Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
Sevdamsın 1
Sevdamsın
Nedved35 1
Nedved35
Bvural41 1
Bvural41
-TuRKuaZ- 1
-TuRKuaZ-
farkmt2official 1
farkmt2official
Hikaye Ekle

Kişilik ve Kişilik Kuramları - 2

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan GaNN1CuS
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 432

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

KAYGI:İd ve üst-ben arasındaki çatışma bireyin psikolojisinde kaygı olarak ortaya çıkabilir.Hiç kimsenin görmediği ve sonradan keşfettiği bir ortamda Hasan babasının cüzdanından para alır.

Bu davranışıyla Hasan id’in etkisiyle hareket etmiştir.İd Hasan’a “Aferin iyi ettin,git hemen çaldığın parayı harca,canının çektiğini al,yetmezse yine çal!”der.

Fakat vicdanı temsil eden üst-ben, “Yazıklar olsun sana.Sana bu kadar emekler veren seninle gurur duyan,sana güvenerek cüzdanını açıkta bırakan babana bunu mu yapacaktın?

Utanç duymalısın kendinden!.Hemen git o parayı geri ver!”biçiminde mesaj verir.Hasan id’in ve üst-benin bu iki farklı mesajının etkisi altında kaygı duygusuna yönelir.

SAVUNMA MEKANİZMALARI:

Kaygı büyüyüp şiddetlendikçe ego bu şiddette ki kaygıyla başa çıkabilmek için savunma mekanizmalarına başvurur.Savunma mekanizmaları kaygı ile başa çıkabilmek için oluşturulmuş düşünce,tutum ve davranış biçimleridir.Bunlardan ilki bastırmadır.İstemediğimiz bir olayı bilinçaltına iterek onu bastırmış oluruz.İkincisi;mantığa bürüme(karşıt tepki geliştirme)dir.

KİŞİLİĞİN GELİŞİMİ

PSİKOSEKSÜEL AŞAMALAR:

Bu aşamalar bedenin belirli bir organının adıyla tanımlanır.Doğumdan iki yaşına kadar çocuk oral(ağız)aşamasındadır.bu evrede emme,yeme çocuğun zevk aldığı en baskın davranışlardır.

FİKSASYON (SAPLANMA):

Saplanmadan anlaşılan şudur;Birey belirli bir aşamadaki hoşlandığı beden faaliyetlerine bağlanır ve bu hoşlanma türü diğerlerinden baskın olur.

Çocuk anal devrede aşırı düşkünlük ya da engellenme durumlarına sokulmuşsa,bu aşamada saplantısı olur.

Örneğin;çocukken titiz bir tuvalet eğitiminden geçen kimse anal tutucu,başka bir deyişle sıkıcı,cimri,sürekli kendini denetim altında tutan bir kimse olarak gelişir.

Öte yandan tuvalet eğitimi son derece gevşek olan bir kimse ise anal itici bir kişilik özelliği geliştirir.Bu kimse aldırmaz,vurdum duymaz ve dağınık bir kimsedir.

ÜST-BENİN GELİŞİMİ:

Fallik aşamada kız çocukları ve erkek çocukları benlerine özgü çatışmalardan geçerler.Bu çatışmanın çözümü üst-benin gelişiminin temelini oluşturur.Kız çocukları bu aşamada Freud’a göre,babalarına ilgi duyarlar ve annelerini kıskanırlar.

Bu çelişkiyi çözebilmek için kız çocukları babalarına duydukları ilgiyi bastırıp,annelerini model alır ve onunla özleştirirler.Buna Freud elektra kompleksiadını vermiştir.

Aynı aşamada erkek çocuk da annesine ilgi duyar,ama babasından korktuğu için bu duygusunu bastırır ve babasını model alır.

Buna da Ödipüs kompleksi adını verir.Freud’a göre,normal gelişim için komplekslerin,çözüme ulaşması son derece önemlidir.

PSİKOSEKSÜEL GELİŞİM KURAMI

Kişilik gelişimi açısından psikolojiye en önemli katkı psikanalizin kurucusu Freud ve onun takipçilerinden gelmiştir. Aşağıda kişilik gelişimi, "psikoseksüel gelişim ilkelerine göre açıklanacaktır.

Freud, kişiliği gelişim açısından inceleyen ve kişiliğin temel karakter yapısında bebeklik ve çocukluk yıllarının önemini belirten ilk kuramcıdır. Freud, beş yaşın sonlarında kişiliğin oldukça biçimlendiği ve bu yaştan sonraki gelişimin, temel yapımın işlenmesiyle sınırlandığı inancındaydı.

Bu kuramda insanın gelişimini altı dönemde incelemiştir. Oral Dönem, Anal Dönem, Fallik Dönem, Gizillik (Latent) Dönem, Ergenlik Dönemi.

Oral Dönem (0-2 yaş)

Bu dönem id'in egemenliği altındadır. Doğal dürtülerin hemen doyurulması, gerginliğin hemen giderilmesi çocuğun en başta beklentisidir. Çocuk dışardan verilecek bakıma tümden bağımlı ve çaresizdir. Çocuk ancak kendine verebilecek bir annenin varlığıyla yaşamını sürdürebilir.

Çocuğun bu dönemde kazandığı ilk toplumsal işlev, almak, almayı bilmek ve elde etmektir. Yani çocuk kendisine anne tarafından verilen şeyleri alırken, toplumsal anlamda almayı da öğrenir. Çocuk kendisine veren kişilerden verilmiş olmayı da değerlendirerek "vermek-verebilmek" yetisini de kazanır.

Sürekli bakım veren kişinin (anne ya da sürekli bir bakıcı) bebekliğin ilk aylarındaki eksikliği, çocuğun motor, bilişsel, duygusal ve sosyal gelişiminde önemli aksamaya ve yetmezliğe, hatta geriliğe yol açabilir.

Oral dönemde çevresel koşullara ve biyolojik yapıya bağlı olarak, aşır doyurulma ya da aşırı doyumsuzluk içinde kalma yüzünden çocuk sonraki dönemlerine ilerleyemeye bilir. Bu nedenle yetişkinlik yaşamında da oral dönem özelliklerine fazlaca tutunabilir.

Aşırı ağızcılık (oburluk), aşırı bağımlılık, alıcılık, edilgenlik baskın olursa bu davranış özellikleri oral saplanma belirtileri olarak yorumlanabilir. Böyle bir kişi başkalarından almaya alışmış, aşırı isteyici ve bağımlıdır.

Oral dönemde çocuğun kazanması beklenen duygu özgüven duygusudur. Bu da ancak annenin (ya da çocuğa bakım veren kişinin) düzenli ve tutarlı bir şekilde çocuğun ihtiyaçlarını karşılamasıyla mümkündür. Oral dönemde idin haz ilkesi işlemektedir.

Anal Dönem (2-4 yaş)

Çocuğun yürümeye, konuşmaya ve kendi benliğini çevresinden ayrı algılamaya başladığı; yavaş yavaş bağımsızca düşünme ve davranma gibi yetilerin yapıtaşlarının geliştiği bir devirdir.

Bu dönemde çocuğun dışkılama büzgeç kaslarının gelişmesiyle çocuğun dünyasına yeni bir eylem yetisi katılmaktadır. Çocuk içerde biriken dışkısını tutarak ya da bırakarak bir haz duyar.

Çocuğun dışkısını tutabilmesi ve annesinin istediği yerde ve zamanda yapması çevreden büyük ilgi görür ve ödül alır. Böylelikle çocuk artık toplumun iyi, kötü, doğru, yanlış ve ayıp gibi yargıları ile karşılaşmaktadır. Süper ego gelişmeye başlar.

Anal dönemde bazı aile tutumları çocukta anal saplanmaya ve anal kişilik özelliklerinin gelişmesine yol açabilir. Bu tutumlar arasında, çocuğa sıkı, katı, cezalandırıcı tuvalet eğitimi; özerklik tanımayan, bağımlı, bebek kalmayı destekleyen aşırı koruyucu ve denetleyici tutumlar, aşırı düzenlilik ve titizlik eğitimi, çocuğa ayıp ve günah kavramlarının fazla aşılanması sayılabilir.

Anal kişilik özellikleri gösteren yetişkin bireylerde, aşırı titizlik, tuvalet işlemleri ile aşırı uğraşma, cimrilik, inatçılık, aşırı düzenlilik, kararsızlık gibi özellikler görülür.

Fallik Dönem (4-6 yaş).

2.5-3 yaşlarına giren çocuğun düşünce dünyasında giderek artan bir biçimde yeni bir algı alanı oluşur. Bu eşeylik ayrılıkları ile ilgilidir ve çocuğun dikkati eşey organlarına ve bunların anlamlarına yönelir.

Çevreden ve başka insanlardan ayrı bir kişi olduğunu kavramış olan çocuk, artık "nasıl bir kişi" olacağını araştırmaktadır. Bu nedenle kendi bedenine, cinsel ayrılıklarına ve genellikle çevrede olagelen her şeye karşı derin, bitmek bilmez bir soruşturma ve öğrenme eğilimi gösterir.

Cinsel ayrılıkların öğrenilmesi, cinsel benlik duygusunun başlaması ve cinsiyete uygun rollerin belirlenmesi de bu yaşlarda iyice kesinleşmiştir.

Bu çağda aşırı korkutmalar, suçlandırma ve cezalar, atılganlığın kısıtlanması, çocukta girişim kısırlığı ve aşırı çekingenliğe neden olabilir.

Bu dönemin kriz noktası Oedipus (Ödipus) kompleksi ve İğdişlik korkusudur.

Oedipus (Ödipus) kompleksi.

Erkek çocuğun annesine, kız çocuğun babasına karşı özel bir sevgiyle (aşk) yaklaşıp erkek çocuğun babayla, kız çocuğun da anneyle yarışa girmesi, hatta ondan nefret etmesi.

Erkek çocuk, bir yandan babasına sevgi duyup onun gibi olmak isterken diğer yandan da ondan nefret eder. Bu yüzden önemli bir çatışma yaşanır. Karşı cinsten olan ebeveyne karşı sevgi dolu ilgi, hemcins ebeveyne karşı ise iki değerli bir tutum oedipus karmaşasının içeriğini oluşturur.

Fallik döneme özgü ödipal çatışmayı çözememiş kişiler yetişkin yaşamda bilinçli ya da bilinçsiz ödipal eğilimler ya da buna karşı aşırı savunmalar geliştirebilir.

Çocukta bu döneme kadar görülmeyen vicdan ve ahlak duygusu işte bu özdeşimlerin güçlenmesiyle gelişmektedir.

İğdişlik Korkusu

Fallik dönemde erkek çocuk için penis, çocuğun bütün benliği, varlığı ile eşdeğer bir anlam ve önem kazanır. Toplumsal tutumların da desteği ile erkek çocuğu kız çocuktan ayıran bu değerli, “üstün” organla ilgili olarak çocuk zihninde bir takım korkular geliştirir. Kız çocukta penis olmadığını fark edince bunun kendisinde de yok edilebileceği kaygısı doğar.

Ayrıca ailede ve toplumda çocuğun yaramazlıklarına, penisi ile oynamasına, gece işemelerine karşı bir ceza olarak penisin kesileceği sıklıkla söylenir. Ülkemizde bu yaştaki çocuklara yapılan, “tutun şunu sünnet edelim, vb...” biçimdeki korkutmalar, takılmalar ve gerçekten bu yaşlarda yapılan sünnet olayının kendisi penise bir zarar gelebileceği, ceza olarak penisin kesilebileceği korkusunu uyarır. Bu korku, iğdişlik korkusu olarak bilinir.

Bu korkunun varlığı çocukta yalnızca penise bir zarar gelecek biçiminde görülmez. Bir çok değişik ve gizli biçimlerde ortaya çıkabilir. Erkek çocuğun sık sık penisini açıp bakması, göstermesi ve bu konuda konuşması, penisin sağlam olduğuna ilişkin bir çeşit kendine güvence verme belirtileridir.

Çocuk, penisle ilgili korkuyu, bedeninin başka bir parçasına aktararak herhangi bir çizik, yara veya ameliyat üzerine büyük endişeler gösterebilir. Penisten yoksun olan kız ve kadınları aşağı görerek onlardan uzak durabilir.

Başka çocukları gerçekten ya da simgesel biçimlerde iğdiş etmekle tehdit edebilir. Erkek çocukta görülen iğdiş edilme korkusunun kız çocuktaki karşılığına Freud, penise imrenme demiştir ve kız çocuktaki cinsel kimlik gelişimini bu varsayım üzerine dayandırmıştır.

Bu döneme özgü saplanmanın belirtileri şunlardır;

Ana-babadan ayrılma gereksinimi ve girişimleri olunca aşırı suçluluk duygularının belirlenmesi.
Evlilik yaşamında eşiyle bir türlü rahat edememe.
Aşırı çekingenlik, girişimde bulunamama ve çabuk suçlanma eğilimleri.
Bedene bir zarar gelecek korkuları ve hipokondriazise eğilim.
Karşı cinse karşı, eleştirici ve olumsuz tutumlar.
Cinsel kimlikte güvensizlik ve cinsel kimlik sapmaları.

Gizillik Dönemi (6-12 yaş)

Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişiminde önemli bilişsel ve duygusal ilerlemeler olur. Çocuğun bilişsel yetileri (algı, bellek, yargılama, vb...) gerçeğe daha uygun değerlendirmeler yapabilecek düzeye gelir.

Zamanı, yeri, uzayı tanıması olgunlaşır. Neden-sonuç bağlantılarını gerçeğe uygun kurabilir. Kavramsal ve soyut düşünme yetisinin gelişmesi ile daha uygun ve geçerli genellemeler yapabilir. Ego bu dönemde hızla gelişmektedir.

Ergenlik Dönemi (12-22 yaş)

Ergenlik, erkekte ve kızda hızla büyümenin olduğu, birincil ve ikincil cinsel yapının hızla geliştiği yaşları kapsar. Ödipal duygular alevlenir. Aşırı bağımlılık duyguları olan ergen, ailesini yitirme, onlardan kopma kaygısına kapılır.

Çocukluk dönemlerinden artakalan sorunların çözümü bu çağda yapılacaktır. Genellikle bu sanıldığından ağır bir sorundur. Genç, coşan sorunlar arasında egemenlik kurmak zorundadır. Çoğu ruhsal bozukluklar, nevrotik bozukluklar, kişilik bozuklukları, psikozlar bu dönemde ortaya çıkar.

Ergenlik dönemi kimlik gelişimi açısından en önemli evrelerden biridir. Ergen, uzun bir hazırlık dönemi içinde yıllarca çabalar, bocalar ve kimliğini iyi kötü bulur.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst