Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Taşıyan, fiilen hakimiyet alanı içinde bulunduran anlamındadır. Kıymetli evrak hukukunda özellikle önem arz eden bir kavramdır. TK m. 570/1e göre, senedin metin veya şeklinden, hâmili kim ise o kimsenin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak, hâmile (hâmiline) yazılı senet sayılır. Bu tip evrakta hâmil olmanın önemi, hak sahibi sayılmak bakımındandır. Hâmile yazılı kıymetli evrakta, senedin hâmili olmanın mutlak hak sahipliği anlamını taşıyıp taşımadığını, diğer bir deyişle bunun aksinin ispatının mümkün olup olmadığını incelemek gerekir.
Medeni Kanunun 898. maddesinde menkul bir şeyin zilyedi, onun maliki addolunur denilirken, bunun bir karine olduğu, dolayısıyla aksinin ispat edilebileceği, madde başlığından da anlaşılmaktadır. Türk Ticaret Kanunu, senedin hâmili olmayı Medeni Kanundaki zilyetlikten daha güçlü bir statüde düzenlemekle beraber, mutlak hak sahipliği olarak mütalaa etmemiştir. Düzenlemeye göre, senedi elinde bulundurmak hak sahipliğini kanıtlamak için yeterlidir ve borçlu, kural olarak, hâmili gerçek hak sahibi olduğunu ispata davet edemez; ödemeyi yapmak zorundadır. Ancak, TK m. 570/2ye göre, mahkeme kararıyla ödemeden menedilmişse ödememelidir.
Yine, aynı kanuna göre, borçlunun bu ödemeyle borçtan kurtulabilmesi için ödemede hile ya da ağır kusuru bulunmaması şarttır. Hâmil olmanın zilyetliğe göre farklılık arzettiği önemli bir nokta da şudur: Senet, zilyedin elinden rızası dışında çıkmış olsa bile (zilyetlikten farklı olarak), bu senede iyi niyetle zilyet olan (senedin hâmili olan) üçüncü kişilere karşı istihkak davası açılamaz.
Medeni Kanunun 898. maddesinde menkul bir şeyin zilyedi, onun maliki addolunur denilirken, bunun bir karine olduğu, dolayısıyla aksinin ispat edilebileceği, madde başlığından da anlaşılmaktadır. Türk Ticaret Kanunu, senedin hâmili olmayı Medeni Kanundaki zilyetlikten daha güçlü bir statüde düzenlemekle beraber, mutlak hak sahipliği olarak mütalaa etmemiştir. Düzenlemeye göre, senedi elinde bulundurmak hak sahipliğini kanıtlamak için yeterlidir ve borçlu, kural olarak, hâmili gerçek hak sahibi olduğunu ispata davet edemez; ödemeyi yapmak zorundadır. Ancak, TK m. 570/2ye göre, mahkeme kararıyla ödemeden menedilmişse ödememelidir.
Yine, aynı kanuna göre, borçlunun bu ödemeyle borçtan kurtulabilmesi için ödemede hile ya da ağır kusuru bulunmaması şarttır. Hâmil olmanın zilyetliğe göre farklılık arzettiği önemli bir nokta da şudur: Senet, zilyedin elinden rızası dışında çıkmış olsa bile (zilyetlikten farklı olarak), bu senede iyi niyetle zilyet olan (senedin hâmili olan) üçüncü kişilere karşı istihkak davası açılamaz.