noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Karan2offical 1
Karan2offical
Fethi Polat 1
Fethi Polat
ShadowFon 1
ShadowFon
bikral 1
bikral
-TuRKuaZ- 1
-TuRKuaZ-
SLyFeLLowTR 1
SLyFeLLowTR
TGamesZeus 1
TGamesZeus
Best Studio 1
Best Studio
berkmenoo 1
berkmenoo
InfernoShade 1
InfernoShade
Hikaye Ekle

Aşka Dokunuş - 6. Bölüm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 223

qecekondu06

Developer
Telefon Numarası Onaylanmış Üye
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
25 Ocak 2013
Konular
6,740
Mesajlar
21,611
Online süresi
2d 13h
Reaksiyon Skoru
2,176
Altın Konu
0
TM Yaşı
13 Yıl 4 Ay 23 Gün
Başarım Puanı
509
MmoLira
2,783
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

5. BÖLÜM
Gözlerimi kırpıştırırken uyanmam için beni dürtükleyen Ece’yi umursamamayaçalıştım. ‘‘Git başımdan!’’ diye homurdandım pikemi üzerime çekmek içinçabalarken. Örtüyü çekip aldıktan sonra kaşlarını çatarak alnıma şaplak attı.‘‘Acıdı!’’Kızaracağına emin olduğum cildimi ovuştururken çoktan yataktandoğrulmuştum. Halsizce ayaklarımı sürükleyerek banyoya yürümeye başladım.‘‘Masaya gel, kahvaltı hazır.’’ Onu başımla onaylayıp kapıyı açtım. Lavabonunönündeki makas, bir tutam sarıya dönük saç dikkatimi çekti. Yine saçlarını kesmişti.Orayı topladıktan sonra yüzümü yıkadım.İşlerimi bitirince direk mutfağa yöneldim. ‘‘Yine saçlarını kesmişsin’’ Eceelindeki cetvelle ölçmekte olduğu peynir tabağından başımı kaldırıp kızaranyanaklarıyla beni onayladı. ‘‘Fark etmezsin diye ummuştum. Bu hastalığım veilaçlarımı alsam da kendimi engelleyemiyorum İmge.’’Sandalyeme kendimi bırakıp çatalımı elime aldım. Birkaç şey atıştırdıktansonra iştahımın olmadığına karar verip ayaklandım. ‘‘Senin için forma almıştık,odamda. Yemek yiyince gel ve giyin’’Odama yürürken onun takıntısını nasıl azaltacağımı düşünüyordum. Ah, mümküngibi görünmüyordu. Gömleği, hiç sevmediğim çizgili eteği, diz üstü çoraplarımıgiydikten sonra saçlarımı fırçaladım.Ben bunları yaparken Ece kapımı tıklatarak içeri girdi. Bakışları üzerimdedolandı ve kaşları çatıldı. Hemen yanıma gelip çöktü, eteğimi çekiştirmeyebaşladı. Elindeki cetveli bırakmamıştı. Her kıvrımını ölçerken ‘‘Ece!’’ diyeçıkıştım.Beni dinlemiyordu bile. Çoraplarımın boyunu ölçüp birini çekiştirdi.Ardından çekmeceyi açıp ıslak mendili buldu. Hızla çorabımdaki tozu silmeyeçalıştı. ‘‘Sakin ol.’’ diye mırıldandım. Bunları yeni bir ortama gireceğindengergin olduğu için yapıyordu.Aynalı dolabımın üzerinde duran sakinleştiricilerin içinden bir ilaç alıpavucuna bıraktım.‘‘İç, kendine gelirsin.’’Beni başıyla onayladıktan sonra tek hamle de ilacını ağzına attı. ‘‘Sendegiyin.’’ diye homurdandım çıkmak için on beş dakikamız olduğunu görünce.Formasını alıp banyoya girdi. Yatağa bağdaş kurarak oturduktan sonra gözlerimisaate sabitledim.Ece’nin gelişi hayatımdaki çoğu şeyi değiştirmişti. Ev daha sesliydi artık.Normal de babamla sessizce kahvaltı ederdik, her saniyesi işkence gibi geçirdi.Ama onunla mutluydum. En azından dudaklarıma yerleşen gülümseme gerçekti.Bekledim, bekledim ve bekledim.Sonunda nefesimi üfleyerek banyonun kapısına doğru ilerledim. ‘‘Ece kapıyıaç.’’ diye mırıldandım işaret parmağımla dikkatini çekmek için vururken. ‘‘Beşdakika! Söz çıkıyorum beş dakika daha!’’Gözlerimi yere indirip sakinleşmeyi denedim. ‘‘Ece! Aç şu kapıyı.’’ Sonundapes etmiş olmalı ki kapıyı araladı. Eteği erkeklerin tabiriyle bir karıştı! Dizüstü çorapları aynı boyda çekilmişti. Gömleğinin ilk iki düğmesi açıktı vesaçlarını maşamla şekillendirmişti.Yanında kendimi çok sönük hissettim, sanki kız olan ben değildim. Benbunların zaman kaybı olduğunu düşünürdüm. Ece’yi görene kadar. ‘‘Nasılım?’’diye mırıldandı kendi etrafında bir tur dönerken. Bacaklarını sergilemiyormuşgibi rahattı.‘‘Filmlerdeki ara bozan, kötü kızlar gibi görünüyorsun.’’ diye homurdandımonu yarı hayranlık yarı kıskançlıkla süzerken. ‘‘Tam istediğim görüntü!’’diyerek neşeyle ellerini çırptı. Gözlerimi devirdikten sonra okulun yürümemesafesinde olmasından mutluluk duydum.Böyle otobüse falan binseydik Ece’yi geri alamazdım!‘‘Parlatıcın veya göz kalemin var mı?’’‘‘Olacaktı bir yerlerde.’’ dedim aynalı dolabımın çekmecesini açarken. Nebulduysam bu çekmeceye tıkmıştım! USB kablosu, iki senedir aradığım kolyem, teltokalarım, minik oyuncaklarımdan biri, hafıza kartı hatta perdeleri takmayayarayan minik beyaz şeylerden bile bulmuştum! Fakat parlatıcım ve göz kalemimortalıkta yoktu. ‘‘Dağınık biri olduğunu daima bilirdimzaten.’’İkinci çekmeceyi açtığım yediğim bisküvi ve çikolataların kabınıtıkıştırdığımı görüp hemen kapattım. Çok utanç vericiydi cidden! ‘‘Sen arayanakadar ben buldum.’’ diyen Ece beni kalçasıyla ittirdikten sonra parlatıcımınkapağını açarak dudaklarında gezdirdi.Buna karşılık dudağımı ısırarak renklenmesini sağladım. Doğallık diye mırıldandı iç sesim.Doğallık her zaman en iyidir!‘‘Nereden bulduğumu bilmek ister misin?’’‘‘Hayır. Düşünmek bile istemiyorum, hadi çıkalım. Geç kalacağız.’’Tepkime gülümserken onu zorlukla evden çıkarmayı başarabilmiştim.‘‘Saçlarımı düzleştirmeliydim!’’ diye çıkıştı elleriyle buklelerini düzenlemeyeçalışırken. ‘‘Ece!’’ dedim sert olduğunu umduğum ses tonuyla. ‘‘Gayet iyiolduğunu söyledim, yeter artık.’’Yorum yapmaktan kaçındı. Adımlarımızı atarken okul yolunun fazla uzungeldiğini fark etmiştim. Birdenbire aramızda kocaman bir boşluk açılmıştısanki. Bunu ben yapıyordum, engelleyemiyordum.‘‘Benden nefret ediyorsun değil mi? Aileni çaldığımı düşünüyorsun. Ah,kimse olsa öyle düşünürdü.’’‘‘Saçmalık.’’Aramızdaki diyalog sona ermişti fakat bana inanmadığı yere diktiği, dolangözlerinden belliydi. Onu üzmenin getirdiği ağır yükü taşıyamadığımdanadımlarımı durdurdum. ‘‘Ece, senden nefret ediyorum. Sadece kendine daha iyidavranmanı istiyorum.’’Yalan.Söylediklerimde doğruluk payı vardı ama onu kıskandığımı inkâr edemezdim.Babam ona gülümsemişti, Yalçın ve Olcay bile ilk görüşte cana yakındavranmıştı. Doğal sarışındı, herkesi sevebileceği bir yapısı vardı. Benim gibideğildi.Onu kıskandığım için kendimden nefret ediyordum, Ece’den değil.‘‘Nedense bu kadar olmadığına eminim.’’ diye mırıldandı ağzının içinde.Omuz silkip yoluma devam ettim. Sürekli kolumdan kayan çantamı yukarıçekiyordum. Kafamı dağıtmam gerektiğini düşünüyordum.‘‘Aynı sınıfta mı olacağız?’’‘‘Babam ayarlamış. Öyle olacak!’’Ece’nin dikkati dağılmıştı, birine el sallayarak adımlarını büyüttüğünde otarafa döndüm. Olcay! Kaşlarım kendiliğinden kalkarken onun neden benimgeldiğim yolda olduğunu sorgulamanın iyi olmadığına ikna olmuştum.‘‘O gün ki kız ve asabi prenses. Selam!’’Yanlış. Prenses olan Ece. O gün ki kızlakabına uyan kişi; benim.Düşüncelerimi dile getirmekte pek iyi değildim. Olcay elini arkasınasaklamaya çalışınca sigaranın ucunu gördüm. ‘‘Sorun değil, içebilirsin.’’ Banayaramaz oğlanlar gibi sırıttıktan sonra iki parmağının arasına yerleştirdiğizehri uzattı. ‘‘İçmek ister misin?’’Ben ağzımı açıp reddetmeden önce Ece olaya atlayarak hevesle başınısalladı. ‘‘Ben isterim!’’ Gözlerimi ona çevirip kötücül bakışlarımı hedefeyönlendirdim. Dudağını ısırdıktan sonra ‘‘Denemek istiyorum!’’ dedi. ‘‘Sadecebenim yanımda!’’ diye uyardım. ‘‘İlk ve son kez.’’Onaylarcasına başını salladığında Olcay’a özür dileyen bakışlarımıgönderdim fakat anlamamış olmalı ki sırıtarak sigarayı ona uzattı. Ece hevesledudaklarının arasına koyduğu sigaradan derin bir nefes çekti.Öksürerek elindekini Olcay’a uzattığında endişeyle ona uzandım. Eliniolumlu anlamda kaldırınca adımlarımı durdurdum. ‘‘Ece! İyi misin? Aptal.’’Yumruğunu göğsüne vurup rahatlayınca acıdan dolmuş gözlerini ovuşturdu.‘‘Size bela oldum değil mi? Özür dilerim.’’Olcay kendini suçlu hissediyordu. ‘‘Sorun değil, ben istedim sonuçta.’’diye mırıldandı Ece. Utanmış görünüyordu. Onların hallerine sırıtırken aklımatakılan soru işareti zihnimde canlandı.‘‘Neden bu sorunlular okuluna geliyorsun Olcay?’’Sorum onu gafil avlamıştı. Tam içine çekmek için dudaklarına götürdüğüsigarasını yere düşürdü. Öksürük nöbetine girince bize arkasını döndü. Neyaptığını tam göremesem de korkuyordum. Sanırım yanlış bir şey söylemiştim,tepkisi öyle gösteriyordu.‘‘Bu hakkında konuşmak istediğim bir konu değil.’’‘‘Hiç birimiz konuşmak istemiyoruz ki.’’Ece bana dirsek attığında homurdanmamak için kendimi zor tuttum. Kaşlarınıkaldırınca bunun ‘yanımızdan uzaklaş’mesajı olduğunu anladım.‘‘O zaman ben gideyim.’’Neden onları yalnız bıraktığımı bile bilmiyordum. Aralarından geçip okulyolunda ilerlemeye başladım. Ece’ye yardımcı olmak, onu topluma kazandırmakistiyordum. Hayır, tek isteğin içinirahatlatmak. Başımı geriye yaslarken yükselen duygularımı arka plana attım.Kendimi kandırıyordum, yaptıklarımın başka bir açıklaması yoktu. Ece’yideli gibi kıskanıyor ve bu duygularımı yok etmeye çalışıp yüzüne gülümsüyordum.Çift kişilikli bir insan olabilirdim, daha doğrusu öyle hissediyordum. Ece enyakın arkadaşımdı. Onunlayken kendime sürekli bunu hatırlatmak zorundakalıyordum. Bu iğrenç bir duyguydu.Bileklerime gelen kazağın kollarını sündürerek ellerime çektim. Üşüyordum.Ellerim, ayaklarım, bedenim. En önemlisi ruhum.İliklerime kadar titriyordum. İçime işleyen buz o kadar soğuktu ki kalbimidonduruyordu. Hissiz olmak isterdim; hiçbir şey düşünmemek, kendince yaşamak,sorumluluk duygusundan yoksun olmak.Adımlarımın neredeyse parkın sonuna vardığını görünce durdum. Beynimçalışmamak için direniyordu, yönümü okula çevirdim. Kendimden nefret ederek biryere varamayacaktım. Sadece duygularımı kontrol altında tutmaya ihtiyacımvardı.Kolumdan tutulup geriye sendelediğimde dudaklarımın arasından kaçan cılızçığlığa engel olamadım. Nefesi tıkanmış, ellerini dizlerine dayamış Yalçın banabakıyordu. ‘‘Ne var?’’ diye çıkıştım kızaran burnu dikkatimi çekerken. Bu soğukhava da Tarzan gibi dışarı çıkmak mantıklı değildi! Ama Yalçın Bey tişörtlegeziyordu. Bakışlarım onun üzerinde gezinirken bileğinde durdu.Benim bilekliğim!‘‘Sana seslendim ama ne düşünüyorsan duymadın.’’Omuz silkip önüme döndüm. Elim istemsizce kendi bileğime gitti. Onaverdiğim hediyeyi böyle kullanması beni mutlu etmişti, neden?‘‘Asmin için geldim yanına.’’ dediğinde bütün kaslarımın kasıldığınıhissettim. ‘‘Asmin’e böyle davranman hoşuma gitmiyor, kız ne kadar uğraşıyorsenin için.’’‘‘Çok konuşanları sevmem!’’Alttan verdiğim mesajı duymamış gibi yaparak belki de gerçekten anlamadankolumu tutup çekiştirmeye başladı. ‘‘Hey!’’ diye bağırdım sinirle. ‘‘Neyapıyorsun Yalçın?’’‘‘Birini gördüm, kaçıyorum!’’Beni ağaçlardan birine yaslayıp önümde dikildi. Başımı geriye çekerekbeklemem gerektiğini düşündüm. Yan tarafa doğru eğilip etrafa göz attı ve‘‘Şş!’’ dedi. Aynı anda işaret parmağını dudaklarımın üzerine koymuştu. Kısabir andan sonra ne yaptığını fark ederek elini indirdi. Hala onun bedeniyleağacın arasında kısılmış durumdaydım.‘‘Aptal mısın?’’ dedim sol tarafımdan ağaca dayadığı kolunu iterken. ‘‘Benikandırmaya mı çalışıyorsun?’’Ağacın arkasından çıkıp yürümeye başladığımda üç tane oğlanın bankayayılmış sigara içmekte olduğunu gördüm. Onlardan mı kaçıyordu? Düşüncelerimidağıtmak istercesine yüzümü ovuşturdum, umursamamalıydım.‘‘Yalçın! Bu Yalçın!’’Kalbimin ritmi bozulurken arkama döndüm. Gözlerindeki kararmış ifade, yerebasan kendinden emin adımları, kilitlenen çenesiyle sinirlendiği belli olanYalçın peşimdeydi. Geriye doğru sendelediğimde eli kolumu kavradı. ‘‘Bir kereİmge! Sadece bir kere dediğimi yapmayı dene!’’Beni azarlarken suçlu çocuklar gibi başımı eğmekten başka bir şeyyapamadım. O çocukların etrafımızı sardığını fark ettiğimde ise; bizim için çokgeçti.‘‘Yalçın. Kavga yok.’’ diyerek uyardım. Hayır, onun için endişelenmiyordum.İstediğini yapmakta özgürdü. Fakat benim önünde dayak yemesi istediğim son şeybile değildi.‘‘Kardeşin mi yoksa? Sevgilinde olabilir gerçi.’’Ölüm fermanını imzaladığını düşündüğüm kahverengi saçlı çocuk bir adım öneçıktı. Dudaklarından dökülen sözler kalbimi sıkarken elim onun koluna gitti.Tek amacım sakinleşmesini sağlamaktı. Beni itip önüme doğru adım atmasaydıbaşaracağıma emindim.Oğlanlar keyif almış gibi gülüşünce yumruklarının sıkıldığını gördüm.Yalçın dayanma sınırının çok üzerindeydi şuan. Aniden yumruğunu konuşan çocuğageçirdi. Geri plana atılırken Olcay’ın buralarda olduğunu hatırladım.Ne olursa olsun üç kişiyle aynı anda dövüşemezdi.‘‘Dayan Yalçın!’’ diye bağırıp koşmaya başladım. Adımlarım yankılanançığlıkla durduğunda görmekten korktuğum o manzarayla karşılaştım. Yalçın altınaaldığı oğlana acımadan bir sürü yumruk indiriyordu, gözü tamamen kararmıştı.Kim olduğuna bakmıyordu, aynı bir canavargibi.Donup kalmıştım. Koşmaya devam etmek istiyordum. Kaçmak, bunlar olmamışgibi davranmak. Mantığım kalmamı söylüyordu. Onu sakinleştirmemi. Bacaklarımahareket etmesi için komut vermeye çalıştım. Yalçın yüzü kan içinde kalmışoğlanı bırakıp ikinciyi yakalarından kavradığında durduğum yerden fırladım.Koluna yapışıp ‘‘Dur artık!’’ diye bağırdım. ‘‘Dur Yalçın lütfen!’’Beni o oğlanlardan biriymişim gibi kuvvetle ittiğinde dengemi bulamadım.Ayağım burkulurken oturur şekilde düştüm. Derim yanmaya başlarken hızla kendimitopladım. Onu durdurmazsam öldürecekti.‘‘Yalçın!’’İkinci kez koluna asıldığımda boynumu kavrayan soğuk eli hissettim.Dudaklarımın üzerine koyduğu işaret parmağı o an çok sıcak gelmişti, şimdinefesimi kesen o eller sadece buz gibiydi. Yalçın’da üşüyordu. Hatta bendenonlarca kat daha fazla üşüyordu.Kasılan kasları, çatılmış kaşları, sıklaşan nefesleri. Hepsi ürkütücüydü.Nefeslerim kesikleştiğinde onun yarı yarıya kendinde olduğunun farkınavardım. Sinirliydi, tamamen kendini kaybetmiş değildi. Boğazımı saran uzun, iriparmakları sıkmıyordu. Tehdit edercesine kavramıştı o kadar.‘‘Yapma.’’ diye inledim nefes nefese. ‘‘Buna değmezler Yalçın.’’Gözleri öyle boştu ki korkuyordum. Beni öldürebilirmiş gibiydi, zararvermeye hazırdı. Eli sıkılaşıp nefesimi kestiğinde öksürerek çırpındım. Ellerimkollarına uzandı. Gözlerimi kırpıştırıp göğsüne vurmayı denedim. Çabam boşaçıktığında ayağımla tekmeler attım. Yalçın bu çabalarımın gülümseyerek belki dekeyif alarak izliyordu. Benim tanıdığım o kişi değildi.‘‘Yalçın!’’Öksürüklerim sıklaşırken canımın yandığını hissettim. Boğazımdaki parmaklarher saniye beni kapana kıstırıyor, soluğumu kesiyordu. Gözlerimin önündebenekler oluşmaya başladığında ellerin çekildiğini ve nefesimin hınçlaakciğerlerime dolduğunun farkına vardım. Yalçın kendine gelmiş gibi geriyesendeledi. Şokla açılan gözleri bir yerdeki oğlana bir de bana kayıyordu.Aldığım her soluk geçtiği yerleri yakıyordu. Elim istemsizce göğsüme gitti.Öksürüklerimin arasından ona uzanmaya çalıştım. Diğerleri çoktan kaçmıştısanırım algılayamıyordum. ‘‘Yalçın.’’ fısıltıdan öteye gidemeyen sesimledikkatini çektim.‘‘Ne o adımımı ezberliyorsun kedicik?’’Ellerimden tutarak hiç ağırlığım yokmuş gibi kalkmama yardımcı oldu.Dengemi bulabilmek için koluna yapıştım.‘‘İmge!’’Ece endişeyle bana doğru koşarken bakışları üzerimde gezindi. Tozlanmışkıyafetlerim, çamura bulanmış ayakkabılarımda. ‘‘İyiyim.’’ diye atladım hemenOlcay’ın kaşlarını çatmasına engel olmaya çalışarak. ‘‘Ama o hiç iyi değil.’’Onun iğneleyici sözleri direk olarak Yalçın’aydı. Gözlerimi kaçırdım,bakmak istemiyordum. Çantamı tekrar omzuma asarken ellerimle üzerimi çırptım.Yalçın iki adımla aramızdaki mesafeyi kapatınca arkamı dönüp koşmamak içindişlerimi sıkmam gerekti.Sanki hiçbir şey olmamış gibi sağ elini kaldırarak yanağımdaki çamur lekesiolduğunu düşündüğüm yeri sildi. Yerdeki kişiyi dövdüğü eliyle. On dakika önce oyumruğun ete çarpan sesini duymuştum. Yalçın’ın gözünün nasıl döndüğünüanlamıştım. Aynı el, boğazıma sarılmıştı da. Nefesimi kesen, canımı yakanbiriydi.Hem de fiziksel olarak!Onu kolundan ittirerek düşmanca baktım. Bana bunu yapamazdı. ‘‘Önceboğazlayıp sonra nazik davranmak ne oluyor?’’ Ece’nin çınlayan sesi kulaklarımadoldu. ‘‘Seni mi boğazladı?’’ Ona cevap vermek istemiştim ki verecektim de. Ölümisali yatan çocuğun inlemesini duymasaydım. Bedenimdeki titremeyiengelleyemeden ilerleyerek başına diz çöktüm. Çocuğa uzandığım sırada kendinigeriye çekmeye çalıştı.Aklımda dönen tek kelime vardı; canavar.Yalçın hastalığından dolayı bilinçli davranamıyordu. Şakaklarımı ovmayabaşladım, her şey karışıyordu. Hayatımı rayına koymam gerekirdi fakat iyicesapmıştım kendi doğrularımdan.

Keyifli okumalar ;)
10154458_719607784757168_7327325945207332881_n.jpg
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst