kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
farkmt2official 1
farkmt2official
mannaxxx 1
mannaxxx
Bvural41 1
Bvural41
Agora Metin2 1
Agora Metin2
berkmenoo 1
berkmenoo
Hikaye Ekle

Mirror/Ayna 5.Bölüm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 136
Bazen aşk,
Gelir.
Ama bazen aşk,
Gider.
Hiç yaşanmamış gibi...

Rosa uyandığında gülümsüyordu. Bu gülümseme mutlu bir güne uyanmanın gülümsemesi değildi, ilklerini yaşıyor olmanın gülümsemesiydi. İlk defa rüyasında kendisini görmüştü -annesi ve sırrıyla ilgili saçma rüyaları saymazsak tabii- mutlu bir şekilde Zack'le geziyorlardı, sahilin kenarında. Ve Zack ona bir hediye paketi uzatıyordu.

Gülümseyerek yatağından kalktı ve yüzünü yıkadı. Bugün kendini her zamankinden daha iyi hissediyordu. Aslında Zackle ve normal hayatla çok ilgilenmeyip, sırrı çözmesi gerekiyordu. Buna rağmen dünyaya dönmüş olmak Rosalina'yı mutlu ediyordu. "Kendine gel Rosalina!" diye emir verdi kendine. "Bu sırrı çözmeden sana rahat yok." Eline sonradan yazdığı kağıt parçasını alıp okumaya başladı. Unutmuştu! Aynaları kontrol etmeyi unutmuştu. Sessizce aynaları gizlediği yedi yere de baktı ve hepsinin üzerindeki parlatıcı izini kontrol etti. Tamamdı! Aynalar güvendeydi. Şimdi yapması gereken tek bir şey vardı; neler olduğunu öğrenmek.

Annesine seslendi. Annesi cevap vermeyince teker teker odaları gezindi. Banyonun ışığının açık olduğunu görünce kapıyı tıklattı ve annesi ona gir dedi. Annesi ıslak sarı saçlarını kurutuyordu. "Ne oldu Rosa?" Kız banyo kapısının anahtarını eline aldığı gibi kapıyı kilitledi ve raflarda duran ruju alıp aynanın üzerine "Kim olduğunu biliyorum!" yazdı. Marilyn hiçbir şey anlamamış gibi kıza baktı ve elinden ruju alarak yere attı.

"Ne saçmalıyorsun Rosa? Neler oluyor?"

"Neler mi oluyor? Her şeyi biliyorum!"

"Rosa sana ne oluyor böyle?"

"O aynaları neden getirdiğini biliyorum anne!"

"Neden bahsediyorsun?"

"Odama zorla getirdiğin aynalardan bahsediyorum." Rosa sinirle annesine bakarken annesi yutkundu.

"Rosa, bence bir terapiste gitsek iyi olacak" Ne yani? Annesi Rosa'nın bir kaçık olduğunu mu düşünüyordu? Rosa'nın gördüğü onlarca rüya, geleceği görmesi, rüyalarına karar verebilmesi gerçek değil miydi? Bunlar bilinçaltının masum bir oyunu falan olamazdı! Hepsi gerçekti. Ama annesi inanmak istemiyor gibiydi.

"Ben deli değilim" dedi Rosa. Annesinin içine düşürdüğü şüpheyi unutmaya çalışarak kapının kilidini açtı ve odasına doğru yürüdü. "Ben deli olamam!" Bugün okul vardı. Dün hayatının ilk öpücüğünü almıştı. Aynalar ve annesinin dışında da bir hayatı vardı. Ofladı ve dolabının kapağını açtı. Kot kaprisiyle beyaz salaş tişörtünü giyindi. Saçlarına biraz krem sürerek şekillendirdi. Ayaklarına beyaz babet converselerini geçirdi ve çantasını alarak evden çıktı. "Aynaları da annenin saçmalıklarını da unut!" diye kendine emir verdi. "Sen deli falan değilsin."

Kız kendini sakinleştirmeye çalışırken çoktan okulun bahçesine gelmişti bile. Okula girdi ve girdiği anda Zack'i aramaya başladı. Onu gördüğündeyse hayal kırıklığına uğradı.

"Tanrım!" Bir kızla birbirlerine acayip yakınlardı ve kızın gözlerinin içine bakıyordu. Yanılmıyordu, tam da gözlerinin içine bakıyordu. Onlara doğru yaklaşırken kızın Zack'e bağırdığını duydu.

"Bir şey söylesene lensim düşmüş mü?"

Zack oflayarak "Nereden anlayabilirim ki hem sen saydam lens kullanmıyor musun?"

Rosa sanki kafasına saksı düşmüş gibi hissetmişti. Şüphelenmesine gerek yoktu. Yanlarına gitti, oğlanı iterek kızın gözlerinin içine baktı. "Hayır" dedi. "Kaymış" Kız gülümsedi ama lensi yüzünden ofladı. "Teşekkür ederim" dedi. Yerdeki çantasına koluna takarak tek gözünü eliyle kapatarak yürümeye başladı. Ve arkasını döndü. "Sana da Zack!"
Zack kıza gülümsedi. "Kuzenim, çok aptal." Rosalina sıkılmış bir ifadeyle "Demek öyle" dedi. Bu onu üzmüştü. Zack hakkında tek bildiği adının Zack olduğuydu. Ve şimdi de kuzeni olduğunu öğrenmişti. Sınıfa doğru yürümeye başladı Zack kolundan tutarak onu kendine çekti.

"Nereye?"

"Tuvalete"

Oğlana yalan söylemekten zerre pişmanlık duymayarak sınıftan içeriye girdi. Her zaman ki gibi ona "Günaydın" diyen tek arkadaşının yanına oturdu. Miranda'nın.

"Günaydın." dedi Miranda neşeli bir sesle.

"Günaydın." Bu Miranda'nınkinin aksine çok soğuk bir günaydındı.

Sınıfın alaycı çocuklarından Paul kıza doğru yaklaştı ve sinsi bir kahkaha patlattı. "Ne o Rosalina, aynalarla başın dertte mi yoksa?"

Kız garipseyerek "Anlayamadım" dedi.

"Hani şu gizemli aynalarından bahsediyorum, yoksa geceleri öcü kılığına mı giriyorlar?" Bütün sınıf kahkahalarla gülüyordu.

Rosalina küfürler sayarak sınıftan çıkarken Paul'un "Aslında güzel kızsın." dediğini duydu. Suç Paul'da falan değildi. Bir gün bile olmadan inandığı Zack'teydi. Koşarken dolabından kitap çıkaran Zack'i görünce "Sen iğrenç bir piç kurusundan başka bir şey değilsin biliyorsun değil mi?" diye bağırdı ve çıkış kapısına doğru ilerledi. Zack anlamayarak arkasından koştu ama yetişemedi. "Ah tabi ya!" dedi oğlan kendi kendine. "Kızın kuzenim olmadığını öğrendi." Rosalina bundan habersizdi, ve o oğlanın sır tutamamasına sinirlenmişti. Zack ise her şeyi söylediği masum bir yalandan dolayı sanıyordu.

Belki de Zack haklıydı. O lensim düştü diyen kız onun eski sevgilisiydi ve bazen rahatsız ederdi. Belki de Rosalina haklıydı. Zack'in bilmediği bir yalanı ve onu rezil etmiş olduğu gerçeği vardı. Gerçekten de o kağıtta yazanları Zack mi söylemişti? Yoksa Rosalina'yı sevmeyen biri daha mı vardı? Annesi gibi...
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst