Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Kızıldağın Efsanesi Kitap Özeti
Emekli bir öğretmenin, Bandırma Vapurunda yolculuk sırasında tanıştığı, ismini dahi bilmediği küçük bir kız çocuğu ve ailesi ile yaptığı yolculuk anlatılmaktadır.
Bandırma Vapuruyla İstanbula yolculuk yapan emekli öğretmen, küpeştede güneşten korunmak için gazete kağıtlarıyla örtünmüştü. Bu esnada güvertede gezinen bir kız çocuğunun arkadaşlık daveti üzerine ikisi arkadaş olmuşlardır. Bu arkadaşlık hikaye, kahramanlarımızın İstanbuldan Adanaya giden Güney Ekspres adlı trendeki yolculukları boyunca devam etmiştir. Kız çocuğunun isminin Melike olduğunu ve ailesinin de trenle yolculuk yaptığını öğrenir. Melikenin babası, bu dostluğu kötüye yorumlar.
Yusuf Öğretmen ile Melikenin babası Sinan Bey trenin restaurantında karşılaşmışlar, Sinan Bey Kayseride pazarlama şirketi müdürü olduğundan, Yusuf öğretmene çocuğuna neyi pazarladığını, çıkarcı bir ilişkiden vazgeçmesini tembihler. Yusuf Öğretmen kompartımana geçmiş, dinlenirken kapı açılır, gelen Melike ve annesidir. Yusuf Öğretmeni kendi kompartımanlarına davet etmişlerdir.
Yusuf Öğretmen Melike ve Annesiyle sohbet ederken Sinan Bey kompartımana gelir. Yusuf Beyin bu ziyaretinin Melikeden kaynaklandığını ve bunu neye borçlu olduğunu sorar. Yusuf Öğretmen şöyle der:
- Ayıplamayın, sevginin dar düşünceleri olamaz, elinizdeki değerleri iyi koruyun.
- Sinan Bey; bu konuda çabuk alınmamasını artık onun da aileden biri olduğunu ve iyi bir öğretmen olduğunu söyleyip; dost olup, olmadıklarını sorar.
Yusuf Öğretmen bu dostluğu kabul eder ve onlara, kendi memleketi olan Sivasın İmranlı ilçesinin Kızıldağ Efsanesini anlatmaya başlar.
Yusuf Öğretmen buraya ilk tayini çıktığında köyde okul olmadığını, buraya okul yaptırmak için, muhtar ve Kurtuluş Harbini görmüş olan Halil Çavuştan destek aldığını, Halil Çavuşun arazisine köy halkı ile imece usulü okul yaptırdıklarını anlatır. Sonraları okula Mustafa öğretmenin tayini çıkar. Yusuf Öğretmenle Mustafa Öğretmen okulun bir odasında beraber kalırlar. Çocuklara okuma- yazma öğretirler. Köyde yıllarca söylenip ve bilinen bir efsane vardır.
Kızıldağ Efsanesine göre dağın tepesinde her cuma akşamı fenere benzer bir ışık yanar. Kimse, cesaret edipte bunun kaynağının ne olduğuna bakamaz ve bunun cinlerin işi olduğuna kanaat getirirler.
Mustafa ve Yusuf Öğretmenin öğrencilerinden Ahmet, Ali ve Halil Çavuşun torunu Yılmaz bu konuya merak sararlar, Kızıldağ Efsanesinin esrarını çözmeye karar verip, bir perşembe günü yola koyulurlar. Köy halkı ve öğretmenleri öğrencilerin köyü terk ettiklerini fark edince meraklanırlar. Özellikle Mustafa Öğretmen bu olaydan kendisini sorumlu tutar. Yemeden içmeden kesilir. Bunun asıl nedeni ise kendi kardeşinin yıllar önce evi terk etmesi ve kardeşinin yıllar boyunca bulunamayıp, kardeşinin ölüsünün eve gelişiyle ortaya çıkmasını hiç aklından çıkaramamasıdır.
İşte bu sebeple Mustafa Öğretmen geçmişte bu yaşadığı korkuyla jandarmaya olayı haber vermek ister. Ancak Halil Çavuş meraklanmamasını, Yılmazın cin gibi bir çocuk olduğunu, yöreyi ve dağı iyi bildiğini söyler ama Mustafa Öğretmen rahatlamaz.
Halil Çavuş, Mustafa Öğretmene o kadar merak etme onlar neticede Yukarı Çulha Köyüne inerler, git ve orada bekle, eğer onları getirirsen köyün en güzel kızıyla seni evlendireceğim der.
Burada öğrenciler Yılmaz, Ali ve Ahmet tüm tabiat şartlarına ve açlığa rağmen yollarına devam ederlerken bir mağaraya sığınıp uyuya kalırlar. Sabah uyandıklarında karşılarında bir ihtiyar görürler. İhtiyar bunlara burada ne aradıklarını ve kim olduklarını sorar. Öğrenciler bir haftadır yollarda olduklarını ve Kızıldağ Efsanesinin ve yanan üç fenerin esrarını çözmeye geldiklerini söylerler. İhtiyar gülümser, kendisinin Yukarı Çulha Köyünden olduğunu ve Halil Çavuşla kurtuluş Harbinde savaştığını anlatır.
İhtiyar kendisinin ve üç oğlunun dağa tırmanmaya meraklı olduğunu, yıllar önce üç oğlunu da tırmanırken kaybettiğini, onları bir daha bulamadığını anlatır. Bu yüzden gerçek olmayan üç mezar kazdığını ve her cuma akşamı evlatlarını yaşamıyorsa buradaki mezarda, yaşıyorsa yaktığı üç fenere gelecek diye yıllarca beklediğini anlatır. Üç öğrenciyi de alıp, Yukarı Çulha Köyündeki evinde misafir eder, karınlarını doyurur ve o gece rahat bir şekilde uyumalarını sağlar.
Ertesi sabah ihtiyar muhtarın evine olayı anlatmaya gider. İçeride tanımadığı bir adam vardır. İkisi de aynı amaç için oradadırlar. Mustafa öğretmen çocukları aramaya, ihtiyar ise çocukların durumunu muhtara anlatmaya gelmiştir.
İhtiyar, muhtara durumu anlatınca Mustafa Öğretmen rahatlar.
Muhtar çocukları Mustafa Öğretmene emanet eder ve Karlı Köye gönderir. Köy halkı çocukları görünce sevinir ve olayın sonucunu merak ederler. Ali, Yılmaz ve Ahmet Kızıldağın esrarını aydınlattıkları için köyde artık kahramandırlar.
Yusuf Öğretmen emekli olmuş, Kızıldağ Efsanesi çözülmüş, bu arada Güney Ekspresi Kayseriye yaklaşmıştır. Melike, Yusuf Öğretmene sorar :
- Muhtar Mustafa Öğretmeni evlendirdi mi ?
Yusuf Öğretmen Halil Çavuş gibi Kurtuluş Harbi görmüş efsanevi insanların sözünde duracaklarını söyler. Mustafa Öğretmeni köyün en güzel kızı ile evlendirdiğini ve kırk gün, kırk gece düğün yaptığını anlatır.
Melike ve Ailesi Kayseri garında artık ayrılacaklardır. Yusuf Öğretmen istemeye istemeye Melikeden ayrılmak için, biletini teslim edip geleceğini söyler. Ama yalandır tabi ki, Melike ayrılacağına üzülmesin diye bu yalanı söylemiştir. Melikeye yalan söylediği için de üzgündür. Yalanın kötü bir şey olduğunu biliyordu fakat herkes gibi o da sıkışınca yalana başvurdu. Halbuki çocukların dünyasında yalana yer yoktu sadece sevgi dolu, tertemiz ve berrak bir dünyaları vardı onların.
Emekli bir öğretmenin, Bandırma Vapurunda yolculuk sırasında tanıştığı, ismini dahi bilmediği küçük bir kız çocuğu ve ailesi ile yaptığı yolculuk anlatılmaktadır.
Bandırma Vapuruyla İstanbula yolculuk yapan emekli öğretmen, küpeştede güneşten korunmak için gazete kağıtlarıyla örtünmüştü. Bu esnada güvertede gezinen bir kız çocuğunun arkadaşlık daveti üzerine ikisi arkadaş olmuşlardır. Bu arkadaşlık hikaye, kahramanlarımızın İstanbuldan Adanaya giden Güney Ekspres adlı trendeki yolculukları boyunca devam etmiştir. Kız çocuğunun isminin Melike olduğunu ve ailesinin de trenle yolculuk yaptığını öğrenir. Melikenin babası, bu dostluğu kötüye yorumlar.
Yusuf Öğretmen ile Melikenin babası Sinan Bey trenin restaurantında karşılaşmışlar, Sinan Bey Kayseride pazarlama şirketi müdürü olduğundan, Yusuf öğretmene çocuğuna neyi pazarladığını, çıkarcı bir ilişkiden vazgeçmesini tembihler. Yusuf Öğretmen kompartımana geçmiş, dinlenirken kapı açılır, gelen Melike ve annesidir. Yusuf Öğretmeni kendi kompartımanlarına davet etmişlerdir.
Yusuf Öğretmen Melike ve Annesiyle sohbet ederken Sinan Bey kompartımana gelir. Yusuf Beyin bu ziyaretinin Melikeden kaynaklandığını ve bunu neye borçlu olduğunu sorar. Yusuf Öğretmen şöyle der:
- Ayıplamayın, sevginin dar düşünceleri olamaz, elinizdeki değerleri iyi koruyun.
- Sinan Bey; bu konuda çabuk alınmamasını artık onun da aileden biri olduğunu ve iyi bir öğretmen olduğunu söyleyip; dost olup, olmadıklarını sorar.
Yusuf Öğretmen bu dostluğu kabul eder ve onlara, kendi memleketi olan Sivasın İmranlı ilçesinin Kızıldağ Efsanesini anlatmaya başlar.
Yusuf Öğretmen buraya ilk tayini çıktığında köyde okul olmadığını, buraya okul yaptırmak için, muhtar ve Kurtuluş Harbini görmüş olan Halil Çavuştan destek aldığını, Halil Çavuşun arazisine köy halkı ile imece usulü okul yaptırdıklarını anlatır. Sonraları okula Mustafa öğretmenin tayini çıkar. Yusuf Öğretmenle Mustafa Öğretmen okulun bir odasında beraber kalırlar. Çocuklara okuma- yazma öğretirler. Köyde yıllarca söylenip ve bilinen bir efsane vardır.
Kızıldağ Efsanesine göre dağın tepesinde her cuma akşamı fenere benzer bir ışık yanar. Kimse, cesaret edipte bunun kaynağının ne olduğuna bakamaz ve bunun cinlerin işi olduğuna kanaat getirirler.
Mustafa ve Yusuf Öğretmenin öğrencilerinden Ahmet, Ali ve Halil Çavuşun torunu Yılmaz bu konuya merak sararlar, Kızıldağ Efsanesinin esrarını çözmeye karar verip, bir perşembe günü yola koyulurlar. Köy halkı ve öğretmenleri öğrencilerin köyü terk ettiklerini fark edince meraklanırlar. Özellikle Mustafa Öğretmen bu olaydan kendisini sorumlu tutar. Yemeden içmeden kesilir. Bunun asıl nedeni ise kendi kardeşinin yıllar önce evi terk etmesi ve kardeşinin yıllar boyunca bulunamayıp, kardeşinin ölüsünün eve gelişiyle ortaya çıkmasını hiç aklından çıkaramamasıdır.
