Agora Metin2 1
Agora Metin2
Bvural41 1
Bvural41
romegames 1
romegames
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Best Studio 1
Best Studio
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
InfernoShade 1
InfernoShade
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Aşka Dokunuş - 18. Bölüm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 259

qecekondu06

Developer
Telefon Numarası Onaylanmış Üye
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
25 Ocak 2013
Konular
6,740
Mesajlar
21,611
Online süresi
2d 13h
Reaksiyon Skoru
2,176
Altın Konu
0
TM Yaşı
13 Yıl 4 Ay 20 Gün
Başarım Puanı
509
MmoLira
2,783
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Sanki sizin inadınıza uzadıkça uzayan günler vardır. Bende o zamanlardan birini yaşıyordum! Maalesef gün o kadar uzamıştı ki başımı duvara vurarak çığlık atmak istiyordum. Zaten Yalçın okula gelememişti, yalnızlığım diz boyu! Ece desem Olcay’la ne konuştuğunu söylememiş üstüne bir de tüm gününü onun yanındaki boş masa da oturarak geçirmişti. İkisi bir şeyler fısıldanırken kaşlarım çatıldı.
‘‘Benim hakkımda dedikodu yapıyorsanız suratınızı sivilceler bassın!’’
‘‘İmge ya!’’ dedi Ece öfkeyle dudaklarını büzerken. ‘‘Çocuk gibisin valla. Çıkış geldi, sabret bir yarım saat daha.’’
Asmin’in alaylı bakışları bana dönünce yanaklarımın kızardığını hissettim. Suçlulukla başımı eğdiğimde ‘‘Gitmeye çok meraklıymışım gibi davranıyorsunuz!’’ diye söylenmekten kendimi alamadım.
‘‘Tabi canım. Bütün gün saate öylesine baktın. Bin kere ofladın. Ve suratın asık gezdin. Bunları fark edemeyecek kadar salaktık?’’
‘‘Saçmalıyorsun.’’ derken gözlerimi devirmiştim. Şuan hepimiz sıraya yayılmış Asmin ve Ece’nin toplanmasını bekliyorduk. Evet, sınıfta az kişi kalmıştı çünkü herkes çıkmıştı. Fatih ise bilerek yavaşça toparlanıyordu. Bütün gün bakışları benim üzerimde gezmişti. Ne kadar belli etmemeye çalışsam da feci gerilmiştim. Tüm düşüncelerimi biliyormuş gibiydi, ondan kaçtığımı anlamıştı belki de.
Fatih’i üzmeyecek, germeyecek şekilde davranmalıydım ama bilemiyordum. Onunla normal konuşsam ağzımdan bir şeyler kaçırırım diye korkuyordum. Saklansam ise sinirlendiririm diye.
Kocaman bir çıkmazdaydık ve bize anahtarı uzatan kişi; Fatih’ti. Gerçeklerimiz, ilişkimiz onun avuçları arasındaydı.
Bunları aklımdan silmek istiyordum, en azından bugünlük. Tek omzuma astığım çantayı sabırsızca kıpırdattım. Ece ukala bir sırıtışla ‘‘Bitti,’’ diye seslendi. ‘‘İmge’nin endişesini dindirebiliriz artık.’’
Ne diye Ece cadısıyla uğraşmıştım ki ben? Acısını kat be kat daha kötü çıkartıyordu. Pislik! Ben imalarımı onlarla yalnızken yapmıştım! Ama şuan yanımızda hem Asmin hem de Çağan vardı!
‘‘Kapa çeneni.’’ dedim kaşlarım çatılırken. En önden yürümeye başladığımda arkamdan yükselen kıkırtıları umursamadım. Büyük adımlar atmaya çalışıyordum, Yalçın’ın yanına ne kadar çabuk ulaşırsam o kadar çok vakit geçirecektik! Asmin’in koluma girdiğini hissedince ona döndüm. Yüzünde güller açıyordu, iyi bir ilişkileri olduğunu biliyordum en azından.
‘‘Çağan’la sevgili değiliz,’’ dedi oflayarak. Aniden ruh hali değişti ve tekrar gülümsemeye başladı. ‘‘Ama arkadaş da değiliz! Allah’ım. Nasıl güzel gülüyor bir baksan? O gülümsediğinde yer oynuyor yerinden. Titriyorum, vücudum mutluluk hormonu salgılıyor. Resmen onun sevinci bana bulaşıyor! Her ne kadar insanlar arasına karışmaktan ürkse de benim hatırım için geliyor. Mükemmel değil mi?’’
Asmin’in nefes dahi almadan konuşmaya başlamasıyla yüzüme engelleyemediğim bir sırıtış oturdu.
Muhabbete o kadar dalmıştık ki Olcay’ın seslenmesiyle binaya ulaştığımızı fark edebildik. Çağan’ın ellerindeki poşette hasta ziyaretinin vazgeçilmezi muz, meyve suyu ve çikolata vardı. Kapıdan girdiğimizde Olcay bize rehberlik ederek giriş kattaki kapının ziline bastı.
Yalçın dışarı çıktığında zar zor çığlığımı engelleyebildim. Mahvolmuştu! Gözleri yarı kapalıydı ayrıca şişmişti, dudakları kurumuştu. Burnu kızarmıştı ve elinde peçete tutuyordu. Basit bir siyah tişört, gri eşofman giymişti. Önceden haberi olduğundan şaşırmamıştı. Eliyle saçlarını dağıtırken kenara çekildi ve ‘‘Girsenize.’’ dedi.
Heyecanla Olcay’ın peşinden yürüdüğümde bana göz kırptığını görebildim. Hepimiz ayakkabılarımızı çıkarınca dudaklarımın arasından kaçan kahkahaya engel olamadım. Sürü gibiydik resmen! Kapının önüne yığılmış spor ayakkabılara bakarken Yalçın omuz silkti. Sanırım pek önemsemiyordu.
Salona girdiğimizde gözlerim her detayı incelemeye başladı. Yalçın’a dair hiçbir şeyi kaçırmak istemiyordum. Burası onun eviydi!
‘‘Hoş geldiniz *Öksürük* Sınav sonuçları *Öksürük* ne oldu?’’
Onun ne kadar kötü hastalandığını bir kez daha anlarken içim cız etti. Ayaklandım kendime engel olamadan. ‘‘Çorba falan var mı evde? Isıtayım da iç. Çok fena öksürüyorsun.’’
‘‘Buzdolabında olacaktı *Öksürük*’’
Çağan onun aldığı güzel notu haber verirken bende Olcay’ın rehberliği eşliğinde mutfağa geçtim. Asmin ve Ece’de yanımıza gelirken garip bir heyecan seline kapıldım. Normalde çok ev işi yapan bir insan değildim ama çorbayı da ısıtabilirdim herhalde.
Mantar çorbasını ocağa koyarken Asmin ve Ece’nin kaş göz işaretleriyle anlaştıklarını gördüm. ‘‘Neler oluyor yine?’’ dedim gözlerimi kısarken. Omuz silkerek ortadan kaybolduklarında peşlerinden öfkeyle homurdandım.
Hem ardımdan geliyorlar, hem de hiçbir iş yapmadan toz oluyorlardı! Tahta kaşıkla çorbayı karıştırırken öksürük sesi duydum. Hemen arkama dönüp Yalçın’ın ayakta zor duran haline baktım. ‘‘Otursana.’’ dedim sesimin normal çıkmasını dilerken. O ise koyulaşmış gözlerini bana dikmiş, kapının pervazına yaslanmıştı. Hiç kıpırdamadan güldü.
‘‘Çok yakıştın.’’
‘‘Efendim?’’ dedim anlamayarak. Neden bahsediyordu bu Allah aşkına?
‘‘Mutfağıma, evime, her şeyime. Çok yakıştın.’’
Yalçın bazı anlarda öyle sözler söylüyordu ki ne yapacağımı şaşırıyordum. Şuan da o durumlardan birindeydim. Kendimi toplayabilmek adına olduğum yerde kıpırdandım. Bu halime kahkaha atarak sandalyelerden birine yerleşti. İçeridekileri unutmuştum bile.
‘‘Pek anlamam ev işlerinden.’’ diyebildim o heyecanın içinde. ‘‘Neyse ki ben iyi bir eş olacağım.’’ dedi dişlerini gösteren gülücükle. Sanırım Yalçın’ın istediği elimin ayağıma dolaşmasıydı. Ve başarıyordu.
‘‘Ne yapıyorsunuz aşk kuşları?’’
Aldığım derin nefesle Olcay’a baktım. Hayır, aramızdaki açıklamamıştık ama herkes biliyor gibi davranıyordu. ‘‘Yeter! Sabahtan beri hepiniz ima edip duruyorsunuz. Biz sevgili olsak siz göbek atacaksınız!’’
Yalçın öfkeyle başını masaya yaslayınca uyaran bir bakış atmayı ihmal etmedim. Çorba köpürürken hayal kırıklığıyla inledim. Çorbayı da halledebilirim demiştim değil mi? Halledemezmişim.
‘‘Seni alan koca yandı.’’ diyerek keyifle tezgâha yaslandı Olcay. Bariz şekilde benimle dalga geçiyordu ve ben sinirden kafayı yemek üzereydim! ‘‘Tamam,’’ diye inledim çorbayı fırlatırcasına masaya koyarken. ‘‘Kabul ediyorum. Beceriksizim, yapamıyorum, iyi bir ev hanımı olamayacağım! Aman ne büyük kayıp.’’
Gözlerimi devirdikten sonra ikisine çaktırmamaya çalışarak musluğa yaklaştım. Çorbayı havlusuz tuttuğumdan olsa gerek elim yanmıştı. Acısı her an artarken çeşmeyi açtım. Elimi altına koyup soğuk suyla ferahladım. En azından sızısını dindirmişti.
Arkamı dönmemle Yalçın’ın sert bedeniyle karşılaştım. Kaşları çatılmıştı, çenesi kilitlenmişti, endişeli gözüküyordu. İri avuçları arasına hapsettiği elime baktı bir süre. Olcay’ın varlığını umursamıyor gibiydi. Seslice iç çektikten sonra başını eğdi.
Anlık bir dürtüyle öpecek sandım fakat bunun yerine üflemeyi tercih etti. İçime dolan sıcacık hisle sarmalandım. Yalçın’ın ılık nefesi parmaklarıma çarparken heyecanım tavan yapmıştı. Yaptığı şey ona olan sevgimi katlıyordu sanki. Gözlerini kaldırıp bana baktığında soluğum boğazıma tıkıldı kaldı.
‘‘Artık acımıyor değil mi?’’
Ne diyebilirdim ki? Avuçları ellerimi sardığı an zaten hissetmemeye başlamıştım o sızıyı. Dudaklarım benden izinsiz iki yana kıvrılırken başımı olumsuz anlamda sallayabildim. Yalçın için romantik olmadığını düşünsem de bazı hareketleriyle sevgisini öyle yoğun hissettiriyordu ki nasıl hareket edeceğimi bilemiyordum. Bu da o anları özel kılıyordu.
‘‘Resmen filmden çıkma bir an yaşıyorlar, of ya! Çok kıskandım.’’
Olduğum yerde sıçradığımda bize kötücül bakışlar atan Ece’yle karşılaştım. Asmin onun arkasında kıkırdadı. ‘‘Ece! Maşallah de, nazar değdireceksin.’’
Beni utandırmak için yaptıklarına yemin edebilirdim. İkisinin de yüzlerine yerleşen oyuncu gülümseme amaçlarını belli ediyordu. Yalçın sıkıntılı bir ifadeyle saçlarını karıştırdı.
‘‘Zaten anladılar!’’ diye homurdandı. ‘‘Şimdi gidin ve beni sevgilimle yalnız bırakın.’’
Ece’den yükselen çığlık öyle yüksek bir perdedeydi ki kulaklarımı tıkamak istedim. Asmin olduğu yerde ellerini çırparken Olcay içmekte olduğu suyu boğazına kaçırdı. O öksürmeye başlayınca Yalçın’ın koluna yavaşça vurdum. ‘‘Bu tuzaktı, anlamaya çalışıyorlardı ve senin bunu bildiğine eminim.’’
Gözlerini kısarak masum ifadesini takınmaya çalıştı. Onun şapşal halini sırıtmaktan kendimi alamadım. Hapşırınca hızla arkasını döndü. Olcay kendine geldiğinde kollarını bağlayarak hesap soran bir poza büründü.
‘‘Yalçın!’’ dedi ciddiyet dolu sesiyle. ‘‘Bu kızı üzersen karşında beni bulursun.’’
Ece ve Asmin’den onaylayan mırıltılar gelirken Çağan’da mutfağa geldi. ‘‘Ben Yalçın’ın tarafındayım gençler.’’ dedi masadan destek alırken. ‘‘İmge onu çiğ çiğ yer!’’
Asmin dönerek Çağan’a öyle bir bakış attı ki ben bile olduğum yere sindim. ‘‘Sen benim arkadaşıma neden alaylı konuşuyorsun bakayım! Siz hiç İmge gibi kız gördünüz mü hayırsızlar? Hah, bir de beğenmiyor. Asıl Yalçın zavallıcığı hayattan bezdirir.’’
Onların atışmasını izlerken kafamı dolaplara vurmak istedim. İşte tam bu yüzden açıklamak istemiyordum. Eğer ayrılırsak, birbirine düşman olacak iki kitle oluşacaktı. Lise hayatımız zorlaşacaktı sadece.
‘‘Gördün mü?’’ dedim işaret parmağımla hararetle tartışma içine giren Asmin ve Çağan’ı gösterirken. ‘‘Bende bundan korkuyordum işte.’’
Basitçe omuz silkerek sandalyesine yerleşti. Ayakta yorulmuş olmalıydı, çok uyumadığı ise altları moraran gözlerinden belliydi.
‘‘Yalçın yoruldu sanki. Hadi kalkalım. Hasta ziyareti kısa olur.’’
Tam yanından geçmek üzereydim ki elimi yakaladı. ‘‘Hayır, hayır! Ben iyiyim, gerçekten! Biraz daha kalın. Hem çorba da var. Taşmak üzere ocaktan alınmış olsa da.’’
Yemeğin içindeki kaşığı alarak soğumaya yüz tutmuş çorbasını yemeye başladı. Olcay ıslık çalarak keyifle arkadaşını izledi. ‘‘Yalçın’ın böyle kılıbık olacağını söyleseler onlara bir tarafımla gülerdim!’’
‘‘İmge’’ dedi Asmin sondaki e harfini uzatarak. Bundan anlamalıydım ki istediği herhangi bir şey vardı. ‘‘Ne var?’’ dedim sakin olmaya çalışarak. Arada Olcay’a kötücül bakışlarımı yöneltiyordum. Yalçın kılıbık olarak adlandırılacak son erkek bile değildi! Sadece isteklerime saygı duyuyordu o kadar.
‘‘Yalçın’a nasıl sesleniyorsun? Sevgilim falan diye mi?’’
Asmin’in söylediği şeyi anlayan Yalçın öyle kuvvetli öksürdü ki hemen sırtına vurmaya başladım. ‘‘Pis cahil,’’ diyerek kıkırdadı Ece. ‘‘Birinin boğazına bir şey takıldığında sırtına vurmak durumu güçleştirir.’’
Hemen elimi sırtından çektim. ‘‘Asmin’’ dedim uyarıcı bir tonla. ‘‘Sevgilime nasıl seslendiğim beni ilgilendirir!’’
Birinci sınıf çocuğu gibi ‘ooo’ faslı geçince gözlerimi devirdim. Hepsi çocuk gibiydi, yine de iyi ki hayatıma girmişler diye düşünüyordum. Onların neşeli halleri bulaşıcıydı sanki. Yalçın veya Ece mutlu olduğunda bende fark etmeden gülümsemeye başlıyordum.
‘‘Ya siz çok tatlı bir çiftsiniz, yerim ben sizi. Ay tiplere bak.’’
Yalçın’ın omzuna uyarıcı, hafif bir yumruk attım. ‘‘Çık çıkabilirsen işin içinden!’’ diye homurdandım. ‘‘Hoşuna gidiyor mu şu olay?’’
Kaşığını boşalmış tabağın içine koyarak kalktı ve tezgâha bıraktı. Ardından bana dönerek yaramaz çocuk gülümsemesini takındı. ‘‘Ne tatlıyız işte! Ay yerler bizi yerler.’’
Gözlerimi bir süre kırpıştırdım, Yalçın ciddi miydi yoksa bizimle feci halde dalga mı geçiyordu anlamaya çalışıyordum. Sanırım herkes onun cümlesiyle şok olmuştu. Çünkü Ece kocaman açılmış gözleri, aralanmış dudaklarıyla benden çok şaşırmış gibiydi.
‘‘Olcay,’’ dedi Asmin birkaç adımla Yalçın’ın dibine girerken. ‘‘Bu arkadaşın başka ikizi falan var mı? Veya bilimsel deneyle klonu falan mı oluşturuldu?’’
‘‘Ha. Ha. Ha. Siz geçin dalganızı.’’
Geri çekilerek tezgâha yaslandı bu sefer. O an aklıma gelmişti. ‘‘Asmin ve Ece. Özellikle siz ikiniz, asla ve asla okuldakilere sevgili olduğumuzu çaktırmıyorsunuz.’’
‘‘Ama bizim hayallerimiz vardı!’’ dedi Asmin yüzünü buruşturarak. ‘‘Sizi sürekli yan yana getirecektik, birbirinizden sıkılacaktınız falan. Of of. Hain planlarımızı nasıl gerçekleştireceğiz şimdi?’’
Kaşlarımı şaka maksatlı çattım. ‘‘Hey, sizin yok diye kıskanmayın!’’ dedikten sonra aniden Yalçın’ın koluna sarılıverdim. Olcay sandalyesinden düşüyormuş gibi yaparken kıkırdadım. ‘‘Bence klonlanan İmge! O…O… Yalçın’ın koluna mı girdi yoksa gözlerim bana ihanet ederek hayal mi görüyor?’’
‘‘Höst!’’ dedi Yalçın arkadaşına doğru hamle yaparken. ‘‘Ne diyorsun hayal meyal?’’
‘‘Ay bir de kıskandı’’ diyerek etrafa çiçekler saçıyormuşuz gibi biz baktı Asmin. Onların esprilerine gülmekten çenem ağrımaya başlamıştı. ‘‘Ailen nerede?’’ diye sordum yokluklarının farkına varırken. ‘‘Hastayken burada olmaları gerekmez mi?’’
Ortam aniden öyle gerildi ki hiç konuşmamış olmayı diledim içten içe. Olcay bir şeyler söylemek istercesine ağzını araladı. Asmin suskunlaştı, Çağan mutfaktan çıktı. Ece ve ben hiçbir şey anlayamadığımızdan olsa gerek sadece bu garip manzarayı seyrediyorduk.
‘‘Ben… Yanlış şeyler söylediysem… Özür dilerim.’’
Ne desem karar verememiştim. Yalçın’ın neşesini tek cümleyle yok edebildiğim için kalbim suçlulukla kavruluyordu. Onun asık suratını sevmiyordum, öfkeli hali gözümün önüne belirince görmezden gelmeye çalıştım.
Saçlarımı karıştırarak yaslandığı yerden doğruldu. ‘‘Sorun değil.’’ dedi gülümsemeyi denerken. ‘‘Ah, çok yoruldum. Kovmak değil de azıcık uyusam..’’
Olcay ilk kendini toplayan oldu. Titreyen kahkahalarından birini savurdu. Ardından Ece’yi çekiştirdi. ‘‘Yalçın bey, hasta hissediyor. Hadi onu yalnız bırakalım.’’
‘‘Sorun olmayacak mı?’’
Bana yumuşak gözlerle baktı, buna rağmen hüznünü görebiliyordum. Yalçın’ın ailesiyle alakalı gizlediği şeyler vardı. Adım kadar emindim.
‘‘Git, iyi olacağım.’’
Onun sözünü dinleyerek herkesle birlikte ayaklandım. Ellerim aniden kışta kalmışçasına üşümeye başlamıştı. ‘‘Muzları ye, onlara ne kadar para saydık biliyor musun?’’
Çağan’ın söyledikleriyle son bir kıkırdama tufanı oldu. O kadar dalmıştım ki espriyi anlayamadım bile. Ayakkabılarımı giyerken son kez ona baktım. Ailesinden bahsedilmesi karşısında gösterdiği tepki normal değildi. Çok büyük sorunları olduğunu düşünüyordum. İç çekmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
Onunla sevgili olduktan sonra sorularıma, merakıma gem vurmak zorlaşmaya başlamıştı. Yalçın’la ilişkimiz boyut atlamış olsa da aramızda bilinmeyenler vardı, hatta sırlar. Bana güvendiğini biliyordum fakat hala tam anlamıyla açmamıştı kendini.
Onun hakkında bildiğim şeyler sınırlıydı ki bu da moralimi bozuyordu. Yalçın hakkında gereksiz şeyleri bile öğrenmek istiyordum, onun aksine.
Herkesle yürürken aklıma Ece ile konuşmayı kaydettim. Ona sorular sormalı, ilgilendiğimi ve unutmadığımı hissettirmeliydim. Sevgilimi düşünürken kardeşimi ihmal edemezdim. İkimizin arasında kan bağı yoktu belki. Daha kuvvetliydi bizi birbirimize bağlayan değerler.
Yol ayrımında anca kendime gelebildim, Olcay’ın kafan bir milyon esprisine gülmedim. Herkes anlayabilmişti umutsuz hislerimi. Bu yüzden zorlamadılar. Asmin ile Çağan otobüs durağına ilerlediler. Ben ve Ece yürüme mesafesindeki evimize ilerlemeye başladık. İki dakika sonra Olcay’ın ne yaptığını görmek için kafamı çevirdiğimde geriye dönerek geldiğimiz yolu yürüdüğüne şahit oldum.
‘‘Konuşmak ister misin İmge?’’
‘‘Henüz değil.’’
Bu diyalog eve gidene kadar aramızdaki konuşmayı kesti. Sessizlik içinde evimize gelebildiğimizde yorgunluk çöktü üstüme. Kendimi yatağa atarak gözlerimi kapattım. Şuan düşünmek demek kendimi depresyona sokmak demekti. Ki istediğim son şey bile değildi bu.
Yastığıma sarılırken Yalçın’ın üzgün, kırgın ve kızgın ifadesi canlandı hayalimde. Sorun olmadığını söyleyen sesi çınladı kulaklarımda. Onunla birlikte uykunun kollarına düşerken gülümsedim. Onunkine benzer bir gülümseyişti. Hüzünlü.
Telefonumun melodik sesiyle uyandım zar zor. Acıyan gözlerim, ağzımdaki safra tadı, daha fazla yorgun düşen bedenim ikindi uykusunun zararlarını hatırlattı. Gelen mesaj yüzünden uyanmıştım. Homurdanarak saate baktım. Hah, dokuz! Yaklaşık üç saattir mi uyuyordum şimdi?
E yuh bana da!
Yalçın’dan gelen mesaj olduğunu görünce heyecanla açtım ekranı.
‘Aşağıdayım’
Gece olmasını geçtim hastaydı! Neden gelmişti ki? İçimden bir ses bana ihtiyaç duyduğunu söyleyince hemen ayaklandım. Değiştirmeye fırsat bulamadığım kıyafetlerin içinde neredeyse koşarak aşağıya indim. Babam yatak odasında olmalıydı çünkü salonun ışığı sönmüştü. Ece’nin nerede olduğuysa meçhuldü.
Bahçe kapısını açarken etrafa birkaç bakış attım. İzlenmek istemiyordum, yalnız olmak her zaman favorimdi.
Gözlerimi ovuşturdum ve aniden ayaklandığım için dönen başıma küfürler yağdırdım. Tabi içimden. Ayakkabılarım arka kısmını ezdiğimden çekeceğim vicdan azabını sonraya bıraktım. Şuan işlerim daha önemliydi.
Her şeyi bekliyordum.
Romantik bir Yalçın. Üzgün bir Yalçın. Morali bozuk bir Yalçın.
Ama beklediğim gibi olmadı. Gördüğüm kaşından kan sızan, dudağı patlamış ve gözleri sulanmış bir Yalçın’dı.

19. Bölümden Alıntı:
Kocaman bir yumru mideme oturdu. Sanki oraya tuğla koymuşlar gibi. Göğsümdeki baskı ise üzüntümün timsaliydi. Yalçın bana ihtiyaç duyduğunu belli eder şekilde sarılmıştı. Sarılmak için değil de gerçekten istediği için.
‘‘Artık acımıyor değil mi?’’ diye mırıldandım geri çekilemeden. Hareket kabiliyetim sıfırdı, halimden memnun olmadığımı söyleyemezdim. Onu taklit ettiğimi anımsayınca anlık olarak omuzları titredi. Ellerimi göğsüne koyarak aramıza azıcık mesafe koydum. Parmak uçlarımda kalkarken kanayan kaşına doğru nefesimi üfledim. Bakışlarının ağırlığını her hücremde hissedebiliyordum. Gözlerimi ona çevirmedim, zaman tanıyordum.
‘‘Artık acımıyor.’’ diye destekledi söylediğim sözü. Sol eli çenemi kavrayınca, işte tam o anda gözlerine bakabildim. ‘‘Sana sarıldığım an geçti gitti bile.’’

10513535_777296905654922_7080517361388703521_n.jpg
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst