın sözleri derken gerilmiştim. Şu an rahatladığımı hissediyordum. Yine de dilimi tutabilseydim iyi olurdu
Sonuçta Orkunun bunu öğrenmesi demek, Tolganın da öğrenmesi demekti.
Yerin dibine kadar girdim bu adamlar yüzünden. Hadi hayırlısı!
İkinci adam işaret parmağıyla siyah ve lüks bir araba gösterdiğinde anlık duraksadım. Beni kaçırıp mafyaya götürecek ve organlarımı satacaksanız, Ceyda bizi gördü! Yakalanırsınız. Hem böbreklerimde sorun var benim. Sindirimim kötü.
Bu sefer gülmeden kendilerini tutabilmişlerdi. Tolganın söylediği gibi eve gidiyoruz. Organlarını almaya değil.
İç çekerek tereddütsüz arabaya yerleştim. Bindiğim aracın tekerliği bile bir böbreğime denk gelmiyordu, yani sıkıntı yok.
O günde komik biri olduğunu düşünmüştüm ama şimdi teorimi destekledim.
Aslında çok komik değilimdir. Sözlerimden çok tepkilerime güldüklerini söylüyor arkadaşlarım. dedim sakince. Arabanın motoru çalıştığında ise düşüncelerim başka yöne kaydı.
Bindik bir alamete, gidiyoruz Tolgaya!
Telefonum çalmaya başladığında oflayarak masama uzandım.
Sadece numara çıkmıştı, kulağıma dayadıktan sonra Alo? dedim. Eyleem! diyerek ismimi uzata uzata söyleyen kadının sesini tanıyamamıştım.
Beni tanıdın mı? deyince mecburen Hayır, çıkaramadım diye kıvırmaya çalıştım.
Kız, ben senin annenin teyzesinin görümcesinin hala kızı, Sevim.
Yuh! Kadın uzaktan ikinci sülalemde, hala beni arıyor!
Tanıdım, Sevim tanıdım, ee nasılsın?
İyiyim de kız ben seni tebrik etmek için aradım. Dur, anne! Ay ben çayın altını kapatmamış mıyım? Kusura bakma gitmem lazım. Turnayı gözünden vurmuşsun, aferin!
Telefon kapandığında ailemizin delileri çektiğini resmen onaylamıştım. Sabahın dokuzunda arayıp bunu mu söylemişti şimdi? Ha, mükemmel.
Eylem. dedi karşımdaki masada oturan Ceyda. Hakan bey iş saatleri içinde telefonla konuşmayı onaylamıyor biliyorsun.
Hakan beyin özel sekreterleri olarak daima rekabet içindeydik Ceydayla. Bana imayla söylediği sözler karşısında gerildiğimi belli etmeme çalıştım. Hakan bey iş saatleri içinde sigara molasını onaylamıyor, Ceyda. Ama sen her saat başı on dakikalık gidiyorsun.
İçimdekileri dökmenin verdiği keyifle koltukta geriye yaslandım. Öyle bakarsın! Burnunu havaya dikerek başını bilgisayarına çevirdi. Gözlerimi kısıp boydan süzme dürtümü engelledim, zaten istesem de yapamazdım. Çünkü bütün bedeni masanın arkasındaydı.
Şu telefonu sustur, aç konuş ama yeter ki sustur! diye patladı üçüncü kez melodik ses huzurumuzu bozunca.
Teyzemin aradığını görünce annemle kavga etmemek adına açtım telefonu. Alo? derken sesim bezgin çıkmıştı. Eylem, yavrum. Tebrik ederim, haberi aldım çok sevindim. Uzunca anlat bana, size geldiğimizde.
Neyi? Hayır, anlayamadım. Sabahtan beri herkes beni arıyor ve tebrik ediyor. Yeni işe girmedim, üniversiteyi bitireli iki sene oluyor. Sevgili de yapmadım -Gökhanla ayrıldık-
Anlatırım teyze anlatırım.
Annengile, babaannengile, amcanlara, halanlara selam söyle derken kapatma faslı o kadar uzadı ki kafamı bilgisayara gömmek için delice bir ihtiyaç duydum. Hadi görüşürüz. diyerek kapatınca rahat nefes alabildim.
Tebrik ederim, Eylem. İyi yere kapak atmışsın. dedi Ceyda suçlayıcı bir tonda. Allahım! Ceyda bile beni tebrik ediyorsa ya ben hafızamı kaybettim ya da piyango falan çıktı yanlışlıkla. Şansa bilet falan da almamıştım ki! Ne diyorsun? dedim sesimi düz tutmaya çalışarak.
Tolga Sağlam, ha. İyi parça.
O kim? Hakan beyin yeni ortakları arasında öyle bir isim görmediğime de eminim. Cidden neler oluyor?
Neden bahsettiğini bilmiyorum.
Bilgisayar ekranını bana çevirince gözlerimi kıstım. Ilgın olmadığından kemik çerçeveli gözlüklerim gözlerimdeydi. Milliyet gazetesinin magazin ekinde aynen şöyle bir başlık vardı.
Gizli aşkları magazine konu oldu!
Bu ne Ceyda?
Sen ve sevgilin.
Söylediklerini algılamam üç saniyemi aldı. Döner koltuğumu gürültüyle geriye iterken aynı anda ayaklanmıştım. Koşar adımlarla Ceydanın masasına ulaşıp haberi en baştan okudum.
Köklü Sağlam holdingin varisi Tolga Sağlamın, sır gibi sakladığı sevgilisiyle sakin bir kafe de buluştuğu gözlerden kaçmadı. Ünlü iş adamının aşkı kameralara böyle yansıdı.
Fotoğrafa gözlerim takıldığında dudaklarımın arasından terbiyesizce birkaç küfür çıktı. Hadi ama! Gökhana yolladığım fotoğrafın gazetede işi ne?
Yanlış anlaşılma olmuş! diye inledim. Bu adam sevgilim falan değil.
Ilgın nasıl çekeceğim diye can çekiştiyse ikimizin de yüzleri son derece belli. Yani benim Eylem Şensu olduğum, onunda Tolga Sağlam olduğu her halimizden anlaşılıyor. Eyvah, ailemin evlen baskıları artacak!
Hiç bilmiyorum tatlım. Değilse bile git kendini yamamaya çalış. Yoksa evde kalacaksın.
Evde kalmak? Yahu alt tarafı yirmi beş yaşındayız!
Ceyda zaten sinirim bozuk üzerime gelme!
Ilgından nefret ediyorum, Ilgından nefret ediyorum ve Ilgından nefret ediyorum. Beni o fotoğrafı çekmeye ikna ettiği, onu Gökhana yollamam için gaz verdiği ve bu hale gelmemi sağladığı için!
Kendi sandalyeme yerleşerek sırayla magazin sitelerini dolaşmaya başladım. Çoğunda bulunuyorduk. Bir sürü haber başlığı vardı.
Tolga Sağlamın yeni sevgilisi!
Gizemli kızın, Eylem Şensu olduğu bilgisi elimize ulaştı!
Ünlü iş adamını yola getiren kadın, genç kızların idolü oldu
Sanırım Gökhan attığım fotoğrafı hazmedemedi ve bunu magazin sayfalarına sattı. Tamam, Ilgından nefret ettiğim kadar ondan da nefret ediyorum!
Telefonum ikinci kez çalınca hırsla elime aldım. Numara yoktu. Alo, amcamın yeğeninin eltisinin çocuğu musun sende? Aramayın kardeşim, istemiyorum! A-ra-ma-yın!
Yuh be, başıma açtığın dertler yetmiyormuş gibi çemkiriyorsun bir de.
O an çığlık atarak telefonu kapatmak istedim. Her ne kadar yapamayacağımı bilsem de. Dilim damağım kurumuştu resmen! Hadi Eylem! Açıkla adama durumu.
Selam, nasılsın?
Evet, durumumuzu özetledim. Çok başarılıyım.
Sayende berbat.
Aldın mı cevabını Eylem? Bakın olayın buraya geleceğini tahmin etmemiştim. dedim sakin kalmaya çalışarak. Elimi kolumu nereye koyacağımı bilemiyordum. Bu adama tanıştığımızdan beridir her an rezil olmak zorunda mıydım?
Yani senin başının altından çıktı?
Ne münasebet canım.
Adamla gazetede boy boy resimlerimiz basılıyor, ben hala canım diyorum. En yakın köprü nerede ki? Böyle giderse kendimi fırlatmam gerekebilir.
Kim bu haberleri bastırdı?! diye patladı telefonun diğer ucundan. Saklama gereği görmedim, adam koskoca iş adamı olacak. Öğrenemez mi yani? Eski sevgilim. diye itiraf ettim.
O zaman senin başının altından çıktı?
Gözlerimi devirdim, bu adam anlamıyor. Ya bende sorun var ya da onda. Belki de ikimizde birden.
Ne münasebet canım!
Aynı diyalogları yaşatma bana. diye çemkirdi. Hah, hem bana söylüyor hem kendi yapıyor. Başlatan sensin. derken omuz silktim. Hayır, adam yaptığım hareketleri görmüyor ama ben biliyorum. Özgüven için gerekli, yoksa aklım yerinde. Ceydanın sinsi bakışlarına göre beni dinlemede. Sakin kal Eylem.
Ne söyleyeceğimi unuttum senin yüzünden. İş yerine iki adamımı yolladım. Seni alıp bize getirecekler.
Alayla gülümsedim, adımız çıktı diye beni kolay kız mı sanıyordu Allah aşkına? Yani, tamam, yakışıklı olabilirdi ama hemen yelkenleri indireceğimi sanıyorsa feci şekilde yanılıyor! Beni eve atarken iki adamını göndermen kulağa çok korkakça geliyor.
Dilimi ısırsaydım da demeseydim! Ceydanın kaşları imayla havaya kalktı. Keşke saçlarını sarıya boyarken kahverengi kaşlarını da boyamayı akıl etseydi.
Hay Allahım! Kızım bela mısın? Senin gibi çelimsizi neden eve atayım? Ailemle görüşüp seninle ilgim olmadığını söyleyeceksin. Başının altından çıkanlardan sonra bana olan güvenleri sıfırlandı.
Sana baştan güvenmeleri hataymış... diye homurdandım. Ardından Başımın altından çıkan bir şey yok! diye ekledim.
O fotoğrafı kim çekti? dedi sabırla. Düşündüm, yeterince rezil olmuştum. En kötü ne olacaktı ki? Söyleme kararımla birlikte derin bir nefes aldım.
Arkadaşım.
Gördün mü? Sorumlu sensin. Geleceksin ve aileme aramızda hiçbir şey geçmediğini söyleyeceksin. Bitti.
Telefonu yüzüme kapattı. Bir günde akıllıya denk gelsem? Hep deli, hep deli. Sonra benimde psikolojim bozuluyor. Saçmalamaya başlıyorum. Ellerimi saçlarımdan geçirdim. Ceyda diye seslendiğimde ilgilendiği magazin sayfasından bana döndü.
Evet?
Şey Beni iki saatlik idare edebilir misin?
Tabii canım, git işlerini hallet sen.
Ceydanın bana canım demesinin iki tür açıklaması olabilir. Birinci seçenek hafızasını yitirmesi, ikinci seçenek ise Tolga Sağlamın gerçek sevgilisi olduğumu sanıyor. Omuz silkmemek için kendimle savaşa girdim. Ona söylememe rağmen sevgili olduğumuzu düşünüyorsa bu onun problemidir.
Teşekkür ederim.
Önce imalarda bulundu. Resmen bana iyi yere kapak atmışsın dedi. Şimdi canım cicim ayaklarına yatıyor.
Ofisin kapısı açıldığında elimde olmadan o tarafa döndüm. İki tane takım elbiseli adam bakışlarını bana dikti. Biri önüme gelince bunun o masada oturan adamlardan biri olduğunu gördüm. Esmer olan, benimle hiç konuşmayan.
Eylem? dedi kaşlarını kaldırarak alayla. Tamam, bu kelimeden bir sürü ima çıkarabilirdim ama Ceydadan fazlasıyla nasiplenmiştim. Adını bilmediğim adam? derken aynı karşılığı verdim.
Titreyen dudakları gülmek istediğini ele verse de ciddi duruşunu bozmadı.
Adım; Orkun.
O sırada telefonumu çantamı içine attım, hemen sonra ayağa kalktım. Gidelim bakalım derken sesim bezgin çıkıyordu. Bir günde hayatım alt üst olmuştu. Yangın merdivenini kullanmak zorundayız.. dedi sıkıntıyla.
Şaşkınlıkla Neden? diye sordum.
Eylem, dedi bütün ciddiyetiyle Ceyda. Binanın önü gazetecilerle dolmuştur, eminim hepsi seni merak ediyordur.
Bir de bu eksikti! Fotoğrafını çektiğimiz adam, bir daha karşılaşmayacağım biri olmalıydı, ünlü varis değil! Yüzümü buruşturarak yangın merdivenlerine yürüdüm. Kapıyı açarak ilerlemeye devam ettiğimde iki adamın varlığını arkamda hissettim.
Rezil oldum herkese. Annem gördü mü ki? Of kıracak bacaklarımı. Allahım ne yaptım da bunları yaşatıyorsun bana? Küçükken babamı bezdirdim, tamam. Ama çocukluk aklıydı. Yoksa yanlış olduğunu bilsem, kravatlarını keser miydim? Çorbasına şeker atar mıydım? Kardeş yapacaklar diye her gece ortalarına yatar mıydım?
Geriden yükselen kahkahayı duyduğum oldukça sesli söylendiğimi fark ettim. Dalga geçiyorsun! dedi Orkun. O dediklerini gerçekten yaptın mı?
İyi ki hemen kızaran bir yapım yoktu. Çok patavatsız sayılmazdım, utanma duygum vardı. Fakat olabildiğim kadar rezil olmuştum bu adamlara. Yani kafenin kendi saati bile varken gidip saatleri olup olmadığını falan sormuştum.
Hak ettim.
Yaptım tabii! Küçüktüm ama. Babamı asıl çıldırtan kendimi kesmeye çalışmam olmuş sanırım.
Yok, daha neler!
Onaylarcasına başımı salladım. Ameliyat olan bir akrabımız boynunu gösterip Kesmişler demişler. Bende bıçağı alıp kendimi kesmeye çalışmışım. Verilmiş sadakam varmış ki annem yetişmiş.
İz falan kalmadı mı? diye sordu ilgiyle. Ne izi ya? Bıçağın ters tarafını sürtmüşüm. dediğimde bu sefer ikinci adam bile kahkaha attı.
İkisinin gülüşleri benimde suratıma gülümseme yayılmasını sağlamıştı. Sabahtan beri, gelen telefonlar, Ceydanın sözleri derken gerilmiştim. Şu an rahatladığımı hissediyordum. Yine de dilimi tutabilseydim iyi olurdu
Sonuçta Orkunun bunu öğrenmesi demek, Tolganın da öğrenmesi demekti.
Yerin dibine kadar girdim bu adamlar yüzünden. Hadi hayırlısı!
İkinci adam işaret parmağıyla siyah ve lüks bir araba gösterdiğinde anlık duraksadım. Beni kaçırıp mafyaya götürecek ve organlarımı satacaksanız, Ceyda bizi gördü! Yakalanırsınız. Hem böbreklerimde sorun var benim. Sindirimim kötü.
Bu sefer gülmeden kendilerini tutabilmişlerdi. Tolganın söylediği gibi eve gidiyoruz. Organlarını almaya değil.
İç çekerek tereddütsüz arabaya yerleştim. Bindiğim aracın tekerliği bile bir böbreğime denk gelmiyordu, yani sıkıntı yok.
O günde komik biri olduğunu düşünmüştüm ama şimdi teorimi destekledim.
Aslında çok komik değilimdir. Sözlerimden çok tepkilerime güldüklerini söylüyor arkadaşlarım. dedim sakince. Arabanın motoru çalıştığında ise düşüncelerim başka yöne kaydı.
Bindik bir alamete, gidiyoruz Tolgaya!
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 54
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 84
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 24
- Cevaplar
- 7
- Görüntüleme
- 124
- Cevaplar
- 5
- Görüntüleme
- 81




