- Katılım
- 4 Nis 2013
- Konular
- 1,555
- Mesajlar
- 2,936
- Online süresi
- 15h 13m
- Reaksiyon Skoru
- 156
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 2 Ay 12 Gün
- Başarım Puanı
- 221
- MmoLira
- 71
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Kızdığı, köpürdüğü şeylerle şıp diye barışıveren bir sürü insan var çevremizde. Mesela TFF Başkanı olduktan sonra 'sert üslupla' eleştirdiği spor programlarında boy gösteren Demirören gibi. Onun için, zamanında Nouma'ya kalsın oyu vermesine rağmen, bugün Melo'ya gitsin demesi de normal. Bir dönme dolap oyunu anlayacağınız...
"Zaman en iyi güreşçidir!" der Anadolunun yerli yerinde sözü... Her yarayı sarar, umutsuzu umuda, dertliyi çareye vardırır... Devrilmez görüneni devirir... Yeter ki, yaşadıklarımızı hatırlayalım. Bu hatırlama işi mühimdir. Kimi bunu hafızayla yapar kimi arşivde yatan bilgilerle... Biz bugün TFF Başkanı Yıldırım Demirörenin son konuşmasından bazı bölümleri değerlendirirken hem hafıza hem de arşivlerden yararlanacağız.
O ZAMAN NEDEN KIZIYORDUN!
Tuhaf bir ülkede yaşadığımız çoğumuzun malumu! Kızdığı, köpürdüğü şeylerle şıp diye barışıveren bir sürü insan var çevremizde. Öyle ki bazıları hayatımızı yönetiyor. Demirören de onlardan biri. Örneğin, hafızalarımızdadır federasyon başkanı olduktan sonra kimi spor programlarını eleştirirken kullandığı sert üslup!.. Sonra... Sonra, o en çok çıkıştığı programlarda boy gösterdiği de. Bir tür dönme dolap oyunu anlayacağınız...
HABERE GÖRE NOUMA KALSIN DEMİŞ
Demirören, geldiği günden bu yana tartışmalı bir futbolcu olan Felipe Melo için son derbideki davranışlarından ötürü Galatasaray yöneticileri'ne bir öneride bulunmuş çıktığı televizyon programında; Galatasaray, Beşiktaşın Nouma kararını emsal olarak almalı. Beşiktaşın Noumaya yaptığını, Galatasaray da Meloya yapmalı diyor. Aynı günlerde Hürriyet Gazetesinden bir haber, birlikte okuyalım; Beşiktaşta şok gelişme... Siyah-Beyazlı yönetim, Fenerbahçe maçında attığı golden uygunsuz hareket yapan Pascal Noumanın sözleşmesini tek taraflı olarak feshetti. Başkan Serdar Bilgili, dün tüm yöneticileri tek tek telefonla arayarak, Nouma için oylama yaptırdı. Bilgilinin yaptığı tele-oylama sonucunda 13 yönetici gönderilmesinden yana tavır alırken sadece 3 kişi, Yıldırım Demirören, Kıvanç Oktay ve Haşmet Kürüm kalmasını istedi. Kaldı ki, Pascal Nouma Beşiktaştan kovulduktan sonra bile bu ülkenin hayatında bir magazin karakteri olarak varlığını sürdürdü, sürdürüyor. Reklamlarda, yarışma programlarında, dizilerde sık sık izliyor halkımız kendilerini!.. Hâlâ Beşiktaşlıların yanında ciddi bir
kalabalık için fenomen Nouma!...
AHLAKI TEMİZE ÇEKMEK!
Beri yandan hatırlanırsa, aynı Melo takım arkadaşı Albert Rierayı soyunma odasına kilitleyip doktor müdahalesine gerek duyacak kadar fena hırpalamış ve bir süre sonra başta şimdinin Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terimin de oluruyla bugünlere gelmişti. Peki neden? Nedeni gayet açık; bu ülke Melonun mevkiisine birkaç oyuncu yetiştirecek düzeyde kurumsal futbola sahip olmadığı ve elbette, kazanmak her şeydir olduğu için... Şimdi Melonun davranışları üzerinden herkesin kendi ahlakını temize çekmeye gayret etmesine aldanmayın. Bu ve benzerlerinden daha çok yaşayacağız, yaşatacağız!..
SÖZ UÇAR İMZA KALIR!
Bir başka yerde şöyle diyor aynı zamanda işadamı da olan Demirören; Bir kulüp başkanının sözü mü kağıdı imzalaması mı önemlidir? Dünyanın her yerinde söz önemlidir. Ben bu kararı başkanların ağzından çıkan sözle aldım. Eski sözdür bilinir, söz uçar yazı (imza) kalır. Tıpkı, Beşiktaş Başkanı görevini bırakırken alacaklarının hibe edeceği sözünü verip, devamında kendisine verilmiş imzalı senetler nedeniyle işin çıkmaza girmesi gibi!... Beşiktaş mali denklik sıkıntısını biraz da bu imzalanmış senetler yüzünden yaşamıyor mu? Fikret Orman, bunları duyduktan sonra içinden Keşke imza değil de söz verilseydi diyor mudur acaba!...
FIFADAKİ 300 DOSYA VE BEŞİKTAŞ!
Soru yabancı kontenjanına gelince daha bir unutkan görünüyor Demirören. Şunları söylüyor; Yabancı kontenjanının artması Türk futbolu için doğru değildir. Türkiyenin yabancı futbolculardan dolayı FIFAda 300 dosyası bulunuyor. Bulgaristandan sonra 2. sıradayız. Bize göre bu rakam 5 olmalıdır. Yabancının artması futbola zarar verir. Hafızayı tazelersek, uluslararası kurullarda başı en sıkışık takımlardan biri de Beşiktaştı ve o dönem Beşiktaşın başkanı Demirörendi. Birçok örnek var ama mahkeme tarafından alacakları misli misli ödemeye mahkum edilen iki frapan dava yeter. Biri Vicente Del Bosque diğeri Matteo Ferrari. Devamını merak edenler, 30 Kasım 2011 tarihinde sona eren dönem konsolide finansal tablolar ve dipnotları hakkında bağımsız denetçi inceleme raporuna bir göz atabilir... Orada mevcut
Beşiktaş Yönetiminin boğuştuğu Demirören döneminde kalma davaların ayrıntılı listesini bulabilirsiniz. Elbette, kalbiniz sıkışmazsa... Ayrıca FIFAdaki mevcut 300 dosyanın denetiminden dolaylı da olsa aynı zamanda federasyon da sorumlu değil mi?..
CRISTIANO RONALDO GELDİ AMA...
Quaresma dünyada tartışılmayan oyunculardan biri. Gönderilmesi konusunda yorum yapmam doğru olmaz diyen TFF Başkanı Demirören ilginç bir anekdot da aktarıyor o döneme ait; Beşiktaşta bir Guti, Galatasarayda Drogba. Kulüplerin reklamıdır bunlar. Büyüklükler bazen
oyuncunun markalarıyla da büyür. Ben Cristiano Ronaldo ile konuştuğumda sen başkan olursan gelirim demişti. Unutmuş sanırım. Cristiano Ronaldo güzide ülkemizi şereflendirdi ancak başka gerekçeyle. İstiklal Caddesindeki tartışmalı Demirören AVMnin açılışı vesilesiyle! Beri yandan Ronaldonun bu öneriyi nezaketen yapmış olması ihtimalini de atlamayalım. Geçenler de Zlatan İbrahimoviç de Türkiyeye gelebilirim türünden bir şeyler söylüyordu gazetelerde!.. Sonuçtan bakıldığında Ronaldonun kendisi için en kötü kararı verdiği iddia edilebilir mi?! Bu arada Quaresma nedeniyle Beşiktaşın Porto ve Sporting Lizbon ile de FIFAlık olduğunu hatırlatalım...
YABANCI KONUSUNDA BENZEŞİYORUZ!
Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldur der eskiler. Zaman zaman hepimizin başına gelir. Yabancı kontenjanı konusunda haklı bir hatırlatma yaparken unutkanlık da yaşamış Demirören; Galatasaray, UEFA Kupasını kazandığında 3 yabancısı vardı. (Arşive göre 4 yabancı sahada -Taffarel, Popescu, Capone ve Hagibiri de yedekti - Marcio -). Geri kalan oyuncular yerliydi. Tüm takımların altyapıya yatırım yapması lazım. Altyapılar futbolcu fabrikası olmalı. Biz sene başında altyapıdan oyuncu oynatırlarsa kulüplere dakika başına prim ödeyeceğimizi açıkladık. Bunu teşvik için yapıyoruz. Geçmişi hatırlamadan bugünü aydınlatamaz, geleceği kuramayız.
"Zaman en iyi güreşçidir!" der Anadolunun yerli yerinde sözü... Her yarayı sarar, umutsuzu umuda, dertliyi çareye vardırır... Devrilmez görüneni devirir... Yeter ki, yaşadıklarımızı hatırlayalım. Bu hatırlama işi mühimdir. Kimi bunu hafızayla yapar kimi arşivde yatan bilgilerle... Biz bugün TFF Başkanı Yıldırım Demirörenin son konuşmasından bazı bölümleri değerlendirirken hem hafıza hem de arşivlerden yararlanacağız.
O ZAMAN NEDEN KIZIYORDUN!
Tuhaf bir ülkede yaşadığımız çoğumuzun malumu! Kızdığı, köpürdüğü şeylerle şıp diye barışıveren bir sürü insan var çevremizde. Öyle ki bazıları hayatımızı yönetiyor. Demirören de onlardan biri. Örneğin, hafızalarımızdadır federasyon başkanı olduktan sonra kimi spor programlarını eleştirirken kullandığı sert üslup!.. Sonra... Sonra, o en çok çıkıştığı programlarda boy gösterdiği de. Bir tür dönme dolap oyunu anlayacağınız...
HABERE GÖRE NOUMA KALSIN DEMİŞ
Demirören, geldiği günden bu yana tartışmalı bir futbolcu olan Felipe Melo için son derbideki davranışlarından ötürü Galatasaray yöneticileri'ne bir öneride bulunmuş çıktığı televizyon programında; Galatasaray, Beşiktaşın Nouma kararını emsal olarak almalı. Beşiktaşın Noumaya yaptığını, Galatasaray da Meloya yapmalı diyor. Aynı günlerde Hürriyet Gazetesinden bir haber, birlikte okuyalım; Beşiktaşta şok gelişme... Siyah-Beyazlı yönetim, Fenerbahçe maçında attığı golden uygunsuz hareket yapan Pascal Noumanın sözleşmesini tek taraflı olarak feshetti. Başkan Serdar Bilgili, dün tüm yöneticileri tek tek telefonla arayarak, Nouma için oylama yaptırdı. Bilgilinin yaptığı tele-oylama sonucunda 13 yönetici gönderilmesinden yana tavır alırken sadece 3 kişi, Yıldırım Demirören, Kıvanç Oktay ve Haşmet Kürüm kalmasını istedi. Kaldı ki, Pascal Nouma Beşiktaştan kovulduktan sonra bile bu ülkenin hayatında bir magazin karakteri olarak varlığını sürdürdü, sürdürüyor. Reklamlarda, yarışma programlarında, dizilerde sık sık izliyor halkımız kendilerini!.. Hâlâ Beşiktaşlıların yanında ciddi bir
kalabalık için fenomen Nouma!...
AHLAKI TEMİZE ÇEKMEK!
Beri yandan hatırlanırsa, aynı Melo takım arkadaşı Albert Rierayı soyunma odasına kilitleyip doktor müdahalesine gerek duyacak kadar fena hırpalamış ve bir süre sonra başta şimdinin Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terimin de oluruyla bugünlere gelmişti. Peki neden? Nedeni gayet açık; bu ülke Melonun mevkiisine birkaç oyuncu yetiştirecek düzeyde kurumsal futbola sahip olmadığı ve elbette, kazanmak her şeydir olduğu için... Şimdi Melonun davranışları üzerinden herkesin kendi ahlakını temize çekmeye gayret etmesine aldanmayın. Bu ve benzerlerinden daha çok yaşayacağız, yaşatacağız!..
SÖZ UÇAR İMZA KALIR!
Bir başka yerde şöyle diyor aynı zamanda işadamı da olan Demirören; Bir kulüp başkanının sözü mü kağıdı imzalaması mı önemlidir? Dünyanın her yerinde söz önemlidir. Ben bu kararı başkanların ağzından çıkan sözle aldım. Eski sözdür bilinir, söz uçar yazı (imza) kalır. Tıpkı, Beşiktaş Başkanı görevini bırakırken alacaklarının hibe edeceği sözünü verip, devamında kendisine verilmiş imzalı senetler nedeniyle işin çıkmaza girmesi gibi!... Beşiktaş mali denklik sıkıntısını biraz da bu imzalanmış senetler yüzünden yaşamıyor mu? Fikret Orman, bunları duyduktan sonra içinden Keşke imza değil de söz verilseydi diyor mudur acaba!...
FIFADAKİ 300 DOSYA VE BEŞİKTAŞ!
Soru yabancı kontenjanına gelince daha bir unutkan görünüyor Demirören. Şunları söylüyor; Yabancı kontenjanının artması Türk futbolu için doğru değildir. Türkiyenin yabancı futbolculardan dolayı FIFAda 300 dosyası bulunuyor. Bulgaristandan sonra 2. sıradayız. Bize göre bu rakam 5 olmalıdır. Yabancının artması futbola zarar verir. Hafızayı tazelersek, uluslararası kurullarda başı en sıkışık takımlardan biri de Beşiktaştı ve o dönem Beşiktaşın başkanı Demirörendi. Birçok örnek var ama mahkeme tarafından alacakları misli misli ödemeye mahkum edilen iki frapan dava yeter. Biri Vicente Del Bosque diğeri Matteo Ferrari. Devamını merak edenler, 30 Kasım 2011 tarihinde sona eren dönem konsolide finansal tablolar ve dipnotları hakkında bağımsız denetçi inceleme raporuna bir göz atabilir... Orada mevcut
Beşiktaş Yönetiminin boğuştuğu Demirören döneminde kalma davaların ayrıntılı listesini bulabilirsiniz. Elbette, kalbiniz sıkışmazsa... Ayrıca FIFAdaki mevcut 300 dosyanın denetiminden dolaylı da olsa aynı zamanda federasyon da sorumlu değil mi?..
CRISTIANO RONALDO GELDİ AMA...
Quaresma dünyada tartışılmayan oyunculardan biri. Gönderilmesi konusunda yorum yapmam doğru olmaz diyen TFF Başkanı Demirören ilginç bir anekdot da aktarıyor o döneme ait; Beşiktaşta bir Guti, Galatasarayda Drogba. Kulüplerin reklamıdır bunlar. Büyüklükler bazen
oyuncunun markalarıyla da büyür. Ben Cristiano Ronaldo ile konuştuğumda sen başkan olursan gelirim demişti. Unutmuş sanırım. Cristiano Ronaldo güzide ülkemizi şereflendirdi ancak başka gerekçeyle. İstiklal Caddesindeki tartışmalı Demirören AVMnin açılışı vesilesiyle! Beri yandan Ronaldonun bu öneriyi nezaketen yapmış olması ihtimalini de atlamayalım. Geçenler de Zlatan İbrahimoviç de Türkiyeye gelebilirim türünden bir şeyler söylüyordu gazetelerde!.. Sonuçtan bakıldığında Ronaldonun kendisi için en kötü kararı verdiği iddia edilebilir mi?! Bu arada Quaresma nedeniyle Beşiktaşın Porto ve Sporting Lizbon ile de FIFAlık olduğunu hatırlatalım...
YABANCI KONUSUNDA BENZEŞİYORUZ!
Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldur der eskiler. Zaman zaman hepimizin başına gelir. Yabancı kontenjanı konusunda haklı bir hatırlatma yaparken unutkanlık da yaşamış Demirören; Galatasaray, UEFA Kupasını kazandığında 3 yabancısı vardı. (Arşive göre 4 yabancı sahada -Taffarel, Popescu, Capone ve Hagibiri de yedekti - Marcio -). Geri kalan oyuncular yerliydi. Tüm takımların altyapıya yatırım yapması lazım. Altyapılar futbolcu fabrikası olmalı. Biz sene başında altyapıdan oyuncu oynatırlarsa kulüplere dakika başına prim ödeyeceğimizi açıkladık. Bunu teşvik için yapıyoruz. Geçmişi hatırlamadan bugünü aydınlatamaz, geleceği kuramayız.


