bikral 1
bikral
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Bvural41 1
Bvural41
ShadowFon 1
ShadowFon
mavzermete 1
mavzermete
YazilimMühendisi 1
YazilimMühendisi
Fethi Polat 1
Fethi Polat
InfernoShade 1
InfernoShade
Hikaye Ekle

Reyting CANAVARI

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan CrazyAlkan
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 2
  • Görüntüleme Görüntüleme 278

CrazyAlkan

Ticaret - 100%
7   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

a1b5adc4-05f1-4dcc-8430-a2010a846b8b.png

Bu kadar renkli durduğuna bakmayın, yayında olmamak tam bir kabus!


Yabancı dizi izleyen pek çok seyirci yeni bölüm ekranına düşmeden dizinin devamı ve sağlığı hakkında pek bilgi sahibi olamıyor. Bizden çok farklı bir televizyon sisteminde rakamların, saatlerin ve durumların ne olduğunu okumak çok kolay değil elbette. Bu işe ilgi duyanlar veya merak edenler bu yazıyla konuya kolayca giriş yapabilirler

Amerika’da kanal sistemini üçe ayırabiliriz: ana akım kanal (CBS, NBC, Fox vb.), temel kablolu kanal (TNT, USA vb.) ve Premium kablolu kanal (HBO, Showtime vb.) Ana akım ve kablolu kanalların bir diziden beklentileri çok farklı. Dolayısıyla başarı kriterleri buna göre değişiyor.

BAŞARI NASIL BELİRLENİR?
Bir ana akım kanal reklam gelirleriyle kendini döndürür. Bu yüzden dizisi ne kadar çok izlenirse sezon başında o dizinin reklam kuşaklarını o kadar pahalıya satma şansı elde eder. Yeni dizilerde de iş ilk bölümlerin sağlamlığına ve kadroyu oluşturan isimlerin marka değerine kalır. Dizilerin reytinglerinde önemli olan o akşam bölümü kaç kişinin izlediği değil, bu kişilerden kaçının 18 - 49 yaş aralığında olduğudur. Zira 18 yaşından küçükseniz bir şey alacak paranız yoktur, 49 yaşından büyükseniz tüketim alışkanlıklarınız değiştirilemeyecek kadar kemikleşmiştir. Yani reklam verenlerin gözünde birer hiçsinizdir, ne yazık ki. O noktadan sonra isterse dizi milyonlarca kişi tarafından izlensin, hatta Harry’s Law dizisinde olduğu gibi kanalın rakamsal olarak en çok izlenen dizilerinden olsun fark etmez. O 18 - 49 reytingi adam gibi gelmediği sürece iptalden kaçınmak olanaksızdır.

Kablolu kanalların ise asıl amacı reklam almak değil, üyelik satmaktır. Zaten bir ana akım kanal kadar doldurması gereken yayın saati de olmadığından az ve öz üretim yapar, en kalitesini yapar ve seyirciyi kendine bağlamayı hedefler. Üye avı beraberinde kaliteli ürünleri de getiriyor. Zira bir tüketici bir ürüne fazladan para verecekse bunu karşılığını almak istiyor haklı olarak. HBO’nun sloganı boşuna değil: “Bu televizyon değil, bu HBO!” Eskiden kablolu yayın dizilerinin izlenme oranları ana akım kanalların yanına bile yaklaşamazken günümüzde The Walking Dead ve Game of Thrones gibi projeler ortada ana akım dizi bırakmayacak kadar tozu dumana katmayı başarıyor. Herkese nasip olmayan bu ayrıcalığa kavuşamayan kablolu diziler de kaliteli ve konuşulur oldukları sürece devam etme şansına erişiyor.

0b3486d6-d07b-4ef4-84c5-67e60dc1e69b.png

The Walking Dead en popüler dizilere taş çıkaran izlenme oranlarına sahip.

BİR DİZİ NEDEN DEVAM EDER?
En basit cevap yukarıdaki başarı kriterlerine uyması. Ancak bu kriterler bile taşa yazılmış şeyler değil en nihayetinde. Bir dizi çok izlenmeli. Ama kendisinden önceki diziden daha az izlenmemeli. Kendisinden sonraki diziyi izletmeli. Yayınlandığı akşamki diğer programlarla ortak seyirci kümeleri yaratabilmeli. İzlenme oranları kanal ortalamasından yüksek olmalı. Aynı saat diliminde diğer kanallarla yarışabilmeli. Uzun lafın kısası bir dizinin devam edebilmesi için yapması gereken o kadar çok şey var ki. Bu biraz da kanal yöneticilerinin doğru stratejilerle yayın yapmasına bağlı aslında. Örnekse ABC yöneticileri reytingleri yerlerde sürünen ancak son derece eli yüzü düzgün bir komedi dizisi olan Trophy Wife’ı kanalın en popüler işlerinden Modern Family’nin arkasına koysaydı şimdi bu durumda olmazdı diyebiliriz.

Ancak her şey rakamlarda bitmiyor. Bir dizinin devam etmesinin bir diğer sebebi de kanala getirdiği prestij. Sırf sıkıcı polisiye hikayelerden oluşan diziler veya bel altı esprilerden geçilmeyen bayat komediler yayınlamakla suçlanan bir kanalsanız eğer, Emmy’lerde En İyi Drama kategorisinde aday olabilen tek ana akım diziyi yayında tutarsınız elbette. CBS’in The Good Wife’ından bahsediyorum. Ödül demek dizinin, ama daha da önemlisi kanalın konuşulması demektir. Reklamın iyisi kötüsü olmaz belki; ama iyisi olursa hiç de fena olmaz…

Bir diğer devam sebebi ise bölüm biriktirebilmek. Amerikan sisteminde bir kanal diziyi yapımcı stüdyodan belli bir lisans bedeli karşılığında alır ve sezonlar ilerledikçe bu lisans bedeli başarı durumuna göre ya artar, ya azalır. Kanalın amacı boş yayın dilimini orijinal bir içerikle doldurmak ve seyircisine yaranırken reklam vereni hoş tutmaktır. Stüdyonun amacı ise ürettiği diziyi en az seksen sekiz bölüm biriktirebilecek kadar yayında tutmaktır. Çünkü bu rakama ulaşırsa hafta içi her gün frekansıyla yayınlanmak üzere diziyi başka kanallara satacak, böylelikle paraya para demeyecektir. Bu yüzden dizileri kanallara neredeyse bedavaya veren stüdyo dedikoduları piyasadan hiç eksik olmaz. İzlenme oranları özellikle bu sezon korkutucu derecede düşen Revengebu sene yayından kalkmazsa bilin ki bunun tek sebebi Disney’in bölüm sayısını arttırmak istemesidir.

SEYİRCİ NELER YAPIYOR?
Takip edenler yıllar boyu yayından kalkma tehlikesi altındaki dizilere hayranlarının çeşitli kampanyalarla can verme girişimlerini görmüşlerdir. Roswell iptal edilmesin diye kanala acı biber sosu gönderenlerden tutun Jericho’yu kurtarmak için kanala yirmi tondan fazla fıstık gönderenlere kadar çok çeşitli çılgınlıklar yapıldı sevilen diziler uğruna. Şahsen ben sırf hayranları NBC’ye Subway sandviçleri gönderdi diye Chuck’ın yenilendiğine inanmanın saflık olduğunu düşünüyorum. Bu kampanya ancak kanal yöneticilerinin karnını doyurmuştur, o kadar. Milyon dolarlık anlaşmalar halkın ısrar dolu ricalarıyla gerçekleşmiyor hiç şüphesiz.

c53714b4-57a0-4e92-9517-979b50f25810.png

Roswell: Acı sosların kurtardığı leziz dizi.

Peki dizileri bölüm kaçırmaksızın takip eden seyircilerin onların hayatta kalmalarını sağlamak için yapabileceği hiçbir şey yok mu? Var elbette. Konuşmak… Susmaksızın hem de. Nielsen’in bile sosyal medya reytinglerini ölçtüğü bu devirde yeni medya, yeni sistem demek. Bağımlı olduğunuz diziyi fark edilir kılın. İzlerken sürekli Tweet atın ve onu trend haline getirin. Arkadaşlarınıza bahsedin, onlar da izlesin. Facebook’ta sayfalar açın veya var olan sayfalara yorumlar yapın. Dizilerin resmi hesaplarını mutlaka takip edin, aktif olarak etkileşimde olun. Kısacası evinde reyting ölçme cihazı olmayan sizler dizinin arkasındakilere var olduğunuzu ispat edin. Çünkü bu devirde o cihazdan çok sizin varlığınızı bilmeleri önemli artık.

Yurt dışında yaşayan veya yurt dışından rahatça alışveriş yapabilen seyirciler için biraz tuzluya mal olacak ancak efektif olduğu birçok kere kanıtlanmış bir yöntem daha var: dizilerin piyasaya çıkan ürünlerini satın almak. Özellikle DVD’lerini. Firefly iptalinin ardından patlayan DVD satışlarıyla başka bir stüdyodan bir final filminin çekilmesini garantilemeyi başarmıştı. Ki işbu dizinin muhteşem ilk sezonunun DVD’si on yıl sonra hala sıklıkla Amazon’un en çok satan ilk yüz DVD’si içine girer. Yayından kaldırılan Family Guy’ın da yüksek DVD satışları sonrası tekrar ekranlara döndüğü bilinen bir gerçek. Diziler sadece ekrana haftada bir gelen içerikler değildir. Onlar birer satış aracıdır aynı zamanda. DVD’ler, giyim, poster, kitap, CD, oyuncak… İşin arkasındakilere dizi için para harcayacak bir kitle olduğunu, yani talep olduğunu kanıtlayabilirseniz arz hiç şüphesiz ki kaçınılmazdır.

Biz ‘yabancı’ seyircilerin bir şekilde takip ettiği dizilerin devamını sağlamak için yapabileceği bir şey daha var: bayiden ısrarla istemek. Çok sevdiğiniz dizi ülkemizde yayınlanmıyor mu? Derhal Digiturk, CNBC-e, D-Smart gibi yayın organlarını bombardımana tutmaya başlayabilirsiniz “Hani nerede Orphan Black?” diye. Zira bir dizi kendi ülkesinde ortalama bir başarı sergilese de ne kadar çok ülkede satılır ve yayınlanırsa stüdyo o ortalama başarıyı o kadar rahat ve efektif şekilde telafi eder. Fringe ve Nikita gibi tür işleri, tür işleri genelde Avrupa’da çok daha başarılı olduğundan, yayınlandıkları ülkelerde kazandıkları popülariteler ile yayında kalabildiler diyebiliriz. Biz bu dizileri ısrarla ister, yayınlandığında da resmi kanallardan izlersek küçük de olsa çorbada tuzumuz olabilir, yeni bölümlerin geleceğini garantine almak için bir adım atmış olabiliriz.

BU DEVRAN SÜRÜP GİTMEZ
Her sabah kalkıp reyting karnesini bekleyerek kader tahmini yapma günleri hızla geride kalıyor. Reytinglerin önemsiz olduğunu söylemek ne yazık ki hala mümkün değil, çünkü doğruyu söylemek gerekirse tek sağlıklı ölçüm oranı evlerde yer alan o kutucuklar. Fakat resmi kaynaklar üzerinden internetten izleme ve hafızaya kaydetme gibi izleme alışkanlıkları oturup canlı canlı kanal izlemenin yerini alırken yeni yöntemler keşfetmek gerektiği de apaçık ortada. Amerikan televizyonları sosyal medya oranlarını ölçtürmeye ve kayıt sonrası izlenme oranlarını da hesaba katmaya başlayarak bir adım attılar. Reytinglerin düşmesi çıkması, haftalık takipleri ve üzerine konuşup tahminler yapmak ne kadar keyifliyse yüzlerce insanın hayatını kazandığı tek bir projenin iki haftada yayından kalkmasının acımasızlığını eli kanlı reyting canavarına mal etmek de o kadar kolaycılık. Oyunun içinde başka oyuncular olduğunu fark etmenin zamanı geldi de geçiyor… Bize de izlemek, varlığımızdan tepedekileri haberdar etmek ve bir sonraki bölüm olmayacakmış, her bölüm final bölümüymüş gibi tek bir sahnenin bile tadını çıkarmak kalıyor.


 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst