HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
İlkokul döneminde cinsellik uykuya
yatar. İlkokul sonuyla birlikte
çocuklar duygusal ve fiziksel olarak
değişmeye başlarlar. Genellikle kız
çocuklar erkeklere göre daha erken
bu değişimleri yaşamaya başlar.
Bazen erkek çocuklar da ergenliğe
erken girebilir. Standart bir
ergenliğe giriş dönemi yoktur. Belli
yaş aralıklarında kız ve erkek
çocuklar ergenliğe girer diyebiliriz.
Ergenlik dönemi çok önemli bir
değişim dönemi olmakla beraber,
ergenin kendi cinselliğini öğrenmesi
için en temel dönemdir.
Bu dönemde anne-baba olarak
sizlerin de çok yakından takip ettiği
bu değişimleri yaşayan ergen;
*Başarısızlık ve hataları konusunda
duyarlıdır,
*Gelecek gelmeyecekmiş gibi “şu an“
ve “şimdi“ de yaşar.
*Dikkat zayıfladığı için ders başarısı
düşer,
*Mastürbasyon yapabilir,
*Yeni bedeninden hem utanç hem
de gurur duyar,
*Kendi cinselliğine ilişkin yetişkin
tepkilerini içselleştirir.
Ergenlik döneminin başlamasıyla
birlikte ergenlerde cinsel konulara
ilgi yeniden artar.Ancak, anne ve
babasından daha önce bilgi almamış
ergenlerin bu dönemde onlara soru
sorma şansı çok azdır. Daha önceki
sorularına yeterli yanıt alamamış
ergen, yeni bir merakla ortaya çıkan
soru ve sorunlarını paylaşmak için
anne-baba yerine başka kaynaklara
yönelir; bu kaynaklar da genellikle
çeşitli yayınlar ve arkadaşlardır.
Arkadaşlar ergenin hayatında
““paylaşmak““ için önemli olmasına
rağmen bazı duygularını anne-
babayla paylaşmaya da ihtiyaç duyar.
Değerler ve duygu aktarımı
açısından, annenin kızına, babanın
oğluna bilgi vermesi anlamlıdır.
Bazen anne-babalar çocuklarının
çekingen davrandığını ve soru
sormadığını söylerler. Oysa ergenin
soru sormaması bu konuda
konuşmaya ihtiyaç duymadığı
anlamına gelmez. Çünkü çocuk
toplumsal ve kültürel etkenlerle
cinselliğin konuşulmadığı, bir
ortamdaysa soru sormaz. Ve bu
konuda da soru sorulmayacağını
öğrenir. Anne-baba tarafından
ergenin cinsellikle ilgili merak ettiği
şeyleri ve bu konudaki duygularını
konuşabileceği bir ortamın mutlaka
hazırlanması gereklidir.
Çocuk cinsel kimlik gelişiminde
sosyal rol olarak da anne babayı
model alır. Anne/baba, kendi
cinsiyetinden memnun değilse çocuk
da bu cinsiyeti benimsemekte zorluk
çekebilir.
Bazı aileler çocukları ile cinsellik
konusunda açıkça konuşabilmektedir;
ancak toplumumuzda büyük bir
çoğunluk bu tür konuları konuşmada
sıkıntı yaşamaktadır. Bu durumun
temel nedeninin ebeveynlerin
konuyu nasıl ele alacaklarını
bilemeyişlerine dayandığı
görülmektedir. Çocuk anne-babanın
birbirlerine olan davranışlarını,
ilişkilerini gözlemler. Anne-baba
cinsellik konusu da dahi birbirleriyle
konuşuyorsa, birbirlerine
dokunuyorsa çocuk yaşanılan bir
cinselliği görür ve anne-babanın
cinsellik konusundaki davranış ve
ilişikilerini içselleştirebilir.
Cinsel eğitimde zamanlamanın
önemi yanında bu eğitimin nerede,
ne kadar verilmesi gerektiği de
önemlidir. Önemli olan, ergenin
bilgiye ve eğitime ihtiyacı olan
dönemleri belirledikten sonra yaşına
uygun derecede ve gerekli olan
bilgileri vermektir. Gereksinim arttığı
dönemlerde, hem öğrenme kolay
olacak hem de öğretilenler daha
fazla işe yarayacaktır. Bilgiler
mutlaka onun ne kadar sevildiği
gösterilerek verilmelidir.
Ergenin sorduğu soru ne olursa
olsun (cinsellik- üreme) her şeyi bir
çırpıda anlatmaya çalışmayın.
Çocuğunuz size cinsellik ve üreme ile
ilgili sorduğu soru karşısında “bu ne
biçim soru“ edası ile ona bakmayın.
Suratınızı buruşturup telaşa
kapılmayın, doğal olun. Örneğin,
çocuğunuzun üremeyle ilgili sorduğu
soruyu yanıtlamanın en iyi yolu belki
de döl yatağı içinde fetüsün ne
şekilde geliştiğini gösteren resim ya
da kitaplardır. Böylelikle, hem
meraklı gözler ile izleyecek hem de
sorusuna cevap alacaktır.
ÖN ERGENLİK VE ERGENLİK
DÖNEMİNDEKİ ÇOCUKLARIN CİNSEL
EĞİTİMİ
Ön ergenlik dönemine giren çocuğa
ergenlik boyunca neler yaşayacağı
anlatılmalıdır. Hormonlarla içteki
yapı oluşurken, bizim de ergeni
dıştan hazırlamamız, ona destek
olmamız gerekir.
. Ortak olarak her iki cinste de hızlı
bir büyüme olur. Önce burun daha
sonra kulaklar büyür. Orantısız,
anormal bir görünüm ortaya çıkar.
Orantısızlıklar sakarlığın da ortaya
çıkmasına neden olur. Ergene, bu
çirkinlik döneminin bir iki yıl
süreceği ve orantı sağlandıktan sonra
güzel bir genç kız ya da yakışıklı bir
erkek olacağı söylenmelidir.
Mastürbasyon;
Özellikle ailenin cinsellikle ilgili
tutucu paradigmaları varsa, ergen
mastürbasyon ardından suçluluk
duyar. Cinsellik doğal bir ihtiyaçtır.
Ancak yemek içmek gibi zorunluluk
değil seçimlik bir ihtiyaçtır. Cinsel
enerji sadece cinsellikle boşalmaz.
Dans ederek ya da arkadaşlarla
yapılan çeşitli faaliyetlerle de
boşalabilir. Mastürbasyon bir çok
cinsel davranıştan biridir. Ve her
insanın yaşamında cinselliğin rolü ve
cinselliğe verdiği önem farklı
olacaktır. Ergene yapılabilecek
açıklama, bunun doğal olduğu ancak
kişiye özel olduğunun da
vurgulanması gerekliliğidir.
Çok fazla mastürbasyon yapan
ergenler için;
*Acaba yeterince enerji harcamıyor
mu?
*Arkadaş ilişkileri iyi değil mi?
*Mutsuz mu?
*Çok mu yalnız kalıyor ?
*Sosyal etkinlikleri az mı? gibi
sorulara yanıt aranmalıdır.
Mastürbasyon yapmak ergenin
yaşamındaki başka boşlukları
doldurabilir. Özellikle dış dünyadan
izole ise, sosyal ilişkilerinde problem
yaşıyorsa mastürbasyonu yoğun
olarak yapabilir. Ancak çok ve az
kavramının göreceli olduğu
unutulmamalıdır.
Bu dönemdeki kimlik gelişimine
bakıldığında;
*Sarsılmaz arkadaşlıklar kurma
yoluyla, yakın ilişkilerde
benimseneceğine olan güvenini ve
geleceğe olan umudunu
sağlamlaştırmak,
*Otoritenin kural ve buyruklarına
açık ya da örtülü biçimlerde
başkaldırma yoluyla, bağımsız ve
iradesi güçlü bir birey olduğu
inancını geliştirmek,
*Yetenekli olduğuna inandığı
alanlarda sivrilme yoluyla, işinin
ustası olabileceğini kendine ve
başkalarına kanıtlamak,
*Cinsellikle uğraşarak ve cinsel yanı
olan ilişkileri deneyerek tam bir
kadın ya da erkek olmaya yönelmek
gibi uğraşılar içinde oldukları
görülmektedir.
yatar. İlkokul sonuyla birlikte
çocuklar duygusal ve fiziksel olarak
değişmeye başlarlar. Genellikle kız
çocuklar erkeklere göre daha erken
bu değişimleri yaşamaya başlar.
Bazen erkek çocuklar da ergenliğe
erken girebilir. Standart bir
ergenliğe giriş dönemi yoktur. Belli
yaş aralıklarında kız ve erkek
çocuklar ergenliğe girer diyebiliriz.
Ergenlik dönemi çok önemli bir
değişim dönemi olmakla beraber,
ergenin kendi cinselliğini öğrenmesi
için en temel dönemdir.
Bu dönemde anne-baba olarak
sizlerin de çok yakından takip ettiği
bu değişimleri yaşayan ergen;
*Başarısızlık ve hataları konusunda
duyarlıdır,
*Gelecek gelmeyecekmiş gibi “şu an“
ve “şimdi“ de yaşar.
*Dikkat zayıfladığı için ders başarısı
düşer,
*Mastürbasyon yapabilir,
*Yeni bedeninden hem utanç hem
de gurur duyar,
*Kendi cinselliğine ilişkin yetişkin
tepkilerini içselleştirir.
Ergenlik döneminin başlamasıyla
birlikte ergenlerde cinsel konulara
ilgi yeniden artar.Ancak, anne ve
babasından daha önce bilgi almamış
ergenlerin bu dönemde onlara soru
sorma şansı çok azdır. Daha önceki
sorularına yeterli yanıt alamamış
ergen, yeni bir merakla ortaya çıkan
soru ve sorunlarını paylaşmak için
anne-baba yerine başka kaynaklara
yönelir; bu kaynaklar da genellikle
çeşitli yayınlar ve arkadaşlardır.
Arkadaşlar ergenin hayatında
““paylaşmak““ için önemli olmasına
rağmen bazı duygularını anne-
babayla paylaşmaya da ihtiyaç duyar.
Değerler ve duygu aktarımı
açısından, annenin kızına, babanın
oğluna bilgi vermesi anlamlıdır.
Bazen anne-babalar çocuklarının
çekingen davrandığını ve soru
sormadığını söylerler. Oysa ergenin
soru sormaması bu konuda
konuşmaya ihtiyaç duymadığı
anlamına gelmez. Çünkü çocuk
toplumsal ve kültürel etkenlerle
cinselliğin konuşulmadığı, bir
ortamdaysa soru sormaz. Ve bu
konuda da soru sorulmayacağını
öğrenir. Anne-baba tarafından
ergenin cinsellikle ilgili merak ettiği
şeyleri ve bu konudaki duygularını
konuşabileceği bir ortamın mutlaka
hazırlanması gereklidir.
Çocuk cinsel kimlik gelişiminde
sosyal rol olarak da anne babayı
model alır. Anne/baba, kendi
cinsiyetinden memnun değilse çocuk
da bu cinsiyeti benimsemekte zorluk
çekebilir.
Bazı aileler çocukları ile cinsellik
konusunda açıkça konuşabilmektedir;
ancak toplumumuzda büyük bir
çoğunluk bu tür konuları konuşmada
sıkıntı yaşamaktadır. Bu durumun
temel nedeninin ebeveynlerin
konuyu nasıl ele alacaklarını
bilemeyişlerine dayandığı
görülmektedir. Çocuk anne-babanın
birbirlerine olan davranışlarını,
ilişkilerini gözlemler. Anne-baba
cinsellik konusu da dahi birbirleriyle
konuşuyorsa, birbirlerine
dokunuyorsa çocuk yaşanılan bir
cinselliği görür ve anne-babanın
cinsellik konusundaki davranış ve
ilişikilerini içselleştirebilir.
Cinsel eğitimde zamanlamanın
önemi yanında bu eğitimin nerede,
ne kadar verilmesi gerektiği de
önemlidir. Önemli olan, ergenin
bilgiye ve eğitime ihtiyacı olan
dönemleri belirledikten sonra yaşına
uygun derecede ve gerekli olan
bilgileri vermektir. Gereksinim arttığı
dönemlerde, hem öğrenme kolay
olacak hem de öğretilenler daha
fazla işe yarayacaktır. Bilgiler
mutlaka onun ne kadar sevildiği
gösterilerek verilmelidir.
