- Katılım
- 23 Eyl 2009
- Konular
- 641
- Mesajlar
- 3,105
- Reaksiyon Skoru
- 148
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 16 Yıl 8 Ay 28 Gün
- Başarım Puanı
- 170
- MmoLira
- -351
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
28 Haziran 2010, Pazartesi
Aykut Kocaman, takımın çehresini tamamen değiştirecektir. Oyunu yavaşlatan, idmandan kaytaran, hakemle oynayana yer olmayacak artık. Aklı hep topta ve futbolda olan isimlerle, keyif veren bir Fenerbahçe'nin doğumunu müjdeliyorum.
2008-2009 sezonun devre arasında Ankarasporun kamp yaptığı otelde Aykut Kocamanla karşılaşan Ali Koç, Yolumuz yakında kesişir umarım dediği zaman Ali Koça da, Fenerbahçe tarihinin en çok gol atan oyuncusu Aykut Kocamana da ütopya gibi geliyordu bu birliktelik. Herkes istiyordu, ama kimse cesaret edemiyordu. Gün bugünmüş!
Aykut Kocamanı hepimiz Trabzonspor maçından sonra yaptığı o muhteşem açıklamayla sevdik. Trabzonsporun elinden şampiyonluğu almalarını sağlayan, polemiği büyük, sonuçları dramatik 2-1lik müsabakadan sonra galibiyetin coşkusuyla şımarmamış, Trabzonlu meslektaşlarının üzüntüsünü paylaşırken, vakar içinde galip gelmenin ne demek olduğunu anlatan bir sporcunun varlığıyla bizi sevindirmişti. O günkü çizgisini hiç kaybetmedi. Tek başına yürüdü, genelde içe dönük, yaşadığı travmaları dışarıya yansıtmayan, müthiş futbol kariyerine rağmen mütevazılıktan vazgeçmeyen küçük dev adam...
Oğuz Çetin yardımcılıktan patronluğa terfi ederken, o İstanbulsporda parasızlıkla, belirsizliklerle mücadele ediyordu bir avuç inanmış adamla... Çetin şöhretli geçmişinin meyvelerini ağaçtan dökerken, futbol aşığı Aykut Kocaman seyircisiz kulübünde antrenörlük felsefesini pekiştiriyordu.
Keşke geçen yıl gelseydi
9 sene önce Galatasaraydaki Fatih Terim modelini yaratmaya çalışan Fenerbahçe, Rıdvan Dilmen, Oğuz Çetin ikileminde fal bakarken, İlla içinizden çıkan birisini arıyorsanız Kocaman 15 kilometre dışarıda, takımının başında, onu getirin ve biraz da süre verin demiştim. 9 sene sonra geldi, iyi ki de geldi. Keşke Aziz Yıldırım geçen sene Daum kumarı oynamak yerine onunla başlasaydı. Kocamanı futbolculuğundan sonra teknik direktör olarak seyrettiğim ilk antrenmanda hayal kırıklığı yaşamıştım. Dörde bölünmüş takım 1,5 saat boyunca ayağa pas, kontrol pas, ikiye bir çalışmış, aksiyon görmek isteyen ben ise açıkça çok sıkılmıştım. Olmaz diye düşünmüştüm. Oldu, hem de çok güzel oldu. Fenerbahçeyi Saracoğlunda 3-0la sallayan takımın başında da o vardı, birlik beraberlik takımı Ankarasporun başında da... Hep üstüne koydu, Malatya, Konya ve Ankaraspor maceralarında hep aynı felsefeyi sundu. Topa hakim, önde çabuk, futbolsevere hizmet eden bir takım. Yugoslav faulü yapan futbolcusu da olmadı, rakibi tekmeleriyle yıldıranı da! Onun öğrencileri hakemle oynamayacak, akılları hep futbolda, hep topta olacak. Aynı Barcelona gibi... Kocaman elbette sihir yaratmayacak. Çok tekrarlı antrenmanlar ve oyun felsefesinden (Aykut Kocamandan) vazgeçilmezse, uzun seneler oynayana-oynatana, taraftara-futbolsevere keyif veren bir takım ortaya çıkacak, büyük camia sabırlı davranırsa büyük başarılar birbirini kovalayacak. Aynı Barcelona gibi...
Kesinlikle pes etmemeli
Bir tek sıkıntısı olacak Kocamanın, sabırsızların baskısından bunalmamalı. Konyada yaşadığından büyük travmalarla karşılaşabilir ki, hayat bu anlamda çok öğreticidir, yaşayacaktır. Vazgeçmemeli. Fatih Terim gibi. Terim başkanının da istifasını kabul edeceği yıkım zamanında vazgeçseydi, son 3 şampiyonlukla, UEFA Kupasını göremeyecekti. Vazgeçmek yok! Bundan sonra ismine bakarak değil, fonksiyonuna bakarak futbolcu alınacak.
O liderken geceleri bar pavyon dolaşılmayacak, antrenmandan sudan sebeplerle kaçılmayacak. Futbolcular önce kendilerine ve arkadaşlarına, sonra oyuna ve rakiplerine saygı duyacak, yoksa Fenerbahçede kalamayacak.
Ne istediğini iyi biliyor
Güiza ya da önde kim oynuyorsa yalnızlıktan kurtulacak. Muhakkak 2, çoğunlukla 3 forvetle oynanacak, tempoyu düşürüyorsa eğer, Alex dahi kendisini kulübede bulacak, belki de kimi zaman 11de dahi başlayamayacak. Ancak eminim ki, önümüzdeki seneden sonra Özer başta, Fenerbahçeli futbolcular için Avrupa kulüpleri çok kez Sarı-Lacivertli kulübün kapısını çalacak. Onun için sevgi ve saygı sözcükleri göndermek de gereksiz, acıtacak yorumlarla gündem yaratmaya çalışmak da! O kimin ne olduğunu, üretirken kimin hangi değerlendirmeyi yapıp, kimin görmezden geldiğini, kazananın kahraman, kaybedenin şarlatan haline getirildiğini biliyor.
Herkesle mesafeyi koruyor
Kendisinin 3-0 kazandığı maçta Fenerbahçeye acıdığı için fark yapmamaya çalıştığını söyleyecek kadar ahlaktan, akıldan, izandan yoksun insanların olduğu, başarının üretilenlerle değil kupalarla ölçüldüğü bir ülkede, aslında her şeyin yalan olduğu düzende kimse onun dengesini bozamaz. O nereye gittiğini de biliyor, futbolu da... Önce ailesini, sonra futbolu seviyor ve adı sanı, statüsü ne olursa olsun herkesle mesafesini koruyor. Fenerbahçeyi güzel günler bekliyor.
Yanlış yapan yanar
Geçen sezon bazı futbolcuların özel yaşamına dikkat etmemesi nedeniyle başı epey ağrıyan Fenerbahçede, artık Aykut Kocaman kanunları geçerli olacak. Bu anayasanın birinci maddesi ise disiplin. Aykut hoca, ister idmanlarda ve maçlarda, isterse de özel hayatlarında yanlış yapanı affetmeyecek. Disipline uymayan formayı rüyasında görecek, ayrıca ağır para cezası ödeyecek.
Rakibe saygı şart
Futbolculuğu döneminde efendiliğinden asla taviz vermeyen Kocaman, hocalığı döneminde oyuncularından da aynı şeyi isteyecek. Rakibe ve meslektaşlarına saygıda kusur istemeyen genç hoca, sempatik bir Fenerbahçe takımı yaratmak istiyor. Zaman zaman hırslarını dengeleyemeyen ve hoş olmayan görüntülere neden olan Emre, Lugano ve Kazımdan daha sakin olmalarını isteyecek.
İşin başı sağlık
Gökhan Gönül ile Özer Hurmacı gibi sakat oldukları halde fedakarlık yaparak oynama dönemi de artık geride kalıyor. Yeni sezonda her anlamda hazır olmayan futbolcuları riske atmayacak olan genç teknik adam, bu nedenle alternatifli bir kadro oluşturmanın hesaplarını yapıyor. Aykut Kocamanın en büyük hayali, tribüne küsen taraftarların gönlünü alacak güzel futbol oynatmak.
Aykut Kocaman, takımın çehresini tamamen değiştirecektir. Oyunu yavaşlatan, idmandan kaytaran, hakemle oynayana yer olmayacak artık. Aklı hep topta ve futbolda olan isimlerle, keyif veren bir Fenerbahçe'nin doğumunu müjdeliyorum.
2008-2009 sezonun devre arasında Ankarasporun kamp yaptığı otelde Aykut Kocamanla karşılaşan Ali Koç, Yolumuz yakında kesişir umarım dediği zaman Ali Koça da, Fenerbahçe tarihinin en çok gol atan oyuncusu Aykut Kocamana da ütopya gibi geliyordu bu birliktelik. Herkes istiyordu, ama kimse cesaret edemiyordu. Gün bugünmüş!
Aykut Kocamanı hepimiz Trabzonspor maçından sonra yaptığı o muhteşem açıklamayla sevdik. Trabzonsporun elinden şampiyonluğu almalarını sağlayan, polemiği büyük, sonuçları dramatik 2-1lik müsabakadan sonra galibiyetin coşkusuyla şımarmamış, Trabzonlu meslektaşlarının üzüntüsünü paylaşırken, vakar içinde galip gelmenin ne demek olduğunu anlatan bir sporcunun varlığıyla bizi sevindirmişti. O günkü çizgisini hiç kaybetmedi. Tek başına yürüdü, genelde içe dönük, yaşadığı travmaları dışarıya yansıtmayan, müthiş futbol kariyerine rağmen mütevazılıktan vazgeçmeyen küçük dev adam...
Oğuz Çetin yardımcılıktan patronluğa terfi ederken, o İstanbulsporda parasızlıkla, belirsizliklerle mücadele ediyordu bir avuç inanmış adamla... Çetin şöhretli geçmişinin meyvelerini ağaçtan dökerken, futbol aşığı Aykut Kocaman seyircisiz kulübünde antrenörlük felsefesini pekiştiriyordu.
Keşke geçen yıl gelseydi
9 sene önce Galatasaraydaki Fatih Terim modelini yaratmaya çalışan Fenerbahçe, Rıdvan Dilmen, Oğuz Çetin ikileminde fal bakarken, İlla içinizden çıkan birisini arıyorsanız Kocaman 15 kilometre dışarıda, takımının başında, onu getirin ve biraz da süre verin demiştim. 9 sene sonra geldi, iyi ki de geldi. Keşke Aziz Yıldırım geçen sene Daum kumarı oynamak yerine onunla başlasaydı. Kocamanı futbolculuğundan sonra teknik direktör olarak seyrettiğim ilk antrenmanda hayal kırıklığı yaşamıştım. Dörde bölünmüş takım 1,5 saat boyunca ayağa pas, kontrol pas, ikiye bir çalışmış, aksiyon görmek isteyen ben ise açıkça çok sıkılmıştım. Olmaz diye düşünmüştüm. Oldu, hem de çok güzel oldu. Fenerbahçeyi Saracoğlunda 3-0la sallayan takımın başında da o vardı, birlik beraberlik takımı Ankarasporun başında da... Hep üstüne koydu, Malatya, Konya ve Ankaraspor maceralarında hep aynı felsefeyi sundu. Topa hakim, önde çabuk, futbolsevere hizmet eden bir takım. Yugoslav faulü yapan futbolcusu da olmadı, rakibi tekmeleriyle yıldıranı da! Onun öğrencileri hakemle oynamayacak, akılları hep futbolda, hep topta olacak. Aynı Barcelona gibi... Kocaman elbette sihir yaratmayacak. Çok tekrarlı antrenmanlar ve oyun felsefesinden (Aykut Kocamandan) vazgeçilmezse, uzun seneler oynayana-oynatana, taraftara-futbolsevere keyif veren bir takım ortaya çıkacak, büyük camia sabırlı davranırsa büyük başarılar birbirini kovalayacak. Aynı Barcelona gibi...
Kesinlikle pes etmemeli
Bir tek sıkıntısı olacak Kocamanın, sabırsızların baskısından bunalmamalı. Konyada yaşadığından büyük travmalarla karşılaşabilir ki, hayat bu anlamda çok öğreticidir, yaşayacaktır. Vazgeçmemeli. Fatih Terim gibi. Terim başkanının da istifasını kabul edeceği yıkım zamanında vazgeçseydi, son 3 şampiyonlukla, UEFA Kupasını göremeyecekti. Vazgeçmek yok! Bundan sonra ismine bakarak değil, fonksiyonuna bakarak futbolcu alınacak.
O liderken geceleri bar pavyon dolaşılmayacak, antrenmandan sudan sebeplerle kaçılmayacak. Futbolcular önce kendilerine ve arkadaşlarına, sonra oyuna ve rakiplerine saygı duyacak, yoksa Fenerbahçede kalamayacak.
Ne istediğini iyi biliyor
Güiza ya da önde kim oynuyorsa yalnızlıktan kurtulacak. Muhakkak 2, çoğunlukla 3 forvetle oynanacak, tempoyu düşürüyorsa eğer, Alex dahi kendisini kulübede bulacak, belki de kimi zaman 11de dahi başlayamayacak. Ancak eminim ki, önümüzdeki seneden sonra Özer başta, Fenerbahçeli futbolcular için Avrupa kulüpleri çok kez Sarı-Lacivertli kulübün kapısını çalacak. Onun için sevgi ve saygı sözcükleri göndermek de gereksiz, acıtacak yorumlarla gündem yaratmaya çalışmak da! O kimin ne olduğunu, üretirken kimin hangi değerlendirmeyi yapıp, kimin görmezden geldiğini, kazananın kahraman, kaybedenin şarlatan haline getirildiğini biliyor.
Herkesle mesafeyi koruyor
Kendisinin 3-0 kazandığı maçta Fenerbahçeye acıdığı için fark yapmamaya çalıştığını söyleyecek kadar ahlaktan, akıldan, izandan yoksun insanların olduğu, başarının üretilenlerle değil kupalarla ölçüldüğü bir ülkede, aslında her şeyin yalan olduğu düzende kimse onun dengesini bozamaz. O nereye gittiğini de biliyor, futbolu da... Önce ailesini, sonra futbolu seviyor ve adı sanı, statüsü ne olursa olsun herkesle mesafesini koruyor. Fenerbahçeyi güzel günler bekliyor.
Yanlış yapan yanar
Geçen sezon bazı futbolcuların özel yaşamına dikkat etmemesi nedeniyle başı epey ağrıyan Fenerbahçede, artık Aykut Kocaman kanunları geçerli olacak. Bu anayasanın birinci maddesi ise disiplin. Aykut hoca, ister idmanlarda ve maçlarda, isterse de özel hayatlarında yanlış yapanı affetmeyecek. Disipline uymayan formayı rüyasında görecek, ayrıca ağır para cezası ödeyecek.
Rakibe saygı şart
Futbolculuğu döneminde efendiliğinden asla taviz vermeyen Kocaman, hocalığı döneminde oyuncularından da aynı şeyi isteyecek. Rakibe ve meslektaşlarına saygıda kusur istemeyen genç hoca, sempatik bir Fenerbahçe takımı yaratmak istiyor. Zaman zaman hırslarını dengeleyemeyen ve hoş olmayan görüntülere neden olan Emre, Lugano ve Kazımdan daha sakin olmalarını isteyecek.
İşin başı sağlık
Gökhan Gönül ile Özer Hurmacı gibi sakat oldukları halde fedakarlık yaparak oynama dönemi de artık geride kalıyor. Yeni sezonda her anlamda hazır olmayan futbolcuları riske atmayacak olan genç teknik adam, bu nedenle alternatifli bir kadro oluşturmanın hesaplarını yapıyor. Aykut Kocamanın en büyük hayali, tribüne küsen taraftarların gönlünü alacak güzel futbol oynatmak.


