HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Magazin sayfaları Şık olucam ben! diye bağıran ünlü çocuklarından geçilmiyor, şöhret evlatları küçük yaştan ikoncanlığa soyunuyor. Gelip geçici bir heves mi yoksa kalıcı bir hasar mı? Makul bir kendini ifade etme biçimi mi yoksa büyüklere özenme hali mi? Ebeveynler anlatıyor
Uyanın. Henüz 4-5 yaşındaki bir kız çocuğunun, annesinin kolyesini boynuna dolamış, burnuna kadar çektiği kırmızı rujla, boyundan büyük topuklular üzerinde akrobasi denemeleri yaptığı masumiyet çağı bitti. Devir, moda dünyasının Suri Cruiseun eteğine dolandığı, Engincan Uralın, Oğulcan Enginin pabuçlarından başka bir şey konuşmadığımız bir devir.
Engincan Ural ve Selçuk Ural
Asıl soru(n) şu: Çocukların küçük yaştan büyük moda markalarını oyun arkadaşıymış gibi diline dolaması, boyundan büyük tarzlara soyunması caiz midir? Yoksa Bırakalım, kendilerini rahatça ifade etsinler deyip geçmeli mi? Bir Sibel Can yumuşaklığında Benim oğlum ne giyse yakışır! demek, eleştirilere göz yummak pek tabii ki tatlı bir çözüm. Zira, 4 erkek çocuk annesi (Daren, Dilan, Miro, Kai) olarak Bennu Gerede, hiç bunlara takılmadan büyütmüş oğlanları: Stillerine hiç karışmadım. Seçtiği kıyafetler, tıpkı seçtiği kelimeler gibi, kendi tarzlarını yansıtır. Kendilerini ifade edebilmeleri için özgür bıraktım onları. Neyseki Geredenin çocukları Louis Vuitton markasını hayatlarında hiç duymamış; görseler Bu ne? diyecek kadar yabancı. Markalara boğulup moda kurbanı çıkmamaları için bir şey yapmasına gerek kalmamış.
Bennu Gerede, çocuklarının kendi tarzlarını yarattığı görüşünde.
Her anne-baba Gerede kadar şanslı değil. Bir magazin ve stil figürü olarak #KucurogluKidsi (İşletmeci Ayşe Kucuroğlunun altı çocuğu) hatırlatalım.
Anne Kucuroğlu, en çok altı numara Selmada gözlemliyor bu değişken ve nazlı hareketleri: 2 yaşında olmasına rağmen Selmaya alınan her kıyafetin yanında mutlaka değiştirme kartı var. Beğenmediği, içine sinmediği bir kıyafeti, ayakkabıyı asla giymiyor, değiştirmem için diretiyor. Ailenin diğer fertleri kendi kıyafetlerini kendi seçme konusunda son derece özgür. Ailede çocukların bir logomaniaya dönüşmemesi için alınan birtakım küçük önlemler var. Misal: Çok marka, çok havalı bir parçayı babaanenin ördüğü bir kazakla kombinlemek.
Suna Kucuroğlu beğenmediği bir şeyi giymiyor.
ADAM OLACAK ÇOCUK...
Gerede haklı: Çocukların stil ve marka algısı biraz aileden, biraz okuldan, biraz televizyonda internette izlediklerinden şekilleniyor. Yani, stil yazarımız/erkek çocuğu annesi Sibel Arnanın kilişe deyimiyle anne babalar iyi ama çocukların çevreleri, örnek aldığı isimler kötü: Moda kurbanı olmalarının en önemli nedeni aynaya değil şarkıcı futbolcu ağırlıklı ünlülere ve birbirlerine bakarak giyinmeleri. Yani ben de David Beckham ya da
Levent Erden 'çocuk o kadar para almalı mı' diyor.
Son yorumu reklamcı bir babaya, Levent Erdeme bırakalım: Önce iyi niyetli de olsa söylenen Onun yaşında ben çok çektim, o çekmesin tavrını bırakalım. Sonra da asıl mesele olan paraya bakalım. Çocuk o kadar para almalı mı? Harcamalı mı? Harcatmalı mı? Üstüne başına o kadar para harcanan çocuğu ileride ne mutlu eder?
Çocuklara mutluluğun etrafta parmakla gösterilmek olduğunu aşılayan, bir başarı kıstası olarak magazinde fotoğrafının çıkmasını benimseten ebevyenlere bir kez daha selam çakalım, 2 yaşında kendi stil kurallarını koyan Selmanın karşısında bir kez daha saygıyla eğilelim!