Ergenin sorduğu soru ne olursa
olsun (cinsellik- üreme) her şeyi bir
çırpıda anlatmaya çalışmayın.
Çocuğunuz size cinsellik ve üreme ile
ilgili sorduğu soru karşısında “bu ne
biçim soru“ edası ile ona bakmayın.
Suratınızı buruşturup telaşa
kapılmayın, doğal olun. Örneğin,
çocuğunuzun üremeyle ilgili sorduğu
soruyu yanıtlamanın en iyi yolu belki
de döl yatağı içinde fetüsün ne
şekilde geliştiğini gösteren resim ya
da kitaplardır. Böylelikle, hem
meraklı gözler ile izleyecek hem de
sorusuna cevap alacaktır.
ÖN ERGENLİK VE ERGENLİK
DÖNEMİNDEKİ ÇOCUKLARIN CİNSEL
EĞİTİMİ
Ön ergenlik dönemine giren çocuğa
ergenlik boyunca neler yaşayacağı
anlatılmalıdır. Hormonlarla içteki
yapı oluşurken, bizim de ergeni
dıştan hazırlamamız, ona destek
olmamız gerekir.
. Ortak olarak her iki cinste de hızlı
bir büyüme olur. Önce burun daha
sonra kulaklar büyür. Orantısız,
anormal bir görünüm ortaya çıkar.
Orantısızlıklar sakarlığın da ortaya
çıkmasına neden olur. Ergene, bu
çirkinlik döneminin bir iki yıl
süreceği ve orantı sağlandıktan sonra
güzel bir genç kız ya da yakışıklı bir
erkek olacağı söylenmelidir.
Mastürbasyon;
Özellikle ailenin cinsellikle ilgili
tutucu paradigmaları varsa, ergen
mastürbasyon ardından suçluluk
duyar. Cinsellik doğal bir ihtiyaçtır.
Ancak yemek içmek gibi zorunluluk
değil seçimlik bir ihtiyaçtır. Cinsel
enerji sadece cinsellikle boşalmaz.
Dans ederek ya da arkadaşlarla
yapılan çeşitli faaliyetlerle de
boşalabilir. Mastürbasyon bir çok
cinsel davranıştan biridir. Ve her
insanın yaşamında cinselliğin rolü ve
cinselliğe verdiği önem farklı
olacaktır. Ergene yapılabilecek
açıklama, bunun doğal olduğu ancak
kişiye özel olduğunun da
vurgulanması gerekliliğidir.
Çok fazla mastürbasyon yapan
ergenler için;
*Acaba yeterince enerji harcamıyor
mu?
*Arkadaş ilişkileri iyi değil mi?
*Mutsuz mu?
*Çok mu yalnız kalıyor ?
*Sosyal etkinlikleri az mı? gibi
sorulara yanıt aranmalıdır.
Mastürbasyon yapmak ergenin
yaşamındaki başka boşlukları
doldurabilir. Özellikle dış dünyadan
izole ise, sosyal ilişkilerinde problem
yaşıyorsa mastürbasyonu yoğun
olarak yapabilir. Ancak çok ve az
kavramının göreceli olduğu
unutulmamalıdır.
Bu dönemdeki kimlik gelişimine
bakıldığında;
*Sarsılmaz arkadaşlıklar kurma
yoluyla, yakın ilişkilerde
benimseneceğine olan güvenini ve
geleceğe olan umudunu
sağlamlaştırmak,
*Otoritenin kural ve buyruklarına
açık ya da örtülü biçimlerde
başkaldırma yoluyla, bağımsız ve
iradesi güçlü bir birey olduğu
inancını geliştirmek,
*Yetenekli olduğuna inandığı
alanlarda sivrilme yoluyla, işinin
ustası olabileceğini kendine ve
başkalarına kanıtlamak,
*Cinsellikle uğraşarak ve cinsel yanı
olan ilişkileri deneyerek tam bir
kadın ya da erkek olmaya yönelmek
gibi uğraşılar içinde oldukları
görülmektedir.
