Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Sosyal paylaşım sitelerindeki yorumlarımız, beğenilerimiz ve paylaşımları devam ettirmemiz aslında bazen farkında varmadan büyük yanlışlar yapmamıza neden olabilir. Paylaşılan bilginin doğruluğunu bilmeden yayılmasını sağlamak bilgi yalan, iftira olsa bile buna aracı olmaya neden olabiliyor. Peki, sosyal medyada paylaşımda bulunmanın adabı nasıl olmalı? Moral Dünyası Dergisi son sayısında Nurşen Şentürk'ün haberi bu konuyu ele alıyor. Bu ve daha fazla konu ve röportaj Moral Dünyası Dergisi Ocak sayısında.
Teknolojinin ülkemizdeki kullanımı gün geçtikçe artıyor. İnternet kullanımında görülen artış, teknolojik ürünlerin satış rakamları milletçe interneti ve ona ulaşmamızı sağlayan cihazları benimsediğimizi gösteriyor. Çok kısa aralıklarla yenilenen pek çok uygulama insanları sürekli teknolojiyi takip etme düşüncesine de sürüklüyor. Eskiden günlerce düşünülerek alınan ve evin en güvenli yerine konan masaüstü bilgisayarları bile mekanları terk eder olmuşken ellerde kullanılan tüm cihazlar isteyen herkesi dünya ile iletişime sokabiliyor. Bu baş döndüren hız bizim beden ve ruh dünyamızda oluşturduğu yeni hastalıklar, yeni sorunlar olarak dönse de kimse tamamıyla iletişim ağlarından vazgeçemiyor.
Yaşı genç olanların sanki tüp kuyruklarını anlatırmışçasına eski telefonlarını anlatıp gülüşmesi bile sıradan bir hal alırken görüştük tabirini internet üzerinden yazışma yapılan kişi için çok rahat kullanabiliyor. Zamana uymak, teknolojiyi takip etmek, çağı yakalamak, kuşak farkını kapatmak gibi kavramların peşinde savrulan bizler aslında gerçekten kendimizi kaptırmış gidiyoruz diyebiliriz.
Nasıl ki ders çalışacağım diye çocuklar ailelerine bilgisayar aldırıp internetten bihaber günler yaşadıysa aslında bizler de sosyal medya diye hemen benimsediğimiz bu kavram için de bu durumdayız. Twitterın 2006da Facebookun ise 2004de kurulduğunu düşündüğümüzde sosyal medya denince akla gelen bu iki dev ismin bizlerin hayatındaki geçmişinin çok olmadığını da anlıyoruz. Ancak özellikle Türkiyede geçen yılların mesafesini kapatma arzusunu andıran bir hızla ilerleyen üye sayısı ile dünya ortalamalarında bile görünür bir ilerleme söz konusu. Dünyada 500 milyon üye sayısı bulunan Facebook kullanımında ABD birinci sırada yer alırken bizlerde ilk 10da yer alabiliyoruz ülkece. Elbette ki geldiğimiz günlerde tüm bu gelişmelerden uzak durmak zor olabilir ancak toplum olarak internet kullanımı, sosyal medya kullanımı şeklinde görmeye başladığımız da uzmanların belirttiği bir gerçek.
Sanal alemin adabı
Fotoğraf paylaşmayı, düşünceleri yazmayı ilk etapta sevdiysek bile sosyal medyanın ilerleyişinde görüldü ki aslında bu ağlar ucu bucağı olmayan bir yol gibi görülebilir. Listenizde olan yüzler ya da binlerce kişi ile arkadaş olunabilen, onların hallerini, fikirlerini görebilme imkanı sunan bu ağlar eğlenceli yönleri ile cezbederken; aslında bizden kültürümüzden, ahlakımızdan, dini kararlarımızdan bile alıp bir şeyleri götürebiliyor.
Anlık paylaşımlarda dikkat edilmesi gereken ve aslında temelinde düşünülmesi gereken noktalar var. Sosyal paylaşım sitelerindeki yorumlarımız, beğenilerimiz ve paylaşımları devam ettirmemiz aslında bazen farkında varmadan büyük yanlışlar yapmamıza bile neden olabilir. Paylaşılan bilginin doğruluğunu bilmeden yayılmasını sağlamak bilgi yalan, iftira olsa bile buna aracı olmaya neden olabiliyor.
Özellikle kitleleri harekete geçirme noktasında bir buluşma noktası olan bu ağlarda yaşanan kimi olaylarda, haberlerde yanlış yönlendirilmeye kapılmış takipçilerle ilerleyen paylaşımları görmek mümkün. Sonrasında düzeltilme yapılsa bile yayılan bilginin nerelere gittiğini, kimleri etkilediğini tespit etmek mümkün olmuyor. Paylaşım ağlarında çekilen bir kare fotoğrafın eklenmesi ile bile farklı kişilerin hayatlarını olumsuz etkileyecek sonuçların doğmasına neden olunabilir.
Aslında bir eğlence amaçlı oluşturulan bu servislerin özellikle de günümüzde bir vitrin gibi algılanması kullanım açısından yapılan yanlışların ilk göstergesi de sayılabilir. Söylemesi ayıp diyerek evde pişirdiği yemekten bahseden insanların bir anda tadına bile bakmadan çektikleri yemeklerin fotoğraflarını sosyal ağda paylaşmaları da sosyolojik olarak tahlil edilmesi gereken ve Sosyal medya kullanımda adap nasıl olmalı? tartışmalarını alevlendiren örneklerden.
Listemizdeki yüzlerce kişiye o an ne yaptığımızı göstermek, aldığımız hediyeyi veren kişiye teşekkür etmeden önce bunu sosyal ağlarda paylaşmak, karşılıklı oturmalar da dahil yüz yüze iletişimi kesip internetten yazışmak bile ilk akla gelen yeni alışkanlıklardan. Toplum olarak genel bir kabul edişle anne karnındaki çocuklara bile internet hesabı açmayı normal görürken sosyal medya içerisinde nasıl veballere girdiğimizi, farkında olmadan ne kadar gıybet yaptığımızı düşünmeyi erteliyoruz. Sosyal medya, paylaşım ağları gerçekten nasıl kullanılmalı, sosyal ağlarda paylaşılanlar bize nasıl sorumluluklar yükler, sosyal medyanın vebali nedir üzerimizde? Belki bir an düşündüğümüz ama üzerinde durmadığımız bu konuyu aslında ciddi manada ele almalıyız.
Gıybet, sanal alemde de gıybet
Gıybetin sanal alemde yapılmasının sorumluluk açısından hiçbir farklı olmadığını söyleyen Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Davut Aydüz, Hatta sanal alemdeki gıybet çok daha fazla günaha neden olabilir şeklinde uyarıda bulunuyor. Sosyal medya üzerinden yayılan bilgilerin nerelere, kimlere ulaştığı noktasında bir kontrol olmadığı için gıybet veya iftira olan bir haberin düzeltilmesi durumunda dahi haberi olmayan insanların olma ihtimali kul hakkı noktasında düşündürücü bir boyuta varıyor.
Sosyal medya sitelerindeki adap sorununa da dikkat çeken Aydüz, Kadın, erkek herkesin görmesinin uygun olmadığı fotoğraflar vardır, gezinilen sosyal medya siteleri içinde istenmeden bile bu tür durumlarla karşılaşılabiliyor. Bu nedenle bile sosyal medya kullanıma dikkat etmek, saatlerce vakit geçirerek zamanı da boşa harcamamak gerek tavsiyelerinde bulunuyor. Sosyal medya kullanıcılarının çoğu zaman vakit israfı yaptıklarını ifade eden Aydüz, Ailesini karşısına alıp bir kerecik Kuran tefsiri okumayanlar saatlerini sosyal medyada harcayabiliyor diyerek zaman konusuna da değiniyor.
Kul hakkı sosyal medyada
Sosyal medyada yazdığımız paylaştığımız her şeyin kayıt altına alındığını bildiğimiz halde bu konuda kendimize bir sınır koymuyoruz. Oysaki ömürde yaşanan her şey gerçek anlamda bir kayıt altına alınıyor. Yazıp sildiğimiz, bakıp geçtiğimiz yüzlerce bilgi, fotoğraf aslında sırtımıza da veballer yüklüyor. Bu konuda görüş bildiren Aydüz, Yalan yanlış bilgilerle insanları kandıranlar büyük günaha girerler derken, sosyal medyada verilen bir bilginin, sözün, fotoğrafın aslında yanlışlığı söz konusu olduğunda dönüşü çok zor olan bir durum ile karşı karşıya kalındığına da değiniyor. Kaç kişi okuduysa o kadar kişiye ulaşmak helalleşmek, anlatmak hiç de kolay bir şey değil
Öte yandan sosyal medya üzerinde iyi niyetlerle paylaşılan dini bilgiler konusunda da büyük bir vebal söz konusu olabiliyor. Diğer konular gibi özellikle dini bilgiler konusunda doğruluğu araştırılmayanların paylaşılmamasını, yanlış bilgilerin yayılmasına fırsat verilmemesi gerektiğini söyleyen Aydüz, tüm bunlardan yola çıkarak Sosyal medyayı çok mecbur kalmadıkça kullanmayın önerisinde bulunuyor.
Sosyal medya, istihbarat alanı
Sosyal medyanın anlık ve daha pratik iletişim imkanı vermesi ve kısa sürede yayılım kazanması ile popüler olduğunu söyleyen Yeni Şafak Gazetesi Teknoloji Editörü Gazeteci Yazar Melih Bayram Dede, günümüzde sosyal medyanın vazgeçilmez bir iletişim mecrası olarak yer bulduğunu belirtiyor.
Sosyal medyanın neden var olduğu sorusunu neden var olduğu düşüncesi bakış açılarına göre değişebilir diyerek cevaplayan Dede, Sosyal medya devletler için açık ve gözlenebilir bir istihbarat alanı olduğu için değerli derken, sosyal medya sitelerinin kurucuları için ise kullanıcıların onlara değer kazandıran rakamları açısından önemli olduğunu işaret ediyor.
Sosyal medyayı doğru kullanamadığımız yorumunda bulunan Dede, sosyal medyanın bizler için araç olduğunu ve bu aracı hangi amaçla kullanırsak o aracın niteliğinin de belirleneceği yönünde değerlendiriyor. Dede, sosyal medyanın bilinçli ve amaçlarımıza uygun kullanıldığında çok değerli olduğunun da altını çiziyor.
Sosyal medya kullanımı açısından unutulmaması gereken noktalara dikkat çeken Dede, internette hiçbir bilginin tam olarak silinmediğini, ileride mutlaka bir şekilde karşımıza çıkabileceği gerçeğini de hatırlatıyor. Bizim bile unuttuğumuz bir yazının geleceğimizi etkileyecek bir yerde karşımıza çıkacağı düşüncesi ile hareket etmek gerektiğini işaret eden Dede, uyarıları ile aslında sosyal medyanın arkamızda izler, sırtımızda yükler bıraktığını da gözler önüne seriyor.
Paylaşımlarda çok dikkatli olmak gerekiyor
Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Murat Dağıtmaç, yalnızlaşan komşu ve mahalle kültürünü yitirmiş kişilerin 1+1 evlere sıkıştığı günümüzde sosyal medya ağları insanların iletişim aracı olarak kullanmasının zamanın getirdiği mecburiyetlerle şekillendiği ifade ediyor. Murat Dağıtmaç, bu ihtiyacın peşinde sorunları da getirdiğine değinerek Sosyal medya kullanımının insanlarda ikinci kimlik oluşturduğunu, bu durumun davranış bozukluklarına neden olabileceğini söylüyor.
Sosyal medyada vebal açısından nasıl hareket etmeliyiz? konusuna da değinen Dağıtmaç, bu konu üzerine paylaşımlarda büyük ölçüde dikkatli olmak gerektiğini kaydediyor. Haberlerin doğruluğunu kurumsal hesaplardan teyit etmenin önemli olduğunun altını çizerken, yanlış bir paylaşım olduğunda hızlıca bunu düzeltmek için hareket edilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.
İnternet üzerinde yazdığımız her şeyin bir gün karşımıza geleceği bilinci ile sosyal medyayı kullanmak önemlidir diyen Dağıtmaç, Sosyal medya, insanların ihtiyaçları ile şekillenecek ve devamlılığı da bu oranda belirlenecektir diyor.