HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Osmanlı Devletinin üçüncü şeyhülislamı ve Fatih Sultan Mehmet Hanın hocası. İsmi, Muhammed bin Feramuz bin Ali Rumidir. Sivas ile Tokat arasındaki Kargın köyünde doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. Babası bir Fransız subayı iken müslüman olmuş, kızını Osmanlı emirlerinden Hüsrev adında bir zata vermiştir. Babasının vefatı üzerine eniştesi Hüsrev Beyin yanında yetişti ve Hüsrev Kaynı diye çağırıldı. Daha sonra kayını kelimesi de kaldırılıp Molla Hüsrev adıyla meşhur oldu. 1480 (H.885) yılında İstanbulda vefat etti. Cenaze namazı, Fatih Camiinde kılındıktan sonra Bursaya götürülüp Emir Sultanın doğusunda kendi yaptırdığı medresenin bahçesine defnedildi. Mezar taşında; Menba-ı ilm ü hüner, Varis-i ulum-i Hayr-ul-beşer, Fazıl-ı hurşid-i eser sahib-üd-Dürer vel Gurer Mevlana Muhammed Hüsrev yazılıdır.
Molla Hüsrev, Burhaneddin Haydar Hirevi ve zamanın diğer alimlerinden ilim tahsil etti. Tahsilini tamamladıktan sonra, Edirnede Şah Melik Medresesinde sonra da kardeşinin vefatıyla boşalan Çelebi Medresesinde müderrislik yaptı. Sultan İkinci Murat Han devrinde Varna Savaşından önce 1429 yılında Kazaskerliğe tayin edildi. Molla Hüsrev, Fatih Sultan Mehmet Han tahta geçince de bu vazifeye devam etti.
Sultan İkinci Murat Han memleketi iç ve dış huzura kavuşturduktan sona tahttan çekilmiş, yerine oğlu Fatih Sultan Mehmeti oturtmuştu. Ancak düşmanlar, sultanı çocuk yaşta görüp sefer hazırlıklarına başladılar. Bunun üzerine İkinci Murat Han tekrar tahta geçti ve Fatih Sultan Mehmeti Manisaya gönderdi. İlim adamlarının çoğu birer bahane ile Manisaya gitmek istemedi. Molla Hüsrev kazaskerlikten istifa ederek şehzade ile birlikte Manisaya gitmeye karar verdi. Fatih onun bu kararını duyunca; Vazifenize devam edin, zira memleketin size ihtiyacı var. dediyse de Molla Hüsrev; Tahttan ayrılıp Manisaya giderken, sizi yalnız bırakmam uygun olmaz. Müsade buyurun geleyim. diyerek samimiyetini bildirdi ve birlikte Manisaya gitti. Fatih Sultan Mehmet bu muhterem alimden çok istifade etti.
Daha sonra Fatih, tahta geçince, Molla Hüsrev de Sultanın yanına geldi. İstanbulun fethinden sonra Galata ve Üsküdar kadılıklarına tayin edildi; Ayasofya Müderrisliğini de yürüttü. Bir ara Bursaya gidip medrese kurdu ve ilim öğretmekle meşgul oldu. Bu sırada Fatih Sultan Mehmet Han tarafından İstanbula davet edilen Molla Hüsrev, İkinci Osmanlı Şeyhülislamı Fahreddin-i Aceminin vefatı üzerine 1460 yılında Şeyhülislamlığa tayin edildi. Molla Hüsrev, devletin bu en üstün ve en şerefli fetva makamında yirmi sene adalet ve hakkaniyetle vazife yaptı.
Fatih, Molla Hüsrevden söz ettiği zaman; Zamanımızın Ebu Hanifesidir. diyerek takdir, teveccüh ve sevgisini belirtti. Bir düğün yemeğinde hocası Molla Güraniyi sağ yanına Molla Hüsrevi sol yanına alarak, iltifatta bulunmuştu.
Orta boylu, gür sakallı, kıymetli elbise giyen, heybetli, tevazu sahibi bir zat olan Molla Hüsrev; güzel ahlak, vakur, yüksek ilim ve İslam dinine uymaktaki titizliğiyle halkın ve devlet adamlarının sevgisini kazandı. Bu büyük alim yalnızlığı ve kendi işini kendisi görmeyi severdi. Konağında hizmetçileri olduğu halde hiç birini kendi hizmetinde kullanmaz odasını kendi süpürür, lambasını kendi yakardı.
Molla Hüsrev birçok talebe yetiştirdi. Fıkıh alimi ve şair olarak şöhret yaptı. Önceki alimlerin kitaplarından hergün iki yaprak yazmayı adet haline getirmişti. Vefat ettiğinde kendi el yazılarıyla yazılmış pekçok nefis eserler görüldü.
ESERLERİ:
Ömrünü ilim öğretmek ve yazmakla geçiren Molla Hüsrevin kıymetli eserlerinden bazıları şunlardır:
1) Ed-Dürer-ül-Hükkam fi Şerhi Gurer-il-Ahkam: Fıkıh ilmine dair olan ve sık sık müracaat edilen bu en önemli eseri, asırlardır. Osmanlı medreselerinde şerhleriyle beraber ders kitabı olarak takip edilmiştir. Molla Hüsrevin 1477 yılında FatihSultan Mehmet Hana takdim ettiği bu eserin asıl nüshası İstanbul Köprülü Kütüphanesinde mevcuttur. 2) Şerh-ul-Miftah, 3) Şerh-ut-Telvih, 4) Şerh-i Usul-ül-Pezdevi, 5) Haşiyetü Evail-i Tefsir-i Kadı Beydavi, 6) Haşiyet-ü Mutavvel li-Teftazani, 7) Mirat-ül-Usul fi Şerh-i Mirkat-il-Vüsul, 8) Nakid-ül-Efkar fi Redd-il-Enzar, 9) Şerh-u Telhis-i-Miftah lil-Kazvini.
Molla Hüsrev, Burhaneddin Haydar Hirevi ve zamanın diğer alimlerinden ilim tahsil etti. Tahsilini tamamladıktan sonra, Edirnede Şah Melik Medresesinde sonra da kardeşinin vefatıyla boşalan Çelebi Medresesinde müderrislik yaptı. Sultan İkinci Murat Han devrinde Varna Savaşından önce 1429 yılında Kazaskerliğe tayin edildi. Molla Hüsrev, Fatih Sultan Mehmet Han tahta geçince de bu vazifeye devam etti.
Sultan İkinci Murat Han memleketi iç ve dış huzura kavuşturduktan sona tahttan çekilmiş, yerine oğlu Fatih Sultan Mehmeti oturtmuştu. Ancak düşmanlar, sultanı çocuk yaşta görüp sefer hazırlıklarına başladılar. Bunun üzerine İkinci Murat Han tekrar tahta geçti ve Fatih Sultan Mehmeti Manisaya gönderdi. İlim adamlarının çoğu birer bahane ile Manisaya gitmek istemedi. Molla Hüsrev kazaskerlikten istifa ederek şehzade ile birlikte Manisaya gitmeye karar verdi. Fatih onun bu kararını duyunca; Vazifenize devam edin, zira memleketin size ihtiyacı var. dediyse de Molla Hüsrev; Tahttan ayrılıp Manisaya giderken, sizi yalnız bırakmam uygun olmaz. Müsade buyurun geleyim. diyerek samimiyetini bildirdi ve birlikte Manisaya gitti. Fatih Sultan Mehmet bu muhterem alimden çok istifade etti.
Daha sonra Fatih, tahta geçince, Molla Hüsrev de Sultanın yanına geldi. İstanbulun fethinden sonra Galata ve Üsküdar kadılıklarına tayin edildi; Ayasofya Müderrisliğini de yürüttü. Bir ara Bursaya gidip medrese kurdu ve ilim öğretmekle meşgul oldu. Bu sırada Fatih Sultan Mehmet Han tarafından İstanbula davet edilen Molla Hüsrev, İkinci Osmanlı Şeyhülislamı Fahreddin-i Aceminin vefatı üzerine 1460 yılında Şeyhülislamlığa tayin edildi. Molla Hüsrev, devletin bu en üstün ve en şerefli fetva makamında yirmi sene adalet ve hakkaniyetle vazife yaptı.
Fatih, Molla Hüsrevden söz ettiği zaman; Zamanımızın Ebu Hanifesidir. diyerek takdir, teveccüh ve sevgisini belirtti. Bir düğün yemeğinde hocası Molla Güraniyi sağ yanına Molla Hüsrevi sol yanına alarak, iltifatta bulunmuştu.
Orta boylu, gür sakallı, kıymetli elbise giyen, heybetli, tevazu sahibi bir zat olan Molla Hüsrev; güzel ahlak, vakur, yüksek ilim ve İslam dinine uymaktaki titizliğiyle halkın ve devlet adamlarının sevgisini kazandı. Bu büyük alim yalnızlığı ve kendi işini kendisi görmeyi severdi. Konağında hizmetçileri olduğu halde hiç birini kendi hizmetinde kullanmaz odasını kendi süpürür, lambasını kendi yakardı.
Molla Hüsrev birçok talebe yetiştirdi. Fıkıh alimi ve şair olarak şöhret yaptı. Önceki alimlerin kitaplarından hergün iki yaprak yazmayı adet haline getirmişti. Vefat ettiğinde kendi el yazılarıyla yazılmış pekçok nefis eserler görüldü.
ESERLERİ:
Ömrünü ilim öğretmek ve yazmakla geçiren Molla Hüsrevin kıymetli eserlerinden bazıları şunlardır:
1) Ed-Dürer-ül-Hükkam fi Şerhi Gurer-il-Ahkam: Fıkıh ilmine dair olan ve sık sık müracaat edilen bu en önemli eseri, asırlardır. Osmanlı medreselerinde şerhleriyle beraber ders kitabı olarak takip edilmiştir. Molla Hüsrevin 1477 yılında FatihSultan Mehmet Hana takdim ettiği bu eserin asıl nüshası İstanbul Köprülü Kütüphanesinde mevcuttur. 2) Şerh-ul-Miftah, 3) Şerh-ut-Telvih, 4) Şerh-i Usul-ül-Pezdevi, 5) Haşiyetü Evail-i Tefsir-i Kadı Beydavi, 6) Haşiyet-ü Mutavvel li-Teftazani, 7) Mirat-ül-Usul fi Şerh-i Mirkat-il-Vüsul, 8) Nakid-ül-Efkar fi Redd-il-Enzar, 9) Şerh-u Telhis-i-Miftah lil-Kazvini.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 32
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 27
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 22
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 25
