Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
[h=2]Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, 3 Temmuz'dan bugüne yaşananlara ilişkin çok önemli açıklamalarda bulundu.[/h]
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, HaberTürk gazetesinden Meriç Müldür'e konuştu. İşte o röportaj...
Aziz Yıldırım cezaevine girecek mi girmeyecek mi kestiremiyorum. Başkanın kendisi de bilmiyor. Çünkü Türkiyede her an her şey değişebiliyor. Bu endişe ile yaşamak ise eminim ki hiç kolay değil. Ama Aziz Yıldırım mecburen yaşıyor. Belki gün sayıyor, belki de tebligatın eli kulağında. 62 yaşında ve çeşitli sağlık sorunlarıyla boğuşuyor. Tebligat kendisi ulaştığı anda hapse girecek. Ama bakıyorsunuz sanki 2 yıl 8 ay cezaevinde yatacak kendisi değil. Neşesini kaybetmemeye çalışıyor. İçinde belki de fırtınalar kopuyor da çevresine hiç belli etmiyor. Her zamanki gibi dik duruyor. Bildiğimiz Aziz Yıldırım. Yeri geliyor sakin, yeri geliyor yine kendisini tutamıyor, parlayıveriyor.
Mesaisi yine 7/24 Fenerbahçe. Yurt dışına kaçtı iddialarının ortaya atıldığı günlerde Fransa tatilini yarıda kesip Türkiyeye geldiği gece sabahın ilk ışıklarına kadar beraberdik. Neler anlattı neler. En ufak bir umudu bile yoktu, ama yurda döndü. Kalemimizi kırmışlar, hapis yatmaya geldik dedi, şimdi de bekliyor. O gece anlattıkları off the recordtu, tek kelimesini yazmadık. Önceki gün ise röportaj amaçlı buluştuk. Sabah evinin kapılarını, öğle saatlerinde de Samandıranın kapılarını HABERTÜRKe açtı. Her zaman olduğu gibi sorularımızı da dobra dobra yanıtladı. Lafı uzatmayalım, sözü başkana bırakalım...
-Her sabah polis gelip alacak düşüncesiyle yaşamak psikolojinizi nasıl etkiliyor?
Benim psikolojimi Fenerbahçenin başarıları ve başarısızlıklarından başka hiçbir şey etkileyemez. Ben hep aynı şeyi söyledim. Korkaklar her gün, cesurlar bir gün ölür. Ve ben Fenerbahçenin başkanı olarak Fenerbahçeye ve büyük Fenerbahçe taraftarına yakışır bir şekilde yaşadım. Tavizsiz ve onurluca yaşadım her zaman, bundan sonra da böyle yaşayacağımdan kimsenin şüphesi olmasın..
-Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Arslan Telefon kayıtları tek başına delil olamaz. Teknik takipte tesadüfi elde edilen deliller hukuka aykırıdır gerekçesiyle tahliye edildi. Yorumunuz.
Bir yerdeki adaletsizlik her yerdeki adaletsizliktir. O yüzden konu insan hakları, adil yargılanma ve bireylerin devlet karşısındaki anayasal hakları olduğu zaman her şeyi bir kenara bırakmamız gerekir. Şahsi görüşlerimiz ya da yaşam şeklimizin bu unsurlarla örtüşüp örtüşmemesi abesle iştigaldir. Halk Bankası Genel Müdürüne yapılan doğru tesbitin tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için yapılması gereklidir. Devlet ancak bu şekilde saygınlığını korur. İnsanların savunmalarını dahi almadan olayları açıklamalarına dahi izin verilmeden operasyonlara şike, yolsuzluk, darbe gibi isimler koyarak algı yaratma metodunu artık terk etme zamanı gelmiştir. Mahkeme kararlarını kenar süsü yapan polis operasyonları ve bu polislerin hazırladığı iddianamelerle açılan davalar artık tarih olmalıdır. İnsanlar ifadeleri bile alınmadan savunmaları alınmadan tutuklanmamalıdır. Gözaltına alındıkları ilk gün mahkum ilan edilmemelidirler. Bu kim için uygulanırsa uygulansın kabulümüzdür.
'MUSTAFA KEMAL'İN ASKERLERİYİZ' DİYE BAĞIRMAK SUÇ MU?'
- Mustafa Kemalin askerleriyiz tezahüratı nedeniyle ceza bekliyor musunuz?
