- Katılım
- 5 Tem 2013
- Konular
- 4,750
- Mesajlar
- 6,784
- Reaksiyon Skoru
- 288
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 12 Yıl 11 Ay 9 Gün
- Başarım Puanı
- 250
- Yaş
- 31
- MmoLira
- -65
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Dennis MacAlistair Ritchie Kimdir ?
1941 New York doğumlu olup New Jerseyde büyümüştür. Bell laboratuvarlarında elektronik devre tasarımcısı olan babası Alastair Ritcihe , eminim oğlunun kendisini sollayacağını tahmin etmemiştir. Dennis Ritchie, Horward Üniversitesi fizik bölümünü derece ile bitirip, aynı üniversitede matematik alanında yüksek lisans yapmıştır. Ancak tüm bunlar Ritchie için tatmin edici değildi, eksik olan bir şeyler vardı. Üniversite yıllarında aldığı işletim sistemleri konulu ders kendisinin bilgisayara olan muazzam ilgisini ortaya çıkaran en büyük etkendi belki de. Bu derslerden sonra vaktinin çoğunu, dönemin bir çok mühendisinin çalışmalar yaptığı MIT laboratuvarlarında geçiren Ritchie nihayet 1967de Bell laboratuvarlarında bilgisayar bilimleri araştırma merkesine girdi.
Dennis Ritchie, bir süre sonra kader arkadaşı ile tanışacaktı. Kenneth Thompson.
Ken Thompson Kimdir ?
1943 New Orleans doğumludur. Elektrik mühendisliği alanında lisans ve yüksek lisans yapan Ken Thompson, C programlama dilinin öncüsü niteliğindeki B programlama dilini yazdı. Ayrıca UFT-8 karakter sınıflandırmasını da Thompsona borçluyuz.
Ritcihe ve Thompsonın Bell laboratuvarlarında aynı zaman diliminde görev yaptıkları dönemde çalıştıkları şirket MIT ve Generel Electric gibi kurumların da katılım sağladığı Multics işletim sistemi projesine katıldı. Ritchie her ne kadar bu işletim sistemi için Multics makinesinde derleyici yazma konusunda katkıda bulunmuşsa da projenin gelecek vaadetmesi ve mastraflı oluşu nedeniyle hüsranla sonuçlandı. Ancak bu son, Ritcihe için bir başlangıç olacaktı.
Ritchie, Multics projesinden elde ettiği birikim ve tecrübeyle kendi işletim sistemini yazmaya karar verdi. Evet, Unix işletim sisteminin temelleri burada atılacaktı. Bell laboratuvarlarında Ritcihe ve Thompson ikilisinin önderliğinde çok görevli ve çok kullanıcılı bir işletim sistemi olan Unix yazılmaya başlandı. Ancak proje ilerledikçe eldeki teknoloji yetersiz kaldı. Bu durum Ritcihe ve Thompsonun çalıştıkları bilgisayar bilimi ve araştırma grubunun Bellden aldıkları destekle aşıldı. Bu sayede Unix projesi için hiç bir engel kalmadı.
Bilişim dünyası için devrim niteliğindeki projenin geliştirilmesi sürecinde, Ken Thompson, Fortran dilinin yetersiz kaldığını farketti. Bunun üzerine 1972de B adında yeni bir programlama dili geliştirdi. Bu dil üst düzey programlama dillerinin özelliklerini Assembly ile birleştiriyordu. Bu dil aynı zamanda şu an kullandığımız işletim sistemleri için bile öncü dildir. Zira B dili Dennis Ritcihenin C dilini ortaya çıkarması için lokomotif görevi görmüştür. Dennis Ritcihe B diline yeni veri tür ve dizilimlerini ekleyerek C dilini yazmıştır. C dilini 1973e kadar güçlü ve stabil konuma getiren Ritcihe, Unix çekirdeğinin büyük bir kısmını da C ile yazmıştır.
Unix yazılırken çok görevli işlemlerin yanında dosya sistemi de geliştirildi. Ayrıca komut satırı yorumlayıcısı ve üçüncül programlar da yerleştirildi. Bellden alınan destek sonrası Unixe metin işleme özelliği de yeni bilgisayarlar vasıtasıyla eklendi. Ve sürekli güncellemeler ile eklemeler yapılarak kullanılacak kıvama getirildi. 1973te IBM organizeli işletim sistemleri sempozyumunda Unix işletim sistemleri tüm bilşim camiasına duyuruldu.
