HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Başlığın diğer anlamları için Süveyş (anlam ayrımı) sayfasına bakınız.
[TABLE="class: infobox, width: 315"]
[TR]
[TH="bgcolor: #B0C4DE, colspan: 2, align: center"]Süveyş Krizi[/TH]
[/TR]
[TR]
[TD="bgcolor: #DCDCDC, colspan: 2, align: center"]Arap-İsrail Savaşları[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="colspan: 2, align: center"]
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="colspan: 2"]
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TH="bgcolor: #B0C4DE, colspan: 2, align: center"]Taraflar[/TH]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 50%"]
Mısır[/TD]
[TD="width: 50%"]
İsrail
Birleşik Krallık
Fransa[/TD]
[/TR]
[TR]
[TH="bgcolor: #B0C4DE, colspan: 2, align: center"]Komutanlar[/TH]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 50%"]
[TD="width: 50%"]
[/TR]
[TR]
[TH="bgcolor: #B0C4DE, colspan: 2, align: center"]Güçler[/TH]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 50%"]300,000[SUP][1][/SUP][/TD]
[TD="width: 50%"]
[/TR]
[TR]
[TH="bgcolor: #B0C4DE, colspan: 2, align: center"]Kayıplar[/TH]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 50%"]
[TD="width: 50%"]İsrail:
[/TR]
[/TABLE]
Süveyş Krizi; Süveyş Savaşı ya da İkinci Arap-İsrail Savaşı olarak ta bilinir [SUP][9][/SUP][SUP][10][/SUP]. (Arapça: أزمة السويس /‎ العدوان الثلاثي‎ Azmat al-Suways / al-ʻUdwān al-Thulāthī , Süveyş Krizi Fransızca: Crise du canal de Suez;İbranice: מבצע קדש‎ Mivtza' Kadesh "Kadeş Operasyonu," ya da מלחמת סיני Milẖemet Sinai, "Sina Savaşı"). Savaş, 1956 yılında, bir tarafta Mısır, diğer tarafta İngiltere, Fransa ve İsrail ve üçüncü tarafta Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşmiş Milletlerin olduğu, diplomatik ve askeri karşılaşmalarla gerçekleşmiştir [SUP][11][/SUP].
Saldırılar, Mısır Başkanı Nasırın 26 Temmuz 1956 yılında, Süveyş Kanalını kamulaştırma istediğinden, İngiltere ve ABDnin Aswan Barajının kurulmasını reddetmesinden ve Mısırın Nasır yönetiminde Sovyetler Birliğine ve Çine dönmesinden dolayı gerçekleşti [SUP][12][/SUP]. Süveyş Kanalının kamuşlaştırılması en keskin neden oldu. Saldırıların ana amacı Nasırı yönetimden almak ve kanal üzerindeki batı kontrolünü tekrar kazanmaktı[SUP][13][/SUP]. İsrailin Mısırı işgal etmesinden bir gün sonra, İngiltere ve Fransa toplu bir ultimatomla İsrail ve Mısırı uyardılar ve ardından Kahireyi bombalamaya başladılar. İngiliz ve Fransız güçler yıl sonundan önce ülkeden ayrıldılar ama İsrail güçleri 1957 martına kadar ülkede kaldılar[SUP][14][/SUP].
[h=2]Konu başlıkları[/h]
[h=2]Çatışmanın Temeli[/h] 1950'lere gelindiğinde Mısır'da egemen bir devlet kurulmuş olmasına rağmen Süveyş Kanalı'nın denetimi Batılı Devletler'in kontrol ettiği Kanal Şirketi'ndeydi. Şüveyş kanalı yoluyla başta Birleşik Krallık ve Fransa olmak üzere birçok Batı Avrupa devleti, Körfez ülkelerinden petrol alıyordu.
Mısır'da 1952 yılında iktidara gelen Cemal Abdülnasır, ülkesini askeri yönden güçlendirmeye ve İsrail karşısında üstün duruma geçmeye çok önem verdi. Bu amaçla, Sovyetler Birliği'ne yaklaşmaya ve Çekoslovakya üstünden silah almaya başladı. Ayrıca, Asuan Barajı'nı bitirip, ülkenin ekonomik kalkınmasını sağlamak istiyordu. Fakat bunlar için büyük miktarda mali yardıma ihtiyacı vardı. ABD ve Birleşik Krallık'tan kredi almayı denediyse de, bu iki ülke Mısır'ın Doğu Bloğu'ndan silah alması ve İsrail karşıtı militanları desteklemesi sebebiyle kredi vermediler.