Şimdi yine Mustafa Kemalin askerleriyiz tezahüratı yüzünden Disiplin Kuruluna sevk edilmişiz. Mustafa Kemalin askerleriyiz diye bağırıldığı raporda var. Bari rapordan çıkarın öyle sevkedin. Rapora bunu niye yazıyorsunuz? Türkiyede, bu cumhuriyette Mustafa Kemalin askerleriyiz demek suç mu? Suç mu olacak? Böyle saçmalık olur mu? Bunların hepsinin sıkıntıları sonunda siyasete gidiyor, hükümete gidiyor. Alt kademelerdeki adamlar bunları yapmasınlar. Gereksiz yere bunları büyütüyorlar ondan sonra da siyaset zarar görüyor. Sanki siyaset talimat verdi pozisyonuna geliyor olay. Yanlış. İnsanın sana tepkisi mi var. Bırak tepkisini koysun. Ondan sonra biter zaten bu iş. 34. dakika bak bitmiş Beşiktaş maçlarında, bağırmıyorlar. Yarın bizimkiler de bağırmaz. Maalesef alttakiler marifet zannediyor, yardakçılık yapacağız diye yapıyorlar.
'İNSANLAR ÇÜRÜRKEN KENDİMİ KONUŞMAM'
- Fransa dönüşü yeniden cezaevine gireceğinizden neredeyse emindiniz. Yine aynı görüşte misiniz? Yoksa ümidiniz biraz olsun arttı mı?
Öncelikle benim hapse girip girmemem çok önemli değil. Kaldı ki yeniden yargılanmam da önemli değil. Önemli olan Fenerbahçenin özelinde tüm Türkiyenin ve bu hukuk terörüne uğrayan herkesin adil yargılanma hakkından faydalanabilmesidir. Ülkemizin artık yeniden normalleşmesi, bireylerin devletine ve adaletine güven duyduğu bir toplumun yeniden inşaa edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kısacası söz konusu ülkemiz ve Fenerbahçe ise gerisi teferruattır. Hele hele bu hedefler ortada dururken, onca insan hapislerde çürürken Aziz Yıldırım hakkında konuşmak benim ajandamda yer almaz. Ümidim arttı veya artmadı demeyeyim de Türkiyede konjonktür her gün değişiyor. Bu doğrultuda da hukukçular, çevremizdeki insanlar ümit verici konuşuyorlar. Benim bildiğim bir şey yok ama onların söyledikleri doğrultusunda bugün daha ümitliyim.
'TAPELERDEN ÇOĞU SİLİNMİŞ'
- Şike soruşturmasındaki bazı tapelerin kaybolduğundan dert yanıyorsunuz. Nerede o tapeler?
Kayıp. Fezlekede, Trabzonspor yöneticilerinin yapmış oldukları şike ve teşviği önlemek için Fenerbahçeliler çalışma başlatmıştır diye yazıyor. O zaman senin elinde bir şeyler olması lazım ki bu ifadeyi yazabilesin. Nerede o zaman bunlar? Neye dayanarak yazdınız? Bunlar ortada yoksa durum çok vahim. Bazı evrakların, dökümanların savcılık aşamasında bazı savcılar tarafından sümenaltı edildiği söyleniyor. İlgili tapelerin hepsi kayıtlardan silinmiş. Araştırıyoruz, Yok diyorlar. Her şey düzmece. İftira üzerine yok etme operasyonudur bu. Emenikenin para sayma görüntüleri nerede? Çıkarsınlar da bir görelim artık.
'YARGITAY KARARI SÜRPRİZ OLMADI'
-Yargıtayın onama kararını Fransada tatildeyken duydunuz. İlk tepkiniz ne oldu?
3 Temmuzdan bu yana benim ve ailemin yaşadığı süreç gözönüne alınırsa artık yaşanan hiçbir şeyin sürpriz olmadığını görmek ve söylemek sanırım yanlış olmaz.
'TFF'Yİ DEMİRÖREN YÖNETMİYOR'
-Tüm yaşadıklarınızı değerlendirdiğinizde olay bu noktaya gelmeyebilir miydi?
Elbette. Bir kere Türkiyede her konuda baskı var. Her türlü kurumda var. Bu baskıları da bazen insanlar kendileri yaratıyor, kendi adına görev görüyor. Bir şey isteyen yok belki ama kendisi birilerine, bir yerlere yaranmak için o baskıyı kendi kendine yaratıyor. Bugün federasyonun içinde bulunduğu durum gibi. TFFde hem disiplin hem de tahkim kurullarının acilen değişmesi lazım. Çünkü buradaki kişilerin hepsi birilerinin adamı. Mehmet Ali beyin istifasından sonra Yıldırım bey (Demirören) kurullara pek dokunmamış anladığım kadarıyla. Aynı kişiler daha önce de vardı. O şunun, bu bunun adamı. Ben bunu yüzlerine anlattım. Yıldırım beye de Ufuk Özertene de söyledim.
PARALEL DEVLETİN ADAMI
Disiplin ve tahkimin vermiş oldukları yanlış kararlar sportif açıdan olayı bu noktalara getirmiştir. İçeride pazarlıklar etmişlerdir. Bir oylama yaptılar. Yöneticilerin lehine çıkan karar sonra aleyhine çıktı. Fenerbahçenin aleyhine çıkan lehine döndü. Sonra yine aleyhine çıktı. Böyle kararlar olmaz. Burada tarihi karar veriyorsunuz. Konuyu tam bilerek karar vereceksin. Sen 107 yıllık bir kulübün kaderiyle oynuyorsun. Adamın hiçbir şeyden haberi yok. Sokaktan almışlar, Senin avukatın, benim avukatım diye getirmişler. Onun avukatı, bunun avukatı, paralel devlete ait adam. Bunlar karar verdiler. Burası acıdır acı. Daha bu noktalara gelmedik ama geleceğiz. Bunları biz sorgulayacağız.
DEMİRÖRENİN KABAHATİ YOKUfuk Özertenin avukatı Disiplin Kurulunda ikinci başkan. Böyle şey olur mu? Ne talimat verirlerse onu uyguluyorlar. Federasyonu bugün Yıldırım bey idare etmiyor, bunu net söyleyeyim. Hiçbir kabahati de yok. Çünkü hakim değil bu konulara. Vermişler kucağına, değiştiremiyor. Ya seçim zamanını bekliyor veya siyasi baskı oluyor. İkisinden biri. Kurullara dışarıdan müdahale var. Bunları bundan sonra daha çok konuşacağız. Saat 17.00ye kadar Tahkim Kurulu orada beklemeye mecbur. Adam gidiyor halı sahada top oynamaya. Galatasaraylılar ile doldurdular yine oraları. Rezalet. Herkes bilsin.
'KALEMİMİZ DE KIRILSA FERMAN DA BUYURULSA'
-Yargı sürecinde mahkemenin sizi tahliye etmemesinin gerekçelerinden biri olarak da yurt dışına kaçabileceğiniz şüphesi gösteriliyordu. Karar aleyhinize çıkmasına rağmen tatilinizi kesip geri döndünüz. Dönmeyeceğinizi iddia edenler de vardı...
Ülkeme dönmemeyi aklımdan bile geçirmedim. Bakın biz bu ülkenin sevdalısıysak ve biz bu ülkeyi seviyorsak doğrularıyla olduğu kadar yanlışlarıyla da seviyoruz ve öyle kabul ediyoruz. Zira bu ülke hepimizin. Biz kararları eleştirebiliriz hatta hukuken tanımadığımızı da söyleyebiliriz. Ama burada tekrar yineliyorum başında Türkiye Cumhuriyeti ibaresi taşıyan bir makamın verdiği karar neyse Aziz Yıldırım bunu yerine getirmeye amadedir. Geliriz mücadelemizi burada sürdürürüz, ister cezaevinde, ister kulübümün başında, ama her halükarda ülkemde. Hakkında kalem de kırılsa, ferman da buyurulsa Aziz Yıldırımın ülkesine döneceğini herkes bilir.
'YOL HARİTASINI YÖNETİM ÇiZER'
-Cezaevine girerseniz Fenerbahçenin yol haritası nasıl olacak? Bir daha başkanlığa dönecek misiniz?
Ben cezaevine girdikten sonra Fenerbahçenin yol haritasını çizecek olan Fenerbahçe Yönetim Kuruludur. Benim Fenerbahçenin başkanlığına dönüp dönmeyeceğim sorusu ise bugüne kadar bana bu teveccühü gösteren Fenerbahçe kongre üyelerine sorulması gereken sorudur. Ama herkesce bilinmeli ki Fenerbahçe ile benim arama ne fezlekeler, ne iddianamaler, ne kararlar ne de demir parmaklıklar girebilir.
