Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
Doğuştan Kusursuz | 4. Bölüm
Eren
Çarpan kapının sesiyle yattığım ya da sızdığım yerden sıçrayıp kanepe de hafifçe doğrulduktan sonra dudaklarımın arasından Hass*ktir. kelimesinin dökülmesine mani olamadım. Geldiği için sevinmeli miydim? Yoksa ortaya çıkmak için daha usturuplu bir vakit bulamadığı için sövmeli miydim? Ben ikisi arasında gidip gelirken Tutku hala kapının orada dikilmiş bir halde ellerini beline koyarak başını yana yatırmıştı ve alaylı bir ifadeyleyken aynı zamanda öldürücü bakışlarını bana gönderiyordu. Ve bir şey söyleyeyim mi? Tam kenar mahalle kocakarılarını andırıyordu böyleyken. Hatta eski mahallemde Cevriye diye bir kadın vardı. Her gördüğü yerde dedikodu. Bir de çiçek satıyordu bu. Yine 24 şubattan bir zaman işte. Önünden geçerken bana gül uzatıyor 20 lira ama sana 15 olur yiğidim. diye. Hayır bir güle o para verilir mi? Ne aptal bir zihniyettir o. Ayrıca yanımda kız da yoktu. Ne yapacağım ben o gülü? Hiçbir zaman olmayan günlüğümün arasına mı koyacağım? Güle tecavüz edip bir çok gül olmasını sağlayarak çiçekçi dükkanı mı açacağım ne yapacağım? Her neyse. Tutkuya bu benzetmeyi yaşadığımı söylememeliydim. En azından şimdilik. O salona doğru ayakkabısının topuklarını sinir bozucu bir biçimde yere daha sert vurarak yürürken ben kanepede biraz daha doğrulayım derken yanımdaki sürtüğün sağdan sola doğru dönmesiyle kendimi yerde bulmam bir oldu. Üstelik başımı da ortada ki masaya çarpmıştım ama filmlerdeki gibi kendimden geçmemiştim. Halbuki şu an en çok istediğim şeylerden biriydi bilincimi yitirip Tutkudan kurtulmak. Ben yerden sendeleyerek kalkarken o kahkaha atmakla meşguldü ve nihayet sevgili Alazda uyanmıştı. İdrak etmekte zorlandığını ifade eden bakışlarla bir bana bir Tutkuya bakıyordu ve en sonunda Bu kim? diyebildi. Ben cevap verme fırsatına sahip olamadan Tutku Kilimcinin kızı. dedi ve ardından bana dönüp Burada. Neler. Olduğunu. Açıklamak. İçin. Beş. Saniyen. Var. Ayrıca önce üstünü giyinmelisin. diye tamamladı cümlesini tiksinir gibi bir ifade takınıp işaret parmağıyla beni göstererek.
Açıklayabilirim.
Lanet olsun önce giyinmeyi dene.
Yerdeki boxerımla pantolonumu tam bir sakarlık gösterisi sergileyerek giydim ve yanına yaklaşıp omuzlarından tutarak onu tekli kanepeye yavaş sayılmayacak bir biçimde ittikten sonra Alaza döndüm. Sonra da kıyafetlerini eline vererek ayağa kaldırdım ve kapıya doğru resmen sürükleyerek Bahçe de giyin. Dedim. Aklıma son anda gelen uyarı metodumu uygulamak için onunla beraber kapının dışına çıkıp Burayı. Tek bir kişiye bile söylersen. Seni bulurum. dedim delici bakışlarımla. Derin bir nefes aldıktan sonra gözlerimi yüz hatlarını incelemekten vazgeçirdim ve Ve bir daha karşıma çıkma. dedikten sonra cevabını beklemeden ki o yalnızca gözlerini devirip kıyafetlerini giyinmeye başlamıştı yani bir cevap verme eğiliminde de değildi, kapıyı sertçe üstüne kapattım. Salona doğru döndüğüm de kanepeye oturana kadar art arda derin nefeslerimle kendi çapımda terapime devam ettim ve en sonunda Şey, eski sevgilim. diyebildim.
Pekte eski değilmiş. diye yanıtladı arkasına yaslanıp gülerek.
Seni anlamıyorum.
Konu ben değilim Aptal Casanova. dedi gözlerini kısıp bana bakarken.
Bak yine yaptın. derken sinir bozucu bir şekilde nerdeyse kahkaha atmakla meşguldüm. Ve bir şey söyleyeyim mi? B*k yoluna gülüyordum şu anda. Ikına ıkına. Konuyu saptırmanın doğru karar olmadığını Tutku sadece bakışlarıyla bile ifade etmeyi başarmıştı. Genellikle renkli gözlü insanların bakışlarından asalet akardı değil mi? Ki bu arada bu benim kendime özgü düşüncemdi çünkü benim de gözlerim renkliydi. Her neyse, sonuç olarak bu kızın bakışlarında sadece çirkeflik var.
Hemen. Ben yokken. Neler. Yaptığını anlat.
Boş oturmadım.
5000 kalori harcamakla mı meşguldün?
Sen artık susacak mısın?
Hayır. Ama sen anlatmaya devam edebilirsin.
Kendime göre işlerim vardı işte. Bir yere gitmeliydim, gittim. Bilgisayarınla takıldım. Ve aslında sana yalan söyledim boş boş oturmak en çok yaptıklarım arasındaydı. Ayrıca aslında burada hesap vermesi gereken ben değil, sensin.
Hesap mı? Unuttun galiba patron benim.
Herkes kendisinin patronu olsun ve kardeş kardeş anlaşalım. Buna ne dersin?
Tutkudaki duraksamadan nasıl bir pay çıkarmam gerektiğini bilmiyordum çünkü bu kız dengesizin tekiydi. Ciddiyim. Ve açıkçası düşünmeye başlamıştım bile bununla nasıl iş birliği yapabileceğim konusunu. Sonucunda kocaman bir sıfır alacağım şey uğruna onu çekmek istemezdim, istemiyordum. Herhangi bir sonucu garantilemekse en çok arzuladığım şeylerdendi ve bu şekilde nasıl mümkün olurdu gerçekten bilmiyordum. Konuşmaya başlamasıyla kendi içimdeki çelişkilerle baş etmeyi sonraya bıraktım ve onu dinlemeye başladım.
Kabul. Ancak.. Bir sonuç elde edeceğimizi birbirimize garanti etmeliyiz. Ya da en azından bunu istiyorum. Garanti edemeyeceksek de en azından az buçuk güven vermeliyiz.
Ve Tutku, bunu habersizce ortadan kaybolarak yapamazsın bana karşı. Beni ektiğini düşündüm.
Beni hackerlık güçlerinle bulabilirdin öyle yapmış bile olsam. Değil mi? dedi tek kaşını kaldırıp. Bu kız kanıt mı istiyordu yoksa? Ah peki.
Burada sadece bir motor, araba ve şu an içinde bulunduğumuz villa var. Bir yat sahibisin. Şey de.. Avustralyada. Bir çiftliğin var o da Almanyada. Bir tane daha villan var, Yunanistanda. Viyanadaki bir bankada 200000 liradan fazla paran var. Ve başka hiçbir şeyin yok. Ah, olmasına gerekte yok. Bunları hızlı hızlı ve tek nefeste söylemiştim. Cümlemi bitirdiğim de arkama yaslanıp derin bir nefes aldım ve onu izlemeye başladım. İfadesinde şaşkınlık vardı ve bu gururumu okşamıştı. Ben ona sırıtarak bakarken yüzündeki ifade birden silindi ve Hafızan iyiymiş. Artık kahvaltıya ne dersin? dedi kanepeden kalkıp merdivenlere yönelirken. Şimdi ben bön bön ona bakarken o sırıtıyordu.
Öğleni geçiyor. diye yanıtladım nihayet silkinerek.
Evet, yeni uyandın. Çok çalışkansın.
Dikkati kendi üzerimden dağıtmak için Yemek yapmayı biliyorsan evde de takılabiliriz. dedim alaylı bir ifadeyle.
Bu yüzden evli değilim. dedikten sonra merdivenlere yöneldi direk.. Tam gözden kayboldu derken kendini aşağı sarkıtıp Ve Eren, bu sefer de çıktığımda odamda olursan, seni vururum. dedi. Gözlerini kıstığını buradan bile görebiliyordum. Yanıt beklemeden gözden kayboldu bu sefer. Bu kız sanırım şu Mimiklerine sahip olamayan türlerdendi. Ama uzaktan bakılınca tam bir manyak görüntüsü sergiliyordu yani hiç sevimli olduğu söylenemezdi. Dengesizdi ve ben bu tip insanlarla bırak iş birliğini aynı ortamda bile duramazdım. En önemlisi.. Gizemli gibiydi ve bu bende tamamıyla iticilik ve kaygı uyandırıyordu. Düşünsene.. Bir sabah uyanıyorum ve penisim yok. Bu düşüncenin de verdiği titremeyle birlikte öne doğru eğilip dirseklerimi dizlerime yasladım ve ellerimi yüzüme kapatıp Nasıl bir kaçığı buldum ben böyle? diye söylendim kendi kendime.
Tutku
Odamın anahtarını çantamdan bulmaya çalışırken muhtemelen bildiğim tüm küfürleri etmiştim. Nihayet bulup kapıyı açtığımdaysa içerideki havasızlık midemi bulandırdı. Hemen iki camı da açtım. Balkon kapısı da cabası. Ardından çantamı yatağa fırlatıp banyoma ilerledim. Bu sefer soğuk değil tam tersine suyu olabildiğince sıcak yaptım ve tenimi haşlamasına izin verdim. Hey, tabii ki saçlarımı bu işkenceye maruz bırakmadım. Onlara tapıyordum. Çıkmadan önce sıcak suyun boynuma uzun bir süre temas etmesine izin verdim elimle kendime masaj yaparken. Ve o sırada gözlerimi kapayıp tüm gerginlik sebebi olan şeylerin suyla akıp gitmesini sağlamak için şartladım kendimi. Her şey çok güzel.. Her şey çok güzel. Deniz hayatta kalmayı pekala başarabilirdi. Hadi ama! Benden daha zeki ve güçlü bir çocuğu kim kolay alt edebilirdi ki? Kimse. Artık endişelenmeyi bırakıp Pollyannacılık oynamaya başlayabilirdim ve ben bu oyundan gerçekten sıkılmıyordum. Çünkü gayet iyi hissettiriyordu. Gerçek ben gibi. Banyodan siyah havlumla birlikte çıktım ve benden beklenmeyecek bir hızda üzerime beyaz, arkası desenli ve saydam bir t-shirt, altıma da kot şortumu giydim. Bunun sebebi yalnızca açlığım olabilirdi. Saçlarımı tarayıp kurutmadan kendi hallerine bıraktım ve gri lenslerimi takıp dudaklarımaysa sadece nemlendirici sürerek odadan çıkıp basamakları ikişer ikişer indim. Aynı ayakkabılarımı giyecektim. Ereniyse yine aynı yerde gördüğüm de içimden küfürlerimi sıralamaya başlamıştım bile.
Bana bak seni moron neden hala üstünü değiştirmedin karnım aç benim anlıyor musun?
Değiştirmeyeceğim. Ayrıca nefes al. Ve yine ayrıca bukelamun gibisin Tutku.
Bu cümlesi dönüp üzerime bakmama neden oldu ve ardından onun kahkahasıyla tekrar ona döndüm. Yanıma gelip susmamı söylercesine işaret parmağını dudaklarımın üstüne bastırdı ve Nefes al. Açlıktan ölmeyeceksin. dedi. Bense sadece gözlerimi devirmekle yetindim. Evden çıkıp arabaya bindiğimizdeki kısa süreli sessizliği bozan yine Eren oldu. Ben sessizliği severim bu çocuk neden her keyfimin içine ediyordu ki?
Birbirimize soru soralım. dedi bana dönüp elleriyle sağ dizini kavrayıp dizini kendine doğru çekerken.
Hey arabamı kirletme oraya ayakkabın değmesin. diye yanıtladım söylediği şeyle alakasız olarak. Ne var? Arabam benim için değerlidir.
Sen neler yapabilirsin?
Ne gibi?
Herhangi bir şeyler. Hobilerin, fobilerin falan.
Dans etmek, şarkı söylemek, silah kullanmak.
Silah kullanmak ha? dedi gülerek.
Beğenemedin mi? diye yanıtladım başımı ona doğru çevirip.
Devam et, çirkef kız.
Yüzerim. Hız yapmak. Yağmurda ıslanmayı severim ama bu zamana kadar hiç yaşamadım.
Kahkaha atmasıyla bende istemsizce güldüm ve Ne var? dedim. Devam et. der gibi eliyle işaret etti. Nihayet sustuğunda devam ettim yola odaklanmaya çalışarak. Ki bu kafamı yormayı denerken zor oluyordu.
Tek bir fobim var o da kusmak. Başka bir şey aklıma gelmiyor.
Asıl sorum şuydu: O kadar mal ve parayı nerden buldun?
Bu sorusu ani fren yapmama neden oldu bir anda. Beklemediğim yerdendi. Tekrar gaza yavaşça yüklendiğim de yüzüne bakmadan Kardeşim de senin gibiydi. Hackerlık, hesap ele geçirmeler, sahte hesaplar sayesinde para aktarmalar. Ve şu an onu ele veriyorum. dedim tedirgin ses tonumu öksürüğümle kamufle etmeye çalışarak.
Neden onun üzerinde hiçbir şey yok peki? Tapular, banka hesapları.
Bunlar benimle ilgili değil o yüzden soramazsın. Ya sen? Nerden öğrendin hackerlığı?
Kendim.
Bu konuda nedenini bilemediğim bir ciddiyet vardı. Yani ortam anında gerilmişti. Bu gerginliği dağıtmak için O kız.. Sevgilin miydi? Eğer öyleyse ayrılman ger-
Değildi. Ve evet öyle olsaydı odaklanma sorunu yaşatacağı için ayrılmam gerekecekti, biliyorum.
Gülerek Tek gecelik aşklar mı ilgi alanı listende? dedim.
Sarhoştum.
Sarhoştum hiçbir şey hatırlamıyorum. diye yanıtladım elimi alnıma koyarken alaycı ses tonumla. Hep aynı replikler. diye tamamladım sözlerimi.
Kes şunu ben o işi sarhoş olmadan yapamam. dedi gözlerini devirerek. Bu daha çok kahkaha atmama neden olmuştu.
Ayıkken iktidarsızlık sorunu mu yaşıyorsun yoksa?
Hayır sadece..
Cümlesini kahkahamdan dolayı yarım bırakmıştı.
Aman Allahım. Utanıyorsun! dedim kahkaha atarken. Genelde kızlar böyle şeylerde utanıp sıkılırdı değil mi? Resmen domatese dönmüştü yanımda. Ama sinirden mi utangaçlıktan mı onu çözememiştim. Ki içimden bir ses utangaçlık diyordu.
Hayır sadece yapmadım. Yani ayıkken hiç yapmadım. Of Tutku!
Ee. Sağ elinle samimiyet yaşarken de mi ayık olmaman gerekiyor? dedim gülmeye devam ederken.
Hemen. Şimdi. Kes. Şu. Saçmalığı. dedi dişlerinin arasından. Ve takındığı ifade susmama yetmişti. Yolculuğun geri kalanındaysa bu sefer ben sessizliği istemediğim için Wiz Khalifa parçalarıyla doldurduğum CDyi taktım ve ikimiz de tek kelime etmedik buradan sonrasında. Mekana geldiğimizde arabadan ilk inen ben olmuştum. Emirgana gelmiştik ve yukarılara çıkmaya başladığımızdaysa Eren söylenme girişimleriyle beynimi açmaya istikrarlı bir biçimde adım atmıştı ve devam ediyordu.
Sus artık yukarılarda daha iyi yerler var Eren!
Kızım ter içinde kaldım lan biraz anlayış.
Göstermiyorum, hızlan.
Çıkmıyorum ben daha. Git ne halin varsa gör ben gelmiyorum.
Bir iki merdiven ondan yukarıdaydım. Arkamı dönüp baktım ve omuz silkip çıkmaya devam ettim. Geleceğinden adım gibi emindim. Gelmek zorundaydı, değil mi?
Hay ben senin.
Bende seni canım.
Bana çarptığın güne lanet olsun.
Ya ya hemde nasıl.
Nihayet Erenin susacağı yere yani kahvaltımızı yapacağımız kafeye geldiğimizde uç noktada bir masaya geçip oturduk. Siparişlerimizi verdikten sonra arkama yaslanıp denizi izlemeye başladım derin derin nefesler alarak. Temiz hava çoğu insanı çektiği gibi beni de mıktanıs gibi çekerdi. Gözlerim istemsizce karşımda oturan Ereni bulduğunda onun gülmemek için kendini ne kadar kastığını fark ettim. Yine ne var? dedim dik dik bakarak.
Söylememi gerçekten istiyor musun?
Evet.
Mimiklerinle dünyayı becerebilirsin.
Bu dediğine tepkisiz kalmam gerektiğini düşünüp nihayet gelen kahvaltıma döndüm. Gerçeği söylemek gerekirse doymamıştım ama İstinyedeki gözleme yapan teyzeye uğramadan gitmeyeceğim için sorun yapmadım. Yüzmeyi bırakmak bana yaramamıştı çünkü çok az da olsa basenlerimin oluşmaya başladığını fark edebiliyordum. Tekrar arabaya döndüğümüzde buranın arka tarafından çıkıp sitelerin içinden gitmeye karar verdim çünkü ne zaman kilitleneceğini hiç bilmediğim trafiğe girmeyi göze alamadım. Sahilin yanındaki siteden sola dönerken kenara çekmiş olan siyah jipi gördüm. Ama dikkatimi çeken jip değil, ona binen kişiydi. Ve bundan sonra kafamdaki tüm plan silindi. Ani bir frenle arabayı durdurup indim ve o lanet aracın yanına gittim koşarak. Cama şiddetle vurduktan sonraysa çoktan aracı kullanan şahıs gaza yüklenmişti.
Eren
Çarpan kapının sesiyle yattığım ya da sızdığım yerden sıçrayıp kanepe de hafifçe doğrulduktan sonra dudaklarımın arasından Hass*ktir. kelimesinin dökülmesine mani olamadım. Geldiği için sevinmeli miydim? Yoksa ortaya çıkmak için daha usturuplu bir vakit bulamadığı için sövmeli miydim? Ben ikisi arasında gidip gelirken Tutku hala kapının orada dikilmiş bir halde ellerini beline koyarak başını yana yatırmıştı ve alaylı bir ifadeyleyken aynı zamanda öldürücü bakışlarını bana gönderiyordu. Ve bir şey söyleyeyim mi? Tam kenar mahalle kocakarılarını andırıyordu böyleyken. Hatta eski mahallemde Cevriye diye bir kadın vardı. Her gördüğü yerde dedikodu. Bir de çiçek satıyordu bu. Yine 24 şubattan bir zaman işte. Önünden geçerken bana gül uzatıyor 20 lira ama sana 15 olur yiğidim. diye. Hayır bir güle o para verilir mi? Ne aptal bir zihniyettir o. Ayrıca yanımda kız da yoktu. Ne yapacağım ben o gülü? Hiçbir zaman olmayan günlüğümün arasına mı koyacağım? Güle tecavüz edip bir çok gül olmasını sağlayarak çiçekçi dükkanı mı açacağım ne yapacağım? Her neyse. Tutkuya bu benzetmeyi yaşadığımı söylememeliydim. En azından şimdilik. O salona doğru ayakkabısının topuklarını sinir bozucu bir biçimde yere daha sert vurarak yürürken ben kanepede biraz daha doğrulayım derken yanımdaki sürtüğün sağdan sola doğru dönmesiyle kendimi yerde bulmam bir oldu. Üstelik başımı da ortada ki masaya çarpmıştım ama filmlerdeki gibi kendimden geçmemiştim. Halbuki şu an en çok istediğim şeylerden biriydi bilincimi yitirip Tutkudan kurtulmak. Ben yerden sendeleyerek kalkarken o kahkaha atmakla meşguldü ve nihayet sevgili Alazda uyanmıştı. İdrak etmekte zorlandığını ifade eden bakışlarla bir bana bir Tutkuya bakıyordu ve en sonunda Bu kim? diyebildi. Ben cevap verme fırsatına sahip olamadan Tutku Kilimcinin kızı. dedi ve ardından bana dönüp Burada. Neler. Olduğunu. Açıklamak. İçin. Beş. Saniyen. Var. Ayrıca önce üstünü giyinmelisin. diye tamamladı cümlesini tiksinir gibi bir ifade takınıp işaret parmağıyla beni göstererek.
Açıklayabilirim.
Lanet olsun önce giyinmeyi dene.
Yerdeki boxerımla pantolonumu tam bir sakarlık gösterisi sergileyerek giydim ve yanına yaklaşıp omuzlarından tutarak onu tekli kanepeye yavaş sayılmayacak bir biçimde ittikten sonra Alaza döndüm. Sonra da kıyafetlerini eline vererek ayağa kaldırdım ve kapıya doğru resmen sürükleyerek Bahçe de giyin. Dedim. Aklıma son anda gelen uyarı metodumu uygulamak için onunla beraber kapının dışına çıkıp Burayı. Tek bir kişiye bile söylersen. Seni bulurum. dedim delici bakışlarımla. Derin bir nefes aldıktan sonra gözlerimi yüz hatlarını incelemekten vazgeçirdim ve Ve bir daha karşıma çıkma. dedikten sonra cevabını beklemeden ki o yalnızca gözlerini devirip kıyafetlerini giyinmeye başlamıştı yani bir cevap verme eğiliminde de değildi, kapıyı sertçe üstüne kapattım. Salona doğru döndüğüm de kanepeye oturana kadar art arda derin nefeslerimle kendi çapımda terapime devam ettim ve en sonunda Şey, eski sevgilim. diyebildim.
Pekte eski değilmiş. diye yanıtladı arkasına yaslanıp gülerek.
Seni anlamıyorum.
Konu ben değilim Aptal Casanova. dedi gözlerini kısıp bana bakarken.
Bak yine yaptın. derken sinir bozucu bir şekilde nerdeyse kahkaha atmakla meşguldüm. Ve bir şey söyleyeyim mi? B*k yoluna gülüyordum şu anda. Ikına ıkına. Konuyu saptırmanın doğru karar olmadığını Tutku sadece bakışlarıyla bile ifade etmeyi başarmıştı. Genellikle renkli gözlü insanların bakışlarından asalet akardı değil mi? Ki bu arada bu benim kendime özgü düşüncemdi çünkü benim de gözlerim renkliydi. Her neyse, sonuç olarak bu kızın bakışlarında sadece çirkeflik var.
Hemen. Ben yokken. Neler. Yaptığını anlat.
Boş oturmadım.
5000 kalori harcamakla mı meşguldün?
Sen artık susacak mısın?
Hayır. Ama sen anlatmaya devam edebilirsin.
Kendime göre işlerim vardı işte. Bir yere gitmeliydim, gittim. Bilgisayarınla takıldım. Ve aslında sana yalan söyledim boş boş oturmak en çok yaptıklarım arasındaydı. Ayrıca aslında burada hesap vermesi gereken ben değil, sensin.
Hesap mı? Unuttun galiba patron benim.
Herkes kendisinin patronu olsun ve kardeş kardeş anlaşalım. Buna ne dersin?
Tutkudaki duraksamadan nasıl bir pay çıkarmam gerektiğini bilmiyordum çünkü bu kız dengesizin tekiydi. Ciddiyim. Ve açıkçası düşünmeye başlamıştım bile bununla nasıl iş birliği yapabileceğim konusunu. Sonucunda kocaman bir sıfır alacağım şey uğruna onu çekmek istemezdim, istemiyordum. Herhangi bir sonucu garantilemekse en çok arzuladığım şeylerdendi ve bu şekilde nasıl mümkün olurdu gerçekten bilmiyordum. Konuşmaya başlamasıyla kendi içimdeki çelişkilerle baş etmeyi sonraya bıraktım ve onu dinlemeye başladım.
Kabul. Ancak.. Bir sonuç elde edeceğimizi birbirimize garanti etmeliyiz. Ya da en azından bunu istiyorum. Garanti edemeyeceksek de en azından az buçuk güven vermeliyiz.
Ve Tutku, bunu habersizce ortadan kaybolarak yapamazsın bana karşı. Beni ektiğini düşündüm.
Beni hackerlık güçlerinle bulabilirdin öyle yapmış bile olsam. Değil mi? dedi tek kaşını kaldırıp. Bu kız kanıt mı istiyordu yoksa? Ah peki.
Burada sadece bir motor, araba ve şu an içinde bulunduğumuz villa var. Bir yat sahibisin. Şey de.. Avustralyada. Bir çiftliğin var o da Almanyada. Bir tane daha villan var, Yunanistanda. Viyanadaki bir bankada 200000 liradan fazla paran var. Ve başka hiçbir şeyin yok. Ah, olmasına gerekte yok. Bunları hızlı hızlı ve tek nefeste söylemiştim. Cümlemi bitirdiğim de arkama yaslanıp derin bir nefes aldım ve onu izlemeye başladım. İfadesinde şaşkınlık vardı ve bu gururumu okşamıştı. Ben ona sırıtarak bakarken yüzündeki ifade birden silindi ve Hafızan iyiymiş. Artık kahvaltıya ne dersin? dedi kanepeden kalkıp merdivenlere yönelirken. Şimdi ben bön bön ona bakarken o sırıtıyordu.
Öğleni geçiyor. diye yanıtladım nihayet silkinerek.
Evet, yeni uyandın. Çok çalışkansın.
Dikkati kendi üzerimden dağıtmak için Yemek yapmayı biliyorsan evde de takılabiliriz. dedim alaylı bir ifadeyle.
Bu yüzden evli değilim. dedikten sonra merdivenlere yöneldi direk.. Tam gözden kayboldu derken kendini aşağı sarkıtıp Ve Eren, bu sefer de çıktığımda odamda olursan, seni vururum. dedi. Gözlerini kıstığını buradan bile görebiliyordum. Yanıt beklemeden gözden kayboldu bu sefer. Bu kız sanırım şu Mimiklerine sahip olamayan türlerdendi. Ama uzaktan bakılınca tam bir manyak görüntüsü sergiliyordu yani hiç sevimli olduğu söylenemezdi. Dengesizdi ve ben bu tip insanlarla bırak iş birliğini aynı ortamda bile duramazdım. En önemlisi.. Gizemli gibiydi ve bu bende tamamıyla iticilik ve kaygı uyandırıyordu. Düşünsene.. Bir sabah uyanıyorum ve penisim yok. Bu düşüncenin de verdiği titremeyle birlikte öne doğru eğilip dirseklerimi dizlerime yasladım ve ellerimi yüzüme kapatıp Nasıl bir kaçığı buldum ben böyle? diye söylendim kendi kendime.
Tutku
Odamın anahtarını çantamdan bulmaya çalışırken muhtemelen bildiğim tüm küfürleri etmiştim. Nihayet bulup kapıyı açtığımdaysa içerideki havasızlık midemi bulandırdı. Hemen iki camı da açtım. Balkon kapısı da cabası. Ardından çantamı yatağa fırlatıp banyoma ilerledim. Bu sefer soğuk değil tam tersine suyu olabildiğince sıcak yaptım ve tenimi haşlamasına izin verdim. Hey, tabii ki saçlarımı bu işkenceye maruz bırakmadım. Onlara tapıyordum. Çıkmadan önce sıcak suyun boynuma uzun bir süre temas etmesine izin verdim elimle kendime masaj yaparken. Ve o sırada gözlerimi kapayıp tüm gerginlik sebebi olan şeylerin suyla akıp gitmesini sağlamak için şartladım kendimi. Her şey çok güzel.. Her şey çok güzel. Deniz hayatta kalmayı pekala başarabilirdi. Hadi ama! Benden daha zeki ve güçlü bir çocuğu kim kolay alt edebilirdi ki? Kimse. Artık endişelenmeyi bırakıp Pollyannacılık oynamaya başlayabilirdim ve ben bu oyundan gerçekten sıkılmıyordum. Çünkü gayet iyi hissettiriyordu. Gerçek ben gibi. Banyodan siyah havlumla birlikte çıktım ve benden beklenmeyecek bir hızda üzerime beyaz, arkası desenli ve saydam bir t-shirt, altıma da kot şortumu giydim. Bunun sebebi yalnızca açlığım olabilirdi. Saçlarımı tarayıp kurutmadan kendi hallerine bıraktım ve gri lenslerimi takıp dudaklarımaysa sadece nemlendirici sürerek odadan çıkıp basamakları ikişer ikişer indim. Aynı ayakkabılarımı giyecektim. Ereniyse yine aynı yerde gördüğüm de içimden küfürlerimi sıralamaya başlamıştım bile.
Bana bak seni moron neden hala üstünü değiştirmedin karnım aç benim anlıyor musun?
Değiştirmeyeceğim. Ayrıca nefes al. Ve yine ayrıca bukelamun gibisin Tutku.
Bu cümlesi dönüp üzerime bakmama neden oldu ve ardından onun kahkahasıyla tekrar ona döndüm. Yanıma gelip susmamı söylercesine işaret parmağını dudaklarımın üstüne bastırdı ve Nefes al. Açlıktan ölmeyeceksin. dedi. Bense sadece gözlerimi devirmekle yetindim. Evden çıkıp arabaya bindiğimizdeki kısa süreli sessizliği bozan yine Eren oldu. Ben sessizliği severim bu çocuk neden her keyfimin içine ediyordu ki?
Birbirimize soru soralım. dedi bana dönüp elleriyle sağ dizini kavrayıp dizini kendine doğru çekerken.
Hey arabamı kirletme oraya ayakkabın değmesin. diye yanıtladım söylediği şeyle alakasız olarak. Ne var? Arabam benim için değerlidir.
Sen neler yapabilirsin?
Ne gibi?
Herhangi bir şeyler. Hobilerin, fobilerin falan.
Dans etmek, şarkı söylemek, silah kullanmak.
Silah kullanmak ha? dedi gülerek.
Beğenemedin mi? diye yanıtladım başımı ona doğru çevirip.
Devam et, çirkef kız.
Yüzerim. Hız yapmak. Yağmurda ıslanmayı severim ama bu zamana kadar hiç yaşamadım.
Kahkaha atmasıyla bende istemsizce güldüm ve Ne var? dedim. Devam et. der gibi eliyle işaret etti. Nihayet sustuğunda devam ettim yola odaklanmaya çalışarak. Ki bu kafamı yormayı denerken zor oluyordu.
Tek bir fobim var o da kusmak. Başka bir şey aklıma gelmiyor.
Asıl sorum şuydu: O kadar mal ve parayı nerden buldun?
Bu sorusu ani fren yapmama neden oldu bir anda. Beklemediğim yerdendi. Tekrar gaza yavaşça yüklendiğim de yüzüne bakmadan Kardeşim de senin gibiydi. Hackerlık, hesap ele geçirmeler, sahte hesaplar sayesinde para aktarmalar. Ve şu an onu ele veriyorum. dedim tedirgin ses tonumu öksürüğümle kamufle etmeye çalışarak.
Neden onun üzerinde hiçbir şey yok peki? Tapular, banka hesapları.
Bunlar benimle ilgili değil o yüzden soramazsın. Ya sen? Nerden öğrendin hackerlığı?
Kendim.
Bu konuda nedenini bilemediğim bir ciddiyet vardı. Yani ortam anında gerilmişti. Bu gerginliği dağıtmak için O kız.. Sevgilin miydi? Eğer öyleyse ayrılman ger-
Değildi. Ve evet öyle olsaydı odaklanma sorunu yaşatacağı için ayrılmam gerekecekti, biliyorum.
Gülerek Tek gecelik aşklar mı ilgi alanı listende? dedim.
Sarhoştum.
Sarhoştum hiçbir şey hatırlamıyorum. diye yanıtladım elimi alnıma koyarken alaycı ses tonumla. Hep aynı replikler. diye tamamladım sözlerimi.
Kes şunu ben o işi sarhoş olmadan yapamam. dedi gözlerini devirerek. Bu daha çok kahkaha atmama neden olmuştu.
Ayıkken iktidarsızlık sorunu mu yaşıyorsun yoksa?
Hayır sadece..
Cümlesini kahkahamdan dolayı yarım bırakmıştı.
Aman Allahım. Utanıyorsun! dedim kahkaha atarken. Genelde kızlar böyle şeylerde utanıp sıkılırdı değil mi? Resmen domatese dönmüştü yanımda. Ama sinirden mi utangaçlıktan mı onu çözememiştim. Ki içimden bir ses utangaçlık diyordu.
Hayır sadece yapmadım. Yani ayıkken hiç yapmadım. Of Tutku!
Ee. Sağ elinle samimiyet yaşarken de mi ayık olmaman gerekiyor? dedim gülmeye devam ederken.
Hemen. Şimdi. Kes. Şu. Saçmalığı. dedi dişlerinin arasından. Ve takındığı ifade susmama yetmişti. Yolculuğun geri kalanındaysa bu sefer ben sessizliği istemediğim için Wiz Khalifa parçalarıyla doldurduğum CDyi taktım ve ikimiz de tek kelime etmedik buradan sonrasında. Mekana geldiğimizde arabadan ilk inen ben olmuştum. Emirgana gelmiştik ve yukarılara çıkmaya başladığımızdaysa Eren söylenme girişimleriyle beynimi açmaya istikrarlı bir biçimde adım atmıştı ve devam ediyordu.
Sus artık yukarılarda daha iyi yerler var Eren!
Kızım ter içinde kaldım lan biraz anlayış.
Göstermiyorum, hızlan.
Çıkmıyorum ben daha. Git ne halin varsa gör ben gelmiyorum.
Bir iki merdiven ondan yukarıdaydım. Arkamı dönüp baktım ve omuz silkip çıkmaya devam ettim. Geleceğinden adım gibi emindim. Gelmek zorundaydı, değil mi?
Hay ben senin.
Bende seni canım.
Bana çarptığın güne lanet olsun.
Ya ya hemde nasıl.
Nihayet Erenin susacağı yere yani kahvaltımızı yapacağımız kafeye geldiğimizde uç noktada bir masaya geçip oturduk. Siparişlerimizi verdikten sonra arkama yaslanıp denizi izlemeye başladım derin derin nefesler alarak. Temiz hava çoğu insanı çektiği gibi beni de mıktanıs gibi çekerdi. Gözlerim istemsizce karşımda oturan Ereni bulduğunda onun gülmemek için kendini ne kadar kastığını fark ettim. Yine ne var? dedim dik dik bakarak.
Söylememi gerçekten istiyor musun?
Evet.
Mimiklerinle dünyayı becerebilirsin.
Bu dediğine tepkisiz kalmam gerektiğini düşünüp nihayet gelen kahvaltıma döndüm. Gerçeği söylemek gerekirse doymamıştım ama İstinyedeki gözleme yapan teyzeye uğramadan gitmeyeceğim için sorun yapmadım. Yüzmeyi bırakmak bana yaramamıştı çünkü çok az da olsa basenlerimin oluşmaya başladığını fark edebiliyordum. Tekrar arabaya döndüğümüzde buranın arka tarafından çıkıp sitelerin içinden gitmeye karar verdim çünkü ne zaman kilitleneceğini hiç bilmediğim trafiğe girmeyi göze alamadım. Sahilin yanındaki siteden sola dönerken kenara çekmiş olan siyah jipi gördüm. Ama dikkatimi çeken jip değil, ona binen kişiydi. Ve bundan sonra kafamdaki tüm plan silindi. Ani bir frenle arabayı durdurup indim ve o lanet aracın yanına gittim koşarak. Cama şiddetle vurduktan sonraysa çoktan aracı kullanan şahıs gaza yüklenmişti.
