Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
Eser adı:İkinci Fâtıma Hz. Mâsume
Yazar:Muhammed Muhammedî İştihardî
Çeviri:Rahmi Onurşan- Ehet Solhan
Yayınevi: Alulbeyt Yayıncılık
HZ. MÂSUME'Yİ ANMA KONFERANSI
İmam Sadıktan (a.s) şöyle rivayet edilir: Doğrusu Kum beldesi bizim haremimizdir. Benim kızlarımdan Fatıma adında biri orada gömülecektir. Kim onu ziyaret ederse cennet ona farz olur.[1]
Başka bir rivayette şöyle gelmiştir: Ehl-i Beytin haremine Kum denildi. Zira bu şehrin halkı İmam Mehdinin etrafında toplanacak ve ona yardım etmek için kıyam edecektir.[2]
Bundan böyle Kum toprağı arşa karşı etse iftihar
Levh-i Mahfuz'u bulur belki kendine yar[3]
Ehl-i Beyt dostu Şiî Eşariler, Emevîlerin, özellikle de Ubeydullah b. Ziyad ve Haccac b. Yusufun zulmünden kurtulmak için İranın şehirlerine dağılarak kendilerine sığınak aramaya başladılar. Kum halkı onları kucak açarak Kuma gelmelerini ve buraya yerleşmelerini istedi. Halk onların üzerine safran serperek sevinç içerisinde bağrına bastı ve bütün imkanlarını onlarla paylaştı. Eşarîlerin önde gelenleri, Peygamberimizin Medine halkıyla yaptığı gibi Kum halkıyla dostluk ve kardeşlik içinde yaşamak ve düşmanlara karşı birlikte savaşmak için ahitleşti.
Böylece Hicrî I. yüzyılın sonlarında bu şehrin, Ehl-i Beyt velayeti üzerine temeli atılmış oldu. Neticede bu şehir, Emevî saltanatına karşı yenilmez bir kale hâline gelerek Alevîlerin ve talebelerin önemli bir merkezi oldu. Bu yüzden olacak ki İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:
Bizim bir haremimiz var, o da Kumdur.[4]
Kum şehri mukaddestir. Oranın halkı bizden biz de onlardanız.[5]
Eğer Kumlular olmasaydı din yok olurdu.[6]
Ahir zamanda fitne yayılırsa Kuma sığının.[7]
Yedinci İmam da (a.s) Kumu Ehl-i Beytin konaklama yeri olarak tanıtmaktadır.[8]
II. yüzyılın başlarında Kum, İran halkının dini öğretiler merkezi durumuna geldi. Memun, şeytani düşünceleriyle İmam Rızayı (a.s) Tusa gelmeye mecbur edince İmam'ın ailesi onu görmek için Medineden İrana hicret etmelerine izin vermesini istediler. İmamın olumlu cevabından sonra Hz. Mâsume, ailesinden bir toplulukla ağabeyini görmek için Tusa hareket etti. Sâveye ulaşınca muhtemelen Memunun gönderdiği bir zehirle zehirletilerek Horasana gitmeleri engellendi.
Hz. Mâsume, Kum halkının Şia olduğunu ve bu konuda Resulullahtan nakledilen rivayeti bildiği için halkın davetiyle bu azametli şehre gelerek Musa b. Hazrecin evine yerleşti.
Hâcetler kapısının kızı Fatıma Mâsumenin varlığıyla bu şehrin çehresi mukaddesleşti ve gitgide manevî bir havaya büründü. Kumun dinî, kültürel, iktisadî ve sosyal durumu dikkat çekici bir şekilde değişti.
Eğer İmam Mehdinin (a.s) has naipleri ilmî ve fıkhî bir kitabı onaylamak için Kum alimlerinin o kitabı onaylamaları şartına bağlıyor idiyseler; dünya Şiîlerinin en büyük İslamî İlimler Havzası bu şehirde kurulup geliştiyse; kültürel, ilmî ve dinî kitaplar yayılıp şehirlere ve köylere din alimleri gönderildiyse; yüzlerce araştırma merkezi kurulduysa; dinî değerleri diriltmek için İslam İnkılabı bu şehirden başladıysa; bütün bunlar, Resulullahın evladı Ehl-i Beytin kerime hanımı Hz. Fatıma Mâsumenin hürmetinedir.
Hz. Mâsumenin 1250. doğum yıldönümünde (Hicrî 1383) Harem-i Şerif'in kubbesinin eşsiz altın kaplamasının ve en büyük avlusunun tamamlanmasıyla Harem-i Şerif'in yetkili müdürü Ayetullah Mesudînin emri doğrultusunda Hz. Masume'yi Anma Konferansı düzenlenecektir. Konferansın hedefi bu büyük şahsiyeti, onun büyük manevî yerinin açıklanması, Kum kentinin kültürel eserlerinin araştırılması ve yazılmasıdır.
Bu eserler şu konuları kapsamaktadır:
1- Hz. Mâsume ve Astane-i Mukaddese
2- Kum ve Şia inancı
3- Kum İslam-i İlimler Havzası
Şunu da söylemek gerekir ki, şimdiye kadar yapılan işler, sadece bu yolda atılan küçük adımlardı. Yapılanlar, yukarıda yer alan mevzulara yakışır şekilde daha dakik ve detaylı araştırmalar için bir başlangıçtır. Bu hedefin gerçekleşmesinde kendilerini Ehl-i Beytin hizmetçileri safında karar veren değerli taklit mercilerine, araştırmacılara ve yazarlara canı gönülden teşekkür ederim.
Ramazan 1424
Genel Sekreter
Ahmed Abidî
Yazar:Muhammed Muhammedî İştihardî
Çeviri:Rahmi Onurşan- Ehet Solhan
Yayınevi: Alulbeyt Yayıncılık
HZ. MÂSUME'Yİ ANMA KONFERANSI
İmam Sadıktan (a.s) şöyle rivayet edilir: Doğrusu Kum beldesi bizim haremimizdir. Benim kızlarımdan Fatıma adında biri orada gömülecektir. Kim onu ziyaret ederse cennet ona farz olur.[1]
Başka bir rivayette şöyle gelmiştir: Ehl-i Beytin haremine Kum denildi. Zira bu şehrin halkı İmam Mehdinin etrafında toplanacak ve ona yardım etmek için kıyam edecektir.[2]
Bundan böyle Kum toprağı arşa karşı etse iftihar
Levh-i Mahfuz'u bulur belki kendine yar[3]
Ehl-i Beyt dostu Şiî Eşariler, Emevîlerin, özellikle de Ubeydullah b. Ziyad ve Haccac b. Yusufun zulmünden kurtulmak için İranın şehirlerine dağılarak kendilerine sığınak aramaya başladılar. Kum halkı onları kucak açarak Kuma gelmelerini ve buraya yerleşmelerini istedi. Halk onların üzerine safran serperek sevinç içerisinde bağrına bastı ve bütün imkanlarını onlarla paylaştı. Eşarîlerin önde gelenleri, Peygamberimizin Medine halkıyla yaptığı gibi Kum halkıyla dostluk ve kardeşlik içinde yaşamak ve düşmanlara karşı birlikte savaşmak için ahitleşti.
Böylece Hicrî I. yüzyılın sonlarında bu şehrin, Ehl-i Beyt velayeti üzerine temeli atılmış oldu. Neticede bu şehir, Emevî saltanatına karşı yenilmez bir kale hâline gelerek Alevîlerin ve talebelerin önemli bir merkezi oldu. Bu yüzden olacak ki İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:
Bizim bir haremimiz var, o da Kumdur.[4]
Kum şehri mukaddestir. Oranın halkı bizden biz de onlardanız.[5]
Eğer Kumlular olmasaydı din yok olurdu.[6]
Ahir zamanda fitne yayılırsa Kuma sığının.[7]
Yedinci İmam da (a.s) Kumu Ehl-i Beytin konaklama yeri olarak tanıtmaktadır.[8]
II. yüzyılın başlarında Kum, İran halkının dini öğretiler merkezi durumuna geldi. Memun, şeytani düşünceleriyle İmam Rızayı (a.s) Tusa gelmeye mecbur edince İmam'ın ailesi onu görmek için Medineden İrana hicret etmelerine izin vermesini istediler. İmamın olumlu cevabından sonra Hz. Mâsume, ailesinden bir toplulukla ağabeyini görmek için Tusa hareket etti. Sâveye ulaşınca muhtemelen Memunun gönderdiği bir zehirle zehirletilerek Horasana gitmeleri engellendi.
Hz. Mâsume, Kum halkının Şia olduğunu ve bu konuda Resulullahtan nakledilen rivayeti bildiği için halkın davetiyle bu azametli şehre gelerek Musa b. Hazrecin evine yerleşti.
Hâcetler kapısının kızı Fatıma Mâsumenin varlığıyla bu şehrin çehresi mukaddesleşti ve gitgide manevî bir havaya büründü. Kumun dinî, kültürel, iktisadî ve sosyal durumu dikkat çekici bir şekilde değişti.
Eğer İmam Mehdinin (a.s) has naipleri ilmî ve fıkhî bir kitabı onaylamak için Kum alimlerinin o kitabı onaylamaları şartına bağlıyor idiyseler; dünya Şiîlerinin en büyük İslamî İlimler Havzası bu şehirde kurulup geliştiyse; kültürel, ilmî ve dinî kitaplar yayılıp şehirlere ve köylere din alimleri gönderildiyse; yüzlerce araştırma merkezi kurulduysa; dinî değerleri diriltmek için İslam İnkılabı bu şehirden başladıysa; bütün bunlar, Resulullahın evladı Ehl-i Beytin kerime hanımı Hz. Fatıma Mâsumenin hürmetinedir.
Hz. Mâsumenin 1250. doğum yıldönümünde (Hicrî 1383) Harem-i Şerif'in kubbesinin eşsiz altın kaplamasının ve en büyük avlusunun tamamlanmasıyla Harem-i Şerif'in yetkili müdürü Ayetullah Mesudînin emri doğrultusunda Hz. Masume'yi Anma Konferansı düzenlenecektir. Konferansın hedefi bu büyük şahsiyeti, onun büyük manevî yerinin açıklanması, Kum kentinin kültürel eserlerinin araştırılması ve yazılmasıdır.
Bu eserler şu konuları kapsamaktadır:
1- Hz. Mâsume ve Astane-i Mukaddese
2- Kum ve Şia inancı
3- Kum İslam-i İlimler Havzası
Şunu da söylemek gerekir ki, şimdiye kadar yapılan işler, sadece bu yolda atılan küçük adımlardı. Yapılanlar, yukarıda yer alan mevzulara yakışır şekilde daha dakik ve detaylı araştırmalar için bir başlangıçtır. Bu hedefin gerçekleşmesinde kendilerini Ehl-i Beytin hizmetçileri safında karar veren değerli taklit mercilerine, araştırmacılara ve yazarlara canı gönülden teşekkür ederim.
Ramazan 1424
Genel Sekreter
Ahmed Abidî
