Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
Kitabın Adı: Diriliş 1915 Çanakkale
Kitabın Yazarı: Turgut Özakman
Kitabın Özeti:
Dünya yeni bir savaşın kapısından içeri girmek üzereydi. Birçok devlet henüz resmiyette başlamamış olan bu savaşa rağmen taraflarını almışlardı. Ancak Osmanlı kalmıştı açıkta. Ne yapacağından haberi yoktu Çünkü; çok zayıflamıştı Osmanlı bu dönemler içerisinde. İlk başlarda savaş dışı kalmak düşüncesi ile hareket edilmesi planlanmasına rağmen bunu başaramayacaklar ve Osmanlılar son savaşlarına girmiş bulunacaklardı Kader ağlarını hafif hafif örmekteydi.
Savaşa katılma sebebinin temellerini; yakın zamanda sadrazamlığa gelen Sait Halim Paşanın Eğer savaşa girilirse elimizde güçlü bir donanma olması şart düşüncesi içerisinde, İngiltereye sipariş verdiği gemiler oluşturacaktır. Gemiler 7 milyon lira tutacak ama Hazinenin bunun ilk taksidini ödemeye bile gücü yetmeyecektir. Bunun üzerine halktan yardım istenecektir. Vefakâr Türk halkı yok demeden elinde ne varsa temin edecektir. Öyle ki; o yıllarda Müslüman Türk kadınları saçlarını kestiremez bu günah sayılır, kişiler toplumdan dışlanırlardı. Ancak ismi tarihe geçmeyen bir nine bu düzene karşı gelerek Elimde bu iki tutam saçımdan başka bir şeyim yok deyip saçlarını, dışlanmak, kınanmak pahasına kestirecektir.
Bir yandan bu tip savaş hazırlıkları içerisinde olan halk aynı anda eğitilmeye de başlıyordu İşe önce kadınlardan başlanıldı. O devirde peçe, çarşaf ve başörtü gibi şeylerle kapanan kadınlar bilinçlendirilmek üzere bir araya geliyorlardı sık sık. Yakın bir zamanda tiyatroda rol almak için başvuru yapmaya gelen bir genç hanıma tiyatroya alınamayacağı söylendi. Genç hanım nedenini sorduğunda peçesi sebep olarak gösterilince daha dayanamadı. Peçesini bir hışımla açarak, etrafındakilere kan kusup birkaç cümlede çok can yakmıştı: Aha buyurun peçemi çıkardım. Kıyamet mi koptu? Depremler mi oldu? Bağda, bahçede peçeyle çarşafla iş mi görülür? Bu şehir bağnazlarının savunduğu bir görenek. Bunun yanlış olduğunu görüyor ama kılınızı bile kımıldatmıyorsunuz. Ama bu böyle sürüp gitmez. Ve bulunduğu yeri aynı hışımla terk etti.
Bu olaylar esnasında görünürde Sırplı bir genç Avusturya-Macaristan Veliahtı ile eşini öldürerek 1. Dünya Savaşını tetiklemiş oldu. Devletler artık kesin yanlarını belirlemişler, gruplar halinde savaşmaya hazır hale gelmişlerdi. Osmanlı hâlâ açıktaydı. Almanya Osmanlıyı can deposu olarak görmekte savaşa girerse de o niyetle sokmak istemektedir.
Osmanlı, Almanyanın iki savaş gemisini düşman devletlerden saklayarak tarafını belli etmişti. Ama bunun sonunun hazin olacağını kestirememişti. Çünkü Enver Paşa Alman hastasıydı. Varsa yoksa Almanlardı. İlk başlarda ağır başlılık yapmış ancak daha sonra Almanlık hayranlığı daha ağır basmıştı. Ve gemiler Osmanlıya sığındılar. Sığınmaları ile birlikte savaş çanları bazıları için ölüm çanları olarak da geçer- çalmaya başlamıştı. Çünkü Osmanlıdan kesin bir emir almadığı halde Alman gemileri, Rus Limanlarını bombalamışlardı. Böylece Osmanlı Savaşa girmiş oldu. Artık geri dönüş düşünülemezdi. Bu bombalama üzerine diğer düşman devletlerde Osmanlıya savaş açmış ve Çanakkale Boğazına yavaş yavaş gelmekteydiler. İşte bu Çanakkale Deniz Savaşının temellerinin atıldığının bir göstergesiydi. Çanakkale Boğazındaki yenilmez denilen armada sonunu kesin zafer olarak gördüğü bu savaşa hazırlanıyordu.
