Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Fikriye Hanım kocasını öldükten sonra, küçük kızıyla birlikte dayısının evine yerleşmiştir. Bu durumdan pek hoşnut olmayan Emine Hanım daha kocasını toprağı bile kurumadan Fikriyeyi başka biriyle birlikte evlendirip başından savamanın planlarını yapmaya koyulmuştur. Bunun için çöpçatan kadınlara bol miktar paralar adadı. Bir gün Fikriyeye hayırlı bir kısmet bulundu.Görünürde zengin hali vakti yerinde kalem müdürü Naşit Nefi Efendinin iki çocuğundan sonra başka bir pürüz görünmüyordu.Ancak Fikriyenin de küçük kızı olduğu için bu sorun pek önemli değildi.
Aslında daha büyük sorunlar ve pürüzler vardı. Naşit Efendinin ilk karısı Binnaz öldükten sonra ruhlar aleminden yalıya ziyaretler yapmaya başladığı rivayet ediliyordu. Buna dair çok kuvetli kanıtlar vardı. Naşit Efendinin ikinci karısının esrarlı bir şekilde yalının bahçesinde ölmesi, üçüncü eşininde evi terk etmesi cadı söylentilerini güçlendiriyordu. Emine Hanım bu söylentilere rağmen Fikriyeyi, Naşit Efendi ile evlendirmeye kara vermişti. Hiç bir şeyden haberi olmayan Fikriye dayısını ve yengesinin isteklerine boyun eğdi. Ancak söz kesildikten sonra dedikodular daha yoğunlaştı ve Fikriye cadı olayını duyduktan sonra sözden vazgeçti. Ancak yengesi ve çöpçatan kadın bunların Naşit Efendiye atılmış iftiralar olduğunu söyleyerek Fikriyeyi kandırdılar.
Bir gün eve Habibe Hanım adında eski dostlarından eli değnekli,yaşlı bir konuk gelir. Fikriye Hanıma yapılan bu kötülük karşısında susamıyacağını belirten Habibe hanım Naşit Efendinin üçüncü eşinin yanına gidilmesini teklif eder.Teklif Emine Hanım ve çöpçatan kadın tarafındanada onay görür ve ertesi gün hazırlanılır ve Şükriye Hanımın evine gidilir.Şükriye Hanım iyi bir eğitim görmüş,kibar,güzel ve okumuş bir hanımdır. Naşit Efendinin yalısında geçirdiği günleri kaleme almış, bu konuda bir kitap yazmıştı.Şimdiyse yazdıklarını konuklarına aktarıyordu.
Şükriye Hanım babasının batıl inançların saçmalığı konsunda yaptığı konuşmalardan sonra Naşit Efendi ile evlenmeye karar vermişti.Ancak cadı hakkındaki dedikodular ve ikinci eşin başına gelen esrarlı ölüm onun içindeki korkuyu atamamasına yol açmıştı. Naşit Efendi kibar bir İstanbul beyefendisiydi.Üstelik Şükriyeden de hoşlanmıştı.Ona karşı kibar davranıyordu. YalıRumeli sırtlarındaydı.Yalıda erkek hizmetlilerden başka. Emektar hizmetçi İrfan kadın,Naşit Efendini çocukları Nesip ile Ragibe çocukların bakıcısı Gülendam ve Şükriye Hanımın yatalak kaynanası vardı.
Nesip ile Ragibe gayet şımarık çocuklardı üstelik yalıda onlara kimse ses çıkaramıyordu.Şükriye hanım çocukların yanında her zaman türlü türlü yemişlerin, en pahalı şekerlemelerin bulunduğunu farketi.Çocuklara bunların kim tarafından getirildiğini sorduğunda Cadı annemiz karşılığını aldı.Buna şaşıran Şükriye yalıda bu yemişlerin kimin tarafından alındığına dair bir arştırmaya koyuldu.Hiç kimse şekerlemelerin kimin tarafından alındığını bilmiyordu.Sağlıklı bir sonuca ulaşamayan Şükriyenin, cadı konusundaki şüpheleri biraz daha artı.
Öncelikle Gülendamın ağzını aradı ancak burdan bir sonuç alamadı.Daha sonra İrfan Kadından bu konuda bir kaç şey öğrenebildi.İrfan Kadına göre Binnaz Hanımın ruhu yalıyı dolaşıyordu ve çocuklara yemişleri Binnazın ruhu getiriyordu.İrfan Kadın bir kaç kez cadıyı görmüştü. Üstelik ikinci eşin ölümüyle cadının bir ilgisi vardı.İkinci eş çocuklara iyi davranmaması yüzünden cadı tarafından cezalandırılmıştı.İrfan Kadın Şükriye Hanıma çocuklara iyi davranması konusunda öğüt verdi.
Artık Şükriyenin cadını varlığı konusunda şüpheleri iyice artmıştı.Bu konuyu kocası Naşit Efendi ile konuştular. Naşit Efendi olaylara mantık çerçevesinde bakıyor, bunların kendilerinin bilmediği görünmez bir düşman tarafından yapıldığını savunuyordu. Ancak her geçen gün cadının varlığı konusunda kanıtlar çoğalıyor.Naşit Efendi cadıyı inkar etsede Şükriye Hanımın şüpheleri her geçn gün artıyordu.
Naşit Efendiden başkasının açmasının imkansız olduğu kasadan Binnaz Hanımın mücevherleri alınıp Binnaz Hanımın yazısıyla bir not bırakıldıktan sonra Şükriye artık cadının varlığına tammiyle inanmıştı.Artık cadı hakkında ileri geri konuşulmuyor aziz ruh deniliyordu.Ölmekten korkan Şükriye Hanım aziz ruhun adına her gün yasin okuyor Binnaz Hanımın adını saygıyla anıyordu. Bu saygılarını göstermek içn yalı halkı Binnaz Hanımın kabrini ziyarete karar vermişti.
Hisar mezarlığındaki kabir çevresi kalın parmaklıklı bir kafes içindeydi.Kabirin tek anahtarıda Naşit Efendideydi ve kabirin içine hiç bir yabancı giremezdi. Kabir içine girdiklerinde onları mezarın üzerinde kalemle yazılmış mutasavvıfça bir şiir bekliyordu. Bu şiirin dışardan biri tarafından yazılması çok güçtü.Onlar bu şiir hakkında yorum yaparken. Mezarın başında duva okuyan, okul inşatında çalıştığını öğrendikleri bir ırgat başıyla karşılaştılar. Irgat başı duva okumasını sebebini Binnaz Hanımın ruhunu görmesine bağlayınca, artık cadını varlığı konusunda şüphe kalmamıştı.Ancak Naşit Efendi neye inanacağını şaşırmış vaziyeteydi.
Sonraki günlerde Naşit Efendi çeketinin cebinde bir not buldu. Not Binnaz Hanımın el yazısıyla yazılmıştı.Notun içeriği Binnaz Hanımın niye geri geldiği ile ilgili sırlara cevap veriyordu.Daha sonra bir medyuma danışmaya karar verdiler ancak medyum cadının varlığını kabul etmesine rağmen cadının çok güçlü olduğunu.Bu konuda kendisnin yapacak bir şeyiolmadığnı, canlarını seviyorlarsa cadının isteklerini kabul etmelerini söyledi.
Kocasından ayrılıpğ baba evine gitmek isteyen Şükriyeyi babası caydırdı. Yalıya tabancasıyla gelen babası korkmaması gerektiğini ona bugün çocuklardan birini dövmesini cadı gelirse onu vuracağını böylece cadı yalanın biteceğini söyledi.Şükriye babasının dediğini yaptı ve çocukları tokatladı.Şükriye ve babası cadıyı beklemeye başladılar. Kahvelerini içtikten sonra uykuya dalan baba,kız cadının gürültüsüyle uyandılar. Binnaz Hanımın ruhu karşılarındaydı. Babası Ateş etti ama ruha bir şey olmadı, her ikiside bayıldılar.Ayıldıklarında neyseki ufak tefek şeyler dışında pek bir şeyleri yoktu. Cadının varlığını kabulenen baba ve Naşit Efendi Şükriyenin ayrılma kararına karşı çıkamadılar.
Şükriye kitabını kapatı ve anlatacaklarını bitirdi.Fikriye evlenmekten caydı. Emine Hanımın ise buı karar karşısında diyecek pek bir şeyi yoktu. Cadı dedikoduları tüm İstanbula yayılınca Naşit Efendi evlenecek bir eş bulamadı.Çocuklarını büyütü evlendirdi.Kendisi de artık daha küçük bir eve yerleşti.
Artık mektuplar ve cadı görünmüyordu. Eve daha sonra bir bir zarf geldi.Mektup eski yalı komşusu Rahmetli Aramdil Hanımın büyük oğlu Kadir Beyden geliyordu.Mektup her şeyin iç yüzünü ortaya koyuyordu.Cadı diye bir şey yoktu. Aramdil Hanımla, Binnaz Hanım çok iyi dostular hangisi önce ölürse birbirlerine çocuklarını emanet etmişlerdi.Aramdil Hanım, Binnaz Hanıma verdiği söz doğrultusunda ,Naşit Efendinin evlenmesini engelleyerek çocukları üvey annelerinin şerinden korumak istemişti. Bunun için farketirmeden yalının üstünden kendi yalısına bir kapı,altındanda bir tünel yaptırmıştı. Avrupada heykel tıraşlık eğitimi almış küçük oğlunada Binnaz Hanıma benzeyen bir kostüm yaptırmıştı.Her şey Kadir Beyin yalıyı yıktırmasıyla ortaya çıkan geçitler ,annesinin sandığındaki Binnaz Hanımın elbisesi ve Aramdil Hanımın notlarıyla açıklığa kavuşuyordu.
Cadının olmadığı artık kanıtlanmış,bütün gerçekler ortaya çıkmıştı. Naşit Efendi gazetelere gerçeklerle ilgili ilan vermesine rağmen Cadı dedikodularını önleyemedi.Bir daha asla kendine bir eş bulamayan Naşit Efendi ömrünün sonuna kadar yanlız yaşadı.
Aslında daha büyük sorunlar ve pürüzler vardı. Naşit Efendinin ilk karısı Binnaz öldükten sonra ruhlar aleminden yalıya ziyaretler yapmaya başladığı rivayet ediliyordu. Buna dair çok kuvetli kanıtlar vardı. Naşit Efendinin ikinci karısının esrarlı bir şekilde yalının bahçesinde ölmesi, üçüncü eşininde evi terk etmesi cadı söylentilerini güçlendiriyordu. Emine Hanım bu söylentilere rağmen Fikriyeyi, Naşit Efendi ile evlendirmeye kara vermişti. Hiç bir şeyden haberi olmayan Fikriye dayısını ve yengesinin isteklerine boyun eğdi. Ancak söz kesildikten sonra dedikodular daha yoğunlaştı ve Fikriye cadı olayını duyduktan sonra sözden vazgeçti. Ancak yengesi ve çöpçatan kadın bunların Naşit Efendiye atılmış iftiralar olduğunu söyleyerek Fikriyeyi kandırdılar.
Bir gün eve Habibe Hanım adında eski dostlarından eli değnekli,yaşlı bir konuk gelir. Fikriye Hanıma yapılan bu kötülük karşısında susamıyacağını belirten Habibe hanım Naşit Efendinin üçüncü eşinin yanına gidilmesini teklif eder.Teklif Emine Hanım ve çöpçatan kadın tarafındanada onay görür ve ertesi gün hazırlanılır ve Şükriye Hanımın evine gidilir.Şükriye Hanım iyi bir eğitim görmüş,kibar,güzel ve okumuş bir hanımdır. Naşit Efendinin yalısında geçirdiği günleri kaleme almış, bu konuda bir kitap yazmıştı.Şimdiyse yazdıklarını konuklarına aktarıyordu.
Şükriye Hanım babasının batıl inançların saçmalığı konsunda yaptığı konuşmalardan sonra Naşit Efendi ile evlenmeye karar vermişti.Ancak cadı hakkındaki dedikodular ve ikinci eşin başına gelen esrarlı ölüm onun içindeki korkuyu atamamasına yol açmıştı. Naşit Efendi kibar bir İstanbul beyefendisiydi.Üstelik Şükriyeden de hoşlanmıştı.Ona karşı kibar davranıyordu. YalıRumeli sırtlarındaydı.Yalıda erkek hizmetlilerden başka. Emektar hizmetçi İrfan kadın,Naşit Efendini çocukları Nesip ile Ragibe çocukların bakıcısı Gülendam ve Şükriye Hanımın yatalak kaynanası vardı.
Nesip ile Ragibe gayet şımarık çocuklardı üstelik yalıda onlara kimse ses çıkaramıyordu.Şükriye hanım çocukların yanında her zaman türlü türlü yemişlerin, en pahalı şekerlemelerin bulunduğunu farketi.Çocuklara bunların kim tarafından getirildiğini sorduğunda Cadı annemiz karşılığını aldı.Buna şaşıran Şükriye yalıda bu yemişlerin kimin tarafından alındığına dair bir arştırmaya koyuldu.Hiç kimse şekerlemelerin kimin tarafından alındığını bilmiyordu.Sağlıklı bir sonuca ulaşamayan Şükriyenin, cadı konusundaki şüpheleri biraz daha artı.
Öncelikle Gülendamın ağzını aradı ancak burdan bir sonuç alamadı.Daha sonra İrfan Kadından bu konuda bir kaç şey öğrenebildi.İrfan Kadına göre Binnaz Hanımın ruhu yalıyı dolaşıyordu ve çocuklara yemişleri Binnazın ruhu getiriyordu.İrfan Kadın bir kaç kez cadıyı görmüştü. Üstelik ikinci eşin ölümüyle cadının bir ilgisi vardı.İkinci eş çocuklara iyi davranmaması yüzünden cadı tarafından cezalandırılmıştı.İrfan Kadın Şükriye Hanıma çocuklara iyi davranması konusunda öğüt verdi.
Artık Şükriyenin cadını varlığı konusunda şüpheleri iyice artmıştı.Bu konuyu kocası Naşit Efendi ile konuştular. Naşit Efendi olaylara mantık çerçevesinde bakıyor, bunların kendilerinin bilmediği görünmez bir düşman tarafından yapıldığını savunuyordu. Ancak her geçen gün cadının varlığı konusunda kanıtlar çoğalıyor.Naşit Efendi cadıyı inkar etsede Şükriye Hanımın şüpheleri her geçn gün artıyordu.
Naşit Efendiden başkasının açmasının imkansız olduğu kasadan Binnaz Hanımın mücevherleri alınıp Binnaz Hanımın yazısıyla bir not bırakıldıktan sonra Şükriye artık cadının varlığına tammiyle inanmıştı.Artık cadı hakkında ileri geri konuşulmuyor aziz ruh deniliyordu.Ölmekten korkan Şükriye Hanım aziz ruhun adına her gün yasin okuyor Binnaz Hanımın adını saygıyla anıyordu. Bu saygılarını göstermek içn yalı halkı Binnaz Hanımın kabrini ziyarete karar vermişti.
Hisar mezarlığındaki kabir çevresi kalın parmaklıklı bir kafes içindeydi.Kabirin tek anahtarıda Naşit Efendideydi ve kabirin içine hiç bir yabancı giremezdi. Kabir içine girdiklerinde onları mezarın üzerinde kalemle yazılmış mutasavvıfça bir şiir bekliyordu. Bu şiirin dışardan biri tarafından yazılması çok güçtü.Onlar bu şiir hakkında yorum yaparken. Mezarın başında duva okuyan, okul inşatında çalıştığını öğrendikleri bir ırgat başıyla karşılaştılar. Irgat başı duva okumasını sebebini Binnaz Hanımın ruhunu görmesine bağlayınca, artık cadını varlığı konusunda şüphe kalmamıştı.Ancak Naşit Efendi neye inanacağını şaşırmış vaziyeteydi.
Sonraki günlerde Naşit Efendi çeketinin cebinde bir not buldu. Not Binnaz Hanımın el yazısıyla yazılmıştı.Notun içeriği Binnaz Hanımın niye geri geldiği ile ilgili sırlara cevap veriyordu.Daha sonra bir medyuma danışmaya karar verdiler ancak medyum cadının varlığını kabul etmesine rağmen cadının çok güçlü olduğunu.Bu konuda kendisnin yapacak bir şeyiolmadığnı, canlarını seviyorlarsa cadının isteklerini kabul etmelerini söyledi.
Kocasından ayrılıpğ baba evine gitmek isteyen Şükriyeyi babası caydırdı. Yalıya tabancasıyla gelen babası korkmaması gerektiğini ona bugün çocuklardan birini dövmesini cadı gelirse onu vuracağını böylece cadı yalanın biteceğini söyledi.Şükriye babasının dediğini yaptı ve çocukları tokatladı.Şükriye ve babası cadıyı beklemeye başladılar. Kahvelerini içtikten sonra uykuya dalan baba,kız cadının gürültüsüyle uyandılar. Binnaz Hanımın ruhu karşılarındaydı. Babası Ateş etti ama ruha bir şey olmadı, her ikiside bayıldılar.Ayıldıklarında neyseki ufak tefek şeyler dışında pek bir şeyleri yoktu. Cadının varlığını kabulenen baba ve Naşit Efendi Şükriyenin ayrılma kararına karşı çıkamadılar.
Şükriye kitabını kapatı ve anlatacaklarını bitirdi.Fikriye evlenmekten caydı. Emine Hanımın ise buı karar karşısında diyecek pek bir şeyi yoktu. Cadı dedikoduları tüm İstanbula yayılınca Naşit Efendi evlenecek bir eş bulamadı.Çocuklarını büyütü evlendirdi.Kendisi de artık daha küçük bir eve yerleşti.
Artık mektuplar ve cadı görünmüyordu. Eve daha sonra bir bir zarf geldi.Mektup eski yalı komşusu Rahmetli Aramdil Hanımın büyük oğlu Kadir Beyden geliyordu.Mektup her şeyin iç yüzünü ortaya koyuyordu.Cadı diye bir şey yoktu. Aramdil Hanımla, Binnaz Hanım çok iyi dostular hangisi önce ölürse birbirlerine çocuklarını emanet etmişlerdi.Aramdil Hanım, Binnaz Hanıma verdiği söz doğrultusunda ,Naşit Efendinin evlenmesini engelleyerek çocukları üvey annelerinin şerinden korumak istemişti. Bunun için farketirmeden yalının üstünden kendi yalısına bir kapı,altındanda bir tünel yaptırmıştı. Avrupada heykel tıraşlık eğitimi almış küçük oğlunada Binnaz Hanıma benzeyen bir kostüm yaptırmıştı.Her şey Kadir Beyin yalıyı yıktırmasıyla ortaya çıkan geçitler ,annesinin sandığındaki Binnaz Hanımın elbisesi ve Aramdil Hanımın notlarıyla açıklığa kavuşuyordu.
Cadının olmadığı artık kanıtlanmış,bütün gerçekler ortaya çıkmıştı. Naşit Efendi gazetelere gerçeklerle ilgili ilan vermesine rağmen Cadı dedikodularını önleyemedi.Bir daha asla kendine bir eş bulamayan Naşit Efendi ömrünün sonuna kadar yanlız yaşadı.
http://www.turkmmo.com/kitap-ozetleri/366632-huseyin-rahmi-gurpinar-cadi.htmlFikriye Hanım kocasını öldükten sonra, küçük kızıyla birlikte dayısının evine yerleşmiştir. Bu durumdan pek hoşnut olmayan Emine Hanım daha kocasını toprağı bile kurumadan Fikriyeyi başka biriyle birlikte evlendirip başından savamanın planlarını yapmaya koyulmuştur. Bunun için çöpçatan kadınlara bol miktar paralar adadı. Bir gün Fikriyeâye hayırlı bir kısmet bulundu.Görünürde zengin hali vakti yerinde kalem müdürü Naşit Nefi Efendiânin iki çocuğundan sonra başka bir pürüz görünmüyordu.Ancak Fikriyeânin de küçük kızı olduğu için bu sorun pek önemli değildi.
Aslında daha büyük sorunlar ve pürüzler vardı. Naşit Efendiânin ilk karısı Binnaz öldükten sonra ruhlar aleminden yalıya ziyaretler yapmaya başladığı rivayet ediliyordu. Buna dair çok kuvetli kanıtlar vardı. Naşit Efendiânin ikinci karısının esrarlı bir şekilde yalının bahçesinde ölmesi, üçüncü eşininde evi terk etmesi cadı söylentilerini güçlendiriyordu. Emine Hanım bu söylentilere rağmen Fikriyeâyi, Naşit Efendi ile evlendirmeye kara vermişti. Hiç bir şeyden haberi olmayan Fikriye dayısını ve yengesinin isteklerine boyun eğdi. Ancak söz kesildikten sonra dedikodular daha yoğunlaştı ve Fikriye cadı olayını duyduktan sonra sözden vazgeçti. Ancak yengesi ve çöpçatan kadın bunların Naşit Efendiâye atılmış iftiralar olduğunu söyleyerek Fikriyeâyi kandırdılar.
