Orada öylece oturmuş, dünya ile bütün ilişiğimi kesmiş, hiç bir sese aldırmadan, onu izliyordum. Gözlerimin gördüğü şey 'gerçek' olgusunu çürütüyordu. İliklerime kadar hissettiğim bir ürperti duyarım, pozunu çeken makineye dönmüş derin gözleri ile buluştuğumda. Gülmüştü bazı fotoğraflarında ve o gülüş insana üniversiteyi kazandığını öğrendiği andaki gibi bir neşe katıyordu. Buralarda okumak istiyorsan sana, sözüm ona hak diye verilmiş ama yinede bin bir çaba ile elde etmen gereken eğitim için çoğu kez sınavlara tabi tutulursun. O yüzden böyle bir sınavı geçmenin verdiği neşe tarif edilemez...tıpkı onun gülüşünün getirdiği neşe gibi. Ya da dış dünyaya duyduğu şaşkınlık ile annesini takip etmeyi unutan bir çocuğun, markette kaybolduğunu, annesini kaybettiğini sanıp korku dolu gözlerle etrafına bakınırken birden annesinin gülümseyen yüzü ile karşılaştığı andaki gibi bir neşe veriyor insana onun muhteşem gülüşü...
Güldüğünde gözlerinin etrafındaki kırışıklığa sebep her bir çizgi hayranlık uyandırıyordu adeta. Saçları, dudakları, elleri, tüm bedeni...İskeletinin oluşturduğu her bir eğim, tenindeki her bir nokta, gözlerimin şahit olduğu bütün hatları, hepsi kusursuzdu.Gerçek olamayacak kadar kusursuz. Hayır, gerçek değildi bu mümkün olamazdı, imkansızdı böyle bir şeyin varlığı ya da ben zavallı ve umutsuz bir aşkın pençesindeydim. Çünkü ben, onun varlığından bile haberdar olmadığı milyonlarca kişi içerisindeydim. Varlığımdan haberdar olsaydı bile bu ancak bir kaç saniye sürerdi. Ki o bile çok zordu. Yani onun Türkiye'ye gelmesinin zorluğu bir yana dursun bunca hayran arasından sıyrılıp şanslı kişi olupta ondan bir imza ya da aynı karede bulunduğumuz bir fotoğrafı nasıl alabilirdim ki? Diyelim ki şans benden yanaydı. Ama içimde devleşen bu aşk bir fotoğraf ya da imza ile yetinebilecek miydi ? Onun aklında edinebileceğim bir kaç saniyelik yer yeterli miydi ? Tabii ki değildi...Ah keşke yalnızca bir hayran olabilsem, aşkı yaşamayı reddetmenin bir yolu olsa keşke. Bunu başaran onlarca arkadaşım var; onun videoları, fotoğrafları, hakkındaki haberler ile yetinebilmenin rahatlığıyla sadece hayran olmayı beceren çok insan tanıyordum. Neden bende onlardan biri değilim? Neden bu şekilde aklımı kaçırmak zorundayım ? Neden ben ?
Tüm bunları düşünürken annem çoktan adımı beş kez tekrarlamıştı bile. Seslendiğini her defasında duymuştum, bilincim açıktı. Ama düşüncelerimi bölmesine izin vermedim. Dayanamamış olacak ki odamın açık kapısına bir kaç kez tıklayarak, orada durmuş ve
- Devrim, gelir gelmez geçtin yine bilgisayar başına ne yapıyorsun ekrana gözlerini dikmiş öyle? Film mi izliyorsun? ' dedi.
-Hayır anne' dedim cevabımla yetinip gitmesini umarak. Tabi ki gitmeyecekti !
- Ah elbette. Film izlesen ne değişir ki zaten ?! Onun filmlerinden başka film izlediğin yok. Sayende hepsini ezberledim, sayayım ister misin ? ' Hala kapıda dikiliyor ellerini savurarak sinirli bir biçimde bağırıyordu. '' Alacakaranlık ve devam filmi Yeni Ay, Beni Unutma, Kötü Anneni El-''
-Yanlışın var anne. O film Beni Unutma değil, Beni Hatırla bir kere. Ha bu arada listene bir yenisini eklemek istersen Alacakaranlık ve devam filmi Yeni Ay'ın devamı olan Tutulma çok yakında vizyona giriyor. Kodlamamı ister misin ? Ezberlemene yardımı olur. T-U-T-U-L-M-A ! ' dedim sözünü keserek. Çok serttim biliyorum ama onun bu tavrı artık canımı fazlasıyla sıkmaya başlamıştı. Sürekli '' şöyle yapıyorsun, böylesin, başka ne beklenir ki ? , böyle olmalısın...'' cümlelerini kurup beynimi kemirmesinden bıkmıştım. Dediklerime bozulduğunu, astığından anladığım suratını yeniden bana çevirerek;
- Artık 19 yaşındasın. Bir ergen gibi davranmaktan vazgeç. Bak üniversitede okuyorsun. Baban ve ben senin mutluluğun için her şeyi yapıyoruz. Etrafına bir bak. Onlarca erkek var. Önce yaşadığın ilk aşkın hüsranı şimdide bu hayran saçmalığı yeter artık! ' dediklerine çok sinirlenmiştim kendimi tutmuyordum artık sözlerin akışına izin verdim.
- Ne ?! Ne demek hayran saçmalığı ? Sen neden bahsediyorsun anne, ben ona aşığım görmüyor musun ? Basit bir hayranlık olmadığını daha kaç defa anlatmam gerek ? Evet canım çok yandı ama geçti ve toparlandım. Şimdi ona gerçekleşmeyeceğini bilsem de aşığım anlıyor musun ?! İzin verde bu girdabın içinde ona olan aşkımı, imkansızlığının acısı ile harmanlayıp yaşayım. Ben ona aşığım ve kimseyi istemiyorum.' Sonlara doğru alçalan sesimi ilk cümlelerimde bütün sitenin duyduğuna emindim. Acılı ve küçümser bir kahkaha attı. Kuşku dolu gözlerle baktım ona konuşmasını bekleyerek. Söyleyeceği şeylerin hem onun canını hem de benim canımı acıtacağını hissediyor gibiydim.
- Ne komik ama (!).' dedi kinayeli bir gülümseme ile.
- Komik olan ne ? ' dedim merakla.
- Kızım vampir adam Robert Pattinson'a aşık Hangi aklı başında insan bir Hollywood yıldızına aşık olur ki ? Hastasın sen.'
- Aklımın başımda olduğunu hiç bir zaman iddia etmedim ve sende aklımın kimde olduğunu az önce söyledin sanıyorum.' Kibirlice gülümsemiştim.Yüzü acıklı bir hal aldı ve;
- Seni bu dünyaya getirmemin, bu yaşa kadar emekle büyütmemin karşılığı bu mu ? Bana hediyen bu öyle mi?...'
- İnan bana getirmemeni isterdim eğer bana sorsaydın. Benim seçim hakkımın olmadığı bir tercihin için benden hediye mi bekliyorsun ?! ' Kırıcı olmanın son safhalarına geldiğimin farkındaydım. Onu seviyordum evet incitmekte istemiyordum ama artık kibarlığa harcayacak gücüm kalmamıştı.Tükendiğimi hissediyordum.Gözleri dolarak;
- Yoruldum Devrim. İnsanlara senin bu saplantını açıklamaktan yoruldum. Düzelmen için her gün seninle bu kavgaları yapmaktan, kırmaktan, kırılmaktan ve sürekli babanla senin aranda kalmaktan yoruldum anlıyor musun ? Arkadaşların sürekli seninle dalga geçiyor. Herkesin dilindeyiz bu saçmalık yüzünden. Yalnızsın, dünyana bizleri de kabul etmiyorsun ve senin için endişeleniyorum' sesi artık titremiyordu ve son noktayı koyan bir eda ile devam ediyordu. '' Yeter artık! Bu bilgisayar yok edilecek! Babanın her defasında yırtıp attığı posterleri tekrar tekrar almayacaksın. Bu hastalıktan kurtuluyorsun ! O adama dair her şey yok edilecek anlaşıldı mı ? ' Vücudu dikleşmiş ve gitmeye hazırlanırcasına toparlandı. '' Aşkmış hah ! Komik olma lütfen. Asla gerçek olmayacağını biliyorsun. ' dedi ve en sonunda dönüp gitti...
O giderken bilgisayar ekranındaki o güzel yüze dokunuyormuşçasına ekranda elimi gezdirerek;
- Aşk ya. Büyük aşk. Ve gerçek olacak anne. Hepiniz göreceksiniz bunun hastalık veya saplantı olmadığını. Hepsi gerçek olacak. Yine karşılığı olmayabilir ama en azından aşkımı gösterip şansımı deneyeceğim...' dedim sessizce. Kimsenin haberi olmayan planlarım için umutla dolmuştu yüreğim bir anlığına. Ne pahasına olursa olsun ona gidip aşkımı gösterecektim. Şansımı deneyecektim....
Güldüğünde gözlerinin etrafındaki kırışıklığa sebep her bir çizgi hayranlık uyandırıyordu adeta. Saçları, dudakları, elleri, tüm bedeni...İskeletinin oluşturduğu her bir eğim, tenindeki her bir nokta, gözlerimin şahit olduğu bütün hatları, hepsi kusursuzdu.Gerçek olamayacak kadar kusursuz. Hayır, gerçek değildi bu mümkün olamazdı, imkansızdı böyle bir şeyin varlığı ya da ben zavallı ve umutsuz bir aşkın pençesindeydim. Çünkü ben, onun varlığından bile haberdar olmadığı milyonlarca kişi içerisindeydim. Varlığımdan haberdar olsaydı bile bu ancak bir kaç saniye sürerdi. Ki o bile çok zordu. Yani onun Türkiye'ye gelmesinin zorluğu bir yana dursun bunca hayran arasından sıyrılıp şanslı kişi olupta ondan bir imza ya da aynı karede bulunduğumuz bir fotoğrafı nasıl alabilirdim ki? Diyelim ki şans benden yanaydı. Ama içimde devleşen bu aşk bir fotoğraf ya da imza ile yetinebilecek miydi ? Onun aklında edinebileceğim bir kaç saniyelik yer yeterli miydi ? Tabii ki değildi...Ah keşke yalnızca bir hayran olabilsem, aşkı yaşamayı reddetmenin bir yolu olsa keşke. Bunu başaran onlarca arkadaşım var; onun videoları, fotoğrafları, hakkındaki haberler ile yetinebilmenin rahatlığıyla sadece