Dünya'nın Güneş'e ve yıldızlara uzaklığını ölçmek, yüzyıllar boyunca astronomları en çok uğraştıran konulardan biri oldu. Bugün kendi adıyla anılan kuyrukluyıldızın yörünge*sini önceden belirleyerek büyük ün kazanan İngiliz astronom Edmond Halley, Venüs ge*zegenini tam Dünya ile Güneş arasından ge*çerken gözleyerek Güneş'in uzaklığını hesap*lamak için bir yöntem tasarladı. Gezegenin bu geçişi bir yüzyıl içinde ancak iki kez ger*çekleşir. Venüs'ün geçişini Dünya'nın çeşitli noktalarından gözleyen astronomlar, gezege*nin Güneş'in önünden geçerken değişik yollar izlediğini görürler. Bunun nedeni ıraklık açı*sıdır. Başınızı iki yana döndürürseniz ıraklık açısının nasıl bir etki yaptığını kolayca anlaya*bilirsiniz. Böyle yaptığınızda, arka plandaki uzak nesneler sabit kalırken yakındaki nesne*ler sağa sola doğru kayıyormuş gibi görünür. Bu kaymanın ya da konum değişikliğinin bü*yüklüğüne bakarak, yakındaki nesnelerin ne kadar uzakta bulunduğu çıkarılabilir. Ama bir gözlemcinin gezegenler ve yıldızlar arasın*daki ıraklık açısını görebilmesi için neredeyse bir dünya seyahati yapması gerekir. Bu yüz*den astronomlar bu konum değişikliğini izle*yebilmek için genellikle Dünya'nın uzaydaki hareketinden yararlanmayı seçerler. Geze*genlerin ve yakın yıldızlardan bazılarının uzaklığını bulmak için bu veri yeterlidir. Ger*çekten de Dünya altı ayda 300 milyon km yol alır, yani konumu Güneş çevresinde çizdiği yörüngenin çapı kadar değişir. Bugün Güneş Sistemi içindeki gökcisimlerinin uzaklığı ra*darlar aracılığıyla doğru olarak ölçülebiliyor. Ama yıldızlar için hâlâ ıraklık açısı gibi dolay*lı yöntemlere başvurmak gerekiyor. Dünya' mn Güneş'e uzaklığı yaklaşık 148 milyon ki*lometredir; bu değer 1 astronomi birimi ola*rak kabul edilmiştir.
Güneş'ten sonra en yakınımızdaki yıldız en az dört ışık yılı uzaklıktadır. Dünya ile "ya*kın" komşuları arasında böylesine inanılmaz uzaklıklar söz konusu olduğu için, astronomi*de uzaklık ölçüsü birimi olarak ışık yılını kul*lanmak daha uygundur. Işık yılı, ışığın bir yıl*da aldığı yoldur ve yaklaşık 10 trilyon kilo*metreye eşittir. Gökcisimlerinin uzaklığını saptamanın başka bir yolu da, yaydıkları do*ğal ışığın şiddeti bilinen bazı yıldızlarla karşı*laştırmaktır. Böyle bir yıldızın ışığı ne kadar zayıfsa
Dünya'dan uzaklığı da o kadar fazla*dır. ABD'li astronom Henrietta Leavitt (1868-1921), parlaklığı zaman içinde hızla ve devirli olarak değişen bazı yıldızlardan uzak*lık ölçümünde yararlanılabileceğini fark et*mişti. Sefeitler ya da Kefeitler denen bu deği*şen yıldızlar, bazı yakın gökadaların içinde kolayca tanınabilir ve böylece gökadaların uzaklığı konusunda bir yargıya varılabilir. Dünya'ya en yakın gökadalardan biri olan Andromeda en az 2 milyon ışık yılı uzaklıktadır.
Gökadaların tayfları incelendiğinde, bu gökcisimlerinin Dünya'dan giderek uzaklaştı*ğı, uzaklaştıkça daha da hızlandığı anlaşılmış*tı. Yıldızlan tek tek ayırt edilemeyen daha uzak gökadalarda belki bu bilgiden yararlanı*labilir. Bu gökadaların tayflarını inceleyerek hızlarını bulmak oldukça kolaydır. Böylece, Dünya'dan ne kadar hızla uzaklaştıklarına ba*karak uzaklıkları bulunabilir. Bu yöntemlerle varlığı saptanabilecek en uzak gökcisimleri büyük olasılıkla Dünya'dan 15 milyar ışık yılı uzakta olacaktır!
Astronomlar, bilinen her şeyden daha bü*yük olan evreni incelerken bir yandan da maddenin en küçük parçası olan atomlarla il*gilenirler. Çünkü Güneş'in ve yıldızların enerji kaynağı, hidrojen atomlarının çekirde*ğidir. Astronomların uzayda gözledikleri pek çok şeyi yeryüzündeki bir laboratuvar orta*mında gerçekleştirmek olanaksızdır. Bu ne*denle, fizik bilimleri dünyasının başka yoldan erişilemeyecek birçok sırrına ancak astrono*miyle yaklaşılabilir.
Kaynak:
Güneş'ten sonra en yakınımızdaki yıldız en az dört ışık yılı uzaklıktadır. Dünya ile "ya*kın" komşuları arasında böylesine inanılmaz uzaklıklar söz konusu olduğu için, astronomi*de uzaklık ölçüsü birimi olarak ışık yılını kul*lanmak daha uygundur. Işık yılı, ışığın bir yıl*da aldığı yoldur ve yaklaşık 10 trilyon kilo*metreye eşittir. Gökcisimlerinin uzaklığını saptamanın başka bir yolu da, yaydıkları do*ğal ışığın şiddeti bilinen bazı yıldızlarla karşı*laştırmaktır. Böyle bir yıldızın ışığı ne kadar zayıfsa
Dünya'dan uzaklığı da o kadar fazla*dır. ABD'li astronom Henrietta Leavitt (1868-1921), parlaklığı zaman içinde hızla ve devirli olarak değişen bazı yıldızlardan uzak*lık ölçümünde yararlanılabileceğini fark et*mişti. Sefeitler ya da Kefeitler denen bu deği*şen yıldızlar, bazı yakın gökadaların içinde kolayca tanınabilir ve böylece gökadaların uzaklığı konusunda bir yargıya varılabilir. Dünya'ya en yakın gökadalardan biri olan Andromeda en az 2 milyon ışık yılı uzaklıktadır.
Gökadaların tayfları incelendiğinde, bu gökcisimlerinin Dünya'dan giderek uzaklaştı*ğı, uzaklaştıkça daha da hızlandığı anlaşılmış*tı. Yıldızlan tek tek ayırt edilemeyen daha uzak gökadalarda belki bu bilgiden yararlanı*labilir. Bu gökadaların tayflarını inceleyerek hızlarını bulmak oldukça kolaydır. Böylece, Dünya'dan ne kadar hızla uzaklaştıklarına ba*karak uzaklıkları bulunabilir. Bu yöntemlerle varlığı saptanabilecek en uzak gökcisimleri büyük olasılıkla Dünya'dan 15 milyar ışık yılı uzakta olacaktır!
Astronomlar, bilinen her şeyden daha bü*yük olan evreni incelerken bir yandan da maddenin en küçük parçası olan atomlarla il*gilenirler. Çünkü Güneş'in ve yıldızların enerji kaynağı, hidrojen atomlarının çekirde*ğidir. Astronomların uzayda gözledikleri pek çok şeyi yeryüzündeki bir laboratuvar orta*mında gerçekleştirmek olanaksızdır. Bu ne*denle, fizik bilimleri dünyasının başka yoldan erişilemeyecek birçok sırrına ancak astrono*miyle yaklaşılabilir.
Güneş'ten sonra en yakınımızdaki yıldız en az dört ışık yılı uzaklıktadır. Dünya ile "ya*kın" komşuları arasında böylesine inanılmaz uzaklıklar söz konusu olduğu için, astronomi*de uzaklık ölçüsü birimi olarak ışık yılını kul*lanmak daha uygundur. Işık yılı, ışığın bir yıl*da aldığı yoldur ve yaklaşık 10 trilyon kilo*metreye eşittir. Gökcisimlerinin uzaklığını saptamanın başka bir yolu da, yaydıkları do*ğal ışığın şiddeti bilinen bazı yıldızlarla karşı*laştırmaktır. Böyle bir yıldızın ışığı ne kadar zayıfsa
Dünya'dan uzaklığı da o kadar fazla*dır. ABD'li astronom Henrietta Leavitt (1868-1921), parlaklığı zaman içinde hızla ve devirli olarak değişen bazı yıldızlardan uzak*lık ölçümünde yararlanılabileceğini fark et*mişti. Sefeitler ya da Kefeitler denen bu deği*şen yıldızlar, bazı yakın gökadaların içinde kolayca tanınabilir ve böylece gökadaların uzaklığı konusunda bir yargıya varılabilir. Dünya'ya en yakın gökadalardan biri olan Andromeda en az 2 milyon ışık yılı uzaklıktadır.
Gökadaların tayfları incelendiğinde, bu gökcisimlerinin Dünya'dan giderek uzaklaştı*ğı, uzaklaştıkça daha da hızlandığı anlaşılmış*tı. Yıldızlan tek tek ayırt edilemeyen daha uzak gökadalarda belki bu bilgiden yararlanı*labilir. Bu gökadaların tayflarını inceleyerek hızlarını bulmak oldukça kolaydır. Böylece, Dünya'dan ne kadar hızla uzaklaştıklarına ba*karak uzaklıkları bulunabilir. Bu yöntemlerle varlığı saptanabilecek en uzak gökcisimleri büyük olasılıkla Dünya'dan 15 milyar ışık yılı uzakta olacaktır!
Astronomlar, bilinen her şeyden daha bü*yük olan evreni incelerken bir yandan da maddenin en küçük parçası olan atomlarla il*gilenirler. Çünkü Güneş'in ve yıldızların enerji kaynağı, hidrojen atomlarının çekirde*ğidir. Astronomların uzayda gözledikleri pek çok şeyi yeryüzündeki bir laboratuvar orta*mında gerçekleştirmek olanaksızdır. Bu ne*denle, fizik bilimleri dünyasının başka yoldan erişilemeyecek birçok sırrına ancak astrono*miyle yaklaşılabilir.
Kaynak:
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
Dünya'nın Güneş'e ve yıldızlara uzaklığını ölçmek, yüzyıllar boyunca astronomları en çok uğraştıran konulardan biri oldu. Bugün kendi adıyla anılan kuyrukluyıldızın yörünge*sini önceden belirleyerek büyük ün kazanan İngiliz astronom Edmond Halley, Venüs ge*zegenini tam Dünya ile Güneş arasından ge*çerken gözleyerek Güneş'in uzaklığını hesap*lamak için bir yöntem tasarladı. Gezegenin bu geçişi bir yüzyıl içinde ancak iki kez ger*çekleşir. Venüs'ün geçişini Dünya'nın çeşitli noktalarından gözleyen astronomlar, gezege*nin Güneş'in önünden geçerken değişik yollar izlediğini görürler. Bunun nedeni ıraklık açı*sıdır. Başınızı iki yana döndürürseniz ıraklık açısının nasıl bir etki yaptığını kolayca anlaya*bilirsiniz. Böyle yaptığınızda, arka plandaki uzak nesneler sabit kalırken yakındaki nesne*ler sağa sola doğru kayıyormuş gibi görünür. Bu kaymanın ya da konum değişikliğinin bü*yüklüğüne bakarak, yakındaki nesnelerin ne kadar uzakta bulunduğu çıkarılabilir. Ama bir gözlemcinin gezegenler ve yıldızlar arasın*daki ıraklık açısını görebilmesi için neredeyse bir dünya seyahati yapması gerekir. Bu yüz*den astronomlar bu konum değişikliğini izle*yebilmek için genellikle Dünya'nın uzaydaki hareketinden yararlanmayı seçerler. Geze*genlerin ve yakın yıldızlardan bazılarının uzaklığını bulmak için bu veri yeterlidir. Ger*çekten de Dünya altı ayda 300 milyon km yol alır, yani konumu Güneş çevresinde çizdiği yörüngenin çapı kadar değişir. Bugün Güneş Sistemi içindeki gökcisimlerinin uzaklığı ra*darlar aracılığıyla doğru olarak ölçülebiliyor. Ama yıldızlar için hâlâ ıraklık açısı gibi dolay*lı yöntemlere başvurmak gerekiyor. Dünya' mn Güneş'e uzaklığı yaklaşık 148 milyon ki*lometredir; bu değer 1 astronomi birimi ola*rak kabul edilmiştir.Güneş'ten sonra en yakınımızdaki yıldız en az dört ışık yılı uzaklıktadır. Dünya ile "ya*kın" komşuları arasında böylesine inanılmaz uzaklıklar söz konusu olduğu için, astronomi*de uzaklık ölçüsü birimi olarak ışık yılını kul*lanmak daha uygundur. Işık yılı, ışığın bir yıl*da aldığı yoldur ve yaklaşık 10 trilyon kilo*metreye eşittir. Gökcisimlerinin uzaklığını saptamanın başka bir yolu da, yaydıkları do*ğal ışığın şiddeti bilinen bazı yıldızlarla karşı*laştırmaktır. Böyle bir yıldızın ışığı ne kadar zayıfsa
Dünya'dan uzaklığı da o kadar fazla*dır. ABD'li astronom Henrietta Leavitt (1868-1921), parlaklığı zaman içinde hızla ve devirli olarak değişen bazı yıldızlardan uzak*lık ölçümünde yararlanılabileceğini fark et*mişti. Sefeitler ya da Kefeitler denen bu deği*şen yıldızlar, bazı yakın gökadaların içinde kolayca tanınabilir ve böylece gökadaların uzaklığı konusunda bir yargıya varılabilir. Dünya'ya en yakın gökadalardan biri olan Andromeda en az 2 milyon ışık yılı uzaklıktadır.
Gökadaların tayfları incelendiğinde, bu gökcisimlerinin Dünya'dan giderek uzaklaştı*ğı, uzaklaştıkça daha da hızlandığı anlaşılmış*tı. Yıldızlan tek tek ayırt edilemeyen daha uzak gökadalarda belki bu bilgiden yararlanı*labilir. Bu gökadaların tayflarını inceleyerek hızlarını bulmak oldukça kolaydır. Böylece, Dünya'dan ne kadar hızla uzaklaştıklarına ba*karak uzaklıkları bulunabilir. Bu yöntemlerle varlığı saptanabilecek en uzak gökcisimleri büyük olasılıkla Dünya'dan 15 milyar ışık yılı uzakta olacaktır!
Astronomlar, bilinen her şeyden daha bü*yük olan evreni incelerken bir yandan da maddenin en küçük parçası olan atomlarla il*gilenirler. Çünkü Güneş'in ve yıldızların enerji kaynağı, hidrojen atomlarının çekirde*ğidir. Astronomların uzayda gözledikleri pek çok şeyi yeryüzündeki bir laboratuvar orta*mında gerçekleştirmek olanaksızdır. Bu ne*denle, fizik bilimleri dünyasının başka yoldan erişilemeyecek birçok sırrına ancak astrono*miyle yaklaşılabilir.