Eser Adı: İslamî Bir Devlet İstiyoruz
Yazar: Ayetullah Muhammed Şirazî
Çevirmen: Seyyid Muhammed Amedi
Allaha hamd, Rasûlüllaha (saa) ve onun aline salat ve selam olsun.
Bir kısım insanların İslamî hükümden şuursuzca kaçmaları çok ilginçtir. Bu tür insanlar, üç gruba ayrılırlar:
1-Hem inançlarında, hem amellerinde, hem de sözlerinde İslamî kabul etmekle birlikte, İslamî hükmün ismini işittikleri zaman onu, yerin gökten uzaklığı kadar uzak görenler.
2- İslamı, kaynaklarından değil, başkalarından taklit ederek yaşayanlar. Böyle kimseler, İslamın hüküm ve hükümetinden habersizdirler. Onların nazarında İslam, kilisenin merasim ve ayinleri gibi bir takım merasim ve ayinlerden ibarettir. Bunların İslama bakışları ise şu şekildedir. Manasız ve başıboş bir namaz, temiz olmayan ve bakımsız camiler, hem ilmi yönden hem dünyevi mevkileri ve hem de maddi yönden zayıf olan ruhaniler Ve son olarak (sadece ibadetle meşgul olan) bir yığın ihtiyar ve budala insanlar Bunlar nerede, hüküm ve hükümet nerede? Bunların hayat, kabiliyet, gezegenler ve uzay gemileriyle ne gibi bir ilişkisi olabilir?
3-İslama bütünüyle karşı olanlar. Bunlar da ya hilekâr Hıristiyanlar, ya işgalci Yahudiler, ya yeni şeyler icat eden Bahailer, ya da yeni Kadiyanilerdir. Veya İslamdan ve onun hükmünden korkanlar veya bunları bilmeyenlerdir. Birinci grup; inananlar, ikinci grup; münafıklar, üçüncü grup; inkârcılardır!
Şimdi şunu söylemek bizim hakkımızdır; Müslümanlar arasında bu havanın oluşmasına sebep olanlar hiç şüphesiz kâfir sömürgecilerdir. Sonra bu havayı zehirlerle bulaştırdıktan sonra mal, silah, kültür ve düzen üzerine musallat ettikleri uşaklarıyla kapsadılar. Böylece İslamî onun yardımcılarını bastırmak ve oyuna getirmek suretiyle boğdular. Onun savunucularını da bilinç ve dirayetten yoksun bıraktılar. Ve son olarak, İslamın bütün şiarlarını münafıkların ve kâfirlerin gözünde çirkin göstermeye çalıştılar.
Aksi halde kim Haktan, nurdan karanlığa yüz çevirirdi?!
Bu kitapçığı karşılıklı konuşma (mühavere) şeklinde hazırladım ve onun İslamî hükümet istiyoruz şeklinde adlandırdım. Bu kitapta İslamî hükümlerin bazı yanlarını açıklamaya çalıştık. Ta ki Müslümanlar ondan büsbütün uzaklaşmasınlar, taklitçiler onu terk etmesinler ve İslamdan hoşlanmayanlar da ona yabancı kalmasınlar.
Hiç şüphesiz kâfir sömürgecilerin ve haçlı savaşlarının en hileli ve korkunç silahlarından birisi de, İslamın sesini kıstırmak, onun şiarlarını yıkmak ve beyinleri boş ve yalan sözlerle doldurmaktır. Böylece bir takım ihtilaf ve itiraflar uydurarak İslamî söndürmeye çalıştılar. Bir de ne görelim İslam; kuru, gerici, zayıf, hayatla ve dirilerle ilişkisiz, İslam, kültür ve düzenden yoksun bir din şeklinde ortada göründü.
Aman ya Rabbi! Biz, İslamın çocukları Bizim ecdadımız İslamın hayatı ve sıcaklığında on dört asır yaşadı. Bir de kâfir sömürgeciler bizimle İslamın arasına bir set çekmesinler! Böylece bir bütün olarak İslamdan uzaklaşmamıza sebep oldular Sonra ne oldu? Sonra; fakirlik çeşitleri, çeşit çeşit hastalıklar, farklı renkler, farklı renklerde görünen cehalet, çeşitli örtüler altındaki sapıklıklar ve rezaletler Bütün bunları bir tek kelime toplar: Şekavet (bedbahtlık)
Bütün bunlardan sonra cahil mümin, hileci münafık ve aldatıcı kâfirler, doğuyu ve doğuluları, batıyı ve batılıları, sömürgecilik ve sömürgecileri, Rusya, İngiltere, Almanya, İtalyayı taklit ederek onların hesabına propaganda yapıyorlar. Vela havle vela kuvvete illa billahil-aliyyil-azim.
14 Zilkade 1381,
Mukaddes Kerbela,
Muhammed bin Mehdi El-Hüseyni eş-Şirazi
Yazar: Ayetullah Muhammed Şirazî
Çevirmen: Seyyid Muhammed Amedi
Allaha hamd, Rasûlüllaha (saa) ve onun aline salat ve selam olsun.
Bir kısım insanların İslamî hükümden şuursuzca kaçmaları çok ilginçtir. Bu tür insanlar, üç gruba ayrılırlar:
1-Hem inançlarında, hem amellerinde, hem de sözlerinde İslamî kabul etmekle birlikte, İslamî hükmün ismini işittikleri zaman onu, yerin gökten uzaklığı kadar uzak görenler.
2- İslamı, kaynaklarından değil, başkalarından taklit ederek yaşayanlar. Böyle kimseler, İslamın hüküm ve hükümetinden habersizdirler. Onların nazarında İslam, kilisenin merasim ve ayinleri gibi bir takım merasim ve ayinlerden ibarettir. Bunların İslama bakışları ise şu şekildedir. Manasız ve başıboş bir namaz, temiz olmayan ve bakımsız camiler, hem ilmi yönden hem dünyevi mevkileri ve hem de maddi yönden zayıf olan ruhaniler Ve son olarak (sadece ibadetle meşgul olan) bir yığın ihtiyar ve budala insanlar Bunlar nerede, hüküm ve hükümet nerede? Bunların hayat, kabiliyet, gezegenler ve uzay gemileriyle ne gibi bir ilişkisi olabilir?
3-İslama bütünüyle karşı olanlar. Bunlar da ya hilekâr Hıristiyanlar, ya işgalci Yahudiler, ya yeni şeyler icat eden Bahailer, ya da yeni Kadiyanilerdir. Veya İslamdan ve onun hükmünden korkanlar veya bunları bilmeyenlerdir. Birinci grup; inananlar, ikinci grup; münafıklar, üçüncü grup; inkârcılardır!
Şimdi şunu söylemek bizim hakkımızdır; Müslümanlar arasında bu havanın oluşmasına sebep olanlar hiç şüphesiz kâfir sömürgecilerdir. Sonra bu havayı zehirlerle bulaştırdıktan sonra mal, silah, kültür ve düzen üzerine musallat ettikleri uşaklarıyla kapsadılar. Böylece İslamî onun yardımcılarını bastırmak ve oyuna getirmek suretiyle boğdular. Onun savunucularını da bilinç ve dirayetten yoksun bıraktılar. Ve son olarak, İslamın bütün şiarlarını münafıkların ve kâfirlerin gözünde çirkin göstermeye çalıştılar.
Aksi halde kim Haktan, nurdan karanlığa yüz çevirirdi?!
Bu kitapçığı karşılıklı konuşma (mühavere) şeklinde hazırladım ve onun İslamî hükümet istiyoruz şeklinde adlandırdım. Bu kitapta İslamî hükümlerin bazı yanlarını açıklamaya çalıştık. Ta ki Müslümanlar ondan büsbütün uzaklaşmasınlar, taklitçiler onu terk etmesinler ve İslamdan hoşlanmayanlar da ona yabancı kalmasınlar.
Hiç şüphesiz kâfir sömürgecilerin ve haçlı savaşlarının en hileli ve korkunç silahlarından birisi de, İslamın sesini kıstırmak, onun şiarlarını yıkmak ve beyinleri boş ve yalan sözlerle doldurmaktır. Böylece bir takım ihtilaf ve itiraflar uydurarak İslamî söndürmeye çalıştılar. Bir de ne görelim İslam; kuru, gerici, zayıf, hayatla ve dirilerle ilişkisiz, İslam, kültür ve düzenden yoksun bir din şeklinde ortada göründü.
Aman ya Rabbi! Biz, İslamın çocukları Bizim ecdadımız İslamın hayatı ve sıcaklığında on dört asır yaşadı. Bir de kâfir sömürgeciler bizimle İslamın arasına bir set çekmesinler! Böylece bir bütün olarak İslamdan uzaklaşmamıza sebep oldular Sonra ne oldu? Sonra; fakirlik çeşitleri, çeşit çeşit hastalıklar, farklı renkler, farklı renklerde görünen cehalet, çeşitli örtüler altındaki sapıklıklar ve rezaletler Bütün bunları bir tek kelime toplar: Şekavet (bedbahtlık)
Bütün bunlardan sonra cahil mümin, hileci münafık ve aldatıcı kâfirler, doğuyu ve doğuluları, batıyı ve batılıları, sömürgecilik ve sömürgecileri, Rusya, İngiltere, Almanya, İtalyayı taklit ederek onların hesabına propaganda yapıyorlar. Vela havle vela kuvvete illa billahil-aliyyil-azim.
14 Zilkade 1381,
Mukaddes Kerbela,
Muhammed bin Mehdi El-Hüseyni eş-Şirazi