HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
11. Bölüm
Yıl 2013
Yağız;
Sinirle kalkıp gitmem umurumda değildi. Arkamdan insanların bakıp onlara açıklama yapması gereken ben değildim sanki. Bir hışımla çıkmıştım. Arkamdan sonradan gelen topuk seslerini duydum. Biri neden beni takip etsindi ki? Arkamı döndüğüm de Gözdeyi ile karşılaştım. Gözde restoranda karşılaştığımız, lise arkadaşım dediğim kişiydi. Aslında öyle arkadaşlık yoktu ama olsun. Demek ki beni takip ediyordu. Arabamın yanına gelip öylece onu bekledim. O da tam karşımda durmuş bana bakıyordu. Adımlarını attıkça neler olacağını az çok tahmin ediyordum. Anahtarları elimden alıp kapıları açmış, içine binmişti. Bende koltuğuma oturdum ve arabayı çalıştırdım. Bundan 3 yıl önce yapmadım bir şey için suçlanmıştım. Şimdi yapsam ne olacaktı ki?
Gözde;
Sadece size kendimi tanıtmak istedim. Ben Gözde İlkyazım. Suna ile soyadımız aynı çünkü o benim üvey kardeşim. Babam annem ile birlikte olduktan sonra ben doğmuşum. Yani babam Sunanın annesini aldatmış. Ben Sunadan bir yaş büyüğüm. Suna ile annesi beni bundan beş sene önce öğrendiler. Başta istemediler. Sonra kaybedecekleri paraları hatırlayınca ikisi de kabul ettiler. Şimdi ben, annem Suna ve annesi hep beraber aynı evde yaşıyoruz. Kimse bizim kardeş olduğumuzu bilmez. Ben Suna gibi devlet okulunda değil de, kolejde okuyorum. İkimiz de birbirimizin her şeyini biliriz. Kardeş gibiyizdir. Tuhaf bir durum biliyorum ama durum böyle. Sunadan ayrı olarak saçlarım kızıldır benim. Yüzümde hafif çillerim vardır. Gözlerim ise bal sarısı. Kendimi severim, beğenirim. Neyse! Sunanın Yağızdan ayrıldığını falan her şeyi bilirim. Buse denen kızı da tanırım. Bizim kardeş olduğumuzu bilen tek kişidir. Kardeşim ile araları aslında çok iyidir. Benden sonra onları kardeş gibi sanabilirdiniz. Sanabilirdiniz diyorum çünkü bu durum Yağızdan önceydi. Bu durumları öğrendikten sonra o çocuktan intikam için her şeyi yapardım. Sunanın da bundan haberi olmalıydı ve oldu da. Bize yardım eden biri daha da vardı tabii ki. Onu sonradan öğreneceksiniz zaten. Şuan arabada oluşum intikamımın bir parçası. Yağızın elinden alacak çok şeyim var. O benim elimden her şeyimi almıştı. Şimdi sıra bendeydi.
Yağız;
Yaptığım yanlıştı. Gözde ile beraber otelin önünde aniden frene basınca anlamıştım. Bu gece ben bu yanlışı düşünmek istemiyordum. İçeri girince hemen resepsiyondan iki kişilik oda aldık. İki kişilik aldık ama tek odayı kullanacaktık. Gözde ile asansöre biner binmez öpüşmeye başlamıştık. Kafam da ne vardı, neden bunları yapıyordum kendime sorup duruyordum. Kafamı toplayamıyordum. Asansör durunca Gözde ile odaya yürüdük. Daha kapıyı açar açmaz Gözde ceketimi çıkarmıştı. Bende onun çiçek desenli elbisesini hiç zorlanmadan fermuarını indirip çıkarmıştım. O beni soydukça bende onu soyuyordum. Daha fazla dayanamayacaktım. Hızlıca onu yatağa fırlattım. Bundan hoşlanmış olacak ki kahkaha patlattı. Düşünmeden altıma alıp onu üstüne uzandım. Gözlerinden belliydi hazır oluşu. Ben ise durmak istemiyordum artık. Resmen dudaklarını koparırcasına sömürüyor, bir elimde göğsünde oynuyordum. İkimizden de cinsel arzu fırlıyordu adeta. İkimiz de kor olmuş ateş parçası gibiydik. Ya ben yanıp kül olacaktım, ya da o yanacak kül olacaktı.
Dayanamıyorum Yağız lütfen! bende dayanamıyordum. Hemen oracıkta ona sahip olmuştum. Bir patlama anı ile her şey yeniden eskisi gibi olmuştu. Soluklarımız birbirine karışıyordu. Ben ise zerre kadar pişman olmuyordum. Neden olacaktım ki? Sevdiğim kadın başkasının kollarına olacaktı artık. Damla bile artık zerre kadar umurumda değildi. Öğrenmesi, beni terk etmesi Sadece aklımda bu gece olanlar vardı. Bu gece sevdiğimin artık benden gidişi vardı. Hep yapmadıklarım için suçlanmış, kaybetmiştim. Artık benim günüm olacaktı. Artık ben başrol oyuncusu olacak, onlar ise benim yönlendirdiğim oyuncular.
Böyle ateşli bir gece geçirmemiştim.
Bende öyle. Bir daha yapmak ister misin?
Neden olmasın yakışıklım. O defa kaç kere olduk bilmiyordum. Sabah uyandığım da sadece yatağımda not kâğıdı vardı.
Yakışıklım. Dün gece mükemmeldi. O kadar seksi birisin ki anlatamam. Geçmişte olanları unuttuğunu sanmıyorum. Belki de intikam içindi yaptığın. Beni hafife alma, her şeyi anlarım. Her neyse. Bunu tekrarlamak istersen, ya da başka şeyler için ara beni. Numaram ve adresim aynı. Öptüm!
Arayacaktım. Emin olsundu. Notu okuduktan sonra duşa girmiştim. Akşamın izleri vücudum da belli oluyordu. Gözde omzuma tırnak izlerini bırakmıştı. Bunları saklamam gerekliydi. Gece yaşadıklarım şimdi su gibi akıp giderken, ben yeni idrak ediyordum. Yaptığım yanlıştı. Aldatmıştım. Damlanın yüzüne bakacak yüzüm yoktu. Ne yapmıştım ben böyle? Hızla duş aldıktan sonra telefonuma baktım. Yüzü geçmiş aramalar ve neredeyse elliye yakın mesaj. Şimdi ne açıklama yapacaktım ben?
Buse;
Hepimiz sabah koltukta suskun oturuyorduk. Damlanın ağlamaktan gözleri şişmişti, bana da öfke ile bakıyordu. Suçlu ben miydim yani? Neden böyle bakıyordu? Ne biliyordu acaba? İç sesim ile savaş verirken kapı çalmıştı. Herkes merak ile gelenin kim olduğuna bakıyordu. Melek anne kapıyı açınca Yağızı görünce rahatlama olmuştu. Damla hemen koşup onun boynuna sarılmıştı. Ne kadar da kolay affetmişti onu. Hayır anlamıyorum yani. Bir sor bakalım nerede, ne yapmış? Demi ama. Bu kız da ne olmuştu böyle?
Neredeydin aşkım?
Oda da anlatsam olur mu? bana nefretlik bakışını yollayıp yukarı çıkmışlardı. Hayır burada anlatsan ne olurdu? Bende meraktan ölmezdim ama. Neyse. Onlar odasında çıkınca bende izin isteyip odama gitmiştim. Gitmiş miydim? Yo gitmedim. Yağız ile Damlanın konuşmasını duymak için kapının önünde kulak misafirliği yapıyordum. Bir şey duymak imkânsızdı. Nasıl böyle kısık ses ile konuşabilirdi böyle insan. Ayak seslerini duyunca hemen koridordan geliyormuş gibi yaptım. Beni burada görseler valla Damla ile kavga ediyor, onu merdivenden atıyor olurdum. Çıkınca Damla ile öpüşüp Damlayı yolladı. Ne yani bu kadar mıydı? Kavga etmek yok muydu? Biz olsak şuan Yağızın kafası yarılmıştı herhalde. Beni görünce Damla gülümsedi ve gitti. İnsan söyler ne olmuş diye demi? Meraktan çatlıyordum. En iyisi gidip sormaktı. Tam kapıyı çalıp içeri girecekken kapı açıldı birden. Ufacık bir inilti kopardım. İnşallah kimse duymamıştır. Duymamışlar sanırım gelip giden yoktu. Yağız geçmem için bana yol açmıştı, ben de geçmiştim. Her yer onlar kokuyordu. Iy bu iğrençti! Her neyse. Ben yattıkları yatağın ucuna kıvrılmış, Yağızda sandalye ye oturmuştu.
