Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
68 DÖNEMİ
1968 yılında Pariste meydana gelen öğrenci eylemleri, bu tarihe kadar görülmemiş bir düzeye ve etkinliğe ulaştı. Tüm Fransız toplumunu tepeden tırnağa sarstı ve etkileri diğer ülkelere kadar yayıldı. Nantes Üniversitesi 22 Martta öğrenciler tarafından işgal edildi. Ay boyunca Fransanın birçok şehrinde sürekli yürüyüş, toplantı, gösteri eylemleri sürdü. Dokuz milyon işçinin genel greve gitmesi ile işçi ve öğrenci eylemlerinin toplumu büyük bir güçle sarstığı görülüyordu. Öğrenciler, Sınıfsız Toplum istiyordu.
Öğrenci hareketleri daha sonra İtalyada, Batı Almanyada, İngilterede ve birçok ülkede görüldü.
Öğrenci eylemlerinin tümünde, mevcut toplumsal yapıyı reddetmeleri ve bu yapıyı köklü bir şekilde değiştirmeyi amaçladıkları görülmekteydi. Parlamenter mücadele biçimlerinin reddi, demokratik olmayan eylem biçimleri ve şiddeti benimsemeleri ortak özellikleri olmuştur.
Türkiyeye gelince, 1960-1970 dönemi eylemlerinde yer alan devrimci gençlik liderlerinden olan Harun Karadeniz şöyle açıklamaktadır; Gençlik olarak biz ülke sorunları ile ilgilenmeyi görev biliyoruz ve ülke sorunları ile ilgilenip etken olduğumuz ölçüde görevimizi yaptığımıza inanıyoruz. Çünkü ülkenin geleceği, gençliğin geleceğinden ayrı düşünülemez. Biz ülke sorunlarıyla ilgilenmek ile gerçekte kendi geleceğimize sahip çıkmış oluyoruz!
1964 yılındaki öğrenci eylemleri ve reform istekleri 1968-1969 yıllarında ilkokuldan üniversiteye kadar eğitimde devrim isteklerine dönüşmüştü.
18 Mart 1968 tarihinde İTÜ Mimarlık Fakültesi öğrencilerinin yayınladıkları bildiri şöyleydi:
Biz, neden bize uygulanan yönetmeliklerin hazırlanmasında söz sahibi olmayalım?
Biz, neden rektörümüzü, dekanımızı seçmek hakkına sahip olmayalım?
Biz, neden ülkemiz gerçeklerine aykırı, kokuşmuş bir eğitim sistemiyle yıllarımızı harcayalım?
Biz, neden toplumumuzu ilgilendiren sorunlara eğilmekten alıkonulalım?
1965 yıllarından sonra öğrencilerin siyasal eylemleri sol doğrultusunda gelişmiş, eylemler siyasal iktidarlara karşı yapılmıştır. Eylemin belirgin niteliklerinden birisi Ulusçuluk olmaktadır. Ancak ulusçuluk daha tutarlı bir içeriğe bürünmekte, Anti-Emperyalist olarak belirginleşmektedir.
Üniversite işgalleri, ilki İstanbul Üniversitesinde olmak üzere bütün yurda yayıldı.
1968 Temmuz ayında, 6.Filoya karşı yapılan gösterilerle, öğrenci tutuklamaları başlamıştı. Ankarada arabalar, İstanbulda Amerikan bayrakları yakılmaktaydı. Bundan sonraki öğrenci eylemlerinde konular şöyle sıralanabilir;
Montaj sanayine HAYIR!
Ortak pazara HAYIR!
Amerikan emperyalizmine ve 6.Filoya HAYIR!
Onların amacı; sadece, tam bağımsız, daha kalkınmış, eşit paylaşımcı, insanları eğitimli, sağlıklı, mutlu bir Türkiye yaratmaktı.
12 Eylül 1980 Askeri darbesiyle Türkiyede yeni bir dönem başlayacaktı. Askeri iktidar ve sonraki iktidarlarla, partiler, sivil toplum örgütleri kapatılarak, gençlerle iletişim ve bağlar koptu. Toplumsal konulara duyarlı, tartışmacı gençlik yerine suskun, küskün, bireyci toplum gelişti. Gençlik örgütsüzlüğe mahkum edildi, Türkiye gittikçe daha büyük sorunların esiri haline geldi, getirildi. Benim memurum işini bilir. , Yasa bir kez delinmişse bundan ne çıkar! anlayışı hakim oldu.
Günümüze gelindiğinde ise, parti ve sivil toplum örgütlerinin aktifleşmesiyle gençler yine duyarlı olmaya başlamakta, örneğin küreselleşme olgusu tartışılmaktadır.
1968 yılında Pariste meydana gelen öğrenci eylemleri, bu tarihe kadar görülmemiş bir düzeye ve etkinliğe ulaştı. Tüm Fransız toplumunu tepeden tırnağa sarstı ve etkileri diğer ülkelere kadar yayıldı. Nantes Üniversitesi 22 Martta öğrenciler tarafından işgal edildi. Ay boyunca Fransanın birçok şehrinde sürekli yürüyüş, toplantı, gösteri eylemleri sürdü. Dokuz milyon işçinin genel greve gitmesi ile işçi ve öğrenci eylemlerinin toplumu büyük bir güçle sarstığı görülüyordu. Öğrenciler, Sınıfsız Toplum istiyordu.
Öğrenci hareketleri daha sonra İtalyada, Batı Almanyada, İngilterede ve birçok ülkede görüldü.
Öğrenci eylemlerinin tümünde, mevcut toplumsal yapıyı reddetmeleri ve bu yapıyı köklü bir şekilde değiştirmeyi amaçladıkları görülmekteydi. Parlamenter mücadele biçimlerinin reddi, demokratik olmayan eylem biçimleri ve şiddeti benimsemeleri ortak özellikleri olmuştur.
Türkiyeye gelince, 1960-1970 dönemi eylemlerinde yer alan devrimci gençlik liderlerinden olan Harun Karadeniz şöyle açıklamaktadır; Gençlik olarak biz ülke sorunları ile ilgilenmeyi görev biliyoruz ve ülke sorunları ile ilgilenip etken olduğumuz ölçüde görevimizi yaptığımıza inanıyoruz. Çünkü ülkenin geleceği, gençliğin geleceğinden ayrı düşünülemez. Biz ülke sorunlarıyla ilgilenmek ile gerçekte kendi geleceğimize sahip çıkmış oluyoruz!
1964 yılındaki öğrenci eylemleri ve reform istekleri 1968-1969 yıllarında ilkokuldan üniversiteye kadar eğitimde devrim isteklerine dönüşmüştü.
18 Mart 1968 tarihinde İTÜ Mimarlık Fakültesi öğrencilerinin yayınladıkları bildiri şöyleydi:
Biz, neden bize uygulanan yönetmeliklerin hazırlanmasında söz sahibi olmayalım?
Biz, neden rektörümüzü, dekanımızı seçmek hakkına sahip olmayalım?
Biz, neden ülkemiz gerçeklerine aykırı, kokuşmuş bir eğitim sistemiyle yıllarımızı harcayalım?
Biz, neden toplumumuzu ilgilendiren sorunlara eğilmekten alıkonulalım?
1965 yıllarından sonra öğrencilerin siyasal eylemleri sol doğrultusunda gelişmiş, eylemler siyasal iktidarlara karşı yapılmıştır. Eylemin belirgin niteliklerinden birisi Ulusçuluk olmaktadır. Ancak ulusçuluk daha tutarlı bir içeriğe bürünmekte, Anti-Emperyalist olarak belirginleşmektedir.
Üniversite işgalleri, ilki İstanbul Üniversitesinde olmak üzere bütün yurda yayıldı.
1968 Temmuz ayında, 6.Filoya karşı yapılan gösterilerle, öğrenci tutuklamaları başlamıştı. Ankarada arabalar, İstanbulda Amerikan bayrakları yakılmaktaydı. Bundan sonraki öğrenci eylemlerinde konular şöyle sıralanabilir;
Montaj sanayine HAYIR!
Ortak pazara HAYIR!
Amerikan emperyalizmine ve 6.Filoya HAYIR!
Onların amacı; sadece, tam bağımsız, daha kalkınmış, eşit paylaşımcı, insanları eğitimli, sağlıklı, mutlu bir Türkiye yaratmaktı.
12 Eylül 1980 Askeri darbesiyle Türkiyede yeni bir dönem başlayacaktı. Askeri iktidar ve sonraki iktidarlarla, partiler, sivil toplum örgütleri kapatılarak, gençlerle iletişim ve bağlar koptu. Toplumsal konulara duyarlı, tartışmacı gençlik yerine suskun, küskün, bireyci toplum gelişti. Gençlik örgütsüzlüğe mahkum edildi, Türkiye gittikçe daha büyük sorunların esiri haline geldi, getirildi. Benim memurum işini bilir. , Yasa bir kez delinmişse bundan ne çıkar! anlayışı hakim oldu.
Günümüze gelindiğinde ise, parti ve sivil toplum örgütlerinin aktifleşmesiyle gençler yine duyarlı olmaya başlamakta, örneğin küreselleşme olgusu tartışılmaktadır.
- Durum
- Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 28
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 61
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 28
