noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Bvural41 1
Bvural41
Hikaye Ekle

İntikam Meleği - 2. Bölüm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 219

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

2.Bölüm
Tam George’un kapısını açacakken yabancı bir sesin adımı söylemesiyle olduğum yerde kaldım. Kapının kolunu bırakarak yavaşça arkaya döndüm. Karşımda 1.65 boylarında ince, sarışın bir kız, daha doğrusu bir kadın, vardı. Tanımadığım bu kadın bana pek de yabancı gelmiyordu.
“Bana mı seslendiniz?” Sesimdeki katıksız merakı kadın anlamış olmalıydı ki hafifçe gülümsedi.
Hemen yanıma gelerek dostane biçimde elini uzattı. “Ben Angelina Scott.” Angelina Scott… Tanımıyordum ama kadın nedense tanıdık geliyordu. Uzattığı elini sıktım.
“Ben de Rosalie Aniston. Sizi tanıyor muyum?” Kadının samimiyeti beni rahatlatmıştı. Bu yüzden ona soyadımı söylemiştim. George’un söylediği Angelina yoksa… Bu kadın mıydı? Bu kadın olabilir miydi gerçekten? Ben çok daha çekici bir kadın beklerken karşımda sempatik bir kadın görüyordum.
Tam bir şey diyecekken George’un kapısı açıldı ve George hemen yanımıza geldi. “Ah, demek tanıştınız. Haydi gelin devamını odamda konuşalım.” Diyerek bizi odasına doğru sürükledi.
İçeride George’un masasının önündeki rahat sandalyelere karşılıklı oturduk Angelina’yla. George’sa kendi koltuğuna.
“Rosalie, tanımadın mı Angelina’yı?” Angelina’yı tanıyor muydum? Bunu sorgularcasına George’a baktım. O ise hala gülümsüyordu ve açıklama yapmıyordu. Angelina’ya dönünce esas açıklamayı ondan duyacağımı anladım.
“Rosalie bilmem hatırlar mısın ama ben Sarah’ın yanı Sarah Ryan’ın kızı Angelina. Evlendiğim için soyadım Scott oldu. Tabii kısa zaman sonra tekrar Ryan olacak.” Son cümleyi söylerken yüzünde buruk bir gülümseme vardı. Sebebi açıktı. Kocası büyük ihtimalle onu aldatıyordu. Bir dakika… Angelina Sarah teyzenin mi kızıydı? Tabii ya… Angelina çocukluk arkadaşımdı. Bu yüzden tam olarak tanıyamamıştım.
“Şimdi hatırladım Angelina… Sen Sarah teyzenin kızısın. Tanrım… Nasıl unuturum. Gerçi o kadın, annem, beni 8 yaşında bırakınca geçmişteki her şeyi unutmak o kadar da zor olmadı.” Bunu gülerek söylemiştim ama ne George ne de Angelina gülmüştü. Çünkü gülünecek bir şey değil ağlanacak bir şeydi.
Ortama yaydığım hüzün bulutlarını kaldırmak için konuyu değiştirdim. “Bizimle mi çalışacaksın Angelina?” Konu iş olunca birden mizacım değişiyordu. Angelina da soruş tarzımdan bunu anlamış olmalıydı ki sırtını dikleştirip ciddileşmişti.
“Hayır Rosalie, Angelina senden bir yardım isteyecekti. Onun için buradayız.” Tek kaşımı kaldırıp George’a baktım. İnsanlar en son benden 10 yıl önce yardım istiyordu. En son 16 yaşımdayken sınıf arkadaşıma ödevini yapması için yardım etmiştim. Ondan sonra bir anda değişmiştim. İyi Rosalie’nin yerini kötü, acımasız Rosalie almıştı. Çünkü o kadının, annemin, gerçek kimliğini, beni neden bıraktığını, kısacası her şeyi öğrenmiştim.
Çantamdan çıkardığım sigarayı yakıp içime çektim. Dumanı üflerken konuşmaya başladım. “Nasıl bir yardımdan bahsediyoruz?” George önüme bir dosya atıp konuşmaya başladı.
“Angelina boşanmak istiyor fakat kocası buna ve tazminat vermeyi kabul etmiyor.” Dosyaya uzanıp aldım. Bir yandan da sigarayı içiyordum. Dosyaya uzanırken göz ucuyla Angelina’ya baktım. Yüzünü buruşturmuştu. Sigaradan olmalıydı. Sigarayı ağzımdan alıp söndürdüm. Daha sonra dosyayı incelemeye başladım. Angelina ufak bir tazminat istemişti.
“Sizde benim bu dosyayı imzalatmamı istiyorsunuz öyle mi?” Angelina umutla bana bakıyordu. “Neden diğer kızlardan biri yapmıyor George?” Bu benim için her zaman söylediğim gibi ‘basit’ bir işti. Fazlasıyla basit. Dün geceki gibi…
“Christina ve Jessica şu an işteler zaten. Alicia da tatilde şu an, geriye bir tek sen kalıyorsun. Hem… Bu işi özellikle senin yapmanı istedi Angelina.” George’u dinlerken Angelina’ya bakıyordum. O da benimle olan göz temasını kesmiyordu.
Hafifçe gülümsedim. “Pekala. Bu işi yapacağım. Ama sadece 2 gün en fazla 2 gün ayırırım. Olmazsa daha fazla uğraşmam.” Angelina bunu duyar duymaz yerinden kalkıp boynuma atladı. Bu sevgi ve sevinci hoşuma gitmiş ama bana göre değildi. Sevilmek, sevmek, iyilik yapmak bana göre değildi. Son on yıldır bunlar bana yabancıydı ve ömür boyu yabancı kalmasını istediğim şeylerdi.
“Para konusuna gelince-“ George’un lafını kestim.
“Paraya gerek yok. Sarah teyzeyi severdim. Bu iş yeterince basit görünüyor zaten. Hem bu işi bana bir daha basit işler verme diye yapıyorum George bilesin!” George bu cevabım tatmin etmiş gözüküyordu. George, Angelina’ya neden bu kadar yardım etmek istiyordu ki? Merakla George’a bakınca her şeyi anladım. George Angelina’dan hoşlanıyordu! Belki de aşıktı. Bizim George birini seviyordu ha! Gülmemek için başımı yan tarafa çevirdim. En iyisi şu an bunu unutmaktı. Daha sonra öğrenebilirdim George’tan.
Gıcık tutmuş gibi boğazımı temizleyince ikisi de birbirini süzmekten vazgeçip dikkatini bana verdi. “Elimizde ne var? Bu adamı nerede bulabilirim?” Şimdi planı yapmalıydık. Şu işi bir an önce bitirip kurtulmak istiyordum.
Angelina boğazını temizleyip konuşmaya başladı. “Elliot barda takıldığını biliyorum. Neredeyse her gece orada içer, bir kızla ayrılır.” Şaşkınlıkla ona baktım. Kocasının bu kadar şeyi yaptığını nereden biliyordu? “3 gece takip edince bunları öğrendim.” Bu onu rahatsız ediyor olmalıydı ki bunu yere bakarak söylemişti.
Angelina’yı daha fazla utandırmamak için George’a döndüm. “En geç 2 saat içinde orada bana bir iş ayarlıyorsunuz. Mümkünse barmenlik olsun. Ayrıca siyah peruk istiyorum. Lense gerek yok. Bu akşam bu işi bitiriyoruz!” George memnuniyetle gülümsedi ve hemen telefona sarıldı.
Angelina mutlu olmuştu. Birilerini mutlu etmek bana göre değildi ama Sarah teyzeyi severdim. O kadar yıl bana annelik yapmış birinin kızına sırtımı dönemezdim. George telefon konuşmasını bitirince her zamanki sırıtışıyla bana döndü. “Tamamdır bebek.”
“Bana ismimle hitap etmeni sana milyonlarca kez söylememe gerek yok herhalde. Neyse benim gidip kızlarla biraz konuşma yapmam gerek. George 5 dakika sonra odaya gireceğim ve ne kadar kız varsa orada görmek istiyorum. Zaten şu öğretmenlik gibi gelen sıkıcı işi zorla yapıyorum.” Bu işte yalnız değildim. Benim gibi onlarca hatta yüzlerce kız vardı. Bu iş sadece Amerika’da yapılmıyordu. George’un bu yüzden sağlam bağlantıları vardı.
Cevabı beklemeyip ayağa kalktım. Kapıdan çıkmadan önce “Angelina sen de katılmak istemez misin?” Aslında George’la kalmak isteyeceğini düşünsem de nezaketen sormam gerekirdi.
“Buralardaysa olabilir.” Gülümsedim. Elimle ‘gel’ işareti yapıp odadan çıktım.
5 dakika sonra ofisteki bir diğer odaya girdik Angelina’yla. İçeride yaklaşık 10 kız beni bekliyordu. Ben içeriye girince aralarında konuşmayı kestiler.
“Bugün bir misafirimiz var ve konumuz çok uzun değil. Bu yüzden pek sıkılacağınızı sanmıyorum. Hoş, ben de pek eğlenmiyorum ya.” Son cümleyi mırıltıyla söylemiştim ve sadece Angelina duymuş hafifçe güldü. Yarım daire şeklinde oturmuş kızların karşısına bir sandalye koyup oturdum. Hemen yanıma da Angelina oturdu.
Samantha her zamanki merakıyla Angelina’yı işaret ederek sordu. “Aramıza yeni mi katıldı?” Samantha bu grup içerisindeki benim tabirimle en dişlilerdendi. Birkaç hafta içerisinde iş yapmaya başlayacak seviyeye gelecekti.
Gülümsedim. “Hayır. O sadece benim arkadaşım.” Son kelimeyi söylerken içten bir şekilde Angelina’ya baktım. Onun da bana öyle baktığını görünce mutlu oldum.
“Bugün adamları nasıl ikna edeceğimiz hakkında konuşacağız.” Diyerek başladım konuşmaya. 9-10 yıldır bu işin içinde olduğum için artık her türlü bilgiye sahiptim. Zaten bu yüzden George bu saçma şeyi yapmamı istiyordu ya. Artık erkekleri kandırmak için çok kolaydı. Güzel bir bakış, ikna edici ses tonu ve güzellikle her türlü erkeği çekebiliyordum. Hepsi fazlasıyla aptaldı.
**
“İşler tamam mı George?” Kızlarla konuşma bitince George’un odasına gitmiştim. Konumuz uzun değildi ama nedense arada 10 dakika mola verip 5 saat konuşmuştuk. Bu konu kızların hoşuna gitmişti.
“Barmenlik işini ayarladık. Peruğun birazdan burada olur. Adamlar seni 3-4 saat sonra bekliyorlar.” İşler yolunda gidiyordu. Gerçi ne zaman yolunda gitse bir aksilik çıkıyordu ya.
“Kıyafetleri orada verecekler değil mi?” George bu soruma başını sallamakla yetindi.
Peruk gelir gelmez takmak için odadan çıktım. Birden sabah çantamı George’a verdiğim aklıma geldi. Tekrar odaya gidip George’tan çantamı aldım. Daha sonra ofisin lavabosuna gidip peruğumu taktım. Siyah peruk yakışmıştı ama hiçbir saç rengi kızıl kadar yakışmıyordu. Memnuniyetle lavabodan çıktım.
Yaklaşık üç saat ofiste oyalandıktan sonra bara gitmek üzere ofisten çıktım. Bara gidince arabamı park edip bara girdim. George da benimle birlikte bara gelmişti adamı göstermek için.
Merak ve sabırsızlıkla sordum. “Adam burada mı?” George sorduğum soruyla etraftakileri süzdü. Bulduğunu anlayınca baktığı yere baktım. George’un baktığı kişiyi görünce olduğum yerde donup kaldım.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst