HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Onyedinci veon sekizinci yüzyıllarda yetişen Osmanlı alimlerinin meşhurlarından ve evliyanın büyüklerinden. İsmi, Mehmet Emin bin Hasan Ömer Nakkaş Tokadidir. Aziz Mahmud Urmevi dervişlerinden bir zatın oğludur. Lakabı Cemaleddin, künyesi Ebül-Emane ve Ebu Mansurdur. 1664 (H. 1075)te Tokatta doğdu. 1745 (H. 1158)te İstanbulda seksen üç yaşında vefat etti. İstanbulda medfun evliyanın en meşhurlarındandır. Kabri, Unkapanına inen cadde ile Zeyrek Yokuşunun kesiştiği tepe üzerinde, Soğukkuyu-Piri Paşa Medresesi Kabristanındadır. Kendisini vesile edenlerin, yaptıkları duaların kabul olduğu bilinmektedir.
Mehmet Emin Tokadi hazretleri ilim tahsiline memleketinde başladı. Sonra İstanbula gitti. Şeyhülislam Mirzazade Şeyh Muhammed Efendi'den uzun müddet ders alıp ilimde çok iyi yetişti. Yedikuleli hattat Abdullah Efendi'den hat dersleri alıp, değişik hat çeşitlerinde maharet sahibi oldu. Reisülküttab makamının yazı işlerinde, katiblik vazifesi aldı. Bu arada talebelere ders verdi. Etrafında pekçok talebe toplandı. Ali İzzet Paşa ve Yeğen Mehmet Paşa gibi meşhur zatlar da derslerine devam ederlerdi. Bir müddet katiplik yaptığı Edirneden hacca gitmek üzere ayrıldı. Ayrılırken kendisiyle görüşmek üzere dergahına davet eden Kasabzade Şeyh Muhammed Efendi ona yaradılıştan çok yüksek bir kabiliyete sahib olduğunu ve büyük nimetlere kavuşacağını müjdeledi. Mekkeye varınca büyük veli Ahmed Yekdest Cüryaninin sohbetine gitmesini tavsiye etti.
1702de Mekkeye gidince ilk günü Kabeyi tavaf ve ziyaretle geçirdi. Ertesi gün sabah namazını kıldıktan sonra mübarek bir zatın, talebeleriyle harem-i şerifte sohbet ettiğini görünce, oturup dinledi. Sohbetten sonra dinlediği zat; Hoş geldin Emin Efendi dedi. Bu zat Ahmed Yekdest hazretleri idi. Böylece asıl hocasına kavuşmuş oldu. Üç sene derslerine ve sohbetlerine devam edip tasavvufta kemale erdi. Sonra İstanbula döndü. İstanbulda beş sene talebelere ders verdi. Daha sonra Ahmed Yekdest hazretlerinin kıymetli talebesi Muhammed Kumul Efendi ile birlikte vazifeli olarak Kudüse gitti. Bu seyahati sırasında hadis alimlerinden Ahmed Nahli Mekkiden, hadis ilminde icazet aldı. Kudüste bir sene kaldıktan sonra Mekkeye gitti. Muhammed Kumul Efendi, Mekke su yollarının tamiri vazifesini yürütüyor; Mehmet Emin Efendi de katiblik yapıyordu. Birlikte Medineye giderek, Darüsseade ağası Hacı Beşir Ağa ile tanıştılar.
1717 yılında Hicazdan İstanbula dönünce, bir müddet Ebu Eyyub-el- Ensari hazretlerinin türbesinde türbedarlık yaptı. Daha sonra Peygamber efendimizin mübarek türbesinde hizmet etme vazifesi verildi. Bu hizmetlerinden sonra İstanbula dönüp ilim öğretmekle meşgul oldu. Pekçok alim yetiştirdi. Müstakimzade Süleyman Sadeddin Efendi ve Seyyid Yahya Efendi talebelerinin meşhurlarındandır.
Evliyanın meşhurlarından İsmail Hakkı Bursevi hazretleri, vefatına yakın bir zamanda talebelerinden İvaz Mehmet Paşa, Yeğen Mehmet Paşa ve El-Hac Ahmed Paşayı, Mehmet Emin Tokadi hazretlerine gönderip, bunların tasavvufta yetiştirilmesini rica etmişti. Bu ricayı kabul edip, gönderilen kişilerle ilgilendi. Bunlardan Sultan Birinci Mahmud Hanın sadrazamı olan Yeğen Mehmet Paşa, çeşitli devlet hizmetlerinde bulundu ve 1737 yılında Avusturya (Nemçe) Seferine iştirak etti.
Mehmet Emin Tokadi hazretlerinin 1745 yılında göğsünde ve sırtında önce sivilce olarak çıkan, daha sonra çıban halini alan şirpençe çıbanının verdiği rahatsızlık neticesinde İstanbulda vefat etti. Cenazesini talebelerinden baklalı Camii İmamı El-Hac Muhammed Efendi yıkadı, kefenledi. Cenaze namazı Fatih Camiinde kılındı. Tabutu kalabalık sebebiyle parmaklar üzerinde taşınarak evinin yakınında bulunan Piri Paşa Medresesi yanındaki kabristana defnedildi.
Buyurdu ki:
Kişi bu dünyaya geliş sebebini ve bundan maksadın Allahu Tealaya kulluk yapmak olduğunu bilmelidir. Can bedende iken marifetullahı isteyip, dünya ve ahiret saadetine mazhar olmalıdır.
Dünya dostu, mal dostu, güzellik dostu ve diğer şeylerin dostu çoktur. Allah dostu, iksir-i azam (her derde deva) gibi nadir bulunan çok kıymetli bir şeydir.
Yine buyurdu ki:
Bir nefeste iki nimet vardır. Bunun için her nefeste iki şükür lazımdır. Yirmi dört saatin her saatinde bin nefes ve her nefese iki şükür olmak üzere kırk sekiz bin şükür olur. Bir insan bütün işlerini bıraksa, şükür şükür diyerek Allahu Tealaya hamd ve şükretse, yine şükrün hakkını eda edemez. Malum oldu ki, Allahu Tealaya şükrün binde birini eda edemez.
ESERLERİ:
Mehmet Emin Tokadi hazretleri insanlara rehberlik edip onları İslamın güzel ahlakı ile süslerken, bir taraftan da kıymetli eserler yazdı. Bu eserlerinden bir kısmı şunlardır: İrşad-üs-Salihin, Risalet-ül-Etvar, Şerh-i Kaside-i Askalani, Sual-Cevab, Metali-ül-Meserrat Tercümesi, Savaik-ul-Muhrika Tercümesi, Risale-i Süluk ve diğerleri
Mehmet Emin Tokadi hazretleri ilim tahsiline memleketinde başladı. Sonra İstanbula gitti. Şeyhülislam Mirzazade Şeyh Muhammed Efendi'den uzun müddet ders alıp ilimde çok iyi yetişti. Yedikuleli hattat Abdullah Efendi'den hat dersleri alıp, değişik hat çeşitlerinde maharet sahibi oldu. Reisülküttab makamının yazı işlerinde, katiblik vazifesi aldı. Bu arada talebelere ders verdi. Etrafında pekçok talebe toplandı. Ali İzzet Paşa ve Yeğen Mehmet Paşa gibi meşhur zatlar da derslerine devam ederlerdi. Bir müddet katiplik yaptığı Edirneden hacca gitmek üzere ayrıldı. Ayrılırken kendisiyle görüşmek üzere dergahına davet eden Kasabzade Şeyh Muhammed Efendi ona yaradılıştan çok yüksek bir kabiliyete sahib olduğunu ve büyük nimetlere kavuşacağını müjdeledi. Mekkeye varınca büyük veli Ahmed Yekdest Cüryaninin sohbetine gitmesini tavsiye etti.
1702de Mekkeye gidince ilk günü Kabeyi tavaf ve ziyaretle geçirdi. Ertesi gün sabah namazını kıldıktan sonra mübarek bir zatın, talebeleriyle harem-i şerifte sohbet ettiğini görünce, oturup dinledi. Sohbetten sonra dinlediği zat; Hoş geldin Emin Efendi dedi. Bu zat Ahmed Yekdest hazretleri idi. Böylece asıl hocasına kavuşmuş oldu. Üç sene derslerine ve sohbetlerine devam edip tasavvufta kemale erdi. Sonra İstanbula döndü. İstanbulda beş sene talebelere ders verdi. Daha sonra Ahmed Yekdest hazretlerinin kıymetli talebesi Muhammed Kumul Efendi ile birlikte vazifeli olarak Kudüse gitti. Bu seyahati sırasında hadis alimlerinden Ahmed Nahli Mekkiden, hadis ilminde icazet aldı. Kudüste bir sene kaldıktan sonra Mekkeye gitti. Muhammed Kumul Efendi, Mekke su yollarının tamiri vazifesini yürütüyor; Mehmet Emin Efendi de katiblik yapıyordu. Birlikte Medineye giderek, Darüsseade ağası Hacı Beşir Ağa ile tanıştılar.
1717 yılında Hicazdan İstanbula dönünce, bir müddet Ebu Eyyub-el- Ensari hazretlerinin türbesinde türbedarlık yaptı. Daha sonra Peygamber efendimizin mübarek türbesinde hizmet etme vazifesi verildi. Bu hizmetlerinden sonra İstanbula dönüp ilim öğretmekle meşgul oldu. Pekçok alim yetiştirdi. Müstakimzade Süleyman Sadeddin Efendi ve Seyyid Yahya Efendi talebelerinin meşhurlarındandır.
Evliyanın meşhurlarından İsmail Hakkı Bursevi hazretleri, vefatına yakın bir zamanda talebelerinden İvaz Mehmet Paşa, Yeğen Mehmet Paşa ve El-Hac Ahmed Paşayı, Mehmet Emin Tokadi hazretlerine gönderip, bunların tasavvufta yetiştirilmesini rica etmişti. Bu ricayı kabul edip, gönderilen kişilerle ilgilendi. Bunlardan Sultan Birinci Mahmud Hanın sadrazamı olan Yeğen Mehmet Paşa, çeşitli devlet hizmetlerinde bulundu ve 1737 yılında Avusturya (Nemçe) Seferine iştirak etti.
Mehmet Emin Tokadi hazretlerinin 1745 yılında göğsünde ve sırtında önce sivilce olarak çıkan, daha sonra çıban halini alan şirpençe çıbanının verdiği rahatsızlık neticesinde İstanbulda vefat etti. Cenazesini talebelerinden baklalı Camii İmamı El-Hac Muhammed Efendi yıkadı, kefenledi. Cenaze namazı Fatih Camiinde kılındı. Tabutu kalabalık sebebiyle parmaklar üzerinde taşınarak evinin yakınında bulunan Piri Paşa Medresesi yanındaki kabristana defnedildi.
Buyurdu ki:
Kişi bu dünyaya geliş sebebini ve bundan maksadın Allahu Tealaya kulluk yapmak olduğunu bilmelidir. Can bedende iken marifetullahı isteyip, dünya ve ahiret saadetine mazhar olmalıdır.
Dünya dostu, mal dostu, güzellik dostu ve diğer şeylerin dostu çoktur. Allah dostu, iksir-i azam (her derde deva) gibi nadir bulunan çok kıymetli bir şeydir.
Yine buyurdu ki:
Bir nefeste iki nimet vardır. Bunun için her nefeste iki şükür lazımdır. Yirmi dört saatin her saatinde bin nefes ve her nefese iki şükür olmak üzere kırk sekiz bin şükür olur. Bir insan bütün işlerini bıraksa, şükür şükür diyerek Allahu Tealaya hamd ve şükretse, yine şükrün hakkını eda edemez. Malum oldu ki, Allahu Tealaya şükrün binde birini eda edemez.
ESERLERİ:
Mehmet Emin Tokadi hazretleri insanlara rehberlik edip onları İslamın güzel ahlakı ile süslerken, bir taraftan da kıymetli eserler yazdı. Bu eserlerinden bir kısmı şunlardır: İrşad-üs-Salihin, Risalet-ül-Etvar, Şerh-i Kaside-i Askalani, Sual-Cevab, Metali-ül-Meserrat Tercümesi, Savaik-ul-Muhrika Tercümesi, Risale-i Süluk ve diğerleri
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 58
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 16
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 31
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 21
