- Katılım
- 25 Ocak 2013
- Konular
- 6,740
- Mesajlar
- 21,611
- Online süresi
- 2d 13h
- Reaksiyon Skoru
- 2,176
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 4 Ay 22 Gün
- Başarım Puanı
- 509
- MmoLira
- 2,783
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
3. Bölüm
Yağız;
Ellerimden kayıp gidişinin 3. Yılı Busem beni unutup başka kollara sarılışının 3. Yılı Yanımda şuan da başka bir kız yatıyor. Onun teninde geziniyor ellerim, ama üşüyorum Busem hem de çok üşüyorum. Sen yokken nasıl üşüyorum anlayamazsın. İkimiz de bu aşk savaşını kaybettik ben seni, sen de beni kaybettin. Biz aşkı kaybettik. Sen gidince ben yarım kaldım. Tamamlanamadım. Tamamlanmak istedim ama sen bana izin vermedin ki, hala da vermiyorsun. Bu aşk ta, bu oyun da sence kim suçlu biz mi, yoksa Selim ile Damla mı?İç sesim ile boğuşmak hep yormuştur beni. Damla yanımda uyurken ne kadar da melek aslında hiç bir şeyden haberi olmayan masum kız Damla kıpırdanmaya başlamıştı, aslında her şeyin farkındaydı. Yağızın Buseye bakışını görmüştü. Onların birbirlerini tanıdıklarını biliyordu. Yağızın okuduğu kitap yere düşünce resmi görmüş ver her şeyi anlamıştı Damla. Arkadaşına ihanet ettiğinin farkındaydı ama yapamıyordu çünkü Yağızı ölesiye seviyordu. Yavaşça döndü Damla Yağızı ona bakarken yakaladı.Acaba şuan Buseyi mi düşünüyor? içinden dedi. Yavaşça döndü Yağıza küçük ama anlamı büyük bir yük taşıyan öpücük kondurdu dudağının kenarına.Nasılsın sevgilim? demişti Damla öpücüğümden sonra. Ben ise ona hala cevap veremiyordum. Neden veremiyordum çözemiyorum. Şaşkındım uyandığımdan beri içimden çıkmayan sıkıntıdan kurtulamıyordum. Damla bana döndü yavaşça ve hiç ama hiç duymak istemediğim cümleyi söyledi.Biliyorum canımın içi, biliyorum Buseye olan aşkını biliyorumdedi. Ben ise şaşkınca ona bakmıştım. Ağzımdan tek Nasıl? diye cümlem çıkmıştı. O ise hüzünlü gözler ile bana bakıyordu sadece. Onun için üzülüyordum ama elimden gelen bir şey hiçbir şey yoktu. O sırada Damla buğulu olan gözleri ile Gördüm dedi kısık sesi ile. Ben de ona Ne gördün? Nerede gördün? diye sormuştum. Damla da ağlamaklı ama sessiz bir şekilde anlatmaya başlamıştı.O gün sen kitap okuyordun hatırlıyor musun? Hatırlarsın hani sevdiğin şu aşk romanı. Elindeydi. Hep merak ederdim neden bu kadar çok seviyorsun diye. Sen gittin bir ara kendine kahve yapmaya bende kitabı görmüştüm koltuğun üzerinde. İşte o zaman gidip elime aldım ve sonra, sonra içinden bir şey düştü. Sen ve Busenin resmi. Meğerse o Yağız senmişsin. Aşık olduğu içinde büyüttüğü Yağız sen çıktın. Ama ben bildiğimi söylemedim. Neden diye soruyorsun demi? Neden söylemedi bu kız, ben olsam söylerdim diye. Aşk bu Yağız sen nasıl aşık isen bende sana aşığım öyle. Elimi kaldırıp susturmuştum Damlayı, daha fazla dinlemek istemiyordum. Hala aşk diyordu bu duruma. Ben Buseye evet belki âşıktım, belki de değil bilemiyordum. Tek bildiğim şuan durduğum yerde mutlu olduğumdu. Damlaya daha fazla acı çektiremezdim o yüzden ona içimdekileri birer birer anlattım.Bak Damla evet Buseye aşıktım bir zamanlar, ama bitti. O beni terk etti. Gitti. Yüreğim öyle acıdı, öyle yaralandı ki sana bunu anlatamam. Anlatsam belki anlarsın. Dur sözümü kesme ben dinledim sende dinle. Biliyorum sevdiğin birinin bir başkasına aşık olduğunu söylemesi zor. Ama senden saklayamam. O aşk bitti Damla. O aşk bundan 3 sene önce bitti. Ben seninle yeni bir sayfa açtım. O sayfa da eskiye yer yok anladın mı beni? dedim. Damla o kadar mutlu oldu ki hemen bana sarılıp o yumuşacık sesi ile her zaman duymayı sevdiğim kelimeleri söyledi.Seni seviyorum Yağız. Ben ise sadece ağzımın söylemek istemesini söyledim.Bende seni seviyorum Damlam. Benim ile evlenir misin? Dur hatta hadi, evlen benim ile? İtiraf etmem gerekir ki bende bu teklifi yapacağımı düşünmemiştim. Birden çıkmıştı soru. Bir tarafım evet de der iken bir tarafım hayır de diyordu. Cevabı beklerken Damla o güzel yüzü ve ağlayan gözleri ile hem gülüyor, hem de Evet evlenirim aşkım evet,evet,eveeettt . Diye cevap veriyordu.Şimdi baş başa kalınca iç sesim ile yanlış yaptın diyordu. Sahi ben yanlış mı yapmıştım? Yok yapmamıştım demi? Ne kadar inkâr etsem de acaba gerçekten Buseye olan aşkım bitmemiş miydi? Yoksa içimde kalan bir şeyler benimle oyun mu oynuyordu bilemiyorum. Ama yüreğimde öyle bir sızı vardı ki anlayamam. Ama şimdi bunları düşünemem, benden geçti bunlar. Ama acıyor işte yüreğim acıyor. Kanıyor bir taraflarım hem de çok kanıyor. Neden mi? Bilmiyorum ki. Ne kadar inkar etsem de ben hala aşıktım
Buse;
Telefonum çalıyordu. İçimde zaten bir sıkıntı vardı. En son böyle bir telefon aldığım da hayatım bitmişti. Bakıyorum ekranda Damla yazıyor. Merak ediyorum açıyorum.Buse diyor. Sesi neşeli hayırdır diyorum içimden.Nasılsın Damlacım diyorum bende sesimin merakı yansıyordu.Bak sana haberim var. Biliyorum telefonda söylenmez ama ben evleniyorum diyor. O neşeli sesini duyunca, o sesini kopartasım gelmişti. Kimin ile diyemiyorum. Dilim varmıyor. Biliyorum kim olduğunu, ama olmuyor işte. O saatten sonra da duymuyorum Damlayı. Varsın anlatsın. Ben telefonu koltuğa bırakıyorum. Biliyorum ayıp. Biliyorum ama yapamıyorum işte. Ne diyebilirim ki mutluluklar mı? Hayır diyemem. Evin tam ortasında kalıyorum. Selim de yok dök içini Buse ağla diyorum ama onu da yapamıyorum. İlk şok herhalde öyle derler ya bende öyle diyorum. Ama içimde bir şey var. Acıyan, kanayan, beni benden çıkaran, ama çözemiyorum. Dokunuyorum yüzüme bilmeden aslında ağlıyormuşum meğer. Hissetmedim hâlbuki. Demek ki böyle bir şeymiş aşkın acı yüzü. Ah Buse sen ne sandın ki, seni mi seviyor hala. Sen ne sandın söyle hadi hala sana aşık mı? Aptalsın kızım sen aptal Bak çocuk mutlu sen neden mutlu olamıyorsun ki? Allahsı var sevgilin yakışıklı ama neden onu da Yağız gibi sevemiyorsun söylesene. Söyleyemiyorsun demi? Çünkü hala içinde bitmedi o aşk. Hadi itiraf et artık sen bu aşkın kaybedenisin. İç sesim ile kavga ede ede çıkıyorum evden. Nereye gittiğimi bilmiyorum. İstanbulun her köşesi bana kötü gözüktü. Yürüyorum hala nereye gittiğimi bilmeden. Sahi nereye gidiyorum diye soruyorum kendime. Etrafıma bakıyorum sahildeyim. Yağız ile bizim sahilimiz. İkimizin sahili. Nasıl da severdim seni sahil nasıl da severdim. Yavaş yavaş bir banka oturuyorum. Biri oturuyor yanıma. Dönüp bakmıyorum ama gitsin bıraksın istiyorum. Yok, hala oturuyor. Sonra bir şey oluyor biri elimden tutuyor. İlk başta korkuyorum ama sonradan tanıyorum o sıcak elleri. Ah nasıl unutabilirim ki yüreğimi yakan elleri.
Yağız;
Buseyi oturduğumuz sahilde görmek beni çok şaşırtmıştı. Yanına gidip gitmemek konusunda o kadar ikilemde kaldım ki, ama olmadı ayaklarım beni yanına götürdü. Kokusunu almak bile belli başlı benim için o kadar zordu ki, ellerini tutmak ah o elleri İçimi yakan elleri sımsıcaktı. O elleri başkası tutuyordu evet ama şuan ben tutuyordum bir an eskiye dönmüştüm. Lise çağında biz yine sahilde oturuyoruz ama bu sefer öyle değildi işte.Birden bire Evleniyorsunuz demek demişti.Sadece yüzüne baktım ve Evetdedim.O ise yavaşça bana döndü. Yüzünü görmek kalbimde sancı etkisi yarattı.Neden? dedi ağlamaklı bir şekilde. Benden bir cevap bekliyordu. Peki madem açalım konuları ne olursa olsun kimin canı yanarsa yansın madem benim yandı onunda yansın istiyordum.Neden mi? Sence neden Buse bir düşün istersen? demiştim kızgın bir şekilde. Kararlıydım ona soğuk davranacaktım.Hiç düşünmedim Yağız neden düşünmedim biliyor musun? Dur söyliyeyim madem buradayız madem konuşuyoruz o zaman dinleyelim birbirimizi. Ben düşünmedim çünkü düşününce bir yerlerimin kanamasından korktum. Şuan düşündüğüm tek şey benden gittiğin. Demişti o da kızgın bir şekilde. Ondan gitmem mi?Ben senden gitmedim Buse asıl sen benden gittin unuttun mu?gerçekten kızmıştım. Ah ne çabuk unutmuştu halbuki.Gitmedim Yağız gitmedim. İnan bana gitmedim hep ordaydım.Orda mıydın? Ben üşüdüğümde nerdeydin Buse. Ben üstümü örtmediğim de nerdeydin? Sen dememiş miydin bu aşk biziz diye peki aşk iki kişilik değil midir? Neden ben tek orda durmam gerekti peki? Öyle gittin ki Buse ben çukura düştüm. Kalkamadım o çukurdan. Zor kalktım inan bana çok zor. Sesimin titrek çıkmasını engelleyememiştim. Susmuştuk ikimizde sonra Buse ağlayan gözlerle bana baktı. Bakmasın öyle istedim bakmasın. Bakınca öyle içim acıyordu ki o bilmiyordu bunu. Yapmasın yoksa bir adım bir adım ona doğru giderdim yine ben. Bir beş dakika öylece kaldık bana doğrdu dönüp gözlerimin içine baktı.Peki seni kurtaran Damlamı oldu? dedi. Dudakları titrekti. Gözleri buğuluydu. Sahi beni kim kurtardı?Evet o oldu. Hep yanımda durdu. Dedim. Aslında Damlamı kurtardı bilmiyordum. Tek amacım canının yanmasını istemem.Peki seni kim kurtardı Selim denen herif mi? sesim git gide artıyordu. Engel olamıyordum artmasına.Hayır Yağız o sadece yanımda oldu. Ellerimden tuttu Demek ellerinden hmm o sırada kendi ellerime bakmıştım.Yapma Yağız yoksa beni kıskandın mı?Hayır Buse yalandı. Yalan söylediğimi anlamasın diye kafamı hemen başka tarafa çevirmiştim.Peki zaten beklemiyordum kıskanmanı. Ama neden kafanı çevirdin? demişti. Aslında kıskançlıktan ölüyordum ama ona bunu belli edemezdim.Çevirmedim. Ee sen neden buradasın Selimin yanına neden gitmedin peki?Ben hep buraya gelirim Yağız. Hep bu saatlerde burada olurum. Peki sen neden buradasın?Ben de gelmek istedim. Gerçeği söylemek gerekirse neden bilmiyorum. O yüzden sesim ile birlikte bende susmuştum. Sadece içim konuşuyordu. Evet neden geldim bilmiyordum. İçimden bir ses gelmemi söyledi ve bende gelmiştim. O sırada yağmur yağmaya başlamıştı. Ama ben kalkmak dahi istemiyordum. Buseye baktım. O da dalgaları seyrediyordu. Hala aynı parfümü kullanıyordu. Hala aynı kokuyordu. Kokusu burnumu doldurdukça daha çok ona yaklaşıyordum. O da hissetmiş olmalı ki bana daha fazla yanaştı ve başını omzuma koydu. İstem dışı hareket ediyor gibiydim. Her şey , her şey silinmiş gidiydi ve ben bu durumdan çok mutluydum. Daha fazla dayanamıyordum ipek gibi şaçlarını kokladım. Ah ne güzel kokuyordu. Bir den aklıma tek benim koklamadığım geldi. Yok hayır yapmıycaktım anı yaşıyacaktım Yağız!Efendim BuseHatırlıyor musun?Neyi?Eskileri?Evet. Peki sen?EvetEvet hatırlıyordum hem de herşekilde hatırlıyordum.Ben Buseye ilk görüşte aşık olmuştum. Bu aşkın bize göre birinci yüzüydü. Çünkü o da bana ilk görüşte aşık olmuştu. Öyle söylemişti bana. Yavaşça anılara dalmaya hazırlanırken Busenin başını omzuma koyması ile sıyrıldım. Öylece bir yarım saat kalmıştık. Kalktığında ise saçları rüzgar da dağılmıştı. Üstü başı ıslaktı. Hasta olurdu kesin Hep öyle olurdu. Ufacık bir şey onu hasta ederdi. Dudakları nasıl da pespembe olmuştu. Yanakları da kızarmıştı. Yağmur hala yağıyordu. Yavaş yavaş gitmenin vakti gelmişti ama ben bırakamıyordum. Bırakmak istemiyordum. Daha ne olduğunu anlamadan dudaklarıma değen dudaklar ile donup kaldım.Ve o sımsıcak ses Öp beni dedi. Nasıl reddederdim ki Dudakları buluşmuştu ikisininde. Buse 3 seneden beri bunu hayal ederdi. Tekrar kokusunu böyle içine çekmek isterdi. İşte istediği oluyordu. Yağız onu öyle bir açlık ile öpüyordu ki, öptükçe daha da susuyorlardı. Sanki yıllarca su içmemiş gibi... Doya doya kana kana içiyorlardı birbirlerini. İçtikçe daha fazlasını istedi Yağız ama durmak zorundaydı. Bunu yapamazdı. Ne kadar Busenin kendisinin olmasını istese de bunu Damlaya yapamazdı.Durmuştuk ikimizde. Yapamazdık. İkimiz içinde sonu yoktu. Aslında vardı sonu belliydi ama sonunu bir türlü yazamıyorduk.Ben gitmeliyim Yağız.dedi ve yavaşça ayağa kalkmıştı. Ne demek ti bu şimdi? Ne olmuştu ki?Pişman mı oldun? Bu yüzden mi hemen gidiyorsun? sesimin durgun çıkmıştı. Sanki ellerimden oyuncağımı almışlardı.Hayır. Sakın öyle bir şey anlama. Sakın Sadece Damla için gitmek zorundayım bunu anla yeter.Peki daha fazla bir şey demek yersizdi. Bana uzun bir müddet baktı ve beni bu ıslak bankın ve yağan yağmurun altında yeniden bırakıp gitti. İşte o zaman bu yaptıklarını için ona acı çektirmeye karar vermiştim.
Keyifli okumalar
Yağız;
Ellerimden kayıp gidişinin 3. Yılı Busem beni unutup başka kollara sarılışının 3. Yılı Yanımda şuan da başka bir kız yatıyor. Onun teninde geziniyor ellerim, ama üşüyorum Busem hem de çok üşüyorum. Sen yokken nasıl üşüyorum anlayamazsın. İkimiz de bu aşk savaşını kaybettik ben seni, sen de beni kaybettin. Biz aşkı kaybettik. Sen gidince ben yarım kaldım. Tamamlanamadım. Tamamlanmak istedim ama sen bana izin vermedin ki, hala da vermiyorsun. Bu aşk ta, bu oyun da sence kim suçlu biz mi, yoksa Selim ile Damla mı?İç sesim ile boğuşmak hep yormuştur beni. Damla yanımda uyurken ne kadar da melek aslında hiç bir şeyden haberi olmayan masum kız Damla kıpırdanmaya başlamıştı, aslında her şeyin farkındaydı. Yağızın Buseye bakışını görmüştü. Onların birbirlerini tanıdıklarını biliyordu. Yağızın okuduğu kitap yere düşünce resmi görmüş ver her şeyi anlamıştı Damla. Arkadaşına ihanet ettiğinin farkındaydı ama yapamıyordu çünkü Yağızı ölesiye seviyordu. Yavaşça döndü Damla Yağızı ona bakarken yakaladı.Acaba şuan Buseyi mi düşünüyor? içinden dedi. Yavaşça döndü Yağıza küçük ama anlamı büyük bir yük taşıyan öpücük kondurdu dudağının kenarına.Nasılsın sevgilim? demişti Damla öpücüğümden sonra. Ben ise ona hala cevap veremiyordum. Neden veremiyordum çözemiyorum. Şaşkındım uyandığımdan beri içimden çıkmayan sıkıntıdan kurtulamıyordum. Damla bana döndü yavaşça ve hiç ama hiç duymak istemediğim cümleyi söyledi.Biliyorum canımın içi, biliyorum Buseye olan aşkını biliyorumdedi. Ben ise şaşkınca ona bakmıştım. Ağzımdan tek Nasıl? diye cümlem çıkmıştı. O ise hüzünlü gözler ile bana bakıyordu sadece. Onun için üzülüyordum ama elimden gelen bir şey hiçbir şey yoktu. O sırada Damla buğulu olan gözleri ile Gördüm dedi kısık sesi ile. Ben de ona Ne gördün? Nerede gördün? diye sormuştum. Damla da ağlamaklı ama sessiz bir şekilde anlatmaya başlamıştı.O gün sen kitap okuyordun hatırlıyor musun? Hatırlarsın hani sevdiğin şu aşk romanı. Elindeydi. Hep merak ederdim neden bu kadar çok seviyorsun diye. Sen gittin bir ara kendine kahve yapmaya bende kitabı görmüştüm koltuğun üzerinde. İşte o zaman gidip elime aldım ve sonra, sonra içinden bir şey düştü. Sen ve Busenin resmi. Meğerse o Yağız senmişsin. Aşık olduğu içinde büyüttüğü Yağız sen çıktın. Ama ben bildiğimi söylemedim. Neden diye soruyorsun demi? Neden söylemedi bu kız, ben olsam söylerdim diye. Aşk bu Yağız sen nasıl aşık isen bende sana aşığım öyle. Elimi kaldırıp susturmuştum Damlayı, daha fazla dinlemek istemiyordum. Hala aşk diyordu bu duruma. Ben Buseye evet belki âşıktım, belki de değil bilemiyordum. Tek bildiğim şuan durduğum yerde mutlu olduğumdu. Damlaya daha fazla acı çektiremezdim o yüzden ona içimdekileri birer birer anlattım.Bak Damla evet Buseye aşıktım bir zamanlar, ama bitti. O beni terk etti. Gitti. Yüreğim öyle acıdı, öyle yaralandı ki sana bunu anlatamam. Anlatsam belki anlarsın. Dur sözümü kesme ben dinledim sende dinle. Biliyorum sevdiğin birinin bir başkasına aşık olduğunu söylemesi zor. Ama senden saklayamam. O aşk bitti Damla. O aşk bundan 3 sene önce bitti. Ben seninle yeni bir sayfa açtım. O sayfa da eskiye yer yok anladın mı beni? dedim. Damla o kadar mutlu oldu ki hemen bana sarılıp o yumuşacık sesi ile her zaman duymayı sevdiğim kelimeleri söyledi.Seni seviyorum Yağız. Ben ise sadece ağzımın söylemek istemesini söyledim.Bende seni seviyorum Damlam. Benim ile evlenir misin? Dur hatta hadi, evlen benim ile? İtiraf etmem gerekir ki bende bu teklifi yapacağımı düşünmemiştim. Birden çıkmıştı soru. Bir tarafım evet de der iken bir tarafım hayır de diyordu. Cevabı beklerken Damla o güzel yüzü ve ağlayan gözleri ile hem gülüyor, hem de Evet evlenirim aşkım evet,evet,eveeettt . Diye cevap veriyordu.Şimdi baş başa kalınca iç sesim ile yanlış yaptın diyordu. Sahi ben yanlış mı yapmıştım? Yok yapmamıştım demi? Ne kadar inkâr etsem de acaba gerçekten Buseye olan aşkım bitmemiş miydi? Yoksa içimde kalan bir şeyler benimle oyun mu oynuyordu bilemiyorum. Ama yüreğimde öyle bir sızı vardı ki anlayamam. Ama şimdi bunları düşünemem, benden geçti bunlar. Ama acıyor işte yüreğim acıyor. Kanıyor bir taraflarım hem de çok kanıyor. Neden mi? Bilmiyorum ki. Ne kadar inkar etsem de ben hala aşıktım
Buse;
Telefonum çalıyordu. İçimde zaten bir sıkıntı vardı. En son böyle bir telefon aldığım da hayatım bitmişti. Bakıyorum ekranda Damla yazıyor. Merak ediyorum açıyorum.Buse diyor. Sesi neşeli hayırdır diyorum içimden.Nasılsın Damlacım diyorum bende sesimin merakı yansıyordu.Bak sana haberim var. Biliyorum telefonda söylenmez ama ben evleniyorum diyor. O neşeli sesini duyunca, o sesini kopartasım gelmişti. Kimin ile diyemiyorum. Dilim varmıyor. Biliyorum kim olduğunu, ama olmuyor işte. O saatten sonra da duymuyorum Damlayı. Varsın anlatsın. Ben telefonu koltuğa bırakıyorum. Biliyorum ayıp. Biliyorum ama yapamıyorum işte. Ne diyebilirim ki mutluluklar mı? Hayır diyemem. Evin tam ortasında kalıyorum. Selim de yok dök içini Buse ağla diyorum ama onu da yapamıyorum. İlk şok herhalde öyle derler ya bende öyle diyorum. Ama içimde bir şey var. Acıyan, kanayan, beni benden çıkaran, ama çözemiyorum. Dokunuyorum yüzüme bilmeden aslında ağlıyormuşum meğer. Hissetmedim hâlbuki. Demek ki böyle bir şeymiş aşkın acı yüzü. Ah Buse sen ne sandın ki, seni mi seviyor hala. Sen ne sandın söyle hadi hala sana aşık mı? Aptalsın kızım sen aptal Bak çocuk mutlu sen neden mutlu olamıyorsun ki? Allahsı var sevgilin yakışıklı ama neden onu da Yağız gibi sevemiyorsun söylesene. Söyleyemiyorsun demi? Çünkü hala içinde bitmedi o aşk. Hadi itiraf et artık sen bu aşkın kaybedenisin. İç sesim ile kavga ede ede çıkıyorum evden. Nereye gittiğimi bilmiyorum. İstanbulun her köşesi bana kötü gözüktü. Yürüyorum hala nereye gittiğimi bilmeden. Sahi nereye gidiyorum diye soruyorum kendime. Etrafıma bakıyorum sahildeyim. Yağız ile bizim sahilimiz. İkimizin sahili. Nasıl da severdim seni sahil nasıl da severdim. Yavaş yavaş bir banka oturuyorum. Biri oturuyor yanıma. Dönüp bakmıyorum ama gitsin bıraksın istiyorum. Yok, hala oturuyor. Sonra bir şey oluyor biri elimden tutuyor. İlk başta korkuyorum ama sonradan tanıyorum o sıcak elleri. Ah nasıl unutabilirim ki yüreğimi yakan elleri.
Yağız;
Buseyi oturduğumuz sahilde görmek beni çok şaşırtmıştı. Yanına gidip gitmemek konusunda o kadar ikilemde kaldım ki, ama olmadı ayaklarım beni yanına götürdü. Kokusunu almak bile belli başlı benim için o kadar zordu ki, ellerini tutmak ah o elleri İçimi yakan elleri sımsıcaktı. O elleri başkası tutuyordu evet ama şuan ben tutuyordum bir an eskiye dönmüştüm. Lise çağında biz yine sahilde oturuyoruz ama bu sefer öyle değildi işte.Birden bire Evleniyorsunuz demek demişti.Sadece yüzüne baktım ve Evetdedim.O ise yavaşça bana döndü. Yüzünü görmek kalbimde sancı etkisi yarattı.Neden? dedi ağlamaklı bir şekilde. Benden bir cevap bekliyordu. Peki madem açalım konuları ne olursa olsun kimin canı yanarsa yansın madem benim yandı onunda yansın istiyordum.Neden mi? Sence neden Buse bir düşün istersen? demiştim kızgın bir şekilde. Kararlıydım ona soğuk davranacaktım.Hiç düşünmedim Yağız neden düşünmedim biliyor musun? Dur söyliyeyim madem buradayız madem konuşuyoruz o zaman dinleyelim birbirimizi. Ben düşünmedim çünkü düşününce bir yerlerimin kanamasından korktum. Şuan düşündüğüm tek şey benden gittiğin. Demişti o da kızgın bir şekilde. Ondan gitmem mi?Ben senden gitmedim Buse asıl sen benden gittin unuttun mu?gerçekten kızmıştım. Ah ne çabuk unutmuştu halbuki.Gitmedim Yağız gitmedim. İnan bana gitmedim hep ordaydım.Orda mıydın? Ben üşüdüğümde nerdeydin Buse. Ben üstümü örtmediğim de nerdeydin? Sen dememiş miydin bu aşk biziz diye peki aşk iki kişilik değil midir? Neden ben tek orda durmam gerekti peki? Öyle gittin ki Buse ben çukura düştüm. Kalkamadım o çukurdan. Zor kalktım inan bana çok zor. Sesimin titrek çıkmasını engelleyememiştim. Susmuştuk ikimizde sonra Buse ağlayan gözlerle bana baktı. Bakmasın öyle istedim bakmasın. Bakınca öyle içim acıyordu ki o bilmiyordu bunu. Yapmasın yoksa bir adım bir adım ona doğru giderdim yine ben. Bir beş dakika öylece kaldık bana doğrdu dönüp gözlerimin içine baktı.Peki seni kurtaran Damlamı oldu? dedi. Dudakları titrekti. Gözleri buğuluydu. Sahi beni kim kurtardı?Evet o oldu. Hep yanımda durdu. Dedim. Aslında Damlamı kurtardı bilmiyordum. Tek amacım canının yanmasını istemem.Peki seni kim kurtardı Selim denen herif mi? sesim git gide artıyordu. Engel olamıyordum artmasına.Hayır Yağız o sadece yanımda oldu. Ellerimden tuttu Demek ellerinden hmm o sırada kendi ellerime bakmıştım.Yapma Yağız yoksa beni kıskandın mı?Hayır Buse yalandı. Yalan söylediğimi anlamasın diye kafamı hemen başka tarafa çevirmiştim.Peki zaten beklemiyordum kıskanmanı. Ama neden kafanı çevirdin? demişti. Aslında kıskançlıktan ölüyordum ama ona bunu belli edemezdim.Çevirmedim. Ee sen neden buradasın Selimin yanına neden gitmedin peki?Ben hep buraya gelirim Yağız. Hep bu saatlerde burada olurum. Peki sen neden buradasın?Ben de gelmek istedim. Gerçeği söylemek gerekirse neden bilmiyorum. O yüzden sesim ile birlikte bende susmuştum. Sadece içim konuşuyordu. Evet neden geldim bilmiyordum. İçimden bir ses gelmemi söyledi ve bende gelmiştim. O sırada yağmur yağmaya başlamıştı. Ama ben kalkmak dahi istemiyordum. Buseye baktım. O da dalgaları seyrediyordu. Hala aynı parfümü kullanıyordu. Hala aynı kokuyordu. Kokusu burnumu doldurdukça daha çok ona yaklaşıyordum. O da hissetmiş olmalı ki bana daha fazla yanaştı ve başını omzuma koydu. İstem dışı hareket ediyor gibiydim. Her şey , her şey silinmiş gidiydi ve ben bu durumdan çok mutluydum. Daha fazla dayanamıyordum ipek gibi şaçlarını kokladım. Ah ne güzel kokuyordu. Bir den aklıma tek benim koklamadığım geldi. Yok hayır yapmıycaktım anı yaşıyacaktım Yağız!Efendim BuseHatırlıyor musun?Neyi?Eskileri?Evet. Peki sen?EvetEvet hatırlıyordum hem de herşekilde hatırlıyordum.Ben Buseye ilk görüşte aşık olmuştum. Bu aşkın bize göre birinci yüzüydü. Çünkü o da bana ilk görüşte aşık olmuştu. Öyle söylemişti bana. Yavaşça anılara dalmaya hazırlanırken Busenin başını omzuma koyması ile sıyrıldım. Öylece bir yarım saat kalmıştık. Kalktığında ise saçları rüzgar da dağılmıştı. Üstü başı ıslaktı. Hasta olurdu kesin Hep öyle olurdu. Ufacık bir şey onu hasta ederdi. Dudakları nasıl da pespembe olmuştu. Yanakları da kızarmıştı. Yağmur hala yağıyordu. Yavaş yavaş gitmenin vakti gelmişti ama ben bırakamıyordum. Bırakmak istemiyordum. Daha ne olduğunu anlamadan dudaklarıma değen dudaklar ile donup kaldım.Ve o sımsıcak ses Öp beni dedi. Nasıl reddederdim ki Dudakları buluşmuştu ikisininde. Buse 3 seneden beri bunu hayal ederdi. Tekrar kokusunu böyle içine çekmek isterdi. İşte istediği oluyordu. Yağız onu öyle bir açlık ile öpüyordu ki, öptükçe daha da susuyorlardı. Sanki yıllarca su içmemiş gibi... Doya doya kana kana içiyorlardı birbirlerini. İçtikçe daha fazlasını istedi Yağız ama durmak zorundaydı. Bunu yapamazdı. Ne kadar Busenin kendisinin olmasını istese de bunu Damlaya yapamazdı.Durmuştuk ikimizde. Yapamazdık. İkimiz içinde sonu yoktu. Aslında vardı sonu belliydi ama sonunu bir türlü yazamıyorduk.Ben gitmeliyim Yağız.dedi ve yavaşça ayağa kalkmıştı. Ne demek ti bu şimdi? Ne olmuştu ki?Pişman mı oldun? Bu yüzden mi hemen gidiyorsun? sesimin durgun çıkmıştı. Sanki ellerimden oyuncağımı almışlardı.Hayır. Sakın öyle bir şey anlama. Sakın Sadece Damla için gitmek zorundayım bunu anla yeter.Peki daha fazla bir şey demek yersizdi. Bana uzun bir müddet baktı ve beni bu ıslak bankın ve yağan yağmurun altında yeniden bırakıp gitti. İşte o zaman bu yaptıklarını için ona acı çektirmeye karar vermiştim.
Keyifli okumalar