İşte bu sebeple Mustafa Öğretmen geçmişte bu yaşadığı korkuyla jandarmaya olayı haber vermek ister. Ancak Halil Çavuş meraklanmamasını, Yılmazın cin gibi bir çocuk olduğunu, yöreyi ve dağı iyi bildiğini söyler ama Mustafa Öğretmen rahatlamaz.
Halil Çavuş, Mustafa Öğretmene o kadar merak etme onlar neticede Yukarı Çulha Köyüne inerler, git ve orada bekle, eğer onları getirirsen köyün en güzel kızıyla seni evlendireceğim der.
Burada öğrenciler Yılmaz, Ali ve Ahmet tüm tabiat şartlarına ve açlığa rağmen yollarına devam ederlerken bir mağaraya sığınıp uyuya kalırlar. Sabah uyandıklarında karşılarında bir ihtiyar görürler. İhtiyar bunlara burada ne aradıklarını ve kim olduklarını sorar. Öğrenciler bir haftadır yollarda olduklarını ve Kızıldağ Efsanesinin ve yanan üç fenerin esrarını çözmeye geldiklerini söylerler. İhtiyar gülümser, kendisinin Yukarı Çulha Köyünden olduğunu ve Halil Çavuşla kurtuluş Harbinde savaştığını anlatır.
İhtiyar kendisinin ve üç oğlunun dağa tırmanmaya meraklı olduğunu, yıllar önce üç oğlunu da tırmanırken kaybettiğini, onları bir daha bulamadığını anlatır. Bu yüzden gerçek olmayan üç mezar kazdığını ve her cuma akşamı evlatlarını yaşamıyorsa buradaki mezarda, yaşıyorsa yaktığı üç fenere gelecek diye yıllarca beklediğini anlatır. Üç öğrenciyi de alıp, Yukarı Çulha Köyündeki evinde misafir eder, karınlarını doyurur ve o gece rahat bir şekilde uyumalarını sağlar.
Ertesi sabah ihtiyar muhtarın evine olayı anlatmaya gider. İçeride tanımadığı bir adam vardır. İkisi de aynı amaç için oradadırlar. Mustafa öğretmen çocukları aramaya, ihtiyar ise çocukların durumunu muhtara anlatmaya gelmiştir.
İhtiyar, muhtara durumu anlatınca Mustafa Öğretmen rahatlar.
Muhtar çocukları Mustafa Öğretmene emanet eder ve Karlı Köye gönderir. Köy halkı çocukları görünce sevinir ve olayın sonucunu merak ederler. Ali, Yılmaz ve Ahmet Kızıldağın esrarını aydınlattıkları için köyde artık kahramandırlar.
Yusuf Öğretmen emekli olmuş, Kızıldağ Efsanesi çözülmüş, bu arada Güney Ekspresi Kayseriye yaklaşmıştır. Melike, Yusuf Öğretmene sorar :
- Muhtar Mustafa Öğretmeni evlendirdi mi ?
Yusuf Öğretmen Halil Çavuş gibi Kurtuluş Harbi görmüş efsanevi insanların sözünde duracaklarını söyler. Mustafa Öğretmeni köyün en güzel kızı ile evlendirdiğini ve kırk gün, kırk gece düğün yaptığını anlatır.
Melike ve Ailesi Kayseri garında artık ayrılacaklardır. Yusuf Öğretmen istemeye istemeye Melikeden ayrılmak için, biletini teslim edip geleceğini söyler. Ama yalandır tabi ki, Melike ayrılacağına üzülmesin diye bu yalanı söylemiştir. Melikeye yalan söylediği için de üzgündür. Yalanın kötü bir şey olduğunu biliyordu fakat herkes gibi o da sıkışınca yalana başvurdu. Halbuki çocukların dünyasında yalana yer yoktu sadece sevgi dolu, tertemiz ve berrak bir dünyaları vardı onların.
http://www.turkmmo.com/kitap-ozetleri/438836-kitap-ozetleri-24-kizildagin-efsanesi-mektuplar.htmlKızıldağın Efsanesi Kitap Özeti
Emekli bir öğretmenin, Bandırma Vapuruânda yolculuk sırasında tanıştığı, ismini dahi bilmediği küçük bir kız çocuğu ve ailesi ile yaptığı yolculuk anlatılmaktadır.