Bunun üzerine Nasır, ihtiyacı olan mali gücü sağlamak için Süveyş Kanalı'nı işleten Kanal Şirketi'ni milleştirdiğini açıkladı. Kanal Şirketi'nin hisselerinin değerini sahip devletlere ödeyeceğini açıkladıysa da, bu karar Birleşik Krallık ve Fransa'dan çok büyük tepki aldı. Çünkü, bu iki devlet için Süveyş Kanalı, Basra Körfezi'ndeki devletlerden aldıkları petrolün taşınması için çok önemliydi. Bu nedenle burada, Sovyetler'e yanaşmaya başlayan Mısır'ın denetim kurması tehlikeliydi. Ayrıca çok kârlı olan Kanal Şirketi hisselerini Mısır'a devretmek istemiyorlardı.
[h=3]Birleşik Krallık, Fransa ve İsrail Anlaşması[/h] Anlaşmazlığı çözmek için toplanan Londra Konferansı'ndan sonuç çıkmadı. Bunun üzerine Birleşik Krallık başbakanı Antony Eden Paris'e gitti. Paris dışındaki Sevr'de toplanan Birleşik Krallık, Fransa ve İsrail, Mısır'a askeri müdahele kararı aldı. Buna göre İsrail Mısır'a saldıracak, Birleşik Krallık ve Fransa ise savaşanları ayırmak bahanesiyle bölgeye asker çıkartıp kanalı işgal edeceklerdi. İki ülke arasındaki çatışmalar durdurulduktan sonra ise, daha başka çatışmaları önlemek ve dünya ticaretinin bölge savaşlarından etkilenmemesini sağlamak amacıyla bölgede kalıcı bir Britanya-Fransız birliği konuşlandırılacaktı.
[h=2]Birleşik Krallık ve Fransa'nın Saldırısı[/h] Anlaşmaya göre İsrail 29 Ekim 1956'da Sina yarımadasını işgale başladı. Derhal harekete geçen Birleşik Krallık ve Fransa, Mısır'a bölgeye asker yollayarak savaşı durdurmayı önerdi. Nasır'ın bunu reddetmesinin ardından ise iki devlet askeri harekata başladı. Birleşik Krallık'tan ve Fransa'dan birçok uçak gemisinin katıldığı harekat 5 Kasım'a kadar hava saldırısı; sonrasında ise paraşütçü birliklerin indirilmesi şeklinde gerçekleşti.
Taktik açıdan harekat çok başarılı oldu. Britanyalı ve Fransız birlikleri, Mısır birliklerini yenip kolayca kanalı ele geçirdi ve bölgeye hakim oldu.
[h=2]Savaşın bitişi ve barış[/h] [h=3]Sovyetler ve ABD'nin Tepkisi[/h] Hem Sovyetler Birliği, hem de Amerika Birleşik Devletleri bu saldırıya karşı cephe aldılar. ABD ve Sovyetler'in savaşa karşı ortak tavır koymaları, Soğuk Savaş'ın ender olaylarından biridir. Sovyetler'in, Mısır'dan çekilmemeleri durumunda Paris ve Londra'ya nükleer saldırı yapma tehdidi sonrasında Birleşik Krallık ve Fransa ateşkes ilan edip geri çekilmek zorunda kaldı. Kasım'da başlayan geri çekilme Aralık ayında tamamlandı.
Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler'in Doğu Avrupa'da yayılmasına büyük tepki gösterdiği halde kendi müttefiklerinin benzer emperyalist amaçlar için savaşması karşısında hem kendi içinde hem de uluslararası ortamda tepki görmüştü. Bu nedenle harekata karşı çıkmış ve Sovyetlerin saldırı tehdidi karşısında Birleşik Krallık ve Fransa'yı yalnız bırakmıştır. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri, Süveyş Krizi'nin daha büyük bir çatışmaya dönüşmesi ve Doğu/Batı Blokları arasında bir savaş şeklini almasından korkuyordu.
ABD'nin bu harekata karşı olmasındaki diğer bir neden ise, bu savaşla bölgedeki Batı karşıtı akımların güçlenip Arap ülkelerinin Sovyetler'e yanaşmasıydı. Petrol sebebiyle çok önemli olan bu bölgede Sovyet etkisi, ABD için kabul edilemez olurdu.
[h=3]Birleşmiş Milletler Barış Gücü[/h] Savaşın sonlanmasıyla, Kanada Dışişleri Bakanı Lester Pearson, Birleşmiş Milletler Barış Gücü kurularak Gazze Şeridine ve Sina Yarımadasına yerleştirilmesini önerdi. Birçok ülkenin katılımıyla oluşturulan bu gücün barış sağlanıncaya kadar Mısır ve İsrail'in savaşmasını engellemek sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyordu.
1967ye kadar bölgede kalan Barış Gücü, bu tarihte çekilmiş ve hemen ardından Altı Gün Savaşı çıkmıştır.
[h=2]Savaşın sonuçları[/h] Süveyş Krizi'nin en önemli sonucu, Avrupa Devletleri'nin zayıflığını göstermesi oldu. Yarım yüzyıl öncesinde dünyaya mutlak egemen olan Birleşik Krallık ve Fransa'nın artık ABD'nin askeri desteği olmadan hareket edemeyeceği ortaya çıkmıştı. Bu, dünya hakimiyetinin Avrupa'dan ABD ve Sovyetler'e geçtiğinin ilanı olmuştur.
Süveyş Krizi, Birleşik Krallık'ın Falkland Adaları Savaşı'na kadar ABD'nin desteği olmadan yaptığı son harekattır. Bu süre içinde Birleşik Krallık, askeri harekatlarında hep ABD'nin desteğini arayacaktır.
Fransa'da ise General de Gaulle, Fransa'nın dış politika amaçları için ABD'ye güvenemeyeceğini anlamıştır. İktidara geldikten sonra de Gaulle, Fransa'nın bağımsız bir politika izleyebilmesi için nükleer silah geliştirilmesine başlayacak ve Fransa'yı NATO'nun askeri kanadından çekecektir.
Süveyş Krizi'nden Nasır, Arap dünyasının en güçlü lideri olarak çıktı. Mısır, savaşı kaybetmiş ve büyük asker kaybı vermiş olmasına rağmen Süveyş Kanalı üzerinde denetimini kurmuştu. Mısır'da 1881 yılından beri var olan Britanya etkisi ortadan kaldırılmıştı.
Süveyş Krizi sonrasında Nasır yükselirken, Birleşik Krallık'ta başbakan Anthony Eden istifa etmek zorunda kalıyordu.
Birleşik Krallık ve Fransa'nın zayıflığının ortaya çıkması ve Mısır'ın ayakta kalması kolonilerin bağımsızlaşma sürecini hızlandırdı. Bu iki devletin kalan kolonileri ileriki yıllarda bağımsız oldular.
Mısır'ı kurtaran, Birleşik Krallık ve Fransa'yı geri çekilmeye zorlayan, Sovyetler Birliği'ydi. Bu tarihten sonra bölgede Sovyetler'in prestiji hızla artmaya başladı.
[TABLE="class: infobox, width: 315"]
[TR]
[TH="bgcolor: #B0C4DE, colspan: 2, align: center"]Süveyş Krizi[/TH]
[/TR]
[TR]
[TD="bgcolor: #DCDCDC, colspan: 2, align: center"]Arap-İsrail Savaşları[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="colspan: 2, align: center"]
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="colspan: 2"]
| Tarih | Ekim 1956 - Mart 1957 |
|---|---|
| Bölge | Sina Yarımadası |
| Sonuç | Sovyetler Birliği ve ABD müdahale etti.
|
[/TR]
[TR]
[TH="bgcolor: #B0C4DE, colspan: 2, align: center"]Taraflar[/TH]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 50%"]
[TD="width: 50%"]
[/TR]
[TR]
[TH="bgcolor: #B0C4DE, colspan: 2, align: center"]Komutanlar[/TH]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 50%"]
- Abdülhakim Amir
- Saadedden Mutawally
- Sami Yassa
- Jaafar al-Abd
- Salahedin Moguy
- Raouf Mahfouz Zaki
[TD="width: 50%"]
- Moshe Dayan
- Ariel Sharon
- Rafael Eitan
- Haim Bar-Lev
- Avraham Yoffe
- Israel Tal
- Mordechai Gur
- Avraham Adan
- Anthony Eden
- Charles Keightley
- Hugh Stockwell
- Manley Power
- Pierre Barjot
- Andre Beaufre
- Jacques Massu
[/TR]
[TR]
[TH="bgcolor: #B0C4DE, colspan: 2, align: center"]Güçler[/TH]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 50%"]300,000[SUP][1][/SUP][/TD]
[TD="width: 50%"]
- 175,000
- 45,000
- 34,000
[/TR]
[TR]
[TH="bgcolor: #B0C4DE, colspan: 2, align: center"]Kayıplar[/TH]
[/TR]
[TR]
[TD="width: 50%"]
- 1650[SUP][2][/SUP][SUP][3][/SUP]-3,000 ölü[SUP][4][/SUP]
- 1000 sivil öldü[SUP][2][/SUP]
- 4,900 yaralı
- 5000[SUP][5][/SUP]-30,000+ esir[SUP][6][/SUP]
[TD="width: 50%"]İsrail:
- 231 ölü[SUP][7][/SUP]
- 899 yaralı
- 4 esir[SUP][8][/SUP]
- 16 ölü
- 96 yaralı
- 10 ölü
- 33 yaralı
[/TR]
[/TABLE]
Süveyş Krizi; Süveyş Savaşı ya da İkinci Arap-İsrail Savaşı olarak ta bilinir [SUP][9][/SUP][SUP][10][/SUP]. (Arapça: أزمة السويس /‎ العدوان الثلاثي‎ Azmat al-Suways / al-ʻUdwān al-Thulāthī , Süveyş Krizi Fransızca: Crise du canal de Suez;İbranice: מבצע קדש‎ Mivtza' Kadesh "Kadeş Operasyonu," ya da מלחמת סיני Milẖemet Sinai, "Sina Savaşı"). Savaş, 1956 yılında, bir tarafta Mısır, diğer tarafta İngiltere, Fransa ve İsrail ve üçüncü tarafta Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşmiş Milletlerin olduğu, diplomatik ve askeri karşılaşmalarla gerçekleşmiştir [SUP][11][/SUP].
Saldırılar, Mısır Başkanı Nasırın 26 Temmuz 1956 yılında, Süveyş Kanalını kamulaştırma istediğinden, İngiltere ve ABDnin Aswan Barajının kurulmasını reddetmesinden ve Mısırın Nasır yönetiminde Sovyetler Birliğine ve Çine dönmesinden dolayı gerçekleşti [SUP][12][/SUP]. Süveyş Kanalının kamuşlaştırılması en keskin neden oldu. Saldırıların ana amacı Nasırı yönetimden almak ve kanal üzerindeki batı kontrolünü tekrar kazanmaktı[SUP][13][/SUP]. İsrailin Mısırı işgal etmesinden bir gün sonra, İngiltere ve Fransa toplu bir ultimatomla İsrail ve Mısırı uyardılar ve ardından Kahireyi bombalamaya başladılar. İngiliz ve Fransız güçler yıl sonundan önce ülkeden ayrıldılar ama İsrail güçleri 1957 martına kadar ülkede kaldılar[SUP][14][/SUP].
[h=2]Konu başlıkları[/h]
- 1 Çatışmanın Temeli
- 1.1 Birleşik Krallık, Fransa ve İsrail Anlaşması
- 2 Birleşik Krallık ve Fransa'nın Saldırısı
- 3 Savaşın bitişi ve barış
- 3.1 Sovyetler ve ABD'nin Tepkisi
- 3.2 Birleşmiş Milletler Barış Gücü
- 4 Savaşın sonuçları
- 5 Kaynakça
[h=2]Çatışmanın Temeli[/h] 1950'lere gelindiğinde Mısır'da egemen bir devlet kurulmuş olmasına rağmen Süveyş Kanalı'nın denetimi Batılı Devletler'in kontrol ettiği Kanal Şirketi'ndeydi. Şüveyş kanalı yoluyla başta Birleşik Krallık ve Fransa olmak üzere birçok Batı Avrupa devleti, Körfez ülkelerinden petrol alıyordu.
Mısır'da 1952 yılında iktidara gelen Cemal Abdülnasır, ülkesini askeri yönden güçlendirmeye ve İsrail karşısında üstün duruma geçmeye çok önem verdi. Bu amaçla, Sovyetler Birliği'ne yaklaşmaya ve Çekoslovakya üstünden silah almaya başladı. Ayrıca, Asuan Barajı'nı bitirip, ülkenin ekonomik kalkınmasını sağlamak istiyordu. Fakat bunlar için büyük miktarda mali yardıma ihtiyacı vardı. ABD ve Birleşik Krallık'tan kredi almayı denediyse de, bu iki ülke Mısır'ın Doğu Bloğu'ndan silah alması ve İsrail karşıtı militanları desteklemesi sebebiyle kredi vermediler.
Bunun üzerine Nasır, ihtiyacı olan mali gücü sağlamak için Süveyş Kanalı'nı işleten Kanal Şirketi'ni milleştirdiğini açıkladı. Kanal Şirketi'nin hisselerinin değerini sahip devletlere ödeyeceğini açıkladıysa da, bu karar Birleşik Krallık ve Fransa'dan çok büyük tepki aldı. Çünkü, bu iki devlet için Süveyş Kanalı, Basra Körfezi'ndeki devletlerden aldıkları petrolün taşınması için çok önemliydi. Bu nedenle burada, Sovyetler'e yanaşmaya başlayan Mısır'ın denetim kurması tehlikeliydi. Ayrıca çok kârlı olan Kanal Şirketi hisselerini Mısır'a devretmek istemiyorlardı.
[h=3]Birleşik Krallık, Fransa ve İsrail Anlaşması[/h] Anlaşmazlığı çözmek için toplanan Londra Konferansı'ndan sonuç çıkmadı. Bunun üzerine Birleşik Krallık başbakanı Antony Eden Paris'e gitti. Paris dışındaki Sevr'de toplanan Birleşik Krallık, Fransa ve İsrail, Mısır'a askeri müdahele kararı aldı. Buna göre İsrail Mısır'a saldıracak, Birleşik Krallık ve Fransa ise savaşanları ayırmak bahanesiyle bölgeye asker çıkartıp kanalı işgal edeceklerdi. İki ülke arasındaki çatışmalar durdurulduktan sonra ise, daha başka çatışmaları önlemek ve dünya ticaretinin bölge savaşlarından etkilenmemesini sağlamak amacıyla bölgede kalıcı bir Britanya-Fransız birliği konuşlandırılacaktı.
[h=2]Birleşik Krallık ve Fransa'nın Saldırısı[/h] Anlaşmaya göre İsrail 29 Ekim 1956'da Sina yarımadasını işgale başladı. Derhal harekete geçen Birleşik Krallık ve Fransa, Mısır'a bölgeye asker yollayarak savaşı durdurmayı önerdi. Nasır'ın bunu reddetmesinin ardından ise iki devlet askeri harekata başladı. Birleşik Krallık'tan ve Fransa'dan birçok uçak gemisinin katıldığı harekat 5 Kasım'a kadar hava saldırısı; sonrasında ise paraşütçü birliklerin indirilmesi şeklinde gerçekleşti.
Taktik açıdan harekat çok başarılı oldu. Britanyalı ve Fransız birlikleri, Mısır birliklerini yenip kolayca kanalı ele geçirdi ve bölgeye hakim oldu.
[h=2]Savaşın bitişi ve barış[/h] [h=3]Sovyetler ve ABD'nin Tepkisi[/h] Hem Sovyetler Birliği, hem de Amerika Birleşik Devletleri bu saldırıya karşı cephe aldılar. ABD ve Sovyetler'in savaşa karşı ortak tavır koymaları, Soğuk Savaş'ın ender olaylarından biridir. Sovyetler'in, Mısır'dan çekilmemeleri durumunda Paris ve Londra'ya nükleer saldırı yapma tehdidi sonrasında Birleşik Krallık ve Fransa ateşkes ilan edip geri çekilmek zorunda kaldı. Kasım'da başlayan geri çekilme Aralık ayında tamamlandı.
Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler'in Doğu Avrupa'da yayılmasına büyük tepki gösterdiği halde kendi müttefiklerinin benzer emperyalist amaçlar için savaşması karşısında hem kendi içinde hem de uluslararası ortamda tepki görmüştü. Bu nedenle harekata karşı çıkmış ve Sovyetlerin saldırı tehdidi karşısında Birleşik Krallık ve Fransa'yı yalnız bırakmıştır. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri, Süveyş Krizi'nin daha büyük bir çatışmaya dönüşmesi ve Doğu/Batı Blokları arasında bir savaş şeklini almasından korkuyordu.
ABD'nin bu harekata karşı olmasındaki diğer bir neden ise, bu savaşla bölgedeki Batı karşıtı akımların güçlenip Arap ülkelerinin Sovyetler'e yanaşmasıydı. Petrol sebebiyle çok önemli olan bu bölgede Sovyet etkisi, ABD için kabul edilemez olurdu.
[h=3]Birleşmiş Milletler Barış Gücü[/h] Savaşın sonlanmasıyla, Kanada Dışişleri Bakanı Lester Pearson, Birleşmiş Milletler Barış Gücü kurularak Gazze Şeridine ve Sina Yarımadasına yerleştirilmesini önerdi. Birçok ülkenin katılımıyla oluşturulan bu gücün barış sağlanıncaya kadar Mısır ve İsrail'in savaşmasını engellemek sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyordu.
1967ye kadar bölgede kalan Barış Gücü, bu tarihte çekilmiş ve hemen ardından Altı Gün Savaşı çıkmıştır.
[h=2]Savaşın sonuçları[/h] Süveyş Krizi'nin en önemli sonucu, Avrupa Devletleri'nin zayıflığını göstermesi oldu. Yarım yüzyıl öncesinde dünyaya mutlak egemen olan Birleşik Krallık ve Fransa'nın artık ABD'nin askeri desteği olmadan hareket edemeyeceği ortaya çıkmıştı. Bu, dünya hakimiyetinin Avrupa'dan ABD ve Sovyetler'e geçtiğinin ilanı olmuştur.
Süveyş Krizi, Birleşik Krallık'ın Falkland Adaları Savaşı'na kadar ABD'nin desteği olmadan yaptığı son harekattır. Bu süre içinde Birleşik Krallık, askeri harekatlarında hep ABD'nin desteğini arayacaktır.
Fransa'da ise General de Gaulle, Fransa'nın dış politika amaçları için ABD'ye güvenemeyeceğini anlamıştır. İktidara geldikten sonra de Gaulle, Fransa'nın bağımsız bir politika izleyebilmesi için nükleer silah geliştirilmesine başlayacak ve Fransa'yı NATO'nun askeri kanadından çekecektir.
Süveyş Krizi'nden Nasır, Arap dünyasının en güçlü lideri olarak çıktı. Mısır, savaşı kaybetmiş ve büyük asker kaybı vermiş olmasına rağmen Süveyş Kanalı üzerinde denetimini kurmuştu. Mısır'da 1881 yılından beri var olan Britanya etkisi ortadan kaldırılmıştı.
Süveyş Krizi sonrasında Nasır yükselirken, Birleşik Krallık'ta başbakan Anthony Eden istifa etmek zorunda kalıyordu.
Birleşik Krallık ve Fransa'nın zayıflığının ortaya çıkması ve Mısır'ın ayakta kalması kolonilerin bağımsızlaşma sürecini hızlandırdı. Bu iki devletin kalan kolonileri ileriki yıllarda bağımsız oldular.
Mısır'ı kurtaran, Birleşik Krallık ve Fransa'yı geri çekilmeye zorlayan, Sovyetler Birliği'ydi. Bu tarihten sonra bölgede Sovyetler'in prestiji hızla artmaya başladı.
