Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
ATEŞ GECESİ ROMAN ÖZETİ REŞAT NURİ GÜNTEKİN
KİTABIN ADI : ATEŞ GECESİ
KİTABIN YAZARI : REŞAT NURİ GÜNTEKİN
YAYIN EVİ VE ADRESİ : ÜLKÜ YAYINLARI
BASIM YILI : 1983
1)KİTABIN KONUSU:
Bir gencin İstanbuldan Milasa sürgün gönderilmesiyle başlayan yarı acı yarı tatlı günlerine bir de yeni bir, önceleri karşılıksız fakat çabaları sonucunda, karşılıklı büyük bir aşkın doğmasını anlatıyor.
2)KİTABIN ANA FİKRİ:
Birbirini seven insanların er ya da geç, tüm zorluklara rağmen kavuşup mutlu olabileceğini ve bunun onlar için belki de daha hayırlı olacağından bahsediyor.
3)KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitap sade ve anlaşılır bir dille yazılmış, içinde birçok yabancı kökenli kelimeler olmasına rağmen geneli ele aldığımızda kolayca anlaşılıyor.Yazar hazin bir aşk hikayesini, oldukça güzel bir dille anlatmış.
4)KİTABIN ÖZETİ:
Murat Bey Milasa sürgün gönderildiği gün onu kaymakam bey karşıladı. Kaymakam Murat Beyi gördüğünde başta şaşırarak sürgün sen misin çocuğum dedi. Çünkü Murat Bey fiziki görünüşüyle yaşından oldukça küçük gösteriyordu. Kaymakam kısa bir zaman sonra yanındakileri (Doktor Selim Beyi, Ceza Reisi Akif Beyi) Murat Beye tanıttı.
Fakat zaman geçtikçe alışmaya başlıyordu. Mahalledeki kızlarında Murat Beye oldukça fazla ilgi göstermesi, onun daha çabuk mahalleye ısınmasında yardımcı oldu. Murat Bey Varvar Dudu adında, kırk yaşlarında dul bir kadının evinde kalıyordu. Varvar Dudu Murat Beyi zamanla oğlu gibi sevmeye başladı. Onun üstüne o kadar düştü ki, Murat Bey de Varvar Duduyu annesinden farksız görmeye başladı. Dürüstlüğü, saygınlığı ile tüm mahallenin sevgisini kısa sürede kazandı. Bir gün kaymakam, Selim Bey ve Murat Bey bir iki kadeh içmeye gittiler. Murat Bey yaşı itibariyle kaymakam ve Selim Beyden küçük olmasına rağmen, onlara ayak uydurabiliyordu. Hatta kaymakam, içkininde tesiri olsa gerek Murat Beye Murat Bey çocuğum, diyordu, sen artık yaşın itibariyle olmasada vaziyetin itibar, yle koskoca erkeksin Beyhude riyakarlık yapmayalım dedi. Bu sırada Murat Bey mahallede çeşitli muzurluklara da başlamıştı. Murat Bey uzun boylu, yeşil gözlü, yakışıklı bir gençti. Murat Bey önce Stematula isminde bir genç kıza ilgi duydu. Stematula pek güzel olmamasına karşın, bakışlarıyla insanı büyülüyebiliyordu. Murat Beyde başta o bakışlara kendini kaptırdı. Stematulada gözlerini Murat Beyden alamıyordu. Stematula gitgide Murat Beye aşık olmayabaşladı. Her zaman onu izliyor, sırf onu görmek için günde üç beş kez Varvar Dudunun yanına geliyordu. Fakat zamanla Murat Bey, Stematuladan soğudu. Onun kendisinin peşinden hiç ayrılmayışı, sırf kendisini görmek için evine üç beş defa gelmesi Murat Beyi rahatsız ediyordu. Stematula Murat Beyi kıskandığından mahalledeki diğer kızlar hakkında, Murat Beye asılsız dedikodular ediyordu. Onlar hakkında yalan yanlış bilgiler vererek Murat Beyin onlardan soğumasını istiyordu. Fakat zaman geçtikçe Murat Bey, Stematulanın asıl yüzünü amlamaya başlıyordu. Ve zamanla mahallenin neşeli kızlarından birisi olan Rinaya gönlünü kaptırdı. Rina güzel bir kızdı.