Uyanın. Henüz 4-5 yaşındaki bir kız çocuğunun, annesinin kolyesini boynuna dolamış, burnuna kadar çektiği kırmızı rujla, boyundan büyük topuklular üzerinde akrobasi denemeleri yaptığı masumiyet çağı bitti. Devir, moda dünyasının Suri Cruiseun eteğine dolandığı, Engincan Uralın, Oğulcan Enginin pabuçlarından başka bir şey konuşmadığımız bir devir.
Engincan Ural ve Selçuk Ural
Asıl soru(n) şu: Çocukların küçük yaştan büyük moda markalarını oyun arkadaşıymış gibi diline dolaması, boyundan büyük tarzlara soyunması caiz midir? Yoksa Bırakalım, kendilerini rahatça ifade etsinler deyip geçmeli mi? Bir Sibel Can yumuşaklığında Benim oğlum ne giyse yakışır! demek, eleştirilere göz yummak pek tabii ki tatlı bir çözüm. Zira, 4 erkek çocuk annesi (Daren, Dilan, Miro, Kai) olarak Bennu Gerede, hiç bunlara takılmadan büyütmüş oğlanları: Stillerine hiç karışmadım. Seçtiği kıyafetler, tıpkı seçtiği kelimeler gibi, kendi tarzlarını yansıtır. Kendilerini ifade edebilmeleri için özgür bıraktım onları. Neyseki Geredenin çocukları Louis Vuitton markasını hayatlarında hiç duymamış; görseler Bu ne? diyecek kadar yabancı. Markalara boğulup moda kurbanı çıkmamaları için bir şey yapmasına gerek kalmamış.
Bennu Gerede, çocuklarının kendi tarzlarını yarattığı görüşünde.
Her anne-baba Gerede kadar şanslı değil. Bir magazin ve stil figürü olarak #KucurogluKidsi (İşletmeci Ayşe Kucuroğlunun altı çocuğu) hatırlatalım.
Anne Kucuroğlu, en çok altı numara Selmada gözlemliyor bu değişken ve nazlı hareketleri: 2 yaşında olmasına rağmen Selmaya alınan her kıyafetin yanında mutlaka değiştirme kartı var. Beğenmediği, içine sinmediği bir kıyafeti, ayakkabıyı asla giymiyor, değiştirmem için diretiyor. Ailenin diğer fertleri kendi kıyafetlerini kendi seçme konusunda son derece özgür. Ailede çocukların bir logomaniaya dönüşmemesi için alınan birtakım küçük önlemler var. Misal: Çok marka, çok havalı bir parçayı babaanenin ördüğü bir kazakla kombinlemek.
Suna Kucuroğlu beğenmediği bir şeyi giymiyor.
ADAM OLACAK ÇOCUK...
Gerede haklı: Çocukların stil ve marka algısı biraz aileden, biraz okuldan, biraz televizyonda internette izlediklerinden şekilleniyor. Yani, stil yazarımız/erkek çocuğu annesi Sibel Arnanın kilişe deyimiyle anne babalar iyi ama çocukların çevreleri, örnek aldığı isimler kötü: Moda kurbanı olmalarının en önemli nedeni aynaya değil şarkıcı futbolcu ağırlıklı ünlülere ve birbirlerine bakarak giyinmeleri. Yani ben de David Beckham ya da
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
gibi bir üst vücut var mı acaba diye düşünmeden slimm fit gömlek giyiliyor, Kıvanç Tatlıtuğ ya da Burak Özçivit kadar bacak boyum var mı diye sorgulanmadan kısa paça pantolon alıyor.
Levent Erden 'çocuk o kadar para almalı mı' diyor.
Son yorumu reklamcı bir babaya, Levent Erdeme bırakalım: Önce iyi niyetli de olsa söylenen Onun yaşında ben çok çektim, o çekmesin tavrını bırakalım. Sonra da asıl mesele olan paraya bakalım. Çocuk o kadar para almalı mı? Harcamalı mı? Harcatmalı mı? Üstüne başına o kadar para harcanan çocuğu ileride ne mutlu eder?
Çocuklara mutluluğun etrafta parmakla gösterilmek olduğunu aşılayan, bir başarı kıstası olarak magazinde fotoğrafının çıkmasını benimseten ebevyenlere bir kez daha selam çakalım, 2 yaşında kendi stil kurallarını koyan Selmanın karşısında bir kez daha saygıyla eğilelim!