Merak ediyorsun demi? sadece başımı sallamak ile yetinmiştim. Aslında merak ettiğim Gözdenin de arkasından çıktığını gördüğümden onunla birlikte mi gittiğiydi.
Gözde ile gittim evet. Yaşlar şimdiden gözleri yakmaya başlamıştı. Söyleyecek bir sözüm bile yoktu. Ağzımdan kerpeten ile olsa bile laf alamazdınız.
Damlaya söylemedim. Mesaj geldi sen görmeden dedim. Arkadaşım hastaydı, kaza yapmış dedim. Arayamadım falan işte.
Peki, bana neden doğruyu söylüyorsun? Benim canımı yakmak sana ne kazandırıyor Yağız?
Sadece söylemek istiyorum Buse. Aslında bilmiyorum. Elime geçecek bir şey yok. Belki de birilerine anlatma ihtiyacı duydum. Damlaya söyleyemem. Onu üzemem. O üzülmeyecek kadar değerli biri. O değerli biri. Kulaklarımı tıkamamak için verdiğim savaş beni öldürüyordu. Duymak istemiyordum.
Ben neyim senin için?
Hiçbir şeysin. Hiç bir şey. Ben onun için bir hiçim. Bir hiç. Artık bu oda da kalmanın anlamı var mıydı? Yoktu. Arkamı dönüp tam çıkarken ağzımdan sözcükler kendiliğinde kopmuştu.
Neden benimle oynuyorsun? Önce seni seviyorum dedin. Sonra öptün. Sonra yine öptün. Gitmeden önce iltifat ettin. Şimdi de geldin bunları diyorsun. Neden?
Canını acıtmak istedim. Sevdiğimi san istedim. Benim kalbim parçalandı Buse. Ölmek istedim. Yaşamak istemedim. Damla topladı beni. Yıkılan viraneyi o yeniden inşa edip köşk yaptı. Ben şimdi onu nasıl yıkabilirim? doğruyu mu söylüyordu bilmiyorum. Gözlerinde bir şey göremiyordum. Neden hala beninle oyun oynuyordu ki?
Benim yanmadı mı sanıyorsun? Ben böyle olsun istemedim. Sakın bana yaklaşma artık. Senden nefret ediyorum.
Ben senden çok önce ettim. Bu arada Gözde ile dün gece yattım. Senin sandığın gibi üç yıl önce değil. Şimdi çık odadan. Koşarak çıkmıştım. Onunla yatmıştı. Onunla yatmıştı. Yüreğim dayanamıyordu.
Kimseye belli etmeden dışarı çıkmıştım. Gözlerimden akan yaşlar görmemi engelliyordu. O yüzden karşıdan gelen korna sesini duymuştum duymasına. Ama engel olamamıştım çarpma sesine ve ardından gelen çığlıklara. Gözlerim yavaşça kapanıyordu. Kapanıyordu. Kapanmıştı da.
Yağız;
Buse öyle koşarak gidince üzülmüştüm. Canı yanan sadece o değildi. İnanın benim canım ondan daha çok yanmıştı. Söylediklerim doğru değildi. Bir kısmı. Onu hala çok seviyordum. Söylediklerim yüzünden içim kanıyor, etimden et kesiyorlardı. Cama doğru kafamı koymuş gözlerimden yaşları boşaltıyordum. O sırada görmüştüm Busenin dışarı çıkmasını. Daha ne olduğunu anlamadan bu havada uçuyordu. Bir kadının bağırma sesleri ve evdeki herkesin çıkması. Ben öylece kalmıştım. Kıpırdamak istiyor, koşmak istiyordum. Tek yaptığım öylece bakmaktı. Kendime geldiğimde ise dışarı fırlamış, onun yanına nasıl gitmiştim bilmiyorum. Selim kollarında tutuyor, lütfen ölme diyordu. Ambulansın siren sesleri duyuluyordu. Yağmur yağmaya başlamış, Busenin kafasından gelen yoldaki kanları temizliyordu. Ambulansa alınıp götürmeleri bir olmuştu. Ben uzaktan izleyen bir yabancı gibiydim. Sevdiğim kadın yeniden gidiyordu. Bu sefer belki de sonsuza kadar.
Hepimiz hastaneye geldiğinde ameliyathaneye almışlardı. İç kanama oluşmuştu. Polisler ise adamı gözaltına almışlardı. Buseyi beklerken zaman geçmiyordu. Aniden doktor çıkıp hastayı kaybettik diyecek diye ödüm kopuyordu. O kadar pişmanlıklarım vardı ki Ona söylemek istediklerim
Doktor ameliyathaneden çıkmış, durum iyi demişti. Ölmüyordu yani. Allaha şükür etsem azdı. Sevdiğim kadını bana bağışlamıştı. Hepimiz yoğun bakım odasının önünde şimdi uyanmasını bekliyorduk. Yanına yaklaşamıyor, uzaktan bakıyorduk. Selim ise doktora girmek için içeri adeta yalvarıyordu. Refik amca çalıştığı hastanede oradan oraya koşuyor Buse için en iyisini istiyordu. Şuan yaşıyordu ya önemli olan buydu. Önemli olan hayatta olmasıydı.
Bir hafta sonra;
Buse tamamen iyileşmiş, normal oda da yatıyordu. Herkes geçmiş olsun deyip çıkıyordu. Sıramı bekliyordum bende. Onu sevdiğimi her şeyi bırakıp gitmek istediğimi söyleyeceğim sıramı. Selim de içeriden hiç çıkmıyordu. İçeri girince Busenin alnından öpüp dışarı çıktı. Fırsat bu diye kapıyı kapadım bende. Yanına gidip elinden tutunca geri çekti. Kızgındı bana. Olsun söyleyeceklerimden sonra beni affederdi.
Nasılsın? içim o kadar acıyordu ki, korkak adımları ile yanına gidiyordum.
Yağız iyiyim. Senden bir şey istesem? heyecandan kalbim atıyordu. Buse bana başka türlü baksa da kesin buradan gidelim diyecekti.
Her ne istersen yaparım. Ben çok
Git buradan. Defol! beni kovuyordu. Hayatımın aşkı beni kovuyordu. Gözlerindeki nefreti işte şimdi görüyordum.
Ama ben
Git lütfen. Hayatımı yaşamama izin ver. Beni sevmediğin halde seviyorsun gibi yapma. Canımı yakma. Senden kaçarken bana eziyet etme. Git Damla ile ol. Bende Selim ile olayım. Artık yoruldum. Senin bu hallerinden yoruldum. Yollarımıza gidelim. Şimdi git lütfen. Gitmemi istiyordu. Pekala, bende gidecektim. Pişman olsam da gidecektim. Yeniden gidecektim. Hayır, bu sefer tamamen gidiyordum. Kimseye bir şey demeden herkesin hayatından tamamen çıkıp gidiyordum. Hayatımın aşkı olmadıktan sonra hayat ne içindi ki? Damlaya da bir şey demeden gidiyordum. Bir şey olmamış gibi gidiyordum. Ve arabaya atlayıp gitmiştim. Yollarım beni nereye götürürdü bilemiyorum. Damlaya sonra mesaj atardım. Belki de atmazdım. Onu yanımda istiyor muydum? Meçhuldü. Tek istediğim, yıllar sonra Busenin benden istediğini yapmaktı. Sürdüm, sürdüm. Yollar beni bilmediğim küçük bir kasabaya getirmişti. Kendime kalacak küçük bir yer bulmuştum. Kendimi odama atıp, küçük kanepeye oturmuştum. Geceyi izlemeye dalarken anılar kalbimde çok ama çok can yakmaya başlamışlardı.
Yıl 2013
Yağız;
Sinirle kalkıp gitmem umurumda değildi. Arkamdan insanların bakıp onlara açıklama yapması gereken ben değildim sanki. Bir hışımla çıkmıştım. Arkamdan sonradan gelen topuk seslerini duydum. Biri neden beni takip etsindi ki? Arkamı döndüğüm de Gözdeyi ile karşılaştım. Gözde restoranda karşılaştığımız, lise arkadaşım dediğim kişiydi. Aslında öyle arkadaşlık yoktu ama olsun. Demek ki beni takip ediyordu. Arabamın yanına gelip öylece onu bekledim. O da tam karşımda durmuş bana bakıyordu. Adımlarını attıkça neler olacağını az çok tahmin ediyordum. Anahtarları elimden alıp kapıları açmış, içine binmişti. Bende koltuğuma oturdum ve arabayı çalıştırdım. Bundan 3 yıl önce yapmadım bir şey için suçlanmıştım. Şimdi yapsam ne olacaktı ki?
Gözde;
Sadece size kendimi tanıtmak istedim. Ben Gözde İlkyazım. Suna ile soyadımız aynı çünkü o benim üvey kardeşim. Babam annem ile birlikte olduktan sonra ben doğmuşum. Yani babam Sunanın annesini aldatmış. Ben Sunadan bir yaş büyüğüm. Suna ile annesi beni bundan beş sene önce öğrendiler. Başta istemediler. Sonra kaybedecekleri paraları hatırlayınca ikisi de kabul ettiler. Şimdi ben, annem Suna ve annesi hep beraber aynı evde yaşıyoruz. Kimse bizim kardeş olduğumuzu bilmez. Ben Suna gibi devlet okulunda değil de, kolejde okuyorum. İkimiz de birbirimizin her şeyini biliriz. Kardeş gibiyizdir. Tuhaf bir durum biliyorum ama durum böyle. Sunadan ayrı olarak saçlarım kızıldır benim. Yüzümde hafif çillerim vardır. Gözlerim ise bal sarısı. Kendimi severim, beğenirim. Neyse! Sunanın Yağızdan ayrıldığını falan her şeyi bilirim. Buse denen kızı da tanırım. Bizim kardeş olduğumuzu bilen tek kişidir. Kardeşim ile araları aslında çok iyidir. Benden sonra onları kardeş gibi sanabilirdiniz. Sanabilirdiniz diyorum çünkü bu durum Yağızdan önceydi. Bu durumları öğrendikten sonra o çocuktan intikam için her şeyi yapardım. Sunanın da bundan haberi olmalıydı ve oldu da. Bize yardım eden biri daha da vardı tabii ki. Onu sonradan öğreneceksiniz zaten. Şuan arabada oluşum intikamımın bir parçası. Yağızın elinden alacak çok şeyim var. O benim elimden her şeyimi almıştı. Şimdi sıra bendeydi.
Yağız;
Yaptığım yanlıştı. Gözde ile beraber otelin önünde aniden frene basınca anlamıştım. Bu gece ben bu yanlışı düşünmek istemiyordum. İçeri girince hemen resepsiyondan iki kişilik oda aldık. İki kişilik aldık ama tek odayı kullanacaktık. Gözde ile asansöre biner binmez öpüşmeye başlamıştık. Kafam da ne vardı, neden bunları yapıyordum kendime sorup duruyordum. Kafamı toplayamıyordum. Asansör durunca Gözde ile odaya yürüdük. Daha kapıyı açar açmaz Gözde ceketimi çıkarmıştı. Bende onun çiçek desenli elbisesini hiç zorlanmadan fermuarını indirip çıkarmıştım. O beni soydukça bende onu soyuyordum. Daha fazla dayanamayacaktım. Hızlıca onu yatağa fırlattım. Bundan hoşlanmış olacak ki kahkaha patlattı. Düşünmeden altıma alıp onu üstüne uzandım. Gözlerinden belliydi hazır oluşu. Ben ise durmak istemiyordum artık. Resmen dudaklarını koparırcasına sömürüyor, bir elimde göğsünde oynuyordum. İkimizden de cinsel arzu fırlıyordu adeta. İkimiz de kor olmuş ateş parçası gibiydik. Ya ben yanıp kül olacaktım, ya da o yanacak kül olacaktı.
Dayanamıyorum Yağız lütfen! bende dayanamıyordum. Hemen oracıkta ona sahip olmuştum. Bir patlama anı ile her şey yeniden eskisi gibi olmuştu. Soluklarımız birbirine karışıyordu. Ben ise zerre kadar pişman olmuyordum. Neden olacaktım ki? Sevdiğim kadın başkasının kollarına olacaktı artık. Damla bile artık zerre kadar umurumda değildi. Öğrenmesi, beni terk etmesi Sadece aklımda bu gece olanlar vardı. Bu gece sevdiğimin artık benden gidişi vardı. Hep yapmadıklarım için suçlanmış, kaybetmiştim. Artık benim günüm olacaktı. Artık ben başrol oyuncusu olacak, onlar ise benim yönlendirdiğim oyuncular.
Böyle ateşli bir gece geçirmemiştim.
Bende öyle. Bir daha yapmak ister misin?
Neden olmasın yakışıklım. O defa kaç kere olduk bilmiyordum. Sabah uyandığım da sadece yatağımda not kâğıdı vardı.
Yakışıklım. Dün gece mükemmeldi. O kadar seksi birisin ki anlatamam. Geçmişte olanları unuttuğunu sanmıyorum. Belki de intikam içindi yaptığın. Beni hafife alma, her şeyi anlarım. Her neyse. Bunu tekrarlamak istersen, ya da başka şeyler için ara beni. Numaram ve adresim aynı. Öptüm!
Arayacaktım. Emin olsundu. Notu okuduktan sonra duşa girmiştim. Akşamın izleri vücudum da belli oluyordu. Gözde omzuma tırnak izlerini bırakmıştı. Bunları saklamam gerekliydi. Gece yaşadıklarım şimdi su gibi akıp giderken, ben yeni idrak ediyordum. Yaptığım yanlıştı. Aldatmıştım. Damlanın yüzüne bakacak yüzüm yoktu. Ne yapmıştım ben böyle? Hızla duş aldıktan sonra telefonuma baktım. Yüzü geçmiş aramalar ve neredeyse elliye yakın mesaj. Şimdi ne açıklama yapacaktım ben?
Buse;
Hepimiz sabah koltukta suskun oturuyorduk. Damlanın ağlamaktan gözleri şişmişti, bana da öfke ile bakıyordu. Suçlu ben miydim yani? Neden böyle bakıyordu? Ne biliyordu acaba? İç sesim ile savaş verirken kapı çalmıştı. Herkes merak ile gelenin kim olduğuna bakıyordu. Melek anne kapıyı açınca Yağızı görünce rahatlama olmuştu. Damla hemen koşup onun boynuna sarılmıştı. Ne kadar da kolay affetmişti onu. Hayır anlamıyorum yani. Bir sor bakalım nerede, ne yapmış? Demi ama. Bu kız da ne olmuştu böyle?
Neredeydin aşkım?
Oda da anlatsam olur mu? bana nefretlik bakışını yollayıp yukarı çıkmışlardı. Hayır burada anlatsan ne olurdu? Bende meraktan ölmezdim ama. Neyse. Onlar odasında çıkınca bende izin isteyip odama gitmiştim. Gitmiş miydim? Yo gitmedim. Yağız ile Damlanın konuşmasını duymak için kapının önünde kulak misafirliği yapıyordum. Bir şey duymak imkânsızdı. Nasıl böyle kısık ses ile konuşabilirdi böyle insan. Ayak seslerini duyunca hemen koridordan geliyormuş gibi yaptım. Beni burada görseler valla Damla ile kavga ediyor, onu merdivenden atıyor olurdum. Çıkınca Damla ile öpüşüp Damlayı yolladı. Ne yani bu kadar mıydı? Kavga etmek yok muydu? Biz olsak şuan Yağızın kafası yarılmıştı herhalde. Beni görünce Damla gülümsedi ve gitti. İnsan söyler ne olmuş diye demi? Meraktan çatlıyordum. En iyisi gidip sormaktı. Tam kapıyı çalıp içeri girecekken kapı açıldı birden. Ufacık bir inilti kopardım. İnşallah kimse duymamıştır. Duymamışlar sanırım gelip giden yoktu. Yağız geçmem için bana yol açmıştı, ben de geçmiştim. Her yer onlar kokuyordu. Iy bu iğrençti! Her neyse. Ben yattıkları yatağın ucuna kıvrılmış, Yağızda sandalye ye oturmuştu.
Merak ediyorsun demi? sadece başımı sallamak ile yetinmiştim. Aslında merak ettiğim Gözdenin de arkasından çıktığını gördüğümden onunla birlikte mi gittiğiydi.
Gözde ile gittim evet. Yaşlar şimdiden gözleri yakmaya başlamıştı. Söyleyecek bir sözüm bile yoktu. Ağzımdan kerpeten ile olsa bile laf alamazdınız.
Damlaya söylemedim. Mesaj geldi sen görmeden dedim. Arkadaşım hastaydı, kaza yapmış dedim. Arayamadım falan işte.
Peki, bana neden doğruyu söylüyorsun? Benim canımı yakmak sana ne kazandırıyor Yağız?
Sadece söylemek istiyorum Buse. Aslında bilmiyorum. Elime geçecek bir şey yok. Belki de birilerine anlatma ihtiyacı duydum. Damlaya söyleyemem. Onu üzemem. O üzülmeyecek kadar değerli biri. O değerli biri. Kulaklarımı tıkamamak için verdiğim savaş beni öldürüyordu. Duymak istemiyordum.
Ben neyim senin için?
Hiçbir şeysin. Hiç bir şey. Ben onun için bir hiçim. Bir hiç. Artık bu oda da kalmanın anlamı var mıydı? Yoktu. Arkamı dönüp tam çıkarken ağzımdan sözcükler kendiliğinde kopmuştu.
Neden benimle oynuyorsun? Önce seni seviyorum dedin. Sonra öptün. Sonra yine öptün. Gitmeden önce iltifat ettin. Şimdi de geldin bunları diyorsun. Neden?
Canını acıtmak istedim. Sevdiğimi san istedim. Benim kalbim parçalandı Buse. Ölmek istedim. Yaşamak istemedim. Damla topladı beni. Yıkılan viraneyi o yeniden inşa edip köşk yaptı. Ben şimdi onu nasıl yıkabilirim? doğruyu mu söylüyordu bilmiyorum. Gözlerinde bir şey göremiyordum. Neden hala beninle oyun oynuyordu ki?
Benim yanmadı mı sanıyorsun? Ben böyle olsun istemedim. Sakın bana yaklaşma artık. Senden nefret ediyorum.
Ben senden çok önce ettim. Bu arada Gözde ile dün gece yattım. Senin sandığın gibi üç yıl önce değil. Şimdi çık odadan. Koşarak çıkmıştım. Onunla yatmıştı. Onunla yatmıştı. Yüreğim dayanamıyordu.
Kimseye belli etmeden dışarı çıkmıştım. Gözlerimden akan yaşlar görmemi engelliyordu. O yüzden karşıdan gelen korna sesini duymuştum duymasına. Ama engel olamamıştım çarpma sesine ve ardından gelen çığlıklara. Gözlerim yavaşça kapanıyordu. Kapanıyordu. Kapanmıştı da.
Yağız;
Buse öyle koşarak gidince üzülmüştüm. Canı yanan sadece o değildi. İnanın benim canım ondan daha çok yanmıştı. Söylediklerim doğru değildi. Bir kısmı. Onu hala çok seviyordum. Söylediklerim yüzünden içim kanıyor, etimden et kesiyorlardı. Cama doğru kafamı koymuş gözlerimden yaşları boşaltıyordum. O sırada görmüştüm Busenin dışarı çıkmasını. Daha ne olduğunu anlamadan bu havada uçuyordu. Bir kadının bağırma sesleri ve evdeki herkesin çıkması. Ben öylece kalmıştım. Kıpırdamak istiyor, koşmak istiyordum. Tek yaptığım öylece bakmaktı. Kendime geldiğimde ise dışarı fırlamış, onun yanına nasıl gitmiştim bilmiyorum. Selim kollarında tutuyor, lütfen ölme diyordu. Ambulansın siren sesleri duyuluyordu. Yağmur yağmaya başlamış, Busenin kafasından gelen yoldaki kanları temizliyordu. Ambulansa alınıp götürmeleri bir olmuştu. Ben uzaktan izleyen bir yabancı gibiydim. Sevdiğim kadın yeniden gidiyordu. Bu sefer belki de sonsuza kadar.
Hepimiz hastaneye geldiğinde ameliyathaneye almışlardı. İç kanama oluşmuştu. Polisler ise adamı gözaltına almışlardı. Buseyi beklerken zaman geçmiyordu. Aniden doktor çıkıp hastayı kaybettik diyecek diye ödüm kopuyordu. O kadar pişmanlıklarım vardı ki Ona söylemek istediklerim
Doktor ameliyathaneden çıkmış, durum iyi demişti. Ölmüyordu yani. Allaha şükür etsem azdı. Sevdiğim kadını bana bağışlamıştı. Hepimiz yoğun bakım odasının önünde şimdi uyanmasını bekliyorduk. Yanına yaklaşamıyor, uzaktan bakıyorduk. Selim ise doktora girmek için içeri adeta yalvarıyordu. Refik amca çalıştığı hastanede oradan oraya koşuyor Buse için en iyisini istiyordu. Şuan yaşıyordu ya önemli olan buydu. Önemli olan hayatta olmasıydı.
Bir hafta sonra;
Buse tamamen iyileşmiş, normal oda da yatıyordu. Herkes geçmiş olsun deyip çıkıyordu. Sıramı bekliyordum bende. Onu sevdiğimi her şeyi bırakıp gitmek istediğimi söyleyeceğim sıramı. Selim de içeriden hiç çıkmıyordu. İçeri girince Busenin alnından öpüp dışarı çıktı. Fırsat bu diye kapıyı kapadım bende. Yanına gidip elinden tutunca geri çekti. Kızgındı bana. Olsun söyleyeceklerimden sonra beni affederdi.
Nasılsın? içim o kadar acıyordu ki, korkak adımları ile yanına gidiyordum.
Yağız iyiyim. Senden bir şey istesem? heyecandan kalbim atıyordu. Buse bana başka türlü baksa da kesin buradan gidelim diyecekti.
Her ne istersen yaparım. Ben çok
Git buradan. Defol! beni kovuyordu. Hayatımın aşkı beni kovuyordu. Gözlerindeki nefreti işte şimdi görüyordum.
Ama ben
Git lütfen. Hayatımı yaşamama izin ver. Beni sevmediğin halde seviyorsun gibi yapma. Canımı yakma. Senden kaçarken bana eziyet etme. Git Damla ile ol. Bende Selim ile olayım. Artık yoruldum. Senin bu hallerinden yoruldum. Yollarımıza gidelim. Şimdi git lütfen. Gitmemi istiyordu. Pekala, bende gidecektim. Pişman olsam da gidecektim. Yeniden gidecektim. Hayır, bu sefer tamamen gidiyordum. Kimseye bir şey demeden herkesin hayatından tamamen çıkıp gidiyordum. Hayatımın aşkı olmadıktan sonra hayat ne içindi ki? Damlaya da bir şey demeden gidiyordum. Bir şey olmamış gibi gidiyordum. Ve arabaya atlayıp gitmiştim. Yollarım beni nereye götürürdü bilemiyorum. Damlaya sonra mesaj atardım. Belki de atmazdım. Onu yanımda istiyor muydum? Meçhuldü. Tek istediğim, yıllar sonra Busenin benden istediğini yapmaktı. Sürdüm, sürdüm. Yollar beni bilmediğim küçük bir kasabaya getirmişti. Kendime kalacak küçük bir yer bulmuştum. Kendimi odama atıp, küçük kanepeye oturmuştum. Geceyi izlemeye dalarken anılar kalbimde çok ama çok can yakmaya başlamışlardı.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 54
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 53
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 129
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 92
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 69