İşler gittikçe karışıyor içinden çıkılmaz bir hal alıyordu. Bu esnada Osmanlı Devleti çareyi cihat etmekte bulmuş yada buldurulmuştu. Çünkü cihat teklifini Almanlar Osmanlılara önerdi. Almanlar açısından kusursuz bir plandı. Dünyanın salt çoğunluğunun Müslüman olduğu düşünülecek olursa cihat çağrısına gelen Müslümanlarla iyi bir zafer alınabilirdi. Tabi ki Osmanlı cihat ilan ettikten sonra gelen bir tek Müslüman olsaydı Kimse aldırmamış, duymamazlıktan gelmişti. Çünkü düşman birlikler Osmanlılar ve Almanlardan önce davranıp Müslümanların beyinlerini yıkamışlardı. Ama katılmama sebebi beyin yıkaması olmayan kişilerde mevcuttu. Örneğin tarihçi Ziya Şakir Bey. Bu cihat çağrısını ve çağrının aslını bildiği için durumun mahiyetini şu kin dolu cümle ile dile getirecektir: Hz. Muhammed Cihat için Allahtan emir alıyordu. Biz Alman İmparatorundan alıyoruz. Ve son derece haklıydı da
Bir yandan Çanakkalede boğazın suyu savaş öncesi sessizliğini korumaya çalışırken diğer yanda Doğuda Rusların ilerleyişini durdurmak üzere büyük bir ordu Sarıkamış civarına doğru ilerliyordu. Vakit dar, hava koşulları olumsuz, ordu savaşlar sonrası çok bitap düşmüştü Çünkü ne doğru dürüst bir giyeceği ne de adam akıllı bir azığı vardı. Bu şartlar göz önüne alınarak Doğuda savaşın tehlikeli olabileceğini onlarca belki de yüzlerce kişi Enver Paşaya bildirdiler Ama bunlar nafile bir çaba olmaktan öteye gidemedi Yapılan yanlış hesaplamalar, Enver Paşanın gözünü karartan hırsı sonucu Türk ordusu Ruslara değil ancak çetin hava koşullarına yenilecek ve bu büyük kayıp bir kez daha Türkleri acıya boğacaktır. Enver Paşa bu olayın duyulmasını istemese de zaman içerisinde Sarıkamış Olayı diye tarihe geçmek için dilden dile dolaşacaktır.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen Türk Kadını kendini bilinçlendirmeye, vatanı için elinden gelenin en iyisini yapmaya karar vermiş ve çalışmalarını hızlandırmıştı. Dergiler çıkarıyorlar, iş yaratmaya çalışıyorlardı Hatta Enver Paşaya askere katılmaya hazır olduklarını beyan edeceklerdir.
Ve 19 Şubat 1915 günü büyük yenilmez armada, Çanakkale Deniz Savaşını başlattı. Her bir gemi en güçlü silahlarıyla saldırıyor, mermilerle, toplarla beraber ölüm, dehşet ve felaket yağıyordu. Buna göre düşmanların kazanması için hiçbir engel yoktu ve zafer kesindi. Eee ne de olsa onların sınırsız mermileri, güçlü topları bir de yiğit olarak adlandırdıkları askerleri vardı ki Zafer düşmanlar için çantada keklik misali gibi bir şeydi. Ancak daha sonraları tekrarlanacak bir sözün düşmanlar tarafından bilinmediği de apaçık ortada gibiydi: Geçmişini bilmeyenin geleceği olamaz. İyide ne alakası vardı? Yani ne geçmişiydi ki bu bilinmesi bu kadar önemliydi? Türklerin geçmişiydi. Zaman içerisinde tam da Türkler bitti derken Türkler bitiren taraf olmuşlardı. Yani planlarda ufak bir detay atlanılmıştı. Türkler hesaba katılmamıştı. Galiba savaş sonuna kadar da katılmayacaktı. Yani birkaç avuç Türk mü bu yenilmez armadayı durduracaktı Bu bir şaka olmalıydı Ama görünen köyün bir kılavuza ihtiyacı vardı çünkü savaş gittikçe daha zor bir hale gelmişti Türkler her an, her bir köşeden düşmanın önüne çıkıyor ya düşmanın canı alıyor yada kendi canını feda ediyordu.
Ama bu zorlama düşman tarafında hiçte iyi karşılanmıyor aksine daha çok sinir hastası olmalarına sebebiyet veriyordu. Hem karadan savunma hem de denizden savunma sürmekteydi. Bir deniz olayında Nazmi Beye ellerindeki mayın sayısı soruldu ve bu mayınların Çanakkale Boğazına çok dikkatli ve planlanan bir şekilde dizilmesi emredildi. Emir demiri keserdi bir Çanakkale Askeri için Bu değişmez yasalarıydı oradakilerin Her ne kadar işin ucunda büyük bir armada denize çıkacak ilk kişiyi vurmak için sabırsızlanıyor olsa da Nazmi Bey mürettebatını topladı ve Yüzbaşı Hakkı Beyi de yanına alarak Nusrat Mayınla yola çıktılar. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştü. Sabaha karşı Nusrat Mayın görevini başarı ile tamamlamış bir biçimde döndü Çanakkaleden sevinç çığlıkları yeri göğü inletti Belki Nusrat Mayının geri dönüşünden belki de o mayınların armadaya mezar olacağından herkes müthiş bir sevinç içerisindeydi Belki de ikisi yüzünden Ne de olsa yenilmez armadanın arasından geçip sessiz sedasız bir şekilde canları pahasına verilen görevi yerine getirmişledi Savaş gün geçtikçe kızışıyordu ama henüz net bir netice yoktu
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 39
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 22
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 27
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 19
