- Katılım
- 17 Nis 2011
- Konular
- 2,171
- Mesajlar
- 6,362
- Reaksiyon Skoru
- 1,041
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 340
- TM Yaşı
- 15 Yıl 7 Gün
- MmoLira
- 1,054
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Bünyesinde barındırdığı antik kent
ve ören yerleri ile ziyaretçilere
tarihte yolculuk yapma fırsatı sunan
uygarlıkların başkenti Muğla, tarihi
ve kültürel zenginliklerinin
oluşturduğu potansiyelle Ege
Bölgesi`nin Açık Hava Müzesi
konumunda bulunuyor.
Bir çok antik kent ve ören yeri
UNESCO Kültürel Miras Geçici
Listesi`nde bulanan Muğla`daki tarihi
mirasları her yıl yaklaşık bir milyon
kişi ziyaret ediyor. UNESCO Patentli
Muğla`daki bir çok ören yerinde ise
kazı çalışması hazırlıkları başladı.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fen
Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm
Başkanı ve Pedasa Antik Kenti Kazı
Başkanı Prof. Dr. Adnan Diler, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
Muğla`nın Karia ve Likya gibi
uygarlıkların hüküm sürdüğü bir
yörede kurulduğunu söyledi. Sahip
olduğu doğal güzelliklerinin yanında,
tarihi zenginliklerinin oluşturduğu
potansiyelle Muğla`nın ülke
turizminin en önemli odak
noktalarından olduğunu ifade eden
Diler, “Muğla çok önemli bir
coğrafyada konumlanıyor. Bir
taraftan Anadolu`nun güney
batısındaki Ege kültürü ve
Anadolu`nun iç kısmındaki kültürler
diğer taraftan da Kuzey`den gelen
kültürlerin etkileri var. Muğla,
Akdeniz`in doğu ve batısı arasındaki
çok önemli bir noktada yer alıyor.“
dedi.
Diler, Muğla`nın çok iyi korunmuş bir
kent konumunda bulunduğuna
dikkati çekerek, “Anadolu`nun her
yeri zengindir ama buranın ayrı bir
zenginliği var. O zenginlik de
doğanın zenginliğindendir. Muğla
kıyıları en iyi şekilde korunan
illerimizden bir tanesi. Yüzde 70
orman yüzde 30 sit olan bir bölge.
Dağlarından yağ, ovalarından bal
akan bir memleket olarak tanımlanır.
Yabancıların da çok ilgisini çekiyor.
Bölge, kayıtlı 192, düzenlenmiş 22
ören yeri ve antik yerleşime sahip.
Ama bu sayının çok üstünde bir
zenginlik olduğunu söyleyebilirim“
diye konuştu.
Muğla`da UNESCO`nun dünya mirası
listesine girecek kadar çok ören yeri
bulunduğuna değinen Diler,
bölgedeki düzenlenmemiş ören
yerlerinin de ayağa kaldırılıp turizme
açılmasıyla ziyaretçi sayısının daha
da artacağını dile getirdi.
-“Bakanlık çok büyük destek veriyor“
Türkiye`deki arkeolojik kazıların
Avrupa ülkelerindeki gibi
desteklendiğini ve kısıtlı bütçesine
rağmen kazılara Kültür ve Turizm
Bakanlığı`nın büyük destek verdiğine
vurgu yapan Diler, şöyle konuştu:
“Türkiye`de 300′e yakın kazı var.
Bakanlığın bütçesi kısıtlı olmasına
rağmen bunlara çok iyi bir bütçe
veriyor. Kazılara temsilci gönderiyor,
destek veriyor aynı zamanda takip
ediyor. Son yıllarda Türkiye`den
kaçırılan kazıların geri getirilmesiyle
ilgili çalışmalar da var. En son
bölümlere gelen yazılarda, bu
konuda derslerin verilmesi,
korumacılık anlamında bölümlerin
kurulması, kaçırılan kazıların
akademik düzeyde arttırılması
isteniyor. Biz eskiye göre çok farklı
düşünüyoruz. Biz, bu topraklardan
giden bütün eserleri geri istiyoruz.
Onlar buraya ait.“
Muğla`nın büyük bir tarihi ve
kültürel zenginliğe sahip olduğunu
kaydeden Muğla Sıtkı Koçman
Üniversitesi (MSKÜ) Edebiyat
Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim
Üyesi ve Kral Hekatomnos Kazı Alanı
Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Abuzer
Kızıl ise son yüzyılın en önemli tarihi
eserleri arasında değerlendirilen
Karia Kralı Hekatomnos`a ait mezar
ve çevresinde Kültür ve Turizm
Bakanlığı tarafından başlatılan kazı
ve restorasyon çalışmalarının
sürdüğünü söyledi.
Hekatomnos Anıt Mezarı ve Kutsal
Alanının, UNESCO Dünya Mirası
Geçici Listesi`nde yer aldığını ifade
eden Kızıl, Muğla bölgesinin doğa ve
sahillerinin güzelliğiyle bir cazibe
merkezi olduğunu vurguladı. Kızıl,
ayrıca Muğla`nın çağlar boyunca
önemini koruyarak, doğal güzelliğini
muhafaza etmeyi başarmış
bölgelerden birisi olduğunu, bu
kadar antik kentin olmasının bunun
bir göstergesi olduğunu dile getirdi.
-“Milas, dünyanın cazibe merkezi
olacak“
Milas`ın Karya ve Menteşe Beyliği
döneminde iki kez başkentlik yapmış,
6 bin yıllık tarihi geçmişi ve
içerisinde bulunan 27 antik kent ile
son yıllarda yerli ve yabancı
ziyaretçilerin ele geçirilen yeni
buluntular ile dikkatleri üzerine
çektiğini dile getiren Kızıl, şunları
söyledi: “Milas, kültür turizmi
açısından dünyanın en önemli cazibe
merkezlerinden birisi olacak. Milas`ın
çevresine baktığımız zaman hemen
yanında Türkiye`nin en iyi korunmuş
tapınaklarından bir tanesi olan
Heromos bulunuyor. Roma dönemine
ait Zeus Heromos tapınağı da orada.
Milas`ın 5 kilometre güneyinde yer
alan Beçin de bölgenin bugüne
kadar gün ışığına çıkarılmış en eski
mezarlarına ev sahipliği yapıyor.
Beçin kalesindeki kalıntıların pek
çoğu Beylikler dönemine, Menteşe
dönemine ait. Aynı zamanda
Anadolu`da en iyi korunmuş Türk
yerleşimi olma özelliği ile öne
çıkıyor.“
-“Dünyanın en büyük mermer kenti
Muğla`da“
Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı
Prof. Dr. Bilal Söğüt de Karia
bölgesinin en önemli kentlerinden
biri olan Stratonikeia`nın,
Anadolu`nun yerli halkı olan
Karialılar ve Leleglere ait bir
yerleşim yeri olduğunu bildirdi.
Söğüt, dünyanın en büyük mermer
antik kenti durumundaki Yatağan
Stratonikeia antik kentinin Osmanlı,
Roma, Bizans gibi farklı döneme ait
eserlerin ortaya çıkarıldığı yaşayan
bir kent olduğunu ifade etti. Kentte
araştırma, kazı ve restorasyon
çalışmaları yürüttüklerini anlatan
Söğüt, son olarak önemli yapıların
ayağa kaldırılması için çalışma
yapıldığını, her yıl önemli verilere
ulaştıklarını kaydetti.
ve ören yerleri ile ziyaretçilere
tarihte yolculuk yapma fırsatı sunan
uygarlıkların başkenti Muğla, tarihi
ve kültürel zenginliklerinin
oluşturduğu potansiyelle Ege
Bölgesi`nin Açık Hava Müzesi
konumunda bulunuyor.
Bir çok antik kent ve ören yeri
UNESCO Kültürel Miras Geçici
Listesi`nde bulanan Muğla`daki tarihi
mirasları her yıl yaklaşık bir milyon
kişi ziyaret ediyor. UNESCO Patentli
Muğla`daki bir çok ören yerinde ise
kazı çalışması hazırlıkları başladı.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fen
Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm
Başkanı ve Pedasa Antik Kenti Kazı
Başkanı Prof. Dr. Adnan Diler, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
Muğla`nın Karia ve Likya gibi
uygarlıkların hüküm sürdüğü bir
yörede kurulduğunu söyledi. Sahip
olduğu doğal güzelliklerinin yanında,
tarihi zenginliklerinin oluşturduğu
potansiyelle Muğla`nın ülke
turizminin en önemli odak
noktalarından olduğunu ifade eden
Diler, “Muğla çok önemli bir
coğrafyada konumlanıyor. Bir
taraftan Anadolu`nun güney
batısındaki Ege kültürü ve
Anadolu`nun iç kısmındaki kültürler
diğer taraftan da Kuzey`den gelen
kültürlerin etkileri var. Muğla,
Akdeniz`in doğu ve batısı arasındaki
çok önemli bir noktada yer alıyor.“
dedi.
Diler, Muğla`nın çok iyi korunmuş bir
kent konumunda bulunduğuna
dikkati çekerek, “Anadolu`nun her
yeri zengindir ama buranın ayrı bir
zenginliği var. O zenginlik de
doğanın zenginliğindendir. Muğla
kıyıları en iyi şekilde korunan
illerimizden bir tanesi. Yüzde 70
orman yüzde 30 sit olan bir bölge.
Dağlarından yağ, ovalarından bal
akan bir memleket olarak tanımlanır.
Yabancıların da çok ilgisini çekiyor.
Bölge, kayıtlı 192, düzenlenmiş 22
ören yeri ve antik yerleşime sahip.
Ama bu sayının çok üstünde bir
zenginlik olduğunu söyleyebilirim“
diye konuştu.
Muğla`da UNESCO`nun dünya mirası
listesine girecek kadar çok ören yeri
bulunduğuna değinen Diler,
bölgedeki düzenlenmemiş ören
yerlerinin de ayağa kaldırılıp turizme
açılmasıyla ziyaretçi sayısının daha
da artacağını dile getirdi.
-“Bakanlık çok büyük destek veriyor“
Türkiye`deki arkeolojik kazıların
Avrupa ülkelerindeki gibi
desteklendiğini ve kısıtlı bütçesine
rağmen kazılara Kültür ve Turizm
Bakanlığı`nın büyük destek verdiğine
vurgu yapan Diler, şöyle konuştu:
“Türkiye`de 300′e yakın kazı var.
Bakanlığın bütçesi kısıtlı olmasına
rağmen bunlara çok iyi bir bütçe
veriyor. Kazılara temsilci gönderiyor,
destek veriyor aynı zamanda takip
ediyor. Son yıllarda Türkiye`den
kaçırılan kazıların geri getirilmesiyle
ilgili çalışmalar da var. En son
bölümlere gelen yazılarda, bu
konuda derslerin verilmesi,
korumacılık anlamında bölümlerin
kurulması, kaçırılan kazıların
akademik düzeyde arttırılması
isteniyor. Biz eskiye göre çok farklı
düşünüyoruz. Biz, bu topraklardan
giden bütün eserleri geri istiyoruz.
Onlar buraya ait.“
Muğla`nın büyük bir tarihi ve
kültürel zenginliğe sahip olduğunu
kaydeden Muğla Sıtkı Koçman
Üniversitesi (MSKÜ) Edebiyat
Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim
Üyesi ve Kral Hekatomnos Kazı Alanı
Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Abuzer
Kızıl ise son yüzyılın en önemli tarihi
eserleri arasında değerlendirilen
Karia Kralı Hekatomnos`a ait mezar
ve çevresinde Kültür ve Turizm
Bakanlığı tarafından başlatılan kazı
ve restorasyon çalışmalarının
sürdüğünü söyledi.
Hekatomnos Anıt Mezarı ve Kutsal
Alanının, UNESCO Dünya Mirası
Geçici Listesi`nde yer aldığını ifade
eden Kızıl, Muğla bölgesinin doğa ve
sahillerinin güzelliğiyle bir cazibe
merkezi olduğunu vurguladı. Kızıl,
ayrıca Muğla`nın çağlar boyunca
önemini koruyarak, doğal güzelliğini
muhafaza etmeyi başarmış
bölgelerden birisi olduğunu, bu
kadar antik kentin olmasının bunun
bir göstergesi olduğunu dile getirdi.
-“Milas, dünyanın cazibe merkezi
olacak“
Milas`ın Karya ve Menteşe Beyliği
döneminde iki kez başkentlik yapmış,
6 bin yıllık tarihi geçmişi ve
içerisinde bulunan 27 antik kent ile
son yıllarda yerli ve yabancı
ziyaretçilerin ele geçirilen yeni
buluntular ile dikkatleri üzerine
çektiğini dile getiren Kızıl, şunları
söyledi: “Milas, kültür turizmi
açısından dünyanın en önemli cazibe
merkezlerinden birisi olacak. Milas`ın
çevresine baktığımız zaman hemen
yanında Türkiye`nin en iyi korunmuş
tapınaklarından bir tanesi olan
Heromos bulunuyor. Roma dönemine
ait Zeus Heromos tapınağı da orada.
Milas`ın 5 kilometre güneyinde yer
alan Beçin de bölgenin bugüne
kadar gün ışığına çıkarılmış en eski
mezarlarına ev sahipliği yapıyor.
Beçin kalesindeki kalıntıların pek
çoğu Beylikler dönemine, Menteşe
dönemine ait. Aynı zamanda
Anadolu`da en iyi korunmuş Türk
yerleşimi olma özelliği ile öne
çıkıyor.“
-“Dünyanın en büyük mermer kenti
Muğla`da“
Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı
Prof. Dr. Bilal Söğüt de Karia
bölgesinin en önemli kentlerinden
biri olan Stratonikeia`nın,
Anadolu`nun yerli halkı olan
Karialılar ve Leleglere ait bir
yerleşim yeri olduğunu bildirdi.
Söğüt, dünyanın en büyük mermer
antik kenti durumundaki Yatağan
Stratonikeia antik kentinin Osmanlı,
Roma, Bizans gibi farklı döneme ait
eserlerin ortaya çıkarıldığı yaşayan
bir kent olduğunu ifade etti. Kentte
araştırma, kazı ve restorasyon
çalışmaları yürüttüklerini anlatan
Söğüt, son olarak önemli yapıların
ayağa kaldırılması için çalışma
yapıldığını, her yıl önemli verilere
ulaştıklarını kaydetti.

