Nevvton'un aynalı teleskopu geliştirmesi ast*ronomi açısından çok önemliydi, ama evren*sel çekim yasasını bulması bundan çok daha önemlidir. Bu yasa, evrendeki bütün canlı ve
cansız varlıklar (yıldızlar, gezegenler, hava ta*şıtları, insanlar, yağmur damlaları, atomlar) arasında karşılıklı bir çekim kuvveti olduğunu açıklıyordu. Evrensel çekim yasası gezegenle*rin hareketine ilişkin Kepler yasalarına tam bir açıklık getirdiği gibi, bu yasalar ile gözlem sonuçları arasındaki bazı tutarsızlıkları da açıkladı. Fırlatılan bir cismin ya da dalından kopan bir elmanın neden havada kalmayıp yere düştüğü de gene bu yasanın açıklayabil*diği bir olguydu. (Ayrıca bak. ivme; yerçe*kimi.)
Nevvton'un çekim yasası, eskiçağlardan be*ri bilinen Merkür, Venüs, Mars. Jüpiter ve Satürn gezegenleri ile kendi gezegenimiz olan Dünya dışında iki yeni gezegenin daha keşfi*ne yol açtı. Yedinci gezegen olan Uranüs'ü, Almanya'da doğup İngiltere'de yaşayan ünlü astronom ve teleskop yapımcısı Sir Wiliam Herschel 1781'de bulmuştu. Sonradan Ura*nüs'ün yörüngedeki hareketinde Newton ya*salarına uymayan bazı düzensizlikler saptan*dı. Bunun tek açıklaması, Uranüs'ün ötesin*de, onun hareketlerini etkileyen başka bir ge*zegenin bulunmasıydı. İngiliz John Couch Adams ile Fransız Urbain Le Verrier birbirle*rinin çalışmalarından habersiz olarak bu ko*nuya el attılar ve Uranüs'ü bu düzeyde etkile-yebilmesi için yeni gezegenin nerede bulun*ması gerektiğini ayrı ayrı hesapladılar. 1846'da Alman astronom Johann Gaile, teles*kopunu Adams ve Le Verrier'nin belirttikleri noktaya çevirdi ve Neptün adı verilen sekizin*ci gezegeni buldu.
Bir süre sonra Neptün'ün de Newton yasa*sına tam uygun olarak hareket etmediği anla*şıldı. Bu düzensizliğin sorumlusu da gene yeni bir gezegendi. Plüton olarak adlandırılan bu dokuzuncu gezegeni 1930'da ABD'li astro*nom Clyde Tombaugh buldu. Plüton bugün bilinen gezegenlerin sonuncusudur; üstelik Güneş Sistemi'mizde Plüton'un ötesinde baş*ka gezegenlerin olabileceğine inanan astro*nomların sayısı da pek fazla değildir. Ama ev*rende başka "güneş sistemleri" de var ve bu yıldızların çevresinde dolanan gezegenlerin olmaması için hiçbir neden yok. Nitekim, Barnard Yıldızı olarak bilinen yakındaki bir yıldızın ışığındaki titreşmeler, bu yıldızın çev*resinde dolanan büyük bir gezegenin etkisin*den kaynaklanabilir.
Newton'un evrensel çekim yasasının çok önemli başka sonuçları da oldu. Merkür geze*geninin hareketinde Nevvton yasasına uy*mayan hafif bir sapma belirlenmiş ve neden ileri geldiği bir türlü açıklanamamıştı. Le Ver-rier, Merkür ile Güneş arasında başka bir ge*zegenin bulunabileceğini öne sürdü, ama böy*le bir gezegenin varlığı saptanamadı. Bu ola*yın açıklaması ancak 1915'te, büyük Alman bilgini Albert Einstein'ın çekim yasasıyla ya*pılabildi. Einstein'ın "Görelilik Kuramı"nın bir parçası olan bu yasa, Merkür'den yansıyan ışık ışınlarının Güneş'in yakınından geçerken sapmaya uğradığını ortaya koymuştu. Bu sap*ma nedeniyle gezegen, bulunduğu gerçek noktadan daha farklı bir yerdeymiş gibi görü*nüyordu. Einstein enerji ile kütlenin eşdeğerli olduğunu kanıtlayarak, bir enerji türü olan ışık ışınlarının da Güneş'in çekim kuvvetiyle doğrultu değiştireceğini açıkladı.
cansız varlıklar (yıldızlar, gezegenler, hava ta*şıtları, insanlar, yağmur damlaları, atomlar) arasında karşılıklı bir çekim kuvveti olduğunu açıklıyordu. Evrensel çekim yasası gezegenle*rin hareketine ilişkin Kepler yasalarına tam bir açıklık getirdiği gibi, bu yasalar ile gözlem sonuçları arasındaki bazı tutarsızlıkları da açıkladı. Fırlatılan bir cismin ya da dalından kopan bir elmanın neden havada kalmayıp yere düştüğü de gene bu yasanın açıklayabil*diği bir olguydu. (Ayrıca bak. ivme; yerçe*kimi.)
Nevvton'un çekim yasası, eskiçağlardan be*ri bilinen Merkür, Venüs, Mars. Jüpiter ve Satürn gezegenleri ile kendi gezegenimiz olan Dünya dışında iki yeni gezegenin daha keşfi*ne yol açtı. Yedinci gezegen olan Uranüs'ü, Almanya'da doğup İngiltere'de yaşayan ünlü astronom ve teleskop yapımcısı Sir Wiliam Herschel 1781'de bulmuştu. Sonradan Ura*nüs'ün yörüngedeki hareketinde Newton ya*salarına uymayan bazı düzensizlikler saptan*dı. Bunun tek açıklaması, Uranüs'ün ötesin*de, onun hareketlerini etkileyen başka bir ge*zegenin bulunmasıydı. İngiliz John Couch Adams ile Fransız Urbain Le Verrier birbirle*rinin çalışmalarından habersiz olarak bu ko*nuya el attılar ve Uranüs'ü bu düzeyde etkile-yebilmesi için yeni gezegenin nerede bulun*ması gerektiğini ayrı ayrı hesapladılar. 1846'da Alman astronom Johann Gaile, teles*kopunu Adams ve Le Verrier'nin belirttikleri noktaya çevirdi ve Neptün adı verilen sekizin*ci gezegeni buldu.
Bir süre sonra Neptün'ün de Newton yasa*sına tam uygun olarak hareket etmediği anla*şıldı. Bu düzensizliğin sorumlusu da gene yeni bir gezegendi. Plüton olarak adlandırılan bu dokuzuncu gezegeni 1930'da ABD'li astro*nom Clyde Tombaugh buldu. Plüton bugün bilinen gezegenlerin sonuncusudur; üstelik Güneş Sistemi'mizde Plüton'un ötesinde baş*ka gezegenlerin olabileceğine inanan astro*nomların sayısı da pek fazla değildir. Ama ev*rende başka "güneş sistemleri" de var ve bu yıldızların çevresinde dolanan gezegenlerin olmaması için hiçbir neden yok. Nitekim, Barnard Yıldızı olarak bilinen yakındaki bir yıldızın ışığındaki titreşmeler, bu yıldızın çev*resinde dolanan büyük bir gezegenin etkisin*den kaynaklanabilir.
Newton'un evrensel çekim yasasının çok önemli başka sonuçları da oldu. Merkür geze*geninin hareketinde Nevvton yasasına uy*mayan hafif bir sapma belirlenmiş ve neden ileri geldiği bir türlü açıklanamamıştı. Le Ver-rier, Merkür ile Güneş arasında başka bir ge*zegenin bulunabileceğini öne sürdü, ama böy*le bir gezegenin varlığı saptanamadı. Bu ola*yın açıklaması ancak 1915'te, büyük Alman bilgini Albert Einstein'ın çekim yasasıyla ya*pılabildi. Einstein'ın "Görelilik Kuramı"nın bir parçası olan bu yasa, Merkür'den yansıyan ışık ışınlarının Güneş'in yakınından geçerken sapmaya uğradığını ortaya koymuştu. Bu sap*ma nedeniyle gezegen, bulunduğu gerçek noktadan daha farklı bir yerdeymiş gibi görü*nüyordu. Einstein enerji ile kütlenin eşdeğerli olduğunu kanıtlayarak, bir enerji türü olan ışık ışınlarının da Güneş'in çekim kuvvetiyle doğrultu değiştireceğini açıkladı.