- Katılım
- 25 Ocak 2013
- Konular
- 6,740
- Mesajlar
- 21,611
- Online süresi
- 2d 13h
- Reaksiyon Skoru
- 2,176
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 4 Ay 20 Gün
- Başarım Puanı
- 509
- MmoLira
- 2,783
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Sessizlik.Gergin bir bekleyiş. Ece, Yalçın ve Olcayın gözlerini sırtımda hissedebiliyordum. Korkuyorlardı, tepkimden belki de. Bilmiyordum. Tek farkında olduğum şey; Yalçının çığırından çıkan öfkesiydi.Titremelerimi durdurabilmek adına ellerimi yüzüme kapadım, sakinleşmeli ve mantıklı olmalıydım. Normalde soğukkanlılığını koruyan biriydim fakat şuan o bile saklanmıştı.Doğru kararlar verebileceğimi sanmıyordum. Karmaşayla yere attığım çantamı omzuma asarken arkamdakilere gelişigüzel baktım. Ben gidiyorum. Ece sen onlarla gelebilirsin.Ondan cevap beklemeden yürümeye başladım. Yere yığılmamak için derin nefeslerle soludum. Başım dönüyor, midem bulanıyordu. Sabah az kahvaltı ettiğim için şanslı olduğumu düşünerek hayatımın karmaşasından sıyrılmaya çalıştım.İşler fena kızışıyordu.Kendi hayatımın ipleri elimden kaçmıştı. Artık yönlendiren ben değildim, kukla olmuştum. Şuan gidiş yoluna koyulduğum lise tüm yaşamımı değiştirmeye başlamıştı.Değişiyordum. En kötüsü ise bunu engelleyememekti. Böyle olmak istemiyordum. Asmin veya Yalçın benimle konuştuğunda mutlu olmak gereksizdi. Bu hayatta öğrendiğim nadir şeylerden biri değer verdiğin herkesin seni bir gün terk edeceğiydi. Buna rağmen insanlara bağlanamazdım, şuan yapamazdım. Eceyi kıskanamazdım. O yanımda olacak tek kişiydi!Ellerimi birleştirirken sakinleşmenin en iyi yol olduğunu düşündüm. Sakinleşmeli ve eski benliğime dönmeliydim. Bunu yapmak zorundaydım. Kırılan olmaktansa kıran olmayı tercih ederdim. Kesinlikle bencil bir insandım fakat umurumda değildi.Yeterince darbe almış, yorulmuştum. Devam edemezdim. Gölgelerde saklanarak, insanlarla iletişimi kopararak mutluydum. Kimsenin gözleri benim üzerimde değilken hayatım daha güzeldi. Şu sıralar bir anda önemsediğim kişi sayısı artmıştı!Bana ne demeyi hatırlamalıydım!İmge!Ecenin sesini duyduğumda adımlarım istemsizce durdu. Bedenim titremeyi kesmişti, vücudumdan salgılanan adrenalin çekilmişti. Bana da lapa haline gelmiş bacaklar kalmıştı. Sakinleş! Bu tepkinde ne?Bu tepki mi? diyerek patladım. Ellerimi saçlarımın içinden hırsla geçirdikten sonra etraftaki bakışları umursamadan Dalga mı geçiyorsun? diye bağırmaya devam ettim. Beni boğazladı! Yalçını durdurmaya çalışırken ölmeye niyetli değilim!Bağırışlarım sessiz fısıltıya dönüşünce güçsüzce sallandığımı hissettim. Görüşüm bir bulanıklaşıyor bir düzeliyordu. Vücudumdaki bütün enerji çekilmiş gibiydi, hem de sabah olmasına rağmen.Ece ne zaman koluma uzanmıştı bilmiyordum. Yine de onun sıcak parmaklarını hissetmek güvende olduğumu düşünmemi sağlamıştı.İşte ihtiyacım olan buydu; beni seven herhangi birinin sıcaklığı. Saf öfkenin soğukluğu değil.Kendimi engelleyemediğimi biliyorsun. diye tısladı dişlerinin arasından Yalçın. Sinirleri yatışmamıştı ve vücudu gergindi. Sanki geri dönüp onları yakalamak, öldüresiye pataklamak istiyordu.Umurumda değil. dedim ellerimi ağrımaya başlayan midemin üzerine koyarken. Artık değil.Arkamı dönüp onları geride bırakırken kendime gelebilmek için her zaman gittiğim yoldan saptım. Ağaçlardan birinden destek alarak soluklandım. Hayatımdaki pürüzleri halletmem gerekiyordu. Böyle yaşamaya devam edemezdim.Midem bulanıyordu. İçimdeki kötülükler kocaman bir taş yığını olarak orada birikmiş gibiydi. Asit yakıyordu içimi. Belki vicdan azabıdır diye düşündüm. Yalçına karşı hissettiğim vicdan azabı.Hastanenin sınırları dışında her zaman güzel duygular olduğuna inanmıştım. Aklıma hiç kötü şeyler getirmemiştim. Yani düşünmüştüm fakat beni bulacağını hesaba katmamıştım. Kendimi yere bırakırken onların görüş açısından çıktığıma sevinmiştim. Bütün duvarlarımı indirmiş bir şekilde, sessizce gözyaşlarımı akıtırken yakalanmak hayatımın en kötü şeyleri sıralamasına girebilirdi.Ellerim iki yanımda güçsüzce çimenlere asılırken hıçkırıklarımı serbest bıraktım. Kimse beni umursamıyordu ki bu en iyisiydi. Gözyaşlarımı akıtırken bütün kötü duygularımdan arınıyordum, seans gibi gelmişti.Pişmanlık, hayal kırıklığı, vicdan azabı, öfke. Hepsi yavaşça yok olmaya başlarken rahatlamış şekilde iç çektim. Gardımı yok etmiştim. İmge Altınay çekildiği kabuktan kafasını çıkarmış ve uğradığı hüsran sonucunda tekrar geri çekilme kararı almıştı, ne acıklı!Kendine geldin mi?Elimin tersiyle gözlerimi kurularken yanıma ne zaman oturduğunu bilmediğim Asmine döndüm. Soru dolu bakışlarımı fark edince güven vermek ister gibi gülümsedi. İşaret parmağını dudaklarına götürdükten sonra sır diye fısıldadı.Bundan kimseye bahsetmeyeceğime emin olabilirsin, bana güvenmeni istiyorum.Aslında beni böyle görmesini istemiyordum ama bunun üzerinde düşünecek kadar da iyi değildim. Yanıma yaklaşıp içten gülümsemesini sununca kendimi tamamen kaybettim. Israrla sildiğim yaşların yerini yenileri alırken sabırla bekledi.Elini omzuma koyup yüzümü izledi. Gerçek İmgeyi. Maskenin altındaki kişiliğimi. Sorun değil dedi. Sonuçta herkesin patlama noktası vardır. Beni tanımadığın herhangi biri gibi düşün. Seni yargılamayacağımı bil.İmge hayatındaki en kısa konuşmayı yapmıştı şuan. Islanmış yüzümü, kızaran gözlerimi ve burnumu umursamadan kıkırdadım. Eminim ki upuzun bir konuşma için çıldırıyorsun ama bugün olmaz. Hesabıma yaz.Daha on dakika önce aldığım kararlar tuzla buz olmuştu! Asmin, Yalçın, Olcay hatta Öyküyü bile hayatımdan atmaya karar vermişken söz vermek neydi?Bilinçaltım onlarla arkadaş olmamı istiyordu, kesinlikle!Hadi okula gidelim, ilk dersi kaçırmak istemezsin.Emin ol tarih dersini asmak için her şeyi yapabilirim. diye sızlandım ayaklanıp bana uzattığı elini tutarken. Cümleme kıkırdamayla karşılık verdikten sonra saçımdaki yaprağı çekip aldı. Parmak uçlarındaki yeşil yaprağa üfleyip uçmasını sağladı.Bunu erkekler güzel kızlara yapar Asmin diyerek bir adım geri çekildim. Surat ifademe güldükten sonra Yardım eden de kabahat! dedi ve yola koyulduk. Nedense aramızdaki duvarların yıkılmaya başladığını hissediyordum. Belki o duvarları ben yıkıyordum, kendi ellerimle.Belki de sadece istemek yetiyordu, insanları anlamak için.(
) Sınıfın önünde volta atmakta olan Eceyi gördüğümde içime yayılan huzursuzluk kendimi suçlu hissettiriyordu. Onu endişelendirmiş olmama rağmen yanına gidip birkaç kelime söyleyip herkesi rahatlatmak istemiyordum. Kötüydüm, Ece onların yanına gitmek istemese o manzarayla karşılaşmayacaktım.Bir açıdan da iyi olmuştu aslında. Yalçının gerçek benliğini tanıma fırsatı vermişti bana. Dışarıya gülümsese bile öfke bozukluğu hastasıydı o. Sakin kalamaz, mantıklı düşünemezdi. Hatta çığırından çıkarsa hepimizi gözünü kırpmadan öldürebilirdi.Ona güvenmekle hata ettiğimi anlarken şimdiye kadar anlamadığım bir şeyi daha fark ettim.Ben Yalçına güvenli çok uzun zaman olmuştu. Ne zaman böyle bir duyuya kapıldığımı bilmiyordum fakat nedense ona inanmak istiyordum.Beni incitmeyeceğini düşünmeliydim. Bunun yerine yanımda sessizce yürüyen Asmine döndüm. Çağanla aranız nasıl? diyerek gülümsedim. Evet, artık öylece kıkırdayıp gülümseyebiliyordum.Aynı. dedi suratını asarken. Herkesle ne yapıyorsa benimle de onu yapıyor. Hiçbir şey!Onun kadar kendini geri plana atan birini görmedim! Yanına gidip konuşmaya çalışmayı denedim. Tabi ki yapamadım. Aptala bağlıyorum resmen! Gözlerine bakınca nefesim sıkışıyor falan bir de bunlara inanmazdım.Kapıdan geçmeden önce durdum, Asmine gülmeyi ihmal etmemiştim. Korkmana gerek yok Ece. Sakinim ben. Gözlerini bana dikip olay değerlendirmesi yapıyormuşçasına süzdü.Kendimi kötü hissediyorum. Her şeyini senden çalmışım gibi geliyor. Yalçın ve Olcayla arkadaştın, sonunda kabuğunu kırmıştın. Ben her şeyi mahvettim. Benim suçum özür dilerim. Yemin ederim öyle bir-Ece. diyerek sertçe sözünü böldüm. Bunlar duymak istediğim şeyler değildi. Evet, bazı hislerim o yönde olabilirdi. Yine de gizlediğim hislerimin herkesin içinde açıkça ortaya çıkması sinirimi bozmuştu. En çok da Ecenin bunu fark etmesi.Asıl suçlu hisseden bendim. Babamla konuşup Eceyi o delikten çıkaran ve yüzsüzce onun neşesini, güzelliğini, mutluluğunu kıskanan bendim. Çünkü ben asla onun kadar cesur olamayacağıma inanıyordum. Veya güzel.Buradaki kötü kahraman bendim! Ece değil.Seni suçlamıyorum. Kıskanmıyorum. Sadece
Seninle ilgili değil tamam mı? Her şeyi kendine yormaktan, sürekli hırpalanmaktan vazgeç!Asminin araya girmesine izin vermeden sınıfa daldım. Ne kadar güzel yalan söylüyordum öyle. Kendimden utanırken başımı eğmek yerine dik tuttum. Herkese inat. Hatalarıma kafa tutar gibi.Vücudum dik, yüzümde samimi olmayan bir gülümsemeyle en öndeki sırama yerleştim. Arkaya en ufak bakış atmadan.Alkış!Herkesi görmezden gelebilmiştim, başarmıştım! Çantamın içinden öylesine defter çıkarıp ön kapağını açtım. Ardından tellerinin arasına sıkıştırdığım kaleme uzandım. Asla düzenli lise öğrencisi olamazdım.Zaten kendi geleceğimi kurabileceğimi düşünmüyordum. Üniversite sınavına girsem bile ne yapabilirdim ki? Saçma sapan ve birbirinden alakasız resimler çizmeye başlarken yanımda sıranın çekildiğini gördüm gözümün ucuyla.Şükürler olsun ki yerleşen Asmindi.Ondan kaçtığının farkında İmge. Daha uzatmayı düşünüyor musun? İkinizi de üzüyorsun. Onu seviyorsun bunu biliyoruz. O zaman sorun yok. Sadece sarıl, emin ol daha rahat hissedeceksin. Sen yanlış bir şey yapmadın. Hayatın olması gerekenden daha hızlı o kadar.Şuan sarılmak istediğim kişi; Asmindi!Teşekkür ederim ama sorgulanmak veya bunun hakkında konuşmak istemiyorum.İsteğimi alçakgönüllülükle karşılayarak başını yana eğdi. Birkaç dakika sonra öğretmen sınıfa girdi. Sabah selamlaşmamız aşırı normal şekilde geçti. Arkaya kaçamak bakışlar atmaya başladığımda Ecenin kıkırtısını duydum.Eh, en azından birimiz mutluydu. Dayanamayacağımı hissedince kalemi, defteri ortadan kaldırarak koluma kafamı koydum. Uyuyabilirdim. Öğretmenin sesine karışan kalemin vuruşlarıyla tahtada oluşan ses uzaklaştı.Kendi dünyamda yalnız kaldım. Hiç kimse yoktu, suçluluk yoktu! Bilincim kapanırken huzurun sonsuz uyku olduğunu fark ettim bir kez daha. Dolu karanlık. Hiçlik!Dürtüklenmem yüzünden kaybolduğum gölgelerden sıyrıldım. Her şey netleşmeye başladı. Renkler, insanlar ve en sonunda yüzler. Asminin endişeli bakışları.Ne oluyor ya? diye homurdandım başımı kaldırırken. Alnımı başparmağıyla ovarken Beden ders. dedi. Spor salonuna gidiyoruz, unutmadan söyleyeyim kazağının desenini kaybolmuş sanma azıcık alnına nakil olmuş!Ha. Ha. Komik değildi.Sızlanmam karşısında omuz silkmekle yetindi. Hadi çabuk! diyerek beni acele ettirince sınıfa ikimiz bir de Yalçının kaldığının farkına vardım. Hareketlerim düzensizleşmeye ve korkumu açığa çıkarmaya başlamıştı.Asmin! dedi gür sesiyle. Onunla konuşmam lazım, sen önden git.Hayır. Ben seninle geleceğim Asmin. Kimseyle konuşacak bir şeyim yok.Kolumu sıkıca kavradığında sabahtan beri aklımdan kovduğum o anlar yeniden hücum etti beynime. Soğuk parmaklar, nefret dolu yüz. Yalçının yüzü. Boğazıma sarılan ve beni tehdit eden bir el.Bırak! diye inledim kendimi geriye çekmeye çalışırken. Asmin ikilemde kalmıştı. Kalmak istiyor fakat Yalçının gazabından kaçınıyordu. Git. dedim. Onu da kendimle birlikte dibe çekmeye niyetim yoktu.Asmin hızlı adımlarla sınıfı terke ederken güçlü silkinmeyle tutuşundan kurtuldum. Buna rağmen izin verdiğini biliyordum. Yalçın kendi istemese elektrikli testere getirsem yine bıraktıramazdım elini.Ne istiyorsun? Ne diyeceksin?Seni anlıyorum. Biliyorum, sinirlisin ve korkmuş. İmkânsız olduğuna da eminim ama beni anlamanı bekliyorum. Kendimi engelleyemiyorum. Sinirlenmiştim, gözüm dönmüştü İmge! Anksiyete hastası olduğumu bilerek nasıl kendini ortaya atıp nefretimi sana yöneltmeme izin verirsin?Suçlu ben miyim? dedim geriye sendeleyerek. Seni bir cinayet işlemekten kurtardım, sen de karşılığında beni azarlıyor musun? Gerçekten mi Yalçın?Anlamıyorsun! diye patladı hışımla arkasını dönerken. Öfkeyle inip kalkan göğsünü görebiliyordum. Şiddete eğilimi o kadar büyüktü ki kendini tutamıyordu. Ellerinin titremeye başladığını gördüğümde hemen iki yanda yumruk yaptı. Kriz geçirecek gibi duruyordu. Sadece iki-üç cümle konuşmuştuk daha!Bütün suçlu sensin.Bütün okları ona yönlendirdim. Öfkeyi, kini, nefreti içinden atması lazımdı. Suçunu üzerinden atmaya kalkış-Ben cümlemi tamamlayamadan gerilip hızla duvara yumruğunu geçirdi. Kanım damarlarımda dondu. Bütün vücudum buz kesti öyle ki hareket edemedim. Yalçın delirmiş gibi ardı ardına yumruklarını duvara indiriyordu. Filmlerdeki olduğu gibi duvarda göçük oluşacak diye korkmaya başlamıştım, gerçi Yalçının kendine zarar vermesinden daha da çok korkuyordum. Yalçın!İkinci aptallığımla duvarla onun arasına atladım. Durmadan duvara inen sol elini yakalayarak Dur! diye inledim. Sakinleş. Sen yapmadın, senin suçun değildi. Benim aptallığımdı.Oklarımı ona yöneltmek çözüm değil sorunun kendi olup çıkmıştı! Yumruğunu öyle sıkı kavramıştım ki canım yanıyordu. Önemsemedim. Titreyen ellerimle kollarına tutundum. Sadece mantıklı olmaya çalış. dedim gülümseyeme çalışırken. Tam o anda korkmadığımı anladım.Yalçın bana zarar vermeyecekti. Bakışlarından çıkarabiliyordum. Gözü o derece dönmemişti,henüz. Hırıldayan nefesleri, kararıp koyulaşan gözleri, hızla inip kalkan göğsü yırtıcı bir hayvanı andırıyordu. Her an saldırmaya hazır bir yırtıcı.Ne yapacağımı bilemedim. Duvarla Yalçının arasında sıkışmış, ellerim kollarını kavramıştı. Direk olarak gözlerinin içine bakıyordum.Ben neden kendime verdiğim sözleri tutamıyordum Allah aşkına?!Yine de kısmen suçlu sayılırdım. Benim yüzümden kendini dizginliyordu, öfkesini yatıştırmaya çalışıyordu. Konuşamadım. Sesimi kaybetmiş gibi hissediyordum. Harfler beynimde dönüyor ama ne bir kelime ne de cümle oluşturabiliyordu.Onun başka bir şey söylemesini bekliyordum. Yüzünün her santimini incelerken çatılmış kaşlarını düzeltme dürtüme engel olmak zorunda kaldım. İçinde büyüyen boşluğu yok etmek istiyordum. Yalçın. dedim ama daha cümlemin devamını dinlemeden Sus. dedi. Ardından ellerimden kurtularak arkasına döndü.Git.Onun söylediği tek kelime. Bütün kaslarımın çalışma gücünü yok etmişti. Hareket kabiliyetimi kaybetmiştim. Ne demeliydim? Çıkıp gitmeli miydim?Bugün yaptığım her şeyin ilerde dönütü olacağını biliyordum. Asıl sorunda burada başlıyordu. Gitmek mi kalmak mı? Aklım karışmıştı. Ben öylece dikiliyorken boğuluyormuş gibi sesler çıkardı.İkinci kez daha gür sesle Git! diye seslendi. Gidersem kendine zarar verecekti, kalırsam bana. Ne yazık ki başkaları yerine kendim acı çekmeyi tercih eden garip tiplerden biriydim. Gömleğini yakalarken yeniden yok yazılacağımız gerçeği içimdeki derdi büyüttü. Bunu ortamı gevşetecek bir malzeme olarak kullanmak için Bir daha okul çıkışı konuşalım. Baksana hep yok yazılıyoruz. dedim.Beklediğimin aksine gülmedi hatta gülümsemedi bile. Yavaşça bana doğru dönerek Yeter artık! dedi. Dayanamıyorum!Ne olduğunu sormama fırsat bırakmadan vücudumu geriye doğru ittirdi. Sendelerken onun hızla sınıftan çıkan sülietini izledim. Bu sefer aramıza duvar ören ben değildim, Yalçındı!