Murat Bey bir akşam Rinaya kasabanın kilise meydanına hayli uzak bir yerde rastladı. İkisi birlikte mahalleye kadar geldiler. Ertesi akşam Rinaya hemen hemen aynı yerde, ikinci kez tesadüf etti. Murat Beyin o akşam Rinaya karşı içinde bir şeyler kaynamaya başladı. Bir gün Varvar Dudu. Murat Beyin şerefine evlerinde bir ziyafet tertip etti. Herkesi bu ziyafete davet etti. Yemekte Rina ile Murat Bey hep göz gözeydiler. Stematula bunun farkında idi fakat hiç bir şey yapamıyordu. Ama bir şey yapmak için fırsat koluuyordu. Bir ara Rina, Murat Beybir şey anlatmak istemiş ve sesini diğerlerine işittirmemek istiyor bir tavırla Murat Beye yüzünü yaklaştırdı.
Kasabanın başka taraflarından da bir çok Müslüman ve Yahudi seyirciler geldiği için Kilise Mahallesi her zamandan fazla kalabalıktı. Stematula Murat Beyi zorla yortu gecesine götürdü. Yortu gecesi kilise tıklım tıklım dolmuştu. Bir ara Murat Beyle Stemaluta bahçeye dolaşmaya çıktılar. Murat Bey bir anda kendisini tanımadığı bir çok kızın arasında buldu. İçlerinde birisi Murat Beyin ilgisini çekti. Biraz ileride bir ağaca arkasını dayamış, yüzü dalların karanlığı içinde kaybolmuş, eğlencenin uzak bir seyircisi kalmaktan başka bir şey istemiyor gibi gir hali vardı. Murat Bey Stematulayı yanına çağırarak ona kim olduğunu sordu ve Yunanistandan geldiğini öğrendi. Murat Bey onun yanına aşarak tereddüt içinde bir şeyler söylemeye başladı. O da Runca birşeyler söyleyerek Murat Beye cevap verdi. Murat Bey onun Rumca konuşalarından bir şey anlamayarak geri çekileceği sırada Stematula Murat beyin imdadına yetişti ve ikisi arasında tercumanlığa başladı. Kalabalığın arasında ilerlerken, kibar matmazelin ona göz ucuyla baktığını yakaladı. Biraz evvel ona karşı bu kadar soğuk bir vaziyet aldıktan sonra bu bakışın niçin olduğunu anlayamadı. Yakalandığını anlayınca birdenbire gözlerini kaçırması, hatta bunu da kafi görmeyerek direğin arkasına saklanmak ister gibi bir jest yapmış olması da manalıydı. Murat Bey yortu gecesinden sonra hep o kibar matmazeli düşünür oldu. Her yerde onun hayallerini görmeye başladı. Murat Bey yerinde duramıyor, mutlaka o matmazeli birdaha görmek istiyordu. Stematulaya onun kim olduğunu, onun hakkında daha detaylı bilgi toplaması için rica etti. Stematulada Murat Beye söz verdirerek onun gerçek kimliğini yani onun bir Yunanlı değil Osmanlılı olduğunu Doktor Selim Beyin kardeşi olduğunu söyledi. Aradan bir kaç hafta geçti. Selim Bey Murat Beyi yemeğe davet etti. Selim Beyin bu daveti Murat Beyi çok sevindirdi.
Murat Bey kendinden, annesinden, babasından bahsediyordu. Bir an Selim Bey, Murat Beyin anlattıklarına göre, onun babasını hatırlar gibi oldu. Evet Murat Beyin babası zamanında Selim Beye çok büyük yardımlar yapmış, onu ve ailesini bir çok kez çeşitli tehlikelerden korumuştu. Bunun üzerine Selim Bey, Murat Beyi kendisine daha yakın görüyor, babanın zamanında bize çok büyük yararları oldu, artık sen de benim bir kardeşimsin diyordu. Bu duruma Murat Bey çok sevindi. Bu sayede Selim Beyin evine sık sık girebilecek Afifeyi daha sık görebilecekti. Zaman su gibi akıp geçiyordu.
Murat Beyin Afifeye karşı sevgisi gitgide büyüyordu. Murat Bey biraz rahatsızlanınca, Selim Bey onu kendi evlerinde ağırlamaya karar verdi. Murat Bey biraz çekindi ama Selim Bey ısrar edince kabul etmek zorunda kaldı. Aslında bu Murat Bey için daha iyi oldu. Kendiside bunun farkındaydı. Bu sayede Afifeyi her gün görebilecekti. Murat Beye köşkte bir oda hazırlandı. Murat Beyle genelde Afife Hanım ilgileniyordu. Sabah kahvaltılarını yatağına kadar getiriyor, adeta bir çocuk bakıcısı edası ile Murat Beye ilgi gösteriyordu. Bu Murat Beyinde hoşuna gidiyordu. Bu yakınlık Murat BeyI Afife Hanıma daha da sıkı bağladı. Artık Murat Bey Afifeden başka bir şey düşünemiyordu. Onunla yatıyor, onunla kalkıyor, nereye baksa onu görür gibi oluyordu. on beş gün aradan sonra Murat Bey yavaş yavaş ayağa kalkmaya başladı. Zaman zaman Afife Hanımla bahçeye çıkıp. o küçücük bahçede sanki bir ormanda dolaşır gibi saatlerce dolaşıyorlardı. Bazen Murat Bey kendini üzgün gösteriyor, Afife Hanımın ona neyin var, neden böyle üzgün duruyorsun, yoksa bir derdin mi var demesini istiyordu. İstediğide oldu. Afife Hanım daha da ileri giderek, sanki kendisini sevdiğini biliyormuş gibi, neyin var, yoksa aşıkmısın diye sorular soruyordu. Bunun üzerine Murat Bey kendi kendine acaba onu sevdiğimi biliyormu diye düşünüyor, bazende Afife Hanımın sen benim kardeşimsin, bir derdin varsa söyle demesi, Murat Beyi hayal kırıklığına uğratıyordu. Günler böylece geçip gitti. Murat Beyin ayağı tamamen iyleşti ve kendi evine geri döndü. Ama hala Afifeyi düşünüyor, onu görebilmek için Afifenin yolunu gözlüyordu.
Uzun bir süre Murat Beyle, Afife Hanım hiç görüşmediler. Murat Beyin sürgün zamanı bitti ve İstanbula ailesinin yanına geri döndü. Aradan yıllar geçti ama Murat Beyin sevgisi asla ölmedi. Murat Bey otuzbeş yaşlarına gelmişti. Afife Hanım bir gün ansızın İstanbula geldi. Selim Bey rahmetli olmuştu. Afife Hanımın Murat Beyden başka hiç tanıdığı kalmamıştı. Murat Bey!in annesi zamanında oğluna çok büyük iyilikleri olan Afife HanımI çok iyi karşıladı ve tıpkı bir anne şevkatiyle onu bağrına bastı. Afife ile Murat Bey başta birbirlerine yabancı iki kişi gibi hareket ediyorlardı. Afife Hanım ın yüzünde çizgiler belirmiş, göz kapaklarının altı morarmaya başlamıştı. Fakat hala eski güzelliğini koruyordu. Birkaç gün sonra Afife Hanım, Murat Beyle konuşmak istediğini söyledi. Afife Hanım çok heyecanlıydı. Yıllar sonra Murat BeyI sevdiğini ona itiraf edcekti. Sonunda Afife Hanımda onu sevdiğini söyledi. Yıllar sonra Murat Beyin istediği şey olmuştu. Ve bundan sonra hiç ayrılmamacasına birlikte oldular.
5)KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
STEMATULA:Varvar Dudunun yanında çalışan, Murat Beyin Milasa gelmesiyle ona aşık olan bir genç kız.
AFİFE:Selim Beyin kız kardeşi.Yirmi dört yaşında, evli, bir çocuk annesi, dolgun vücutlu, yeşil gözleriyle çevresindekileri büyüleyen,güzel bir kadın.
SELİM BEY:Giriti kurtarmak için çalışan, zamanında Rumların eline esir düşen Sklavaki ailesinin küçük oğlu.
VARVAR DUDU:Murat Beyin Milasa sürgün gönderildiğinde, evinde kaldığı kırk yaşlarında, dul bir kadın.Yaşlı olmasına karşın, gayet genç gözüken, güzelliğiyle genç kızlara taş çıkartan dul bir kadın.
MURAT BEY:On dokuz yaşında, İstanbuldan Milasa sürgün gönderilen yakışıklı, dürüst bir genç.Yaşına göre gayet olgun davranışlar sergileyen, oturaklı bir kişi.
6)KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:
Reşat Nuri Güntekin 1889da İstanbulda doğdu.Edebiyat Fakültesini bitirdi.Liselerde öğretmenlik, müdürlük, Milli Eğitim Müfettişliği yaptı. Paris Kültür Ateşeliği yaptı. UNESCODA Türkiyeyi temsil etti. Romanları, hikayeleri, tiyatro eserlerini yanısıra çeşitli çevirileri de vardır.
KİTABIN ADI : ATEŞ GECESİ
KİTABIN YAZARI : REŞAT NURİ GÜNTEKİN
YAYIN EVİ VE ADRESİ : ÜLKÜ YAYINLARI
BASIM YILI : 1983
1)KİTABIN KONUSU:
Bir gencin İstanbuldan Milasa sürgün gönderilmesiyle başlayan yarı acı yarı tatlı günlerine bir de yeni bir, önceleri karşılıksız fakat çabaları sonucunda, karşılıklı büyük bir aşkın doğmasını anlatıyor.
2)KİTABIN ANA FİKRİ:
Birbirini seven insanların er ya da geç, tüm zorluklara rağmen kavuşup mutlu olabileceğini ve bunun onlar için belki de daha hayırlı olacağından bahsediyor.
3)KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitap sade ve anlaşılır bir dille yazılmış, içinde birçok yabancı kökenli kelimeler olmasına rağmen geneli ele aldığımızda kolayca anlaşılıyor.Yazar hazin bir aşk hikayesini, oldukça güzel bir dille anlatmış.
4)KİTABIN ÖZETİ:
Murat Bey Milasa sürgün gönderildiği gün onu kaymakam bey karşıladı. Kaymakam Murat Beyi gördüğünde başta şaşırarak sürgün sen misin çocuğum dedi. Çünkü Murat Bey fiziki görünüşüyle yaşından oldukça küçük gösteriyordu. Kaymakam kısa bir zaman sonra yanındakileri (Doktor Selim Beyi, Ceza Reisi Akif Beyi) Murat Beye tanıttı.
Fakat zaman geçtikçe alışmaya başlıyordu. Mahalledeki kızlarında Murat Beye oldukça fazla ilgi göstermesi, onun daha çabuk mahalleye ısınmasında yardımcı oldu. Murat Bey Varvar Dudu adında, kırk yaşlarında dul bir kadının evinde kalıyordu. Varvar Dudu Murat Beyi zamanla oğlu gibi sevmeye başladı. Onun üstüne o kadar düştü ki, Murat Bey de Varvar Duduyu annesinden farksız görmeye başladı. Dürüstlüğü, saygınlığı ile tüm mahallenin sevgisini kısa sürede kazandı. Bir gün kaymakam, Selim Bey ve Murat Bey bir iki kadeh içmeye gittiler. Murat Bey yaşı itibariyle kaymakam ve Selim Beyden küçük olmasına rağmen, onlara ayak uydurabiliyordu. Hatta kaymakam, içkininde tesiri olsa gerek Murat Beye Murat Bey çocuğum, diyordu, sen artık yaşın itibariyle olmasada vaziyetin itibar, yle koskoca erkeksin Beyhude riyakarlık yapmayalım dedi. Bu sırada Murat Bey mahallede çeşitli muzurluklara da başlamıştı. Murat Bey uzun boylu, yeşil gözlü, yakışıklı bir gençti. Murat Bey önce Stematula isminde bir genç kıza ilgi duydu. Stematula pek güzel olmamasına karşın, bakışlarıyla insanı büyülüyebiliyordu. Murat Beyde başta o bakışlara kendini kaptırdı. Stematulada gözlerini Murat Beyden alamıyordu. Stematula gitgide Murat Beye aşık olmayabaşladı. Her zaman onu izliyor, sırf onu görmek için günde üç beş kez Varvar Dudunun yanına geliyordu. Fakat zamanla Murat Bey, Stematuladan soğudu. Onun kendisinin peşinden hiç ayrılmayışı, sırf kendisini görmek için evine üç beş defa gelmesi Murat Beyi rahatsız ediyordu. Stematula Murat Beyi kıskandığından mahalledeki diğer kızlar hakkında, Murat Beye asılsız dedikodular ediyordu. Onlar hakkında yalan yanlış bilgiler vererek Murat Beyin onlardan soğumasını istiyordu. Fakat zaman geçtikçe Murat Bey, Stematulanın asıl yüzünü amlamaya başlıyordu. Ve zamanla mahallenin neşeli kızlarından birisi olan Rinaya gönlünü kaptırdı. Rina güzel bir kızdı.
Murat Bey bir akşam Rinaya kasabanın kilise meydanına hayli uzak bir yerde rastladı. İkisi birlikte mahalleye kadar geldiler. Ertesi akşam Rinaya hemen hemen aynı yerde, ikinci kez tesadüf etti. Murat Beyin o akşam Rinaya karşı içinde bir şeyler kaynamaya başladı. Bir gün Varvar Dudu. Murat Beyin şerefine evlerinde bir ziyafet tertip etti. Herkesi bu ziyafete davet etti. Yemekte Rina ile Murat Bey hep göz gözeydiler. Stematula bunun farkında idi fakat hiç bir şey yapamıyordu. Ama bir şey yapmak için fırsat koluuyordu. Bir ara Rina, Murat Beybir şey anlatmak istemiş ve sesini diğerlerine işittirmemek istiyor bir tavırla Murat Beye yüzünü yaklaştırdı.
Kasabanın başka taraflarından da bir çok Müslüman ve Yahudi seyirciler geldiği için Kilise Mahallesi her zamandan fazla kalabalıktı. Stematula Murat Beyi zorla yortu gecesine götürdü. Yortu gecesi kilise tıklım tıklım dolmuştu. Bir ara Murat Beyle Stemaluta bahçeye dolaşmaya çıktılar. Murat Bey bir anda kendisini tanımadığı bir çok kızın arasında buldu. İçlerinde birisi Murat Beyin ilgisini çekti. Biraz ileride bir ağaca arkasını dayamış, yüzü dalların karanlığı içinde kaybolmuş, eğlencenin uzak bir seyircisi kalmaktan başka bir şey istemiyor gibi gir hali vardı. Murat Bey Stematulayı yanına çağırarak ona kim olduğunu sordu ve Yunanistandan geldiğini öğrendi. Murat Bey onun yanına aşarak tereddüt içinde bir şeyler söylemeye başladı. O da Runca birşeyler söyleyerek Murat Beye cevap verdi. Murat Bey onun Rumca konuşalarından bir şey anlamayarak geri çekileceği sırada Stematula Murat beyin imdadına yetişti ve ikisi arasında tercumanlığa başladı. Kalabalığın arasında ilerlerken, kibar matmazelin ona göz ucuyla baktığını yakaladı. Biraz evvel ona karşı bu kadar soğuk bir vaziyet aldıktan sonra bu bakışın niçin olduğunu anlayamadı. Yakalandığını anlayınca birdenbire gözlerini kaçırması, hatta bunu da kafi görmeyerek direğin arkasına saklanmak ister gibi bir jest yapmış olması da manalıydı. Murat Bey yortu gecesinden sonra hep o kibar matmazeli düşünür oldu. Her yerde onun hayallerini görmeye başladı. Murat Bey yerinde duramıyor, mutlaka o matmazeli birdaha görmek istiyordu. Stematulaya onun kim olduğunu, onun hakkında daha detaylı bilgi toplaması için rica etti. Stematulada Murat Beye söz verdirerek onun gerçek kimliğini yani onun bir Yunanlı değil Osmanlılı olduğunu Doktor Selim Beyin kardeşi olduğunu söyledi. Aradan bir kaç hafta geçti. Selim Bey Murat Beyi yemeğe davet etti. Selim Beyin bu daveti Murat Beyi çok sevindirdi.
Murat Bey kendinden, annesinden, babasından bahsediyordu. Bir an Selim Bey, Murat Beyin anlattıklarına göre, onun babasını hatırlar gibi oldu. Evet Murat Beyin babası zamanında Selim Beye çok büyük yardımlar yapmış, onu ve ailesini bir çok kez çeşitli tehlikelerden korumuştu. Bunun üzerine Selim Bey, Murat Beyi kendisine daha yakın görüyor, babanın zamanında bize çok büyük yararları oldu, artık sen de benim bir kardeşimsin diyordu. Bu duruma Murat Bey çok sevindi. Bu sayede Selim Beyin evine sık sık girebilecek Afifeyi daha sık görebilecekti. Zaman su gibi akıp geçiyordu.
Murat Beyin Afifeye karşı sevgisi gitgide büyüyordu. Murat Bey biraz rahatsızlanınca, Selim Bey onu kendi evlerinde ağırlamaya karar verdi. Murat Bey biraz çekindi ama Selim Bey ısrar edince kabul etmek zorunda kaldı. Aslında bu Murat Bey için daha iyi oldu. Kendiside bunun farkındaydı. Bu sayede Afifeyi her gün görebilecekti. Murat Beye köşkte bir oda hazırlandı. Murat Beyle genelde Afife Hanım ilgileniyordu. Sabah kahvaltılarını yatağına kadar getiriyor, adeta bir çocuk bakıcısı edası ile Murat Beye ilgi gösteriyordu. Bu Murat Beyinde hoşuna gidiyordu. Bu yakınlık Murat BeyI Afife Hanıma daha da sıkı bağladı. Artık Murat Bey Afifeden başka bir şey düşünemiyordu. Onunla yatıyor, onunla kalkıyor, nereye baksa onu görür gibi oluyordu. on beş gün aradan sonra Murat Bey yavaş yavaş ayağa kalkmaya başladı. Zaman zaman Afife Hanımla bahçeye çıkıp. o küçücük bahçede sanki bir ormanda dolaşır gibi saatlerce dolaşıyorlardı. Bazen Murat Bey kendini üzgün gösteriyor, Afife Hanımın ona neyin var, neden böyle üzgün duruyorsun, yoksa bir derdin mi var demesini istiyordu. İstediğide oldu. Afife Hanım daha da ileri giderek, sanki kendisini sevdiğini biliyormuş gibi, neyin var, yoksa aşıkmısın diye sorular soruyordu. Bunun üzerine Murat Bey kendi kendine acaba onu sevdiğimi biliyormu diye düşünüyor, bazende Afife Hanımın sen benim kardeşimsin, bir derdin varsa söyle demesi, Murat Beyi hayal kırıklığına uğratıyordu. Günler böylece geçip gitti. Murat Beyin ayağı tamamen iyleşti ve kendi evine geri döndü. Ama hala Afifeyi düşünüyor, onu görebilmek için Afifenin yolunu gözlüyordu.
Uzun bir süre Murat Beyle, Afife Hanım hiç görüşmediler. Murat Beyin sürgün zamanı bitti ve İstanbula ailesinin yanına geri döndü. Aradan yıllar geçti ama Murat Beyin sevgisi asla ölmedi. Murat Bey otuzbeş yaşlarına gelmişti. Afife Hanım bir gün ansızın İstanbula geldi. Selim Bey rahmetli olmuştu. Afife Hanımın Murat Beyden başka hiç tanıdığı kalmamıştı. Murat Bey!in annesi zamanında oğluna çok büyük iyilikleri olan Afife HanımI çok iyi karşıladı ve tıpkı bir anne şevkatiyle onu bağrına bastı. Afife ile Murat Bey başta birbirlerine yabancı iki kişi gibi hareket ediyorlardı. Afife Hanım ın yüzünde çizgiler belirmiş, göz kapaklarının altı morarmaya başlamıştı. Fakat hala eski güzelliğini koruyordu. Birkaç gün sonra Afife Hanım, Murat Beyle konuşmak istediğini söyledi. Afife Hanım çok heyecanlıydı. Yıllar sonra Murat BeyI sevdiğini ona itiraf edcekti. Sonunda Afife Hanımda onu sevdiğini söyledi. Yıllar sonra Murat Beyin istediği şey olmuştu. Ve bundan sonra hiç ayrılmamacasına birlikte oldular.
5)KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
STEMATULA:Varvar Dudunun yanında çalışan, Murat Beyin Milasa gelmesiyle ona aşık olan bir genç kız.
AFİFE:Selim Beyin kız kardeşi.Yirmi dört yaşında, evli, bir çocuk annesi, dolgun vücutlu, yeşil gözleriyle çevresindekileri büyüleyen,güzel bir kadın.
SELİM BEY:Giriti kurtarmak için çalışan, zamanında Rumların eline esir düşen Sklavaki ailesinin küçük oğlu.
VARVAR DUDU:Murat Beyin Milasa sürgün gönderildiğinde, evinde kaldığı kırk yaşlarında, dul bir kadın.Yaşlı olmasına karşın, gayet genç gözüken, güzelliğiyle genç kızlara taş çıkartan dul bir kadın.
MURAT BEY:On dokuz yaşında, İstanbuldan Milasa sürgün gönderilen yakışıklı, dürüst bir genç.Yaşına göre gayet olgun davranışlar sergileyen, oturaklı bir kişi.
6)KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:
Reşat Nuri Güntekin 1889da İstanbulda doğdu.Edebiyat Fakültesini bitirdi.Liselerde öğretmenlik, müdürlük, Milli Eğitim Müfettişliği yaptı. Paris Kültür Ateşeliği yaptı. UNESCODA Türkiyeyi temsil etti. Romanları, hikayeleri, tiyatro eserlerini yanısıra çeşitli çevirileri de vardır.
- Durum
- Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 21
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 21