Bir gün eve Habibe Hanım adında eski dostlarından eli değnekli,yaşlı bir konuk gelir. Fikriye Hanımâa yapılan bu kötülük karşısında susamıyacağını belirten Habibe hanım Naşit Efendiânin üçüncü eşinin yanına gidilmesini teklif eder.Teklif Emine Hanım ve çöpçatan kadın tarafındanada onay görür ve ertesi gün hazırlanılır ve Şükriye Hanımâın evine gidilir.Şükriye Hanım iyi bir eğitim görmüş,kibar,güzel ve okumuş bir hanımdır. Naşit Efendiânin yalısında geçirdiği günleri kaleme almış, bu konuda bir kitap yazmıştı.Şimdiyse yazdıklarını konuklarına aktarıyordu.
Şükriye Hanım babasının batıl inançların saçmalığı konsunda yaptığı konuşmalardan sonra Naşit Efendi ile evlenmeye karar vermişti.Ancak cadı hakkındaki dedikodular ve ikinci eşin başına gelen esrarlı ölüm onun içindeki korkuyu atamamasına yol açmıştı. Naşit Efendi kibar bir İstanbul beyefendisiydi.Üstelik Şükriyeâden de hoşlanmıştı.Ona karşı kibar davranıyordu. YalıRumeli sırtlarındaydı.Yalıda erkek hizmetlilerden başka. Emektar hizmetçi İrfan kadın,Naşit Efendini çocukları Nesip ile Ragibe çocukların bakıcısı Gülendam ve Şükriye Hanımâın yatalak kaynanası vardı.
Nesip ile Ragibe gayet şımarık çocuklardı üstelik yalıda onlara kimse ses çıkaramıyordu.Şükriye hanım çocukların yanında her zaman türlü türlü yemişlerin, en pahalı şekerlemelerin bulunduğunu farketi.Çocuklara bunların kim tarafından getirildiğini sorduğunda Cadı annemiz karşılığını aldı.Buna şaşıran Şükriye yalıda bu yemişlerin kimin tarafından alındığına dair bir arştırmaya koyuldu.Hiç kimse şekerlemelerin kimin tarafından alındığını bilmiyordu.Sağlıklı bir sonuca ulaşamayan Şükriyeânin, cadı konusundaki şüpheleri biraz daha artı.
Öncelikle Gülendamâın ağzını aradı ancak burdan bir sonuç alamadı.Daha sonra İrfan Kadınâdan bu konuda bir kaç şey öğrenebildi.İrfan Kadınâa göre Binnaz Hanımâın ruhu yalıyı dolaşıyordu ve çocuklara yemişleri Binnazâın ruhu getiriyordu.İrfan Kadın bir kaç kez cadıyı görmüştü. Üstelik ikinci eşin ölümüyle cadının bir ilgisi vardı.İkinci eş çocuklara iyi davranmaması yüzünden cadı tarafından cezalandırılmıştı.İrfan Kadın Şükriye Hanımâa çocuklara iyi davranması konusunda öğüt verdi.
Artık Şükriyeânin cadını varlığı konusunda şüpheleri iyice artmıştı.Bu konuyu kocası Naşit Efendi ile konuştular. Naşit Efendi olaylara mantık çerçevesinde bakıyor, bunların kendilerinin bilmediği görünmez bir düşman tarafından yapıldığını savunuyordu. Ancak her geçen gün cadının varlığı konusunda kanıtlar çoğalıyor.Naşit Efendi cadıyı inkar etsede Şükriye Hanımâın şüpheleri her geçn gün artıyordu.
Naşit Efendiâden başkasının açmasının imkansız olduğu kasadan Binnaz Hanımâın mücevherleri alınıp Binnaz Hanımâın yazısıyla bir not bırakıldıktan sonra Şükriye artık cadının varlığına tammiyle inanmıştı.Artık cadı hakkında ileri geri konuşulmuyor aziz ruh deniliyordu.Ölmekten korkan Şükriye Hanım aziz ruhun adına her gün yasin okuyor Binnaz Hanımâın adını saygıyla anıyordu. Bu saygılarını göstermek içn yalı halkı Binnaz Hanımâın kabrini ziyarete karar vermişti.
Hisar mezarlığındaki kabir çevresi kalın parmaklıklı bir kafes içindeydi.Kabirin tek anahtarıda Naşit Efendiâdeydi ve kabirin içine hiç bir yabancı giremezdi. Kabir içine girdiklerinde onları mezarın üzerinde kalemle yazılmış mutasavvıfça bir şiir bekliyordu. Bu şiirin dışardan biri tarafından yazılması çok güçtü.Onlar bu şiir hakkında yorum yaparken. Mezarın başında duva okuyan, okul inşatında çalıştığını öğrendikleri bir ırgat başıyla karşılaştılar. Irgat başı duva okumasını sebebini Binnaz Hanımâın ruhunu görmesine bağlayınca, artık cadını varlığı konusunda şüphe kalmamıştı.Ancak Naşit Efendi neye inanacağını şaşırmış vaziyeteydi.
Sonraki günlerde Naşit Efendi çeketinin cebinde bir not buldu. Not Binnaz Hanımâın el yazısıyla yazılmıştı.Notun içeriği Binnaz Hanımâın niye geri geldiği ile ilgili sırlara cevap veriyordu.Daha sonra bir medyuma danışmaya karar verdiler ancak medyum cadının varlığını kabul etmesine rağmen cadının çok güçlü olduğunu.Bu konuda kendisnin yapacak bir şeyiolmadığnı, canlarını seviyorlarsa cadının isteklerini kabul etmelerini söyledi.
Kocasından ayrılıpğ baba evine gitmek isteyen Şükriyeâyi babası caydırdı. Yalıya tabancasıyla gelen babası korkmaması gerektiğini ona bugün çocuklardan birini dövmesini cadı gelirse onu vuracağını böylece cadı yalanın biteceğini söyledi.Şükriye babasının dediğini yaptı ve çocukları tokatladı.Şükriye ve babası cadıyı beklemeye başladılar. Kahvelerini içtikten sonra uykuya dalan baba,kız cadının gürültüsüyle uyandılar. Binnaz Hanımın ruhu karşılarındaydı. Babası Ateş etti ama ruha bir şey olmadı, her ikiside bayıldılar.Ayıldıklarında neyseki ufak tefek şeyler dışında pek bir şeyleri yoktu. Cadının varlığını kabulenen baba ve Naşit Efendi Şükriyeânin ayrılma kararına karşı çıkamadılar.
Şükriye kitabını kapatı ve anlatacaklarını bitirdi.Fikriye evlenmekten caydı. Emine Hanımâın ise buı karar karşısında diyecek pek bir şeyi yoktu. Cadı dedikoduları tüm İstanbulâa yayılınca Naşit Efendi evlenecek bir eş bulamadı.Çocuklarını büyütü evlendirdi.Kendisi de artık daha küçük bir eve yerleşti.
Artık mektuplar ve cadı görünmüyordu. Eve daha sonra bir bir zarf geldi.Mektup eski yalı komşusu Rahmetli Aramdil Hanımâın büyük oğlu Kadir Beyden geliyordu.Mektup her şeyin iç yüzünü ortaya koyuyordu.Cadı diye bir şey yoktu. Aramdil Hanımla, Binnaz Hanım çok iyi dostular hangisi önce ölürse birbirlerine çocuklarını emanet etmişlerdi.Aramdil Hanım, Binnaz Hanımâa verdiği söz doğrultusunda ,Naşit Efendiânin evlenmesini engelleyerek çocukları üvey annelerinin şerinden korumak istemişti. Bunun için farketirmeden yalının üstünden kendi yalısına bir kapı,altındanda bir tünel yaptırmıştı. Avrupada heykel tıraşlık eğitimi almış küçük oğlunada Binnaz Hanımâa benzeyen bir kostüm yaptırmıştı.Her şey Kadir Beyâin yalıyı yıktırmasıyla ortaya çıkan geçitler ,annesinin sandığındaki Binnaz Hanımâın elbisesi ve Aramdil Hanımâın notlarıyla açıklığa kavuşuyordu.
Cadının olmadığı artık kanıtlanmış,bütün gerçekler ortaya çıkmıştı. Naşit Efendi gazetelere gerçeklerle ilgili ilan vermesine rağmen Cadı dedikodularını önleyemedi.Bir daha asla kendine bir eş bulamayan Naşit Efendi ömrünün sonuna kadar yanlız yaşadı.
- Durum
- Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 25
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 21
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 16