Bandırma Vapuruyla İstanbulâa yolculuk yapan emekli öğretmen, küpeştede güneşten korunmak için gazete kağıtlarıyla örtünmüştü. Bu esnada güvertede gezinen bir kız çocuğunun arkadaşlık daveti üzerine ikisi arkadaş olmuşlardır. Bu arkadaşlık hikaye, kahramanlarımızın İstanbulâdan Adanaâya giden Güney Ekspres adlı trendeki yolculukları boyunca devam etmiştir. Kız çocuğunun isminin Melike olduğunu ve ailesinin de trenle yolculuk yaptığını öğrenir. Melikeânin babası, bu dostluğu kötüye yorumlar.
Yusuf Öğretmen ile Melikeânin babası Sinan Bey trenin restaurantında karşılaşmışlar, Sinan Bey Kayseriâde pazarlama şirketi müdürü olduğundan, Yusuf öğretmene çocuğuna neyi pazarladığını, çıkarcı bir ilişkiden vazgeçmesini tembihler. Yusuf Öğretmen kompartımana geçmiş, dinlenirken kapı açılır, gelen Melike ve annesidir. Yusuf Öğretmeni kendi kompartımanlarına davet etmişlerdir.
Yusuf Öğretmen Melike ve Annesiyle sohbet ederken Sinan Bey kompartımana gelir. Yusuf Beyin bu ziyaretinin Melikeâden kaynaklandığını ve bunu neye borçlu olduğunu sorar. Yusuf Öğretmen şöyle der:
- Ayıplamayın, sevginin dar düşünceleri olamaz, elinizdeki değerleri iyi koruyun.
- Sinan Bey; bu konuda çabuk alınmamasını artık onun da aileden biri olduğunu ve iyi bir öğretmen olduğunu söyleyip; dost olup, olmadıklarını sorar.
Yusuf Öğretmen bu dostluğu kabul eder ve onlara, kendi memleketi olan Sivasâın İmranlı ilçesinin Kızıldağ Efsanesini anlatmaya başlar.
Yusuf Öğretmen buraya ilk tayini çıktığında köyde okul olmadığını, buraya okul yaptırmak için, muhtar ve Kurtuluş Harbiâni görmüş olan Halil Çavuşâtan destek aldığını, Halil Çavuşâun arazisine köy halkı ile imece usulü okul yaptırdıklarını anlatır. Sonraları okula Mustafa öğretmenin tayini çıkar. Yusuf Öğretmenle Mustafa Öğretmen okulun bir odasında beraber kalırlar. Çocuklara okuma- yazma öğretirler. Köyde yıllarca söylenip ve bilinen bir efsane vardır.
Kızıldağ Efsanesiâne göre dağın tepesinde her cuma akşamı fenere benzer bir ışık yanar. Kimse, cesaret edipte bunun kaynağının ne olduğuna bakamaz ve bunun cinlerin işi olduğuna kanaat getirirler.
Mustafa ve Yusuf Öğretmenin öğrencilerinden Ahmet, Ali ve Halil Çavuşâun torunu Yılmaz bu konuya merak sararlar, Kızıldağ Efsanesiânin esrarını çözmeye karar verip, bir perşembe günü yola koyulurlar. Köy halkı ve öğretmenleri öğrencilerin köyü terk ettiklerini fark edince meraklanırlar. Özellikle Mustafa Öğretmen bu olaydan kendisini sorumlu tutar. Yemeden içmeden kesilir. Bunun asıl nedeni ise kendi kardeşinin yıllar önce evi terk etmesi ve kardeşinin yıllar boyunca bulunamayıp, kardeşinin ölüsünün eve gelişiyle ortaya çıkmasını hiç aklından çıkaramamasıdır.
İşte bu sebeple Mustafa Öğretmen geçmişte bu yaşadığı korkuyla jandarmaya olayı haber vermek ister. Ancak Halil Çavuş meraklanmamasını, Yılmazâın cin gibi bir çocuk olduğunu, yöreyi ve dağı iyi bildiğini söyler ama Mustafa Öğretmen rahatlamaz.
Halil Çavuş, Mustafa Öğretmene o kadar merak etme onlar neticede Yukarı Çulha Köyüâne inerler, git ve orada bekle, eğer onları getirirsen köyün en güzel kızıyla seni evlendireceğim der.
Burada öğrenciler Yılmaz, Ali ve Ahmet tüm tabiat şartlarına ve açlığa rağmen yollarına devam ederlerken bir mağaraya sığınıp uyuya kalırlar. Sabah uyandıklarında karşılarında bir ihtiyar görürler. İhtiyar bunlara burada ne aradıklarını ve kim olduklarını sorar. Öğrenciler bir haftadır yollarda olduklarını ve Kızıldağ Efsanesinin ve yanan üç fenerin esrarını çözmeye geldiklerini söylerler. İhtiyar gülümser, kendisinin Yukarı Çulha Köyüânden olduğunu ve Halil Çavuşâla kurtuluş Harbinde savaştığını anlatır.
İhtiyar kendisinin ve üç oğlunun dağa tırmanmaya meraklı olduğunu, yıllar önce üç oğlunu da tırmanırken kaybettiğini, onları bir daha bulamadığını anlatır. Bu yüzden gerçek olmayan üç mezar kazdığını ve her cuma akşamı evlatlarını yaşamıyorsa buradaki mezarda, yaşıyorsa yaktığı üç fenere gelecek diye yıllarca beklediğini anlatır. Üç öğrenciyi de alıp, Yukarı Çulha Köyündeki evinde misafir eder, karınlarını doyurur ve o gece rahat bir şekilde uyumalarını sağlar.
Ertesi sabah ihtiyar muhtarın evine olayı anlatmaya gider. İçeride tanımadığı bir adam vardır. İkisi de aynı amaç için oradadırlar. Mustafa öğretmen çocukları aramaya, ihtiyar ise çocukların durumunu muhtara anlatmaya gelmiştir.
İhtiyar, muhtara durumu anlatınca Mustafa Öğretmen rahatlar.
Muhtar çocukları Mustafa Öğretmenâe emanet eder ve Karlı Köye gönderir. Köy halkı çocukları görünce sevinir ve olayın sonucunu merak ederler. Ali, Yılmaz ve Ahmet Kızıldağâın esrarını aydınlattıkları için köyde artık kahramandırlar.
Yusuf Öğretmen emekli olmuş, Kızıldağ Efsanesi çözülmüş, bu arada Güney Ekspresi Kayseriâye yaklaşmıştır. Melike, Yusuf Öğretmenâe sorar :
- Muhtar Mustafa Öğretmeni evlendirdi mi ?
Yusuf Öğretmen Halil Çavuş gibi Kurtuluş Harbi görmüş efsanevi insanların sözünde duracaklarını söyler. Mustafa Öğretmeni köyün en güzel kızı ile evlendirdiğini ve kırk gün, kırk gece düğün yaptığını anlatır.
Melike ve Ailesi Kayseri garında artık ayrılacaklardır. Yusuf Öğretmen istemeye istemeye Melikeâden ayrılmak için, biletini teslim edip geleceğini söyler. Ama yalandır tabi ki, Melike ayrılacağına üzülmesin diye bu yalanı söylemiştir. Melikeâye yalan söylediği için de üzgündür. Yalanın kötü bir şey olduğunu biliyordu fakat herkes gibi o da sıkışınca yalana başvurdu. Halbuki çocukların dünyasında yalana yer yoktu sadece sevgi dolu, tertemiz ve berrak bir dünyaları vardı onların.
- Durum
- Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 17
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 31
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 80
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 24