- Katılım
- 25 Ocak 2013
- Konular
- 6,740
- Mesajlar
- 21,611
- Online süresi
- 2d 13h
- Reaksiyon Skoru
- 2,176
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 4 Ay 21 Gün
- Başarım Puanı
- 509
- MmoLira
- 2,783
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
18. Bölüm
Onu kendime daha bir sıkı sardım. Hemen kolları belime sımsıkıca bir ahtapot gibi sarıldı. Yüzümü onun saçlarına götürünce bir terslik olduğunu anlasam da uyku sersemliğime verdim. Gözlerim kapalı olsa da ben onu kokusundan tanırım. O da yüzünü göğsüme yaslayınca, koku burnuma doldu. Aniden gözlerimi açınca Busenin değil de, Damlanın olduğunu görünce anılar üzerime göç eden kuşlar sürüsü gibi şimşekler çaktırdı. Kollarımda senelerden sonra ilk defa başka bir kadın vardı. Başka kadının teninin kokusu karıştı bedenime. Kendimi ne kadar geri çekmek istesem bile yapmadım. Buse o herifle gittiğinden gururum bunu yedirmedi ve geri çekmedim kendimi. Lanet olasıca gurur! Damla da benim olduğumu bilmeden yanımda yatıp, beni kendine daha da bastırdı. Uyanınca benim gibi o da pişman olacaktı ama iş işten geçti.
Başım yastıkta, yanımda başka bir kadın ile yaşadıklarım gözlerimin önünden film şeridi gibi geçti. Busenin benimle olan tanışması, hastalığı ve bizim sevgili oluşumuz. Onun masumiyetine bağlanışım. Onun aşkına aşık oluşum.
Evet, ben onun Yağıza olan aşkına aşıktım. O geceler boyunca bana aşık olduğu adamı ağlayarak anlatırken ben ona hayrandım. Bir insanın kalbine birini bu derecede sokmasına alışkın değilim. Benim yaşayamadığım bir şeydi. Sonrasında Buseye olan aşkımı anlayınca ona Yağızı unutturmak için kendime yeminler ettim ve başardım. Ya da başardığımı sandım. Hep aklında, kalbinde hatta rüyalarında belki de kâbusunda bile o varken; ben uzağım ona. Çin seddinden bile uzak.
Hayalimdeki kadının bir başka adımı sevmesi beni derinden her lanet gün yaralasa da benim ile olması ayakta tutunduğum dal. Beni sevdiğini söylerken gözleri parlamayıp, o adama bakarken bile gözleri yıldızlardan bile daha parlak. Yağızın, Damlaya olan sevgisi gibi Buse de beni seviyor. Hissedebiliyorum. Canım yansa da artık alıştım. Tek bildiğim onun bana ihanet etmeyeceğiydi.
İhanetten nefret ettiğinden kendisi de yapmaz diye düşündüm hep. Sonuç olarak yanıldım. Anlayabiliyorum bir nevi aslında onu. Aşkı, beyninin önüne geçti. Aşk böyle işte her şeyi yaptırıyor adama veya kadına. Lanet olasıca aşk. Olsa da canı yakan, olmasa da canı yakan aşktan artık nefret ediyorum.
Damlanın kıpırtısı ile aşktan daha da nefret ettim. Ben aşkıma ihanet eden zavallının tekiyim. Gü-günaydın. Demesi ile ağzından pişmanlığın psi döküldü. Ben de en az onun kadar pişmandım ne yazık ki.
Sana da günaydın. İle temasımız sona erdi. Damla hemen çıplaklığını örtmek için hemen üstüne çarşafı alarak banyoya koştu. Ben ise hala yatakta yatıyorum. Çünkü Damlanın yanına gidip de ona teselli verecek sözcüklerim yok benim. İkimizde bu lanet haltı yedik. Banyodan su sesi gelince duşa girdiğini anladım. Benim de duşa ihtiyacım vardı. Başka bir kişinin bedenimde kokusu dururken midem daha bulandı.
Kendimi suçlu hissetsem de, Buse ile Yağız orada kim bilir neler yaptı. Nedense hala Buseye kızamadığımı fark ettim. Geldiğinde yüzlerimize bakıp bunları geride bırakabilecek miydik? Ona bakıp bu yaptığımı kendi içimde ne kadar affedebilecektim?
Su sesi kesildiğinde yatakta biraz daha durup bir dakika daha olmadan yerde duran şortu alıp ayağıma geçirdim ve banyoya gitmek için adımlarımı attım. Damla da tam o sırada banyodan çıkarken karşı karşıya geldik. Ona bakmak beni tuhaf ve huzursuz hissettirdi. Hiçbir şey demeden yanından öylece gitmedim. Çekip gidemedim. En azından onun kendini iyi hissetmesi gerek.
Kolundan tutup: Bak Damla. Dedikten sonra bana bakmadığını görünce sesimi yükselterek bu sefer ona bağırdım. Yüzüme bak, çenesini de iki parmaklarım ile tutup kaldırdıktan sonra yüzüme bakmasını sağladım. Ona anda sessizce ağladığını gördüm. Sesimi alçak tutup konuşmaya başladım.
Lü-lütfen ağlama. Ben cümlemin devamını getiremeden kollarını bedenime sarışı ile sustum. Şuan susmamı istiyordu ve bende susacaktım.
Ö-özür dilerim. Dedikten sonra banyonun kapısından koşar adım çıkıp gitti. Kendimi soğuk suyu bırakınca gözlerimi sıkıca yumup olanları düşündüm.
Damlanın bizim eve gelişi. Busenin o çocuk ile gittiğini söyleyişi ve benim Damla ile birlikte oluşum. Artık yaşananlar ağır geliyorken, sinir ile sıktığım ellerimi duvara yumruk atarak geçirmeye çalıştım. Ellerim parçalanıp kanlar aksa bile umursamadım. Suyun altında kanlar delikten giderken hayatımın da elimden gittiğini hissettim. Gözlerimi sıkıca yumup o gelmeden önceki güzel anlara dönmeye diledim. Ama olmadı. Kendimi daha da zorladım ve sonunda o anları buldum.
O sıralar da Busenin hastalığı sebebi ile ailelerimiz çok sıkı gelip gidiyordu. Ben ise Buseye üzülmek başka bir şey yapamıyordum. Elinde telefonu birinin aramasını beklediği belliydi. Yağız denen çocuğu. Bana her ayrıntıları ile anlatmasa da, ondan bahsetmişti. İlk defa bu kadar aşık birini gördüğümden etkilendim. Tamam, çok sevgilim oldu ama onun kadar seveni görmedim ben. Ben de kimseyi o kadar çok sevemezdim ama bir kere o duyguyu tatmak istedim. Beni seven ve benim de onu sevebileceğim birini istedim ve buldum. Karşımda çaresizce oturan kızdı bulduğum kişi.
Buse sana bir şey sorabilir miyim? çekingen bir ifade ile bana bakıp: Tamam. Dedi. Onun bu çekingen hallerine bayılsam da, artık bir aydır bizim evdeydi ve çekinmeye ne gerek vardı ki?
Aşk nasıl bir şey? Veya sen, sen nasıl hala ona aşıksın? ben arkamdaki koltuğa arkamı yayılarak yasladıktan sonra oda elini çenesine koymuş düşünüyor gibi yapmaya başladı.
Sonunda gözlerini bana dikince yüzündeki gülümseme ile anlatmaya başladı. Aşk, güzel ve çirkin bir şey bana göre, Tek kaşımı kaldırıp ona bakarken düşündüm. Güzel ve çirkin ise özellik ile çirkin ise- neden insanlar aşık olmak istiyordu? Hatta aşk acı ve mutluluğun kaynağı. Bak şöyle düşün sen bir pamuk şeker istiyorsun tamam mı? dedikten sonra kafamı salladım ve konuşmasının devamını bekledim. Sonra paranız yok ve alamadınız ve sende ağlayarak oradan gittin, ama kalbinde acısı kaldı değil mi? tamam kabul kalırdı ama ben hep pamuk şekerini alan çocuktum. O yüzden bu duyguyu maalesef bilmiyorum.
Derin nefes aldıktan sonra o şekilli ve dolgun dudakları ile devam etti. Sonra biri gelir ve şekeri alır sende mutlu olursun. Bana göre aşk böyle. Herkes aşkını farklı yaşar, sonu ne olursa olsun. Aşkın sonu mutlu olmasa da, insanlar aşkı sever. Dedikten sonra arkasına yaslandı ve telefonu ile oynamaya başladı. Ben de onun söylediklerini düşünüyordum. Aşkının büyüklüğünü.
Yağız denen çocuk şanslıydı. Ama şansını kullanamayacak kadar da bencildi. Kızı bırakıp gitmiş ve aramamış. Buse buna üzülse de, ailesine belli etmemeye gayret eden bir kızdı. Güçlü kızdı. Ağlayıp, geceleri uyuyamasa bile güçlüydü. Ben bu güçlü kızdan hoşlansam bile onun bana aşık olmasını bekleyemem. Sonra aklıma gelen fikir ile güldüm. Belki ikimiz de içinde bir umut olabilirdi?
Buse sana bir teklifim var. Telefondan başını kaldırınca bütün cesaretim ile önüne gelip ellerinden tutup kendime doğru çektim onu. Şaşırsa da bir şey demedi.
Ben aşkı bilmiyorum. Hiç tatmadım. Sen tattın ve şuan acı çekiyorsun. Belki birine aşık olmak zor olacak senin için. Bana aşık ol demiyorum. Sadece beni sev istiyorum. Benim ile ol istiyorum. Seni mutlu görmeyi, gülmeni istiyorum. O çocuğu sana unutturmak istiyorum ne dersin? gözünden bir Damla yaş süzülürken hayatımızı değiştirecek o sözler dökülmüştü bile.
Kabul ediyorum.
O iki cümle ve on üç cümle hayatımı toptan değiştirdi. O eski Selim değildim artık. Sevdiği kişiye daha sadık ve gerçekten aşık adamdım. Onun hep başkasına aşık olduğunu bilerek yaşayan adam. Aşık olduğu kadın ile evlenecek ve mutlu olacak adamdım. Tek taraflık mutlu olacak adam.
Bazen haksızlık yaptığımı düşünmedim değil, ama aşk buydu işte. Ben imkansız birini seçmedim. Ya da bana aşık olan ve dünyalar güzeli kızı sevmedim. Ben masum ve ihanet etmeyen kızı seçtiğimi sanan kişiyim.
Selim. Orada mısın? kapının tıklatılması ile sonunda suyu kapatıp belime havluyu alıp kapıyı açtım. Damla, Busenin bornozunu giymişti. Daha yeni fark ederek yanından geçerken hemen karşıma geçti. Ellerini göğsümün üzerine koyduktan sonra ona baktım. O da bana bakıyorken biz orada öylece durduk.
Sessizliği bozan Damla oldu. Ben, ben özür dilerim Selim. Böyle olmasını istemedim. Ellerini çekip içeri girdikten sonra bende içeri girdim. Dolabımdan eşofman ve beyaz bir tişört alarak banyoya gidecekken hemen tekrar dolabın başına gittim. Busenin pantolonunu ve pembe bluzunu ona verdikten sonra çıktım. Her ne kadar gece onu çıplak görsem de, şimdi ona baktığımı görmesini istemedim. Sonuçta o ve ben pişmanlıktan geberip gidebiliriz.
Özür dilemene gerek yok. İkimiz yaptık. Bundan sonra ne olacak bilemem. Ama birbirimizi görünce kaçıp gidemeyiz. O yüzden devamını getiremedim ne diyebilirim ki?
A-anladım. Kıyafetler için sağ ol. Ben gitsem iyi olacak. bir şey demeden kapının sesinin duyulması ile koltuğa çöktüm. Kafamı ellerimin içine alarak bütün gözyaşlarımı akıttım. Akıtmaya da devam ettim.
Duygularım karmakarışıktı. Hem pişmanlık, hem de zafer vardı. Hem nefret ediyorum. Hem de aşık ve seviyorum. Telefonumun mesaj sesi ile elimi komidine uzatıp mesajı açtım. Damladan gelmişti.
Benden ne olur nefret etme. Arkadaşlığına ihtiyacım var.
Ondan nefret edemem. Onun suçu yoktu ki. Kendime hakim olamayan bendim. Hem benim de onun arkadaşlığına ihtiyacım vardı. Sevdiğim kadının yaptıklarından sonra yanımda birinin benim yanımda olması lazımdı.
Aşkı anlatırken pamuk şekerini kullanmıştı. Bence aşk gökyüzünde uçarken, birden paraşüt ile yere çakılmak gibiydi. Ben tam şuanda yere çakılmış, kendi çöküşümü izliyorum
İleri bölümden kesit:
Olmayacak bir hayale kaptırdım kendimi.
Sonra kuşkular sardı bedenimi.
Kocaman aşkın içinde kayboldum.
Bulamam yolumu sen olmayınca,
Yanım kalsan, hep yanımda olsan?
Gitmesen? Dursan öylece baksan bana?
Söz versen? Sözünden hiç dönmesen?
Ömrün boyunca beni hep sevsen?
Ama çok zor, bırakmazlar aşkımızı yaşatmazlar.
Birbirimize kalkan olmazsak eğer.
Kocaman bir aşkın içinde kayboldum.
Bulamam yolumu sen olmayınca
Onu kendime daha bir sıkı sardım. Hemen kolları belime sımsıkıca bir ahtapot gibi sarıldı. Yüzümü onun saçlarına götürünce bir terslik olduğunu anlasam da uyku sersemliğime verdim. Gözlerim kapalı olsa da ben onu kokusundan tanırım. O da yüzünü göğsüme yaslayınca, koku burnuma doldu. Aniden gözlerimi açınca Busenin değil de, Damlanın olduğunu görünce anılar üzerime göç eden kuşlar sürüsü gibi şimşekler çaktırdı. Kollarımda senelerden sonra ilk defa başka bir kadın vardı. Başka kadının teninin kokusu karıştı bedenime. Kendimi ne kadar geri çekmek istesem bile yapmadım. Buse o herifle gittiğinden gururum bunu yedirmedi ve geri çekmedim kendimi. Lanet olasıca gurur! Damla da benim olduğumu bilmeden yanımda yatıp, beni kendine daha da bastırdı. Uyanınca benim gibi o da pişman olacaktı ama iş işten geçti.
Başım yastıkta, yanımda başka bir kadın ile yaşadıklarım gözlerimin önünden film şeridi gibi geçti. Busenin benimle olan tanışması, hastalığı ve bizim sevgili oluşumuz. Onun masumiyetine bağlanışım. Onun aşkına aşık oluşum.
Evet, ben onun Yağıza olan aşkına aşıktım. O geceler boyunca bana aşık olduğu adamı ağlayarak anlatırken ben ona hayrandım. Bir insanın kalbine birini bu derecede sokmasına alışkın değilim. Benim yaşayamadığım bir şeydi. Sonrasında Buseye olan aşkımı anlayınca ona Yağızı unutturmak için kendime yeminler ettim ve başardım. Ya da başardığımı sandım. Hep aklında, kalbinde hatta rüyalarında belki de kâbusunda bile o varken; ben uzağım ona. Çin seddinden bile uzak.
Hayalimdeki kadının bir başka adımı sevmesi beni derinden her lanet gün yaralasa da benim ile olması ayakta tutunduğum dal. Beni sevdiğini söylerken gözleri parlamayıp, o adama bakarken bile gözleri yıldızlardan bile daha parlak. Yağızın, Damlaya olan sevgisi gibi Buse de beni seviyor. Hissedebiliyorum. Canım yansa da artık alıştım. Tek bildiğim onun bana ihanet etmeyeceğiydi.
İhanetten nefret ettiğinden kendisi de yapmaz diye düşündüm hep. Sonuç olarak yanıldım. Anlayabiliyorum bir nevi aslında onu. Aşkı, beyninin önüne geçti. Aşk böyle işte her şeyi yaptırıyor adama veya kadına. Lanet olasıca aşk. Olsa da canı yakan, olmasa da canı yakan aşktan artık nefret ediyorum.
Damlanın kıpırtısı ile aşktan daha da nefret ettim. Ben aşkıma ihanet eden zavallının tekiyim. Gü-günaydın. Demesi ile ağzından pişmanlığın psi döküldü. Ben de en az onun kadar pişmandım ne yazık ki.
Sana da günaydın. İle temasımız sona erdi. Damla hemen çıplaklığını örtmek için hemen üstüne çarşafı alarak banyoya koştu. Ben ise hala yatakta yatıyorum. Çünkü Damlanın yanına gidip de ona teselli verecek sözcüklerim yok benim. İkimizde bu lanet haltı yedik. Banyodan su sesi gelince duşa girdiğini anladım. Benim de duşa ihtiyacım vardı. Başka bir kişinin bedenimde kokusu dururken midem daha bulandı.
Kendimi suçlu hissetsem de, Buse ile Yağız orada kim bilir neler yaptı. Nedense hala Buseye kızamadığımı fark ettim. Geldiğinde yüzlerimize bakıp bunları geride bırakabilecek miydik? Ona bakıp bu yaptığımı kendi içimde ne kadar affedebilecektim?
Su sesi kesildiğinde yatakta biraz daha durup bir dakika daha olmadan yerde duran şortu alıp ayağıma geçirdim ve banyoya gitmek için adımlarımı attım. Damla da tam o sırada banyodan çıkarken karşı karşıya geldik. Ona bakmak beni tuhaf ve huzursuz hissettirdi. Hiçbir şey demeden yanından öylece gitmedim. Çekip gidemedim. En azından onun kendini iyi hissetmesi gerek.
Kolundan tutup: Bak Damla. Dedikten sonra bana bakmadığını görünce sesimi yükselterek bu sefer ona bağırdım. Yüzüme bak, çenesini de iki parmaklarım ile tutup kaldırdıktan sonra yüzüme bakmasını sağladım. Ona anda sessizce ağladığını gördüm. Sesimi alçak tutup konuşmaya başladım.
Lü-lütfen ağlama. Ben cümlemin devamını getiremeden kollarını bedenime sarışı ile sustum. Şuan susmamı istiyordu ve bende susacaktım.
Ö-özür dilerim. Dedikten sonra banyonun kapısından koşar adım çıkıp gitti. Kendimi soğuk suyu bırakınca gözlerimi sıkıca yumup olanları düşündüm.
Damlanın bizim eve gelişi. Busenin o çocuk ile gittiğini söyleyişi ve benim Damla ile birlikte oluşum. Artık yaşananlar ağır geliyorken, sinir ile sıktığım ellerimi duvara yumruk atarak geçirmeye çalıştım. Ellerim parçalanıp kanlar aksa bile umursamadım. Suyun altında kanlar delikten giderken hayatımın da elimden gittiğini hissettim. Gözlerimi sıkıca yumup o gelmeden önceki güzel anlara dönmeye diledim. Ama olmadı. Kendimi daha da zorladım ve sonunda o anları buldum.
O sıralar da Busenin hastalığı sebebi ile ailelerimiz çok sıkı gelip gidiyordu. Ben ise Buseye üzülmek başka bir şey yapamıyordum. Elinde telefonu birinin aramasını beklediği belliydi. Yağız denen çocuğu. Bana her ayrıntıları ile anlatmasa da, ondan bahsetmişti. İlk defa bu kadar aşık birini gördüğümden etkilendim. Tamam, çok sevgilim oldu ama onun kadar seveni görmedim ben. Ben de kimseyi o kadar çok sevemezdim ama bir kere o duyguyu tatmak istedim. Beni seven ve benim de onu sevebileceğim birini istedim ve buldum. Karşımda çaresizce oturan kızdı bulduğum kişi.
Buse sana bir şey sorabilir miyim? çekingen bir ifade ile bana bakıp: Tamam. Dedi. Onun bu çekingen hallerine bayılsam da, artık bir aydır bizim evdeydi ve çekinmeye ne gerek vardı ki?
Aşk nasıl bir şey? Veya sen, sen nasıl hala ona aşıksın? ben arkamdaki koltuğa arkamı yayılarak yasladıktan sonra oda elini çenesine koymuş düşünüyor gibi yapmaya başladı.
Sonunda gözlerini bana dikince yüzündeki gülümseme ile anlatmaya başladı. Aşk, güzel ve çirkin bir şey bana göre, Tek kaşımı kaldırıp ona bakarken düşündüm. Güzel ve çirkin ise özellik ile çirkin ise- neden insanlar aşık olmak istiyordu? Hatta aşk acı ve mutluluğun kaynağı. Bak şöyle düşün sen bir pamuk şeker istiyorsun tamam mı? dedikten sonra kafamı salladım ve konuşmasının devamını bekledim. Sonra paranız yok ve alamadınız ve sende ağlayarak oradan gittin, ama kalbinde acısı kaldı değil mi? tamam kabul kalırdı ama ben hep pamuk şekerini alan çocuktum. O yüzden bu duyguyu maalesef bilmiyorum.
Derin nefes aldıktan sonra o şekilli ve dolgun dudakları ile devam etti. Sonra biri gelir ve şekeri alır sende mutlu olursun. Bana göre aşk böyle. Herkes aşkını farklı yaşar, sonu ne olursa olsun. Aşkın sonu mutlu olmasa da, insanlar aşkı sever. Dedikten sonra arkasına yaslandı ve telefonu ile oynamaya başladı. Ben de onun söylediklerini düşünüyordum. Aşkının büyüklüğünü.
Yağız denen çocuk şanslıydı. Ama şansını kullanamayacak kadar da bencildi. Kızı bırakıp gitmiş ve aramamış. Buse buna üzülse de, ailesine belli etmemeye gayret eden bir kızdı. Güçlü kızdı. Ağlayıp, geceleri uyuyamasa bile güçlüydü. Ben bu güçlü kızdan hoşlansam bile onun bana aşık olmasını bekleyemem. Sonra aklıma gelen fikir ile güldüm. Belki ikimiz de içinde bir umut olabilirdi?
Buse sana bir teklifim var. Telefondan başını kaldırınca bütün cesaretim ile önüne gelip ellerinden tutup kendime doğru çektim onu. Şaşırsa da bir şey demedi.
Ben aşkı bilmiyorum. Hiç tatmadım. Sen tattın ve şuan acı çekiyorsun. Belki birine aşık olmak zor olacak senin için. Bana aşık ol demiyorum. Sadece beni sev istiyorum. Benim ile ol istiyorum. Seni mutlu görmeyi, gülmeni istiyorum. O çocuğu sana unutturmak istiyorum ne dersin? gözünden bir Damla yaş süzülürken hayatımızı değiştirecek o sözler dökülmüştü bile.
Kabul ediyorum.
O iki cümle ve on üç cümle hayatımı toptan değiştirdi. O eski Selim değildim artık. Sevdiği kişiye daha sadık ve gerçekten aşık adamdım. Onun hep başkasına aşık olduğunu bilerek yaşayan adam. Aşık olduğu kadın ile evlenecek ve mutlu olacak adamdım. Tek taraflık mutlu olacak adam.
Bazen haksızlık yaptığımı düşünmedim değil, ama aşk buydu işte. Ben imkansız birini seçmedim. Ya da bana aşık olan ve dünyalar güzeli kızı sevmedim. Ben masum ve ihanet etmeyen kızı seçtiğimi sanan kişiyim.
Selim. Orada mısın? kapının tıklatılması ile sonunda suyu kapatıp belime havluyu alıp kapıyı açtım. Damla, Busenin bornozunu giymişti. Daha yeni fark ederek yanından geçerken hemen karşıma geçti. Ellerini göğsümün üzerine koyduktan sonra ona baktım. O da bana bakıyorken biz orada öylece durduk.
Sessizliği bozan Damla oldu. Ben, ben özür dilerim Selim. Böyle olmasını istemedim. Ellerini çekip içeri girdikten sonra bende içeri girdim. Dolabımdan eşofman ve beyaz bir tişört alarak banyoya gidecekken hemen tekrar dolabın başına gittim. Busenin pantolonunu ve pembe bluzunu ona verdikten sonra çıktım. Her ne kadar gece onu çıplak görsem de, şimdi ona baktığımı görmesini istemedim. Sonuçta o ve ben pişmanlıktan geberip gidebiliriz.
Özür dilemene gerek yok. İkimiz yaptık. Bundan sonra ne olacak bilemem. Ama birbirimizi görünce kaçıp gidemeyiz. O yüzden devamını getiremedim ne diyebilirim ki?
A-anladım. Kıyafetler için sağ ol. Ben gitsem iyi olacak. bir şey demeden kapının sesinin duyulması ile koltuğa çöktüm. Kafamı ellerimin içine alarak bütün gözyaşlarımı akıttım. Akıtmaya da devam ettim.
Duygularım karmakarışıktı. Hem pişmanlık, hem de zafer vardı. Hem nefret ediyorum. Hem de aşık ve seviyorum. Telefonumun mesaj sesi ile elimi komidine uzatıp mesajı açtım. Damladan gelmişti.
Benden ne olur nefret etme. Arkadaşlığına ihtiyacım var.
Ondan nefret edemem. Onun suçu yoktu ki. Kendime hakim olamayan bendim. Hem benim de onun arkadaşlığına ihtiyacım vardı. Sevdiğim kadının yaptıklarından sonra yanımda birinin benim yanımda olması lazımdı.
Aşkı anlatırken pamuk şekerini kullanmıştı. Bence aşk gökyüzünde uçarken, birden paraşüt ile yere çakılmak gibiydi. Ben tam şuanda yere çakılmış, kendi çöküşümü izliyorum
İleri bölümden kesit:
Olmayacak bir hayale kaptırdım kendimi.
Sonra kuşkular sardı bedenimi.
Kocaman aşkın içinde kayboldum.
Bulamam yolumu sen olmayınca,
Yanım kalsan, hep yanımda olsan?
Gitmesen? Dursan öylece baksan bana?
Söz versen? Sözünden hiç dönmesen?
Ömrün boyunca beni hep sevsen?
Ama çok zor, bırakmazlar aşkımızı yaşatmazlar.
Birbirimize kalkan olmazsak eğer.
Kocaman bir aşkın içinde kayboldum.
Bulamam yolumu sen olmayınca