'İDDİAYI BEN Mİ İSPAT EDECEĞİM?'
- Medyada algı kirliliği mi yaratılıyor?
Kesinlikle. Biz kimseye suçlu-suçsuz diyemeyiz. Ancak mahkemeler ama adil yargılama yapılan mahkemelerde suçlu bulunursan suçlu olursun. 17 Aralık operasyonuna bakın. Suçlanan kişiler bakanlar, çocukları. Kaçacak halleri yok. Kaçarlarsa zaten bakanlıkları biter. Çağırır ifade alırsın, suç varsa iddianameni hazırlarsın. Bizde öyle değil. Önce medyada bir kirli algı yaratılıyor, o algıdan sonra ona göre mahkeme yapılıyor. Örneğin İbrahim Akın konusu. Parayı benim verdiğimi ispat etsinler köprüden kendimi atarım dedim. Ben mi ispat edeceğim onlar mı? Ama ispat etmiyorlar. Para verdimse ne zaman, nerede, kime verdim?
'FENERBAHÇE KULÜBÜ KUVA-İ MİLLİYEDİR'
- Başkanlığa ilk seçildiğiniz 1998 yılında, Seçimi ben kazandım ama ileride kazanan Fenerbahçe, kaybeden ben olacağım demiştiniz. Başkanlığı bu kadar uzun süre yaptığınız için pişman mısınız?
Fenerbahçe başkanlığı sadece bir kulüp başkanlığından ibaret değildir. Türkiyenin en büyük sivil toplum örgütüdür. Ayrıca birbirine sıkı sıkıya kenetlenmiş bir büyük ailenin başında olmaktır. Fenerbahçe başkanlığı kuva-i milliye ruhunu, Atatürk ilke ve inkılaplarını yeni nesillere aktarma yükümlülüğüdür. Ve Fenerbahçe başkanlığı bir golle, bir basket ile ya da bir sayı ile dünyalara sahip olabilme mutluluğudur. İşte bu bir farkla dünyalar benim oldu.
'FENERBAHÇE DEĞİL ADALET YÜRÜYÜŞÜ'
F.Bahçeli Avukutlar Derneğinin düzenlediği yürüyüş büyük ilgi gördü. Yürüyüşte G.Saraylı ve Beşiktaşlıların da olması sevindirici miydi?
Diğer takımlar da vardı. Sakarya, Bursa, Karşıyaka vardı. Herkese sonsuz teşekkür ediyoruz. Çünkü bu Fenerbahçe yürüyüşü değil adalet yürüyüşüydü. ÖYMlerde yargılanan herkesin yürüyüşüydü. Onların aileleri de vardı. Toplum olarak herkes tepkisini gösterdi. Fenerbahçeli avukatlara da teşekkür ediyoruz. İnsanlar adalete ihtiyaç duyuyorlar. Yargının doğru uygulanmasını istiyorlar.
'POLİS DUYARLI OLURSA BURUN KANAMAZ'
Yürüyüşe katılım gerçekten de 400- 500 bini buldu mu, abartılıyor mu?
Emniyetin açıkladığına göre 300 binin üzerinde. Ama bence 500 bin kişi vardı. Konvoyun bir ucu Küçükyalıdaydı, bir ucu Göztepenin ilerisinde. Önemli olan olay çıkmaması. Bunun sebebi de hiç kimsenin halka müdahale etmemesidir. İsteyen istediğini söyledi. Bağırdı, çağırdı, deşarj oldu. Kendi düşüncelerini, görmek istediklerini söyledi. Polisten tepki olmayınca da olay çıkmadı. Emniyeti de duyarlı davrandığı için tebrik etmek lazım. Demek ki statlarda veya toplumsal hareketlerde polisin böyle durması halinde Türkiyede herkes saygılı olarak yürüyüşünü yapar, kimsenin de burnu bile kanamaz.
'SİYASİ FİGÜR DEĞİLİM'
-Yürüyüşte Aziz Yıldırım parti kursana sloganları atıldı...
Ben siyasete girmem, siyasi figür de değilim. Siyaset yaparsak da neler olabileceğini ileride söylerim. Şu anda acelesi yok.
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, HaberTürk gazetesinden Meriç Müldür'e konuştu. İşte o röportaj...
Aziz Yıldırım cezaevine girecek mi girmeyecek mi kestiremiyorum. Başkanın kendisi de bilmiyor. Çünkü Türkiyede her an her şey değişebiliyor. Bu endişe ile yaşamak ise eminim ki hiç kolay değil. Ama Aziz Yıldırım mecburen yaşıyor. Belki gün sayıyor, belki de tebligatın eli kulağında. 62 yaşında ve çeşitli sağlık sorunlarıyla boğuşuyor. Tebligat kendisi ulaştığı anda hapse girecek. Ama bakıyorsunuz sanki 2 yıl 8 ay cezaevinde yatacak kendisi değil. Neşesini kaybetmemeye çalışıyor. İçinde belki de fırtınalar kopuyor da çevresine hiç belli etmiyor. Her zamanki gibi dik duruyor. Bildiğimiz Aziz Yıldırım. Yeri geliyor sakin, yeri geliyor yine kendisini tutamıyor, parlayıveriyor.
Mesaisi yine 7/24 Fenerbahçe. Yurt dışına kaçtı iddialarının ortaya atıldığı günlerde Fransa tatilini yarıda kesip Türkiyeye geldiği gece sabahın ilk ışıklarına kadar beraberdik. Neler anlattı neler. En ufak bir umudu bile yoktu, ama yurda döndü. Kalemimizi kırmışlar, hapis yatmaya geldik dedi, şimdi de bekliyor. O gece anlattıkları off the recordtu, tek kelimesini yazmadık. Önceki gün ise röportaj amaçlı buluştuk. Sabah evinin kapılarını, öğle saatlerinde de Samandıranın kapılarını HABERTÜRKe açtı. Her zaman olduğu gibi sorularımızı da dobra dobra yanıtladı. Lafı uzatmayalım, sözü başkana bırakalım...
-Her sabah polis gelip alacak düşüncesiyle yaşamak psikolojinizi nasıl etkiliyor?
Benim psikolojimi Fenerbahçenin başarıları ve başarısızlıklarından başka hiçbir şey etkileyemez. Ben hep aynı şeyi söyledim. Korkaklar her gün, cesurlar bir gün ölür. Ve ben Fenerbahçenin başkanı olarak Fenerbahçeye ve büyük Fenerbahçe taraftarına yakışır bir şekilde yaşadım. Tavizsiz ve onurluca yaşadım her zaman, bundan sonra da böyle yaşayacağımdan kimsenin şüphesi olmasın..
-Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Arslan Telefon kayıtları tek başına delil olamaz. Teknik takipte tesadüfi elde edilen deliller hukuka aykırıdır gerekçesiyle tahliye edildi. Yorumunuz.
Bir yerdeki adaletsizlik her yerdeki adaletsizliktir. O yüzden konu insan hakları, adil yargılanma ve bireylerin devlet karşısındaki anayasal hakları olduğu zaman her şeyi bir kenara bırakmamız gerekir. Şahsi görüşlerimiz ya da yaşam şeklimizin bu unsurlarla örtüşüp örtüşmemesi abesle iştigaldir. Halk Bankası Genel Müdürüne yapılan doğru tesbitin tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için yapılması gereklidir. Devlet ancak bu şekilde saygınlığını korur. İnsanların savunmalarını dahi almadan olayları açıklamalarına dahi izin verilmeden operasyonlara şike, yolsuzluk, darbe gibi isimler koyarak algı yaratma metodunu artık terk etme zamanı gelmiştir. Mahkeme kararlarını kenar süsü yapan polis operasyonları ve bu polislerin hazırladığı iddianamelerle açılan davalar artık tarih olmalıdır. İnsanlar ifadeleri bile alınmadan savunmaları alınmadan tutuklanmamalıdır. Gözaltına alındıkları ilk gün mahkum ilan edilmemelidirler. Bu kim için uygulanırsa uygulansın kabulümüzdür.
'MUSTAFA KEMAL'İN ASKERLERİYİZ' DİYE BAĞIRMAK SUÇ MU?'
- Mustafa Kemalin askerleriyiz tezahüratı nedeniyle ceza bekliyor musunuz?
Şimdi yine Mustafa Kemalin askerleriyiz tezahüratı yüzünden Disiplin Kuruluna sevk edilmişiz. Mustafa Kemalin askerleriyiz diye bağırıldığı raporda var. Bari rapordan çıkarın öyle sevkedin. Rapora bunu niye yazıyorsunuz? Türkiyede, bu cumhuriyette Mustafa Kemalin askerleriyiz demek suç mu? Suç mu olacak? Böyle saçmalık olur mu? Bunların hepsinin sıkıntıları sonunda siyasete gidiyor, hükümete gidiyor. Alt kademelerdeki adamlar bunları yapmasınlar. Gereksiz yere bunları büyütüyorlar ondan sonra da siyaset zarar görüyor. Sanki siyaset talimat verdi pozisyonuna geliyor olay. Yanlış. İnsanın sana tepkisi mi var. Bırak tepkisini koysun. Ondan sonra biter zaten bu iş. 34. dakika bak bitmiş Beşiktaş maçlarında, bağırmıyorlar. Yarın bizimkiler de bağırmaz. Maalesef alttakiler marifet zannediyor, yardakçılık yapacağız diye yapıyorlar.
'İNSANLAR ÇÜRÜRKEN KENDİMİ KONUŞMAM'
- Fransa dönüşü yeniden cezaevine gireceğinizden neredeyse emindiniz. Yine aynı görüşte misiniz? Yoksa ümidiniz biraz olsun arttı mı?
Öncelikle benim hapse girip girmemem çok önemli değil. Kaldı ki yeniden yargılanmam da önemli değil. Önemli olan Fenerbahçenin özelinde tüm Türkiyenin ve bu hukuk terörüne uğrayan herkesin adil yargılanma hakkından faydalanabilmesidir. Ülkemizin artık yeniden normalleşmesi, bireylerin devletine ve adaletine güven duyduğu bir toplumun yeniden inşaa edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kısacası söz konusu ülkemiz ve Fenerbahçe ise gerisi teferruattır. Hele hele bu hedefler ortada dururken, onca insan hapislerde çürürken Aziz Yıldırım hakkında konuşmak benim ajandamda yer almaz. Ümidim arttı veya artmadı demeyeyim de Türkiyede konjonktür her gün değişiyor. Bu doğrultuda da hukukçular, çevremizdeki insanlar ümit verici konuşuyorlar. Benim bildiğim bir şey yok ama onların söyledikleri doğrultusunda bugün daha ümitliyim.
'TAPELERDEN ÇOĞU SİLİNMİŞ'
- Şike soruşturmasındaki bazı tapelerin kaybolduğundan dert yanıyorsunuz. Nerede o tapeler?
Kayıp. Fezlekede, Trabzonspor yöneticilerinin yapmış oldukları şike ve teşviği önlemek için Fenerbahçeliler çalışma başlatmıştır diye yazıyor. O zaman senin elinde bir şeyler olması lazım ki bu ifadeyi yazabilesin. Nerede o zaman bunlar? Neye dayanarak yazdınız? Bunlar ortada yoksa durum çok vahim. Bazı evrakların, dökümanların savcılık aşamasında bazı savcılar tarafından sümenaltı edildiği söyleniyor. İlgili tapelerin hepsi kayıtlardan silinmiş. Araştırıyoruz, Yok diyorlar. Her şey düzmece. İftira üzerine yok etme operasyonudur bu. Emenikenin para sayma görüntüleri nerede? Çıkarsınlar da bir görelim artık.
'YARGITAY KARARI SÜRPRİZ OLMADI'
-Yargıtayın onama kararını Fransada tatildeyken duydunuz. İlk tepkiniz ne oldu?
3 Temmuzdan bu yana benim ve ailemin yaşadığı süreç gözönüne alınırsa artık yaşanan hiçbir şeyin sürpriz olmadığını görmek ve söylemek sanırım yanlış olmaz.
'TFF'Yİ DEMİRÖREN YÖNETMİYOR'
-Tüm yaşadıklarınızı değerlendirdiğinizde olay bu noktaya gelmeyebilir miydi?
Elbette. Bir kere Türkiyede her konuda baskı var. Her türlü kurumda var. Bu baskıları da bazen insanlar kendileri yaratıyor, kendi adına görev görüyor. Bir şey isteyen yok belki ama kendisi birilerine, bir yerlere yaranmak için o baskıyı kendi kendine yaratıyor. Bugün federasyonun içinde bulunduğu durum gibi. TFFde hem disiplin hem de tahkim kurullarının acilen değişmesi lazım. Çünkü buradaki kişilerin hepsi birilerinin adamı. Mehmet Ali beyin istifasından sonra Yıldırım bey (Demirören) kurullara pek dokunmamış anladığım kadarıyla. Aynı kişiler daha önce de vardı. O şunun, bu bunun adamı. Ben bunu yüzlerine anlattım. Yıldırım beye de Ufuk Özertene de söyledim.
PARALEL DEVLETİN ADAMI
Disiplin ve tahkimin vermiş oldukları yanlış kararlar sportif açıdan olayı bu noktalara getirmiştir. İçeride pazarlıklar etmişlerdir. Bir oylama yaptılar. Yöneticilerin lehine çıkan karar sonra aleyhine çıktı. Fenerbahçenin aleyhine çıkan lehine döndü. Sonra yine aleyhine çıktı. Böyle kararlar olmaz. Burada tarihi karar veriyorsunuz. Konuyu tam bilerek karar vereceksin. Sen 107 yıllık bir kulübün kaderiyle oynuyorsun. Adamın hiçbir şeyden haberi yok. Sokaktan almışlar, Senin avukatın, benim avukatım diye getirmişler. Onun avukatı, bunun avukatı, paralel devlete ait adam. Bunlar karar verdiler. Burası acıdır acı. Daha bu noktalara gelmedik ama geleceğiz. Bunları biz sorgulayacağız.
DEMİRÖRENİN KABAHATİ YOKUfuk Özertenin avukatı Disiplin Kurulunda ikinci başkan. Böyle şey olur mu? Ne talimat verirlerse onu uyguluyorlar. Federasyonu bugün Yıldırım bey idare etmiyor, bunu net söyleyeyim. Hiçbir kabahati de yok. Çünkü hakim değil bu konulara. Vermişler kucağına, değiştiremiyor. Ya seçim zamanını bekliyor veya siyasi baskı oluyor. İkisinden biri. Kurullara dışarıdan müdahale var. Bunları bundan sonra daha çok konuşacağız. Saat 17.00ye kadar Tahkim Kurulu orada beklemeye mecbur. Adam gidiyor halı sahada top oynamaya. Galatasaraylılar ile doldurdular yine oraları. Rezalet. Herkes bilsin.
'KALEMİMİZ DE KIRILSA FERMAN DA BUYURULSA'
-Yargı sürecinde mahkemenin sizi tahliye etmemesinin gerekçelerinden biri olarak da yurt dışına kaçabileceğiniz şüphesi gösteriliyordu. Karar aleyhinize çıkmasına rağmen tatilinizi kesip geri döndünüz. Dönmeyeceğinizi iddia edenler de vardı...
Ülkeme dönmemeyi aklımdan bile geçirmedim. Bakın biz bu ülkenin sevdalısıysak ve biz bu ülkeyi seviyorsak doğrularıyla olduğu kadar yanlışlarıyla da seviyoruz ve öyle kabul ediyoruz. Zira bu ülke hepimizin. Biz kararları eleştirebiliriz hatta hukuken tanımadığımızı da söyleyebiliriz. Ama burada tekrar yineliyorum başında Türkiye Cumhuriyeti ibaresi taşıyan bir makamın verdiği karar neyse Aziz Yıldırım bunu yerine getirmeye amadedir. Geliriz mücadelemizi burada sürdürürüz, ister cezaevinde, ister kulübümün başında, ama her halükarda ülkemde. Hakkında kalem de kırılsa, ferman da buyurulsa Aziz Yıldırımın ülkesine döneceğini herkes bilir.
'YOL HARİTASINI YÖNETİM ÇiZER'
-Cezaevine girerseniz Fenerbahçenin yol haritası nasıl olacak? Bir daha başkanlığa dönecek misiniz?
Ben cezaevine girdikten sonra Fenerbahçenin yol haritasını çizecek olan Fenerbahçe Yönetim Kuruludur. Benim Fenerbahçenin başkanlığına dönüp dönmeyeceğim sorusu ise bugüne kadar bana bu teveccühü gösteren Fenerbahçe kongre üyelerine sorulması gereken sorudur. Ama herkesce bilinmeli ki Fenerbahçe ile benim arama ne fezlekeler, ne iddianamaler, ne kararlar ne de demir parmaklıklar girebilir.
