Best Studio 1
Best Studio
BlackFullMoon 1
BlackFullMoon
NovaLst 1
NovaLst
SLyFeLLowTR 1
SLyFeLLowTR
xranzei 1
xranzei
InfernoShade 1
InfernoShade
shrpnl 1
shrpnl
D 1
delimuratt
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

‘Cem kendini öldürse de kurtulsak!’

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Shina
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 2
  • Görüntüleme Görüntüleme 600

Shina

Level 8
TM Üye
Katılım
3 Şub 2014
Konular
1,588
Mesajlar
3,170
Reaksiyon Skoru
188
Altın Konu
0
TM Yaşı
12 Yıl 4 Ay 8 Gün
Başarım Puanı
150
MmoLira
-248
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

[h=2]Münevver Karabulut, 3 Mart 2009’da erkek arkadaşı Cem Garipoğlu tarafından testereyle kafası kesilerek öldürüldü. Baba Süreyya Karabulut ‘Körebe: Kızım Münevver’in Ardından’ adlı kitapla cinayet sonrası dönen hesaplaşmaları kaleme aldı.
Kitapta; Garipoğlu ailesinin cinayet sonrası oğulları Cem’in ölmesini isteyecek psikolojiye sahip oldukları ve olayı örtbas etmek için katı ‘pazarlıklar’ yaptıkları detaylı bir şekilde anlatılıyor.[/h][h=2]
-cem-kendini-oldurse-de-kurtulsak--4089959.Jpeg
[/h][h=2]Cem Garipoğlu tarafından başı kesilerek öldürülen 17 yaşındaki Münevver Karabulut’un babası Süreyya Karabulut ‘Körebe: Kızım Münevver’in Ardından’ isimli bir kitap yazdı. Cinayetin ardından Karabulut ailesinin yaşadıklarının anlatıldığı kitapta Süreyya Karabulut, daha önce hiç söz etmediği Ayfer Garipoğlu’yla yaptığı 10 görüşmeyi de anlattı.
Karabulut cinayeti davasında ‘suçluyu kayırmak’ suçundan 3 yıl hapis cezasına çarptırılan katil Cem Garipoğlu’nun amcası Hayyam Garipoğlu’nun eşi Ayfer Garipoğlu’nun bir gün önüne çıktığını anlatan Süreyya Karabulut, “‘Ben Cem’in yengesiyim. Lanet olsun, inşallah ölür Cem!’ dedi. Birden ağlamaya başladı” dedi. Ayfer Garipoğlu’nun ilerleyen günlerde kendisini aradığını ve defalarca buluştuklarını söyleyen Karabulut, Garipoğlu’nun kendisine “Kiradan kurtul” diyerek ev almak istediğini, kendisinin okul yaptırmak için ısrar ettiğini anlattı.

Cinayetten 197 gün sonra teslim olan Cem Garipoğlu, suçu işlediğinde 17 yaşında olduğu için indirimle 24 yıl hapse mahkum edildi. Karabulut’un vahşice öldürülmesi aylar hatta yıllarca ülke gündeminden düşmedi.
Cinayet ardı hesaplaşmalar
Münevver Karabulut’un babası Süreyya Karabulut ‘Körebe: Kızım Münevver’in Ardından’ isimli bir kitapla cinayetin ardından dönen hesaplaşmaları kaleme aldı. “Sizin hiç canınızdan can alındı mı? Benim alındı. Ne yazık ki canım alındı...” önsözüyle başlayan kitapta Karabulut’un ölüm haberini ailenin alma süreci, Münevver’in doğumundan, Cem Garipoğlu ile yaşadıkları ‘aşk’a, son yolculuğuna uğurlandığı günden, mahkeme sürecine, basında bu cineyete ilişkin çıkan haberlere kadar cinayetin ardından geçen her gelişme yer alıyor.
fft16_mf4089956.Jpeg


'İnşallah ölür Cem'
Kitabın en dikkat çekici bölümü ise cinayetin ardından Garipoğlu ailesinden bir ferdin baba Karabulut’un yolunu bir anda “Lanet olsun, inşallah ölür Cem!” sözleriyle kesmesi ve ardından esrarengiz Garipoğlu ile baba Süreyya Karabulut arasından geçen görüşmeler.
Postiga Yayınları’ndan piyasaya çıkan kitapta bugüne kadar ortaya hiç çıkmamış ayrıntılar yer alıyor.

‘Mevlit okut’ diye para verdiler


(....) Tazminat davasının sonuçlanmasına yakın beni aramaya başladı. Garipoğlu ailesinin darmadağın olduğunu, çok zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Cem’le ilgili de ‘Bu psikopat keşke kendini öldürseydi...’ dedi (...)
“(...) Bir görüşmemizde A. Garipoğlu bana ‘Sana 5 bin lira para göndereceğim, Münevver’in adına mevlit okut’ dedi. Ben de nasıl olduysa ‘peki’ demiş bulundum. Bazen sonradan içinizi rahatsız eden ama o an gaflete düşüp ‘olur’ dediğiniz anlar olur ya, tam böyleydi durum. Birkaç gün sonra şoförüyle zarf içinde 5 bin lira para gönderdi. Parayı Münevver adına Diyanet Vakfı’na bağışladım. (...) Ayfer Garipoğlu, tazminat davasının sonuçlanmasına yakın beni aramaya başladı. Garipoğlu ailesinin darmadağın olduğunu, çok zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Cem’le ilgili de ‘Bu psikopat keşke kendini öldürseydi...’ dedi. Kocasının suçsuz olduğunu söylüyordu. Ama Hayyam’ın suçlu olduğu tescillenmişti zaten.”
fft16_mf4089957.Jpeg



Maaş bağlamayı bile teklif etti
(...) Oturduğumuz kafelerde bile hesabı ödemesine izin vermiyordum, her bir çayımın, hatta onun çay paralarını ödedim, o kimdi ki bana para teklif edecek, çaylar ısmarlayacaktı. (...)

“Bir gün önümde bir kadın durdu. ‘Ben Cem’in yengesiyim’ dedi. Bir anda buz gibi oldum. Hemen lafa girdi. ‘Lanet olsun, inşallah ölür Cem!’ dedi. Ailenin darmadağın olduğunu, üzgün olduklarını, Garipoğlu ailesinin artık bu ülkede yaşayamayacağını, lekenin yüzyıllar boyu süreceğini söyledi. Ağladı. (...)
İlerleyen günlerde ben onu aramadığım halde beni aradı, Bakırköy’de bir kafede oturduk. Sonraki günlerde de peşimi bırakmadı, yaklaşık on kez bir araya geldik. Bu konuşmalarımızda ben cinayeti çözmeye çalışıyordum, ser verip sır vermiyordu.
Bana Avrupa Konutları’ndan bir daire alacağını söyledi. Okul diye ısrar ediyordum. Bu kez ‘Size lüks bir hayat sağlayacağım’ diyordu. Münevver öldükten çok hayır yaptırdığını, dua okutturduğunu söylüyordu. Hatta şirketlerinden maaş bağlamayı bile teklif ettiler. Oturduğumuz kafelerde bile hesabı ödemesine izin vermiyordum, her bir çayımın, hatta onun çay paralarını ödedim, o kimdi ki bana para teklif edecek, çaylar ısmarlayacaktı.

Okul kızının adına olmasın
(...) Ayfer Hanım, ‘Allah bir, namus bir, ben bu projeyi (okul) yaptırırım. Bizim için büyük para değil. Eğer ben ölürsem, iki tane yetişkin oğlum var, onlara vasiyet ettim. Onlar yaptıracaklar’ dedi. (...) Ben Encümen’den geçen belgeyi belediyeden aldım, Ayfer Garipoğlu’na verdim. Kendisi de sevindi, ‘Bak yerimiz hazır, MEB'den gelecek evrakları, projeyi bekliyoruz’ dedim. Müteahhide gittim, projenin maliyetini sordum. 1 trilyon 850 milyar gibi dedi. Dönüşte ‘Ben projeyi çizdirdim, temeli atmamız lazım’ dedim. ‘Aaa çok iyi’ dedi ve tüm evrakları benden aldı. Beşinci görüşmemizde, ‘Bak ben insan içine çıktım, daire vs. hiç önemli değil, gerekirse ben tazminat davasının bir kısmından da feragat ederim ve okula aktarırım, okul yapılsın’ dedim. Bunun üzerine ‘Ben kaynım Nida Garipoğlu ile görüştüm, bana dedi ki kızının adına okul olmasın’ bu cümleyi duyar duymaz başımdan aşağı kaynar sular indi.”
[/h]
 
Haber İçin Teşekkürler
 
Haber için teşekkürler,
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst