HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
İtalya`daki Lecce Üniversitesi
Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Francesco D`andria, “Lykos
(Çürüksu) nehri vadisinin güzel
manzarası aslında dramatik bir
jeolojik gerçekliği saklamaktadır. Arka
arkaya olan depremler başta
Maiandros üzerindeki Tripolis,
Hierapolis ve Laodikeia olmak üzere
bölgenin önemli kentlerini tahrip
etmiştir“ dedi.
Hierapolis Antik Kenti Kazı Heyeti
Başkanı Prof. Dr. D`andria, Suna
İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri
Araştırma Enstitüsü`nce (AKMED)
düzenlenen “Cehennemden Cennete,
Hierapolis`te Yeni Arkeolojik
Buluntular“ konulu söyleşide, yaptığı
çalışmalar hakkında bilgi verdi.
D`andria, Pamukkale yakınlarındaki
Hierapolis kalıntılarının yer aldığı,
termal suyun oluşturduğu beyaz
travertenlerin, “Beyaz Cennet“ diye
adlandırıldığını söyledi. “Beyaz
Cennet“i oluşturan kalsiyum
karbonat açısından zengin termal
suyun, sismik fayın ana kayada
oluşturduğu derin bir yarıktan
yeryüzüne çıktığını anlatan D`andria,
“Lykos (Çürüksu) nehri vadisinin
güzel manzarası aslında dramatik bir
jeolojik gerçekliği saklamaktadır. Arka
arkaya olan depremler, başta
Maiandros üzerindeki Tripolis,
Hierapolis ve Laodikeia olmak üzere,
bölgenin önemli kentlerini tahrip
etmiştir“ diye konuştu.
Hierapolis sismik kırığının, sadece 35
derecedeki suyun çıktığı mağara ve
oyukları oluşturmadığını vurgulayan
D`andria, aynı zamanda oksijene
oranla yüzde 95 yoğunluğa ulaşan
karbondioksit gazı da yaydığını ifade
etti.
D`andria, bu alana yaklaşan
canlıların boğulma tehlikesiyle
karşılaştığına dikkati çekerek, şunları
kaydetti:
“Antik Çağ`da gözlemlenmiş bu olay,
günümüzde de devam etmektedir.
Geceleri toprağın derinliklerinden
çıkan sıcaklığa doğru gelen kuşlar,
gazla zehirlenmekte ve bu olay
yeraltı tanrılarıyla onların kralı
Hades-Pluton ile bağlanarak
doğaüstü olarak yorumlanmıştır.
Beyaz Cennet`in şelalelerini
oluşturan ana termal kaynak,
‘Cehennem Kapısı` olarak
adlandırılan girişten çıkmaktadır.
Böylece olumsuz ve korkutucu
gerçeklik, insanların hayal gücü
tarafından tam tersi olan Beyaz
Cennet`e çevrilmiştir.“
D`andria, 2011 ve 2012 yılı
araştırmalarında gerçekleştirilen
topoğrafya çalışmalarının ciddi
sonuçları ortaya koyduğunu belirtti.
Aziz Philippus mezarının etrafında
inşa edilen kilise ile taban
döşemesinde restorasyon yapıldığını
anlatan D`andria, Antik Çağ`da
“Cehennemin girişi“ olarak kabul
edilen ve “Pluto`nun Kapısı“ (
) adı verilen yapıyı da ortaya
çıkardıklarını hatırlattı.
Prof. Dr. D`andria, bu buluntuların
tüm dünyada geniş yankı
uyandırdığını, kazılarda ortaya çıkan
verilerin tanıtılması amacıyla iki de
makale yayınladığını sözlerine ekledi.
Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Francesco D`andria, “Lykos
(Çürüksu) nehri vadisinin güzel
manzarası aslında dramatik bir
jeolojik gerçekliği saklamaktadır. Arka
arkaya olan depremler başta
Maiandros üzerindeki Tripolis,
Hierapolis ve Laodikeia olmak üzere
bölgenin önemli kentlerini tahrip
etmiştir“ dedi.
Hierapolis Antik Kenti Kazı Heyeti
Başkanı Prof. Dr. D`andria, Suna
İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri
Araştırma Enstitüsü`nce (AKMED)
düzenlenen “Cehennemden Cennete,
Hierapolis`te Yeni Arkeolojik
Buluntular“ konulu söyleşide, yaptığı
çalışmalar hakkında bilgi verdi.
D`andria, Pamukkale yakınlarındaki
Hierapolis kalıntılarının yer aldığı,
termal suyun oluşturduğu beyaz
travertenlerin, “Beyaz Cennet“ diye
adlandırıldığını söyledi. “Beyaz
Cennet“i oluşturan kalsiyum
karbonat açısından zengin termal
suyun, sismik fayın ana kayada
oluşturduğu derin bir yarıktan
yeryüzüne çıktığını anlatan D`andria,
“Lykos (Çürüksu) nehri vadisinin
güzel manzarası aslında dramatik bir
jeolojik gerçekliği saklamaktadır. Arka
arkaya olan depremler, başta
Maiandros üzerindeki Tripolis,
Hierapolis ve Laodikeia olmak üzere,
bölgenin önemli kentlerini tahrip
etmiştir“ diye konuştu.
Hierapolis sismik kırığının, sadece 35
derecedeki suyun çıktığı mağara ve
oyukları oluşturmadığını vurgulayan
D`andria, aynı zamanda oksijene
oranla yüzde 95 yoğunluğa ulaşan
karbondioksit gazı da yaydığını ifade
etti.
D`andria, bu alana yaklaşan
canlıların boğulma tehlikesiyle
karşılaştığına dikkati çekerek, şunları
kaydetti:
“Antik Çağ`da gözlemlenmiş bu olay,
günümüzde de devam etmektedir.
Geceleri toprağın derinliklerinden
çıkan sıcaklığa doğru gelen kuşlar,
gazla zehirlenmekte ve bu olay
yeraltı tanrılarıyla onların kralı
Hades-Pluton ile bağlanarak
doğaüstü olarak yorumlanmıştır.
Beyaz Cennet`in şelalelerini
oluşturan ana termal kaynak,
‘Cehennem Kapısı` olarak
adlandırılan girişten çıkmaktadır.
Böylece olumsuz ve korkutucu
gerçeklik, insanların hayal gücü
tarafından tam tersi olan Beyaz
Cennet`e çevrilmiştir.“
D`andria, 2011 ve 2012 yılı
araştırmalarında gerçekleştirilen
topoğrafya çalışmalarının ciddi
sonuçları ortaya koyduğunu belirtti.
Aziz Philippus mezarının etrafında
inşa edilen kilise ile taban
döşemesinde restorasyon yapıldığını
anlatan D`andria, Antik Çağ`da
“Cehennemin girişi“ olarak kabul
edilen ve “Pluto`nun Kapısı“ (
) adı verilen yapıyı da ortaya
çıkardıklarını hatırlattı.
Prof. Dr. D`andria, bu buluntuların
tüm dünyada geniş yankı
uyandırdığını, kazılarda ortaya çıkan
verilerin tanıtılması amacıyla iki de
makale yayınladığını sözlerine ekledi.
