Köyümüzün tarihi hakkında, öğrencilik yıllarımdan başlayarak yaptığım araştırmalarda bazı bilgilere ulaşmıştım.Bu bilgilerin bir bölümünü o zamanki yaşlılardan edinmiştim.Bir bölümünü ise o dönemlerdeki giyim kuşam ve sözcüklerin yanı sıra gelenek ve göreneklerden edinmiştim.Bunları sırasıyla açıklıyayım. Bu gelenek, görenek, konuşulan dil, adetler, tarla adları, kullanılan alet, araç gereç adları komşu köylerdekilerle aynıdır. Köyümüz ve yöremiz Türkmen, Yörük kökenlidir. Kökeni Orta Asyadan göçle gelen Türk, Oğuz Boylarıdır. Hasbeyler köyünün adı "Hasbeyler" değildir.Bu ad Ortaköy'ün altkısmında bulunan mahallenin adıdır.Oraya yerleşenler çok sonra gelmişler. Hasbeyler mahallesine yerleşenlerin büyük bölümü tatar göçmenleridir ve Türktürler. Bizim köyün adı "Budaklar'dır. Bu adında sonradankonulmuş olabileceğinidüşünüyorum.Çünkü "Kayalıdere" ve civar köyler bizim köye "Ademelik"derler.Bu ad özellikle bizizm köy için kullanılır. Her ne kadar Düzpelit ve Ortaköy içinkullanılsa da bizim köy için çok daha fazla kullanılırdı. Hasbeyler Köyü'nün ilk kurulduğu yer "Ustalardüzü"dür.Yani şimdiki merkez mahallesinin yukarısındaki tepedir.Daha sonra köy şimdiki yerine taşınmıştır. Benim anaannem(Hanife Uludağ) köyün şimdiki yerine taşındığını iyi biliyordu.Tahmini olarak 1900 yılının başıgibioluyor. Aşağıya taşınma nedeni Ustaları'n çok rüzgarlı olmasıdır.Hatta "Teknegölü"tarlasına,Ustalardan uçan hamur teknesinin bu tarlaya düşmesi sonucunda bu adın verildiği söylenirdi.Şimdi köy içi denilen yerdeki büyük mezarlık köyün ilk mezarlığıdır. Yalnız mezarlıkta yazılı hiçbirtaşarastlayamadım.Bu nedenle tarihler genellikle tahminlere dayanmaktadır.Ustalar'a kuruluş tarihi tahmini olarak 1790 yılları olabilir.Bunu kendi soyumuzu geriye doğru saydığımda bulabiliyorum.Köyümüzün yerleşim bölgesinin bazı yerlerinden çıkan kalıntılar vardı.Bu kalıntıların köyün tarihi ile bağlantılı olduğunu sanmıyorum.Yerleşim bölgesinin tarihi ile ilgilidir.Örneğin,sazmaklık denilen yerlerde künkten yapılmış su yolu vardı.Yine Bekir Uludağ"ın bostanından çıkantopraktan yapılmış büyük bir kap vardı.Bu kap uzun süre, köy içinde çeşmenin yalağı olarak kullanıldı.Çeşme yapılınca kaldırıldı.Bukap büyük ihtimalle şarap yapmakta kullanılmıştı.Ayrıca çoğu yerdemezarlar çıkardı.Bu mezarlar kerpiçtendi.Şimdiki köyümüzün geçmişinde kerpiç kullanılmamıştr.1970 li yılların başında Kayalıdere yolu yapılırken "Dağdibi"denilen yerin az ilerisinden kerpiç fırınıçıkmıştı.Balıkçıkmaz denilen yerde katran kuyuları vardı.Köyün yerleşim yerinin tarihi ile ilgili olarak "Yulguncuburun tepesinden söz etmeliyiz.Bu tepede uzun zaman önce kaçak kazı yapıldı.Bu kazıda ne çıktığını bilmiyorum ama taş duvarlı bir oda çıkmıştı.Bu odada taş bir masa olduğu söylenirdi.Bu tepede bizim yulgun dediğimiz maki türü bir bitki yetişir.Adının buradan geldiği söylenir.Fakat bu tepenin adı nın bu oduğunu sanmıyorum.Çünkü bu tepe gözetleme yapmak için mükemmel bir yer.Bu nedenle bu tepenin adının "Vurguncuburun" olduğunu sanıyorum.Bu anlattıklarım,bu bölgede Türklerden önce yerleşenlerin olduğunu gösteriyor.Eskiler bu insanların Cenevizliler olduğunu söylerdi.Bunda büyük doğruluk payı vardır.Cenevizliler Karadeniz kıyılarında koloniler kurmuşlardı.Ticaretle uğraşırlardı.Bu nedenle buralara ilk yerleşenlerdir.Daha da eski çağlara kadar uzanabilir.Örneğin Türklerin Anadoluya yerleşmesinden öncesine.Yerleşilen yerler Ortaköy'ün altı Alagöl ile Hasbeyler köyünün şimdiki yeri.O insanlar bu bögede bağcılıkla uğraşmışlar.Sonra istilalar veya başka olumsuz nedenlerden dolayı buraları yüzyıllar önce terk etmişlerdir.İşte Yulguncuburundaki kalıntılar o dönemlerden kalmadır.Tabi araştırılsa başka buluntular çıkacağına eminim.Bizlerin yerleşmesi yüzlerce yıl sonra olmuştur. Daha yakın tarihlere göz atarsak,1930 yıllarda iki han vardı.Bunlar Seyidin Hanı,Alibey Hanı.Alibey hanının kalıntıları hala durur.Alibeyin su ile çalışan hızar atelyesivardı.Seyidin de çiftliği varmış.Her ikisi de bizim köylümüz değildi.Seydin yerinde Dokuzlular var.Alibeyin yerinde Aydemirler vardır bu gün. KÖYÜN KURUCULARI:Hasbeyler köyü kuruluş hikâyesini dedelerimiz bize şöyle anlatırdı:Irmak kenarında bir çocuk bulmuşlar.Bunu alıp büyütmüşler.Sonra o çocuk köyü kurmuş.Ozaman şunu sorardım bunu anlatanlara:Bu çocuğu kim bulmuş ve büyütmüş?Tabi bunun yanıtı yoktu.İşin aslı şöyledir:Köyü ilk kuran KULBAŞOĞLU(Kulpaşaoğlu da olabilir).Çünkü köy arazilerinin bölüşüğü ve akrabalık bağlarına bakarsanız bunu görürsünüz.Kulbaşoğlu ile birlikte üç sülale daha vardır köyde.Bunlardan biri Misrli oğlu(veya Mısırlıoğlu),Molla ibrahimoğlu,Topal oğlu ve dördüncü sülale bilinmiyor.Mısırlıoğlu sülaslesi memişgiller ve maytak giller; Mollaibrahimoğulu da costum giller ve osman giller,Çuvaklar; Topaloğlu İmam gillerdir.Kulbaşoğlu adı bize köyümüzün geçmişi hakkında epey bilgi sunar."Kul" sözcüğünü yörükler kullanır. Bunu halk ozanlarında görebiliriz (Kul Ahmet,Kul Hüseyin ..gibi)Bu bizim köyü kuranların yörük olduğunu gösteren bağlantıdır. Diğer kanıtlara gelince.Kadınların giyimi. Başlarında abanipoğ dedikleri başörtüsüyörüklerin kullandıklarındandır.Ozamanlarıgiydikleri "kapama","çitelli yelek",kaftana benziyen uzun giysi ve kuşak.Bu giysiler simli işlemeli olurdu.Bu gün bu giysiler yaşlıların sandıklarında bulunabilir. Ayrıca eskiden gelin alma,gelin başının örtülme biçimi yörüklerin geleneklerini hatırlatmaktadır. Ayrıca işlemeli ve aynalı sandıklar kullanılırdı. Bu anlattıklarım Ereğli'nin birçok köyünde kullanılardı ama Hasbeyler köyü ve civar köylerde daha yaygındı.Bu da köyü ilk kuranlar yörüklerdir. Ayrıca kullanılan bazı sözcükler bize bu konuda ip uçları veriyor.Örneğin anahtara "açkı",elbiseye "giysi-keysi denirdi.Köyümüz göçerler tarafından kurulmuştur.Kuran da Kulbaşoğularıdır. Daha sonra yerleşen aileler vardır.Köyü kuranlar nereden geldiler? Eskilerin anlattıkları farklıydı.Bazıları Karadeniz hattından, Trabzon taraflarından geldiğini,bazıları da Orta Anadolu hattından geldiğini söylerdi.Orta Anadolu'dan geldilerse Bolu yönünden dağları aşıp geldiler.Bu büyük bir ihtimal. Eskilerin anlattıkları hikâyeler vardır.Örneğin Kızlarderesi hikâyesi bunlardan biridir.Bir kızın eşkiyalık yaptığı anlatılırdı.Kızın mezarınında Kızlarderesindeki keskin virajın yakınlarında olduğu söylenirdi. Yukarıda yazımızda bahsettiğimiz "ÇUVAKLAR SÜLALESİ"nden yola çıkarak "ÇUVAKLAR" hakkında yaptığımız araştırmada şu bilgilere ulaşılmıştır. ÇUVAŞLAR, KIRGIZ Türkleriyle birlikte Orta Asyada yaşamış eski Türk boylarındandır. "Çuvak" da Çuvaşlarda kullanılan isimdir, şahıs ismidir. Çuvaşlar, 16. y.y.'da Rusların istilasına uğrayıp, onların egemenliğine girmişler, ancak SSCB'nin dağılmasından sonra bağımsızlıklarını ilan edebilmişler ve "Çuvaşistan Özerk Cumhuriyeti" adı altında 1.500.000 nüfuslu devletlerini kurabilmişlerdir. Tataristan devletiyle komşudurlar. Yine Çuvaşların yüzde onbeş kadarı Tatarlarla birlikte Tataristan'da yaşamaktadır. Bunları anlatmamızın sebebi; Hasbeyler Köyümüzün tarihiyle ilgili "Tatar" ve "Çuvaklar" ifadelerini açıklığa kavuşturmaktır. Tatarların Türkiye'ye göçleriyle, Kırımdan yapılan göçlerle birlikte Anadolu'ya gelip yerleşen Kırgız, Çuvaş kökenli Türk boyları olmuştur ve bunlara da genelleme yapılıp Tatar denilmiştir. Bartın'da da Hacıosmanlar köyünün "ÇUVAKLAR" diye bir mahallesi vardır.