İkilinin yaptıkları bu kadarla da sınırlı değildi. Beraber çalıştıkları araştırma grubu 1995te Plan9, 1996da Inferno işletim sistemlerini duyurdu.
Dennis Ritcihe ve Ken Thompson bilgisayar dünyasına katkılarıyla bir çok ödüle de layık görüldü. Ritcihe, 1974te Sistemler ve Diller konusundaki makalesiyle ACM ödülü, 1982de IEEE Em Manuel Piore ödülü, 1983te Bell Laboratories Fellow ödülü aldı. Ayrıca 1983te Ritcihe ve Thompson, Generic işletim sistemleri teorisi ve Unix işletim sisteminin yazılmasıyla ilgili touring ödülü aldılar. Son olarak 27 Nisan 1999da Unix işletim sistemi ve C programlama diline olan katkılarından dolayı ABD başkanı Bill Clinton tarafından ulusal teknoloji madalyası na layık görüldüler.
Richard Stallman (RMS) Kimdir ?
GNU, kendine ait yazılımları HURD adında bir çekirdeği kütüphaneleri olan özgün bir işletim sistemidir. Tasarım olarak Unixe benzerliği olmasına karşın, çekirdeğinde Unixe ait kod barındırmamaktadır. Bu benzerlikten dolayı GNUs not Unix sloganı doğmuştur. Genu, açık kaynak kod sistemidir ve özgür yazılımdır.
Richard Stallman, GNUnun babasıdır. GNU projesini var eden ve hayata geçiren liderdir.
Richard Matthew Stallman, 1953 New York doğumlu sistem uzmanı ve yazılım geliştiricisidir. 1971den beri MITin yapay zeka laboratuvarlarında (AI) çalışan Stallman, 1982de GNU projesin hayata geçirmek için AI laboratuvarlarından ayrılıp çalışmalara başlar. Bir çok kişi için imkansız denilebilecek işlere imza atar. GNU EMACS editörü, GNU Compiler Collection (GCC), GNU Binary Utilities (Binutils), GDB hata bulucusu, Gmake program düzenleyicisi ve daha bir çok yazılım Stallmanın ürünüdür. Kısacası GNU çekirdeği haricinde bir işletim sisteminin ihtiyacı olan her şeyi hayata geçiren bizzat kendisidir.
1983 Eylül ayında duyurduğu GNU işletim sistemi, GNU derleyici (GCC), GNU Binary uygulamaları (Binutils), Bash kabuğu, GNU C kütüphanesi gibi bölümlerden oluşur. Aynı zamanda görsel olarak x.orgu yzılımsal olarak TeXi kullanır.
GNU projesi sıradan bir proje değildir. Çünkü daha önceden de California Üniversitesinde hazırlanan BSD de açık kaynak kod projesi altındaydı. Hatta internetin olmazsa olmazı konumunda olan TCP/IP protokol takımı, BSD tarafından geliştirildikten sonra herkesin kullanımına sunulmuştu. Fakat AT&T gibi kurumlar açık kaynak kodu alıp ticari amaçla kullanıldı. Hatta gülünç bir şekilde AT&T kaymak kodlarını kullandığı gerekçesiyle BSDyi mahkemeye bile verdi. Mahkeme, AT&T aleyhine karar verdiyse de açık kaynak kod projesinin başlı başına yeterli olmadığı gerçeği anlaşıldı. İşte burada GNU projesinin farkı ortaya çıktı.
Ritchard Stallman, açık kaynak kod yazılıma verdiği önemi aynı zamanda emek verilerek üretilen yazılımların lisans altına alınması için GPL (GNU Generel Public Licence) lisans altyapısını öne sürdü. Böylece hem özgür yazılım açısından hem kullanıcılar açısından hem de yazılımcılar açısından en ideal ortam sağlanmış oldu.
GPL lisansı sizin için çok da önemli görünmeyebilir. Fakat şu an kullandığınız teknolojiyi ona borçlu olduğunuzu bilmelisiniz. Free Software Foundation tarafından yaygınlaştırılan GPL, internetin omurgası olan TCP/IP gibi internet protokol yazılımlarını ticari tekelleşmeden kurtarıp kullanıcılara özgür yazılım sloganı ile ulaştırılmasında büyük etken olmuştur. Ayrıca ADSL, Wi-Fi, GPRS/Edge/3G teknolojilerinin herkesin kullanabileceği duruma getirdiğini de unutmayalım.
Richard Stallman, hayatını özgür yazılıma ve GNUya adayan bir dahidir. Kendisi yetenekleri ile çok daha fazla kazanabilirdi, fakat o parayı bu şekilde kazanabilirdim ve büyük olasılıklakendimi çok eğlendirirdim kod yazarken, ama kariyerimin sonunda geriye bakıp insanları ayırmak için duvarlar ördüğümü görürdüm ve hayatımı daha kötü bir dünya yaratmak için geçirdiğimi hissederdim diyor.
Kevin Mitnick (Condor) Kimdir ?
Black-Hat grubunun önde gelen ismi Condor kod adlı Kevin Mitnick, sorunlu bir aileden geliyor. Ayrı yaşayan anne-baba, madde bağımlısı amca, aşırı dozda eroin bağımlısı bir kardeş. Ve böyle bir aileden çıkan bir efsane.
1970lerin ortasında radyo ve telefon sistemleriyle ilgilenen Kevin Mitnick, asosyal bir kişiliğe sahipti. Hatt o kadar ileriye gitmişti ki çoğunlukla atıştığı kişilere zarar vermek için çaba sarfediyordu.
Zamanla Kevin Mitnickin telekominikasyon sistemlerine olan ilgisi sıradan bir uğraşı çoktan geçmiş, sahip olduğu yeteneği adeta bir silah niyetine kullanmaya çoktan karar vermişti. Bilinmeyen numaralar servisine giriyor, arayanlarla dalga bile geçiyordu.
Kevin kendisini parmaklıklar ardına tıkacak ilk eylemini 1981 yılında en yakın arkadaşı Rosscoe ile birlikte yapar. Amerikanın en büyük telekominikasyon şirketlerinden biri olan Pasific Bell şirketinin Los Angeles merkezine girerler. Böylesine önemli bir merkeze girmek salt telefon ya da bilgisayar bilgisiyle olacak bir iş değildi. Sisteme giriş için kullanılan 15 farklı komut dizisinin nasıl çalıştığı ile ilgili tüm detayları bilmeleri gerekiyordu. Bu işi şirketin çöp kutularında çözebileceklerini düşündüler. Ve çözdüler de. Kevin ve arkadaşı karıştırdıkları çöpler arasında şirket personellerinin birbirleri ile aralarındaki yazışmalara ve bazı parolalara rastladılar. Bu önemli bilgileri en olmayacak yerde bulmayı başaran ikili arzularına kavuşabilmek için biraz daha çabalamalıydılar. Çünkü komut ve parolaları bilseler bile şirketin belli sayıda ve tanımlanan personeli vardı. Bir şekilde kendileri bu personellerin yerine geçmeliydiler. Bunu da şirketin sistemine girip personel listesine kendi adlarını ekleyerek yaptılar. Ardından yıllardır çalışan bir personel gibi içeri girip bir yöneticinin odasından şirketin Los Angeles merkezi ile ilgili bazı kılavuzları alıp çıktılar. Hayallerine ramak kalmıştı ki şirket yöneticisi kılavuzun çalındığını ve personel listesindeki değişiklikleri farkederek polise haber vermişti. Kevin bu icraati nedeniyle yaklaşık 3 aylık bir cezaya çarptırıldı. Aldığı cezadan kısa bir süre sonra Lenny adında başka bir arkadaşı ile birlikte Güney California Üniversitesinin sistemlerine girerken suçüstü yakalandılar. Bu eylemleri ise 6 aylık bir ıslahevi sürecini başlattı.
Kevin 1985te sıkı arkadaşı Lenny ile birlikte Amerika Ulusal Haber Alma Teşkilatı bilgisayarlarına girmiş, aynı dönemlerde Santa Cruz Operation firmasına ait yazılımları çalmaya kalkışmıştı. Bu olaylar sonrasında tekrar yakalanan Kevin, birkaç yıl Lenny ile bir araya gelemeyecekti.
1988de Kevin ve Lenny ikilisi tekrardan biraraya gelirler. Bu deferki hedef büyüktür. Digital Equipments firmasına ait en değerli yazılım olan VMS işletim sistemi. Bunu yapabilmek sandıkları kadar basit değildi ancak bu işi yapmakta kararlıydılar. İkili önce ArpaNete girdiler. Çaldıkları yazılımları saklamak için ArpaNet ağı üzerinde askeri bir bilgisayara sızdılar. VMSnin henüz müşterilere dahi dağıtılmamış sürümüne ait kaynak kodlarını bir süre burada sakladılar. Fakat tespit edilince Güney California Üniversitesinin bilgisayarına yerleştirdiler. İşi burada bitirmekle yetinmediler. Kaynak kodu manyetik bant kartuşuna da kopyalamaya karar verdiler. Fakat bu iş fiziksel temas gerektiriyordu. Kevin ise bu işi yapamayacak kadar tanınan biriydi. İş Kevinin eski arkadaşı Roscoe ve Lennyye düştü. Roscoe üniversiteye bir öğrenci gibi girerek ve Kevini arayıp bilgisayara bağlanmasını sağlayacaktı. Ardından kartuşa kaynak kodu yazacaklardı. İşi eksiksiz bir şekilde tamamladılar, böylece çıkacak olan işletim sisteminin ne gibi açıklar taşıdığını da öğrenmiş oldular. Üç kafadar bu işi yaparlarken Güney California Üniversitesi ve Digital Equipments sistemlerine birinin sızdığını farketmişler ve telekom şirketleriyle beraber sistemlerine giren davetsiz misafirleri yakalamaya karar vermişlerdir. Fakat Kevinin yaptığı aramalar çağrı yönlendirme şeklinde olduğundan dolayı şirketlerin yaptıkları tüm izlemeler boşa çıkıyordu. Aradan zaman geçtikçe Kevin daha fazla sisteme girmek istiyor, bu isteğini bastıramıyordu. Lenny ve Roscoe ise Kevinin bu durumundan hiç de hoşnut değildi. Onlar geri çekilmek isteseler de Kevinin baskılarından dolayı devam etmek zorunda kalıyorlardı. Ancak bu durum Kevinin Digital Equipmentse ait Doom adlı bir oyunu kopyalamak istemesiyle son buldu. Lenny durumu Digital Equipments ve FBIa bildirdi. Bununla da yetinmedi, o ana kadar aldıkları 36 adet kartuşu da FBIa verdi. Lenny FBIın yönergeleri doğrultusunda üzerine gizli bir mikrofon ve teyp alarak Kevinle buluştu. Böylece deliller sağlanmış olacaktı. Kevin hayalleri için gecenin bir yarısına kadar çalışmalar yaptı. Ertesi günün sabahı ise Kevin tutuklandı. Tutukluluğu 1 yıllık hapis cezası ve 6 aylık bir tedavi ile geçti. Kevinin tutukluluğu medyada büyük yankı buldu.
Yıl 1995, aldığı cezalar Kevina yeterli olmamış olacak ki başını en çok ağrıtacak olan bir eyleme daha girişmeye karar vermişti. Tsutomu Shimomuranın sistemine girmek. Tsutomu önemli bir astrofizikçi olup, henüz 19 yaşında Los Alamos ulusal laboratuvarında işlemci mimarisi üzerine çalışmalara başlamıştı. Kariyerini San Diego süper bilgisayar merkezinde devam ettirecek kadar yetenekli birisiydi. Bu yeteneği kendisini farklı bir kibire sürüklemiş, dengi olmayan kişileri önemsememesine sebep olmuştu. Bir zaman sonra ise Tsutomu, hava kuvvetleri ve NSA için güvenlik danışmanlığı yapmaya başlamıştı. Ancak karşısındaki ise Kevin Mitnickti. Tsutomu bilgisayarına girildiğini farkettiği zaman çok şaşırmış, bunu yapan kişiyi ne pahasına olursa olsun bulmaya karar vermişti.
Sistemine giren korsan ise izleri silmiş, hiçbir iz bırakmamaya özen göstermişti. Fakat Tsutomu bilgisayar kayıtlarını başka bir bilgisayara aktarıyor ve bu kayıtları da sürekli olarak bir master öğrencisine inceletiyordu. Normal şartlar altında kayotların artması gerekirken, birden bire düşüş göstermesi log dosyalarını inceleyen öğrencinin gözünden kaçmamış ve durumu Tsutomuya bildirmişti. Tsutomu logları incelediğinde saldırganın spoofing yaptığını farketmişti. Bu işlem ile Tsutomunun bilgisayarına yığınla dosya göndermişti. Tsutomu ise bunu yapan kişinin Kevin olup olmadığından emin değildi. Tsutomu vakit kaybetmeden Kevinin neleri aldığını öğrenmeye koyuldu. Kevin Tsutomuya ait özel dosyaları ve güvenlik raçlarını almış, bunu da internette başka birine ait bir alana kopyalamıştı. Tsutomu Kevini her yerde aramaya başladı. Önce San Fransisco hizmet sağlayıcısından takibe başladı. Ancak Kevinin başka bir ispyi kullandığını farkettiği zaman Tsutomu hemen aynı bölgeye geçti. Burada görecekleri Tsutomuyu şoke edecekti. Kendisinin bilgisayarına sızan korsan, aynı zamanda o bölgedeki ispnin 26000 müşterisine ait kredi kartı bilgilerinin ele geçirildiğini öğrenmişti. Aynı zamanda korsan onlarca kişinin e-posta hesaplarını da takip ediyordu. Bu hesaplar içerisinde Kevin Mitnickin izini bulmayı başardı.
Tsutomu Kevinin yerini tespit etti ve FBI ile birlikte gecenin bir yarısı baskın yapıldı. Bu baslın 5 yıllık bir ceza ile sonuçlandı. Kevinin suçları arasında Tsutomu ile birlikte aynı zamanda Fujitsu, Motorola, Nokia, Sun Microsystems gibi şirketlerin bilgisayar ağlarına izinsiz girmek de vardı.
Yıl 2000, Kevin cezasını çekmiştir. Dışarı çıktığında bilgisayarlara dokunamıyor, telefon kullanamıyor, ABD dışına da çıkamıyordu. Ta ki 2003 yılına kadar. 2003 yılında Kevinin üzerindeki kısıtlamalar kaldırıldı ve kurucusu olduğu Mitnick Security Consultingte çalışmaya başladı.
John Draper (Captain Crunch) Kimdir ?
John Thomas Draper, phreakerların atası, efsane ismidir. Telefon sistemlerini ilk egale eden kişidir.
1944 doğumlu Draper, henüz 20 yaşındayken Amerikan Hava Kuvvetlerine girmiştir. Ordudayken telefon santrallerine girerek askerlerinin aileleri ile bedava telefon görüşmeleri yapmalarını sağlamıştır. Hava kuvvetlerindeki görevini 1968 yılında tamamlar. Aslında Draperi bugünlere taşıyan kör bir arkadaşıdır. Joybubles kod adlı Joe Engressia doğuştan kördür. Ancak bu engeli onu telefon sistemleri ile ilgilenmekten alıkoyamaz. Henüz 4 yaşındayken bu işe merak salar. 7 yaşındayken ağzından çıkardığı ıslık sesiyle telefon sinyallerini taklit ederek bedava görüşme yapabileceğini keşfetmiştir. İleriki yıllarda ise Capın Chrunch mısır gevreğinden çıkan bir oyuncak düdüğün 2600 Hertzlik sinyale eşit olduğunu görür. Bu aynı zamanda AT&Tnin uzak mesafe görüşmelerinde kullandığı tondur ve bu bilgiyi Draper ile paylaşır. Draper bundan esinlenerek Blueboxı geliştirir. Blueboxlar telefon operatörlerinin arama konsollarını taklit ederek çalışır ve bu sayede uzun mesafe telefon görüşmelerini bedavaya getirir.
1971 kışında Berkeley Üniversitesinde Steve Wozniak ile tanışır. Woz, daha önce Esquire dergisinde blueboxın sırlarını okumuş ve bunun için Draper ile görüşmeye karar vermişti. Woz ve Draperın tanışmaı da bu vesileyle gerçekleşir. Bu tanışma Appleın doğmasına bile ilham kaynağı olur.
Bir süre sonra Intel 8080 mikro işlemcili yongalarını duyurur. Steve Wozniak ise 6502 mikro işlemcil yongalar ile nihayet Apple Ii ortaya çıkarır. Appleın bu ilk el yapımı bilgisayarı için gerekli kelime işlemci, Draper tarafından yazılmıştır. 1980lerde IBM yeni bilgisayarları tüm dünyaya yayılırken kelime işlemci yazılımlar için Drapera gelir. Draper da easy writer adını verdiği kelime işlemci yazılımlar için IBM ile anlaşır.
Dünyanın Captain Crunch olarak tanıdığı Draperın yaptıkları bunlarla sınırlı değil. Bir keresinde kamuya açık bir telefon hattından tüm dünyaya aramalar yapar: Rusya, İngiltere, Japonya.. Yaptığı denemelerle beyaz sarayın telefonlarına girdiğini farkeder. Dinlediği telefonlarda 1969-1974 yılları arasında ABD başkanı olan Richard Nicksonun bir ajan ile görüşmesine tanık olur. Bir sonraki sefer ajan, başkan ile görüşmek için beni Olymposa bağla der. Draper ABD başkanının Olympos kod adını kullandığını öğrenir ve kendisi de beyaz saraya bağlanarak beni Olymposa bağla der. Hiç beklenmedik bir şekilde ABD başkanı ile telefonda karşı karşıya gelen Draper, başkana ulusal bir felaket olduğunu söyler. Başkan durumu sorunca Draper tuvalet kağıdım bitti şeklinde alaycı bir cevap verir.
Draper aynı zamanda dönemin en otorite gruplarından Homebrev bilgisayar kulübü üyesidir. Bu kulüp sözügeçen hacker ve phreakerların Appleın kurucuları gibi bilgisayar dünyasının elit kesimlerinin bulunduğu bir gruptur. Gazetelere, TVlere ve hatta filmlere konu olan Draper, şu an güvenlik yazılımları yazmaktadır.
Peiter Zatko (Mudge) Kimdir ?
Mudge kod adıyla tanınan Peiter C. Zatko, 1970 doğumlu olup, Berklee kolejinden mezun olmuştur. Kendisi back orifice, BOKK, torpark gibi meşhur yazılımların çıktığı The Cult of the Dead Cow hacker grubunun üyesidir. 1974te Teksasta kurulan grup, bir çok gazete, dergi, haber siteleri ve televizyon programlarına konu olmuştur. Mudge, buffer overflow güvenlik açığını ilk araştıranlardan biri olmuştur ve 1995te buffer overflow hakkında makaleler yayınlamıştır. Unix işletim sistemi güvenliği için bir çok önerileri olmuştur. Mudgeun tanınmasında en önemli etken ise kuşkusuz NT şifre denetleme aracı olan L0PHT-*****tir. Bunun yanısıra anti-sniff ve l0PHT-Watch gibi yazılımlar da ona aittir. Yetenekleri bu kadarla sınırlı değil. Mudge bunca hacker grubu ve hacker arasından devlet ve kurumlarla ilişkisi iyi olan tek adamdır. Talep halinde resmi kişilerle görüşüyor, DEF Jon gibi bir hacker toplantısına konuşmacı olarak katılıyor, aynı zamanda usenix gibi akademik konferanslarda da söz alıyordu. Tüm bunları yaparken aynı zamanda cDc üyesi idi.
2000 yılında ilk DDOS (Distributed Denial of Service) saldırısı yapıldığı zaman güvenlik uzmanu vasfıyla ABD başkanı Bill Clinton ile görüşmesi için davet edilmiş ve bu konuda yardımcı olmuştur.
Şimdilerde ise DARPA (ABD savunma bakanlığı ileri araştırma projeleri ajansı)da görevlidir.
Robert Morris Kimdir ?
irüslerin bir alt kategorisi olan wormlar tıpkı sıradan virüsler gibi kendilerini kopyalarlar ancak bir farkla. Sıradan bilgisayar virüsleri sisteme girdikleri zaman sistem dosyalarını etkileyerek kendilerini bilgisayarın kritik bir noktasına kopyalarlar ve aktif olabilmek için kullanıcılara ihtiyaç duyarlar. Ancak wormlar kopyalanmak için taşıyıcı program veya dosyalara ihtiyaç duymazlar. Ulaştıkları bilgisayarda internetten başka bilgisayarlara ulaşmanın yollarını ararlar. Bir bilgisayardan ya da e-postadan milyonlarcasına bulaşabilirler. Bunu da sisteminizde bilgi iletiminden sorumlu birimlerin denetimini ele geçirerek veya E-Posta adres defterinizdeki herkese kopyalara göndererek yapar. Tüm bunları yaparken de kullanıcının kendisini kazara aktif etmesine ihtiyaç duymaz.
Morris 1965 doğumlu bir Amerikalıdır. Babası Amerika Ulusal Güvenlik (NSA) bölümüne bağlı bilgisayar güvenliği merkezinde çalışmaktadır. Morrisin adını bir anda tüm dünyaya duyuran olay ise tamamen kazara gelişen bir olaydır.
İlk wormu internete kazara bıraktığı dönemlerde Morris Cornell Üniversitesinde henüz öğrencilik yıllarındaydı. Asıl amacı internetin ne boyutlara ulaştığını belirlemek olan Morris, ilk wormu Massachussets Teknoloji Enstitüsünden (MIT) internete bıraktı ama asıl kaynak Cornell Üniversitesi idi. Kaç makinenin internete bağlı olduğunu öğrenmek amacıyla bırakılan wormda Morrisin gözünden kaçan aksaklıklar vardı. Bu dikkatsizliğin bedeli ağır oldu. Unix sistemlerdeki send mail ve finger fonksiyonlarını kullanarak yayılan worm, dakikalar içerisinde binlerce bilgisayarı etkiledi. Bir çok güvenlik açığının ortaya çıkmasına sebebiyet verdi. Ne yaptığını farkeden Morris, Horward Üniversitesinden bir arkadaşını arayarak ne yapması gerektiğini sorduysa da artık çok geçti. Çünkü worm üniversiteler, askeri kurumlar gibi kritik yerlere çoktan bulaşmıştı. Wormun yayılmasından ancak 12 saat kadar sonra Berkeley Üniversitesinden bir grup wormun yayılmasını engellemek için çalışmalarda bulundular. Bu zaman zarfında internete bağlı bir çok bilgisayarın bağlantısı da sistem yöneticisi tarafından kesildi. Sonuç ise korkunçtu. Ülke genelinde 60.000 bilgisayar wormdan etkilenmişti.
Mark Abene (Phiber Optik) Kimdir ?
Bir dönemlerin efsane gruplarından Legion of Doom ve Master of Deception üyelerindendir. 90lı yılların da en önemli isimlerindendir. The New York Times, Washington Post, Wallstreet Journal, Esquire Magazine gibi önemli yerlere, TV programlarına konu olmuştur.
Phiber Optik kod adıyla nam salan Mark Abene, 1972 New York doğumludur. Henüz 19 yaşındayken annesinn çalıştığı şirketin elektronik deposunda gezindiği sırada hayatını değiştirecek olan bilgisayarlar ile ilk defa tanışmış oldu. İlk bilgisayarı ise Tendy adında bir firmanın mikro bilgisayar modeli olan TRS-80. Bu bilgisayarlar 1970lerin sonu ile 1980lerin başında sunuldu. TRS-80 bilgisayarlar; 4K ram, qwerty klavye, küçük boyut ,dönem şartlarına göre iyi bir monitör gibi özelliklere sahipti. 600$ gibi de bir fiyata satılmaktaydı.
Bir süre sonra ailesi Phibere 20K ram ve modem hediye eder. Bu onun hayatında bir dönüm noktası niteliğindedir. Phiber bu bilgisayar ile dönemin en büyük online servislerinden biri olan Compuservee bağlanmıştır. Kısa bir süre sonra ise Bulletin Board System (BBS)ler ile tanıştı. BBS yazılımlar, terminal programlar vasıtasıyla kullanıcıların biraraya gelmelerini sağlıyordu. Kullanıcılar BBSlere giriş yaparak haberleri okuyor, birbirleri ile iletişime geçiyor ve e-posta gönderiyordu. Bu BBSler Phiberin programlama öğrenmesi için ilham kaynağı olmuştur. 1981in ortalarında gelindiğinde ise Phiber artık legion of Doom üyesidir. Bu grupta özelde telekominikasyon sistemleri, minicomputer ve büyük çaplı veri ağları ile ilgileniyordu. Phiber grubun bir başka üyesi Erik Bloodaxe ile arasının açılması ve grupta parçalayıcı kavgacı diye nitelendirilmesinin ardından grupttan ayrılır ve Masters of Deceptiona geçer.
Masters of Deception grubu da Loop Around denilen telefon hatları testleri RBOC telefon switchlerinin kırılması, telefon ağlarını yöneten minicomputer ve Main Framelerin ele geçirilmesi ile kendini duyurmuştu. Bu grubun Legion of Doomdan farkı, alternatif yöntemler olan sosyal mühendislik, backdoor ve trojanler gibi sistem açıklarını kullanmasıdır. Aynı zamanda Legion of Doom üyelerinin bir kısmının tutuklanmış olması, onları black hats kültüründen uzak tutmuş, bu da onları daha temkinli davranmak sorunda bırakmıştı. Ancak master of Deception, Phiber önderliğinde bu boşluğu doldurmak için olanca gayretini sarfetmştir.
1990da AT&Tnin ağ trafiğindeki anormalliğinden dolayı Amerika gizli servisi tarafından Phiberin evi aranmış, 1991de benzer suçlardan Manhattan federal jürisi tarafından suçlu görülmüş, 1992de suçlarının ispatlanması halinde 50 yıllık hapis ve 2.5 milyon dolarlık bir ceza istenmiş. Fakat yaş küçüklüğü dahil birçok sebepten dolayı ancak 1 yıllık tutukluluk, 3 yıllık gözaltı ve 600 saatlik kamu hizmeti cezasına çarptırılmıştır. Aradan geçen birkaç yıl sonra sanal dünyanın Robin Hoodu, ilk yeraltı kahramanı şeklinde çağırılmaya başlanmıştır.
Phiber hep yeraltı dünyasında kalmadı tabii, The New York Times, Washington Post, Wallstreet Journal, Esquire Magazine gibi bir çok büyük gazete ve dergilerle röportajlar yaptı, güvenlik konferanslarına konuşmacı olarak katıldı.
Amerikan Express, Sun Microsystems, IBM ve İsviçre Bankası gibi yerlerdegüvenliğin sağlanması için görev almıştır. Şu anda ise New Yorkta yaşamını sürdürmektedir.
Gordon Lyon (Fyodor) Kimdir ?
Fyodor kod adlı Gordon Lyon, güvenlik camiası için hala önemli bir isim. Lyon, ağ güvenliği alanıında otorite sayılabilecek düzeydedir. Alanında en popüler yazılımlardan biri olan Nmap Security Scanner, Lyonun ürünüdür. Nmap (Network Mapper) yazılımı, C/C++ ve Phyton kullanılarak yazılmış olup, ağ haritası çıkarmak, taranan bilgisayarların işletim sistemini ve portların durumunu öğrenmek için kullanılan ideal yazılımlardandır.
Güvenlik üzerine bir çok kitabı, özellikle ağ güvenliği alanında teknik makaleleri ve güvenlik açıklarını açıkladığı, araçlarını kıyasladığı siteleri olan Lyon, aynı zamanda HoneyNet projesinin de kurucularındandır. HoneyNet, 1999 yılında hiçbir kar amacı gütmeksizin internet güvenliği alanında faliyet yürütmek amacıyla kurulan bir organizasyondur. Organizasyonun uluslararası çalışmaları bulıunmakla beraber bir çok ödül almıştır.
Lyon ile ilgili bilgiler bu kadarla da sınırlı değil. Kendisi aynı zamanda Computer Professionals for Security Responsibility (CPSR) organizasyonunun da başkanlığını yürütmektedir. Bu organizasyon da 1981 yılında ABDli bilgisayar mühendisleri tarafından kurulan bilgisayar teknolojileri ile ilgili önemli çalışmaları olan bir organizasyondur.
- Katılım
- 4 Nis 2014
- Konular
- 146
- Mesajlar
- 1,579
- Online süresi
- 5h 57m
- Reaksiyon Skoru
- 167
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 12 Yıl 2 Ay 6 Gün
- Başarım Puanı
- 139
- MmoLira
- 29
- DevLira
- 0
saol
- Katılım
- 6 Ara 2011
- Konular
- 119
- Mesajlar
- 390
- Reaksiyon Skoru
- 1
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 14 Yıl 6 Ay 6 Gün
- Başarım Puanı
- 92
- MmoLira
- 0
- DevLira
- 0
vayy beeeee
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 51


