HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
1803-> Demokritos ve Leukipposun ortaya attığı atom kavramını 19.yyın başlarında bir dokumacının oğlu olan ve Manchesterdeki Nonconformist New Collegein profesörlerinden John Dalton(1766 1844) yeniden gündeme getirdi. Daltonun atom teorisi 3 maddeden oluşur:
1) Her element atom adı verilen çok küçük ve bölünemeyen taneciklerden oluşmuştur. Atomlar kimyasal tepkimelerde oluşamazlar ve bölünemezler.
2) Bir elementin bütün atomlarının kütlesi ağırlığı ve diğer özellikleri aynıdır. Fakat bir elementin atomları diğer bütün elementlerin atomlarından farklıdır.
3) Kimyasal bir bileşik iki yada daha çok sayıda elementin basit bir sayısal oranda birleşmesiyle oluşur. Örneğin:
A + B -> AB ve A + 2B -> AB2
Ayrıca Dalton 20 kadar elementin (hidrojen, azot, karbon, oksijen, fosfor, sülfür, magnezyum ...) bağıl ağırlıklarını da hesaplayarak yayınladı. Böylece Yunan düşüncesinden Hristiyanlığa geçen 4 element kuramı tamamen yıkılmış oldu. Daha önceden birçok bilim insanının katkısıyla toprağın, suyun, havanın ve ateşin element olmadığı zaten ispatlanmıştı. Dalton yeni bir element tanımı yaparak bu eski element kavramını tamamen tarihe gömdü.
1897 -> Bu tarihte İngiliz bilim insanı John Joseph Thomson (1856-1940) bilinen en hafif atomdan daha hafif parçacıkların olduğunu gözlemledi. Bunlara korpüskül adını verdi. Biz bugün bu parçacıklara elektron diyoruz.
1911 -> Bu tarihte Thomsonun öğrencisi Ernest Rutherford (1871-1937) altın plakaya çarpan pozitif yüklü alfa tanecikleri ile ilgili deneylere dayanarak yeni bir atom modeli ortaya attı. Buna göre atom kütlesinin büyük bölümü artadaki çekirdekte yoğunlaşmıştır ve elektronlar bu çekirdeğin çevresinde dönerler.
1912 -> Rutherfordun kendi atom modelini ortaya atmasından bir yıl sonra 1912de Danimarkalı fizik bilgini Niels Bohr (1885-1962) kendi atom modelini ortaya attı. Buna göre pozitif yüklü bir çekirdek ve bunun etrafında elektronlar var fakat bu elektronlar belli yörüngelerde dönmekteydiler. Bu yörüngeler elektronun enerjisine göre belirlenebilir.1927 -> Atom teorileri 1912den sonra da çeşitlenmesi, eski teorilerin geliştirilmesi devam etti. Bugün de gelişim bütün hızıyla sürmektedir. Fakat bunların içinde en önemlisi Werner Carl Heisenbergin (1901-1976) belirsizlik ilkesini ortaya atmasıdır. Bu ilkenin önemi onun fizikte olduğu kadar dünya görüşlerinde de bir devrim yaratmasıdır. Bu ilkeye göre bir atom altı taneciğin momenti biliniyorsa, taneciğin durumuna uygun bir belirsizliğin de bulunması gerekir.
1) Her element atom adı verilen çok küçük ve bölünemeyen taneciklerden oluşmuştur. Atomlar kimyasal tepkimelerde oluşamazlar ve bölünemezler.
2) Bir elementin bütün atomlarının kütlesi ağırlığı ve diğer özellikleri aynıdır. Fakat bir elementin atomları diğer bütün elementlerin atomlarından farklıdır.
3) Kimyasal bir bileşik iki yada daha çok sayıda elementin basit bir sayısal oranda birleşmesiyle oluşur. Örneğin:
A + B -> AB ve A + 2B -> AB2
Ayrıca Dalton 20 kadar elementin (hidrojen, azot, karbon, oksijen, fosfor, sülfür, magnezyum ...) bağıl ağırlıklarını da hesaplayarak yayınladı. Böylece Yunan düşüncesinden Hristiyanlığa geçen 4 element kuramı tamamen yıkılmış oldu. Daha önceden birçok bilim insanının katkısıyla toprağın, suyun, havanın ve ateşin element olmadığı zaten ispatlanmıştı. Dalton yeni bir element tanımı yaparak bu eski element kavramını tamamen tarihe gömdü.
1897 -> Bu tarihte İngiliz bilim insanı John Joseph Thomson (1856-1940) bilinen en hafif atomdan daha hafif parçacıkların olduğunu gözlemledi. Bunlara korpüskül adını verdi. Biz bugün bu parçacıklara elektron diyoruz.
1911 -> Bu tarihte Thomsonun öğrencisi Ernest Rutherford (1871-1937) altın plakaya çarpan pozitif yüklü alfa tanecikleri ile ilgili deneylere dayanarak yeni bir atom modeli ortaya attı. Buna göre atom kütlesinin büyük bölümü artadaki çekirdekte yoğunlaşmıştır ve elektronlar bu çekirdeğin çevresinde dönerler.
1912 -> Rutherfordun kendi atom modelini ortaya atmasından bir yıl sonra 1912de Danimarkalı fizik bilgini Niels Bohr (1885-1962) kendi atom modelini ortaya attı. Buna göre pozitif yüklü bir çekirdek ve bunun etrafında elektronlar var fakat bu elektronlar belli yörüngelerde dönmekteydiler. Bu yörüngeler elektronun enerjisine göre belirlenebilir.1927 -> Atom teorileri 1912den sonra da çeşitlenmesi, eski teorilerin geliştirilmesi devam etti. Bugün de gelişim bütün hızıyla sürmektedir. Fakat bunların içinde en önemlisi Werner Carl Heisenbergin (1901-1976) belirsizlik ilkesini ortaya atmasıdır. Bu ilkenin önemi onun fizikte olduğu kadar dünya görüşlerinde de bir devrim yaratmasıdır. Bu ilkeye göre bir atom altı taneciğin momenti biliniyorsa, taneciğin durumuna uygun bir belirsizliğin de bulunması gerekir.