'İDDİAYI BEN Mİ İSPAT EDECEĞİM?'
- Medyada algı kirliliği mi yaratılıyor?
Kesinlikle. Biz kimseye suçlu-suçsuz diyemeyiz. Ancak mahkemeler ama adil yargılama yapılan mahkemelerde suçlu bulunursan suçlu olursun. 17 Aralık operasyonuna bakın. Suçlanan kişiler bakanlar, çocukları. Kaçacak halleri yok. Kaçarlarsa zaten bakanlıkları biter. Çağırır ifade alırsın, suç varsa iddianameni hazırlarsın. Bizde öyle değil. Önce medyada bir kirli algı yaratılıyor, o algıdan sonra ona göre mahkeme yapılıyor. Örneğin İbrahim Akın konusu. Parayı benim verdiğimi ispat etsinler köprüden kendimi atarım dedim. Ben mi ispat edeceğim onlar mı? Ama ispat etmiyorlar. Para verdimse ne zaman, nerede, kime verdim?
'FENERBAHÇE KULÜBÜ KUVA-İ MİLLİYEDİR'
- Başkanlığa ilk seçildiğiniz 1998 yılında, Seçimi ben kazandım ama ileride kazanan Fenerbahçe, kaybeden ben olacağım demiştiniz. Başkanlığı bu kadar uzun süre yaptığınız için pişman mısınız?
Fenerbahçe başkanlığı sadece bir kulüp başkanlığından ibaret değildir. Türkiyenin en büyük sivil toplum örgütüdür. Ayrıca birbirine sıkı sıkıya kenetlenmiş bir büyük ailenin başında olmaktır. Fenerbahçe başkanlığı kuva-i milliye ruhunu, Atatürk ilke ve inkılaplarını yeni nesillere aktarma yükümlülüğüdür. Ve Fenerbahçe başkanlığı bir golle, bir basket ile ya da bir sayı ile dünyalara sahip olabilme mutluluğudur. İşte bu bir farkla dünyalar benim oldu.
'FENERBAHÇE DEĞİL ADALET YÜRÜYÜŞÜ'
F.Bahçeli Avukutlar Derneğinin düzenlediği yürüyüş büyük ilgi gördü. Yürüyüşte G.Saraylı ve Beşiktaşlıların da olması sevindirici miydi?
Diğer takımlar da vardı. Sakarya, Bursa, Karşıyaka vardı. Herkese sonsuz teşekkür ediyoruz. Çünkü bu Fenerbahçe yürüyüşü değil adalet yürüyüşüydü. ÖYMlerde yargılanan herkesin yürüyüşüydü. Onların aileleri de vardı. Toplum olarak herkes tepkisini gösterdi. Fenerbahçeli avukatlara da teşekkür ediyoruz. İnsanlar adalete ihtiyaç duyuyorlar. Yargının doğru uygulanmasını istiyorlar.
'POLİS DUYARLI OLURSA BURUN KANAMAZ'
Yürüyüşe katılım gerçekten de 400- 500 bini buldu mu, abartılıyor mu?
Emniyetin açıkladığına göre 300 binin üzerinde. Ama bence 500 bin kişi vardı. Konvoyun bir ucu Küçükyalıdaydı, bir ucu Göztepenin ilerisinde. Önemli olan olay çıkmaması. Bunun sebebi de hiç kimsenin halka müdahale etmemesidir. İsteyen istediğini söyledi. Bağırdı, çağırdı, deşarj oldu. Kendi düşüncelerini, görmek istediklerini söyledi. Polisten tepki olmayınca da olay çıkmadı. Emniyeti de duyarlı davrandığı için tebrik etmek lazım. Demek ki statlarda veya toplumsal hareketlerde polisin böyle durması halinde Türkiyede herkes saygılı olarak yürüyüşünü yapar, kimsenin de burnu bile kanamaz.
'SİYASİ FİGÜR DEĞİLİM'
-Yürüyüşte Aziz Yıldırım parti kursana sloganları atıldı...
Ben siyasete girmem, siyasi figür de değilim. Siyaset yaparsak da neler olabileceğini ileride söylerim. Şu anda acelesi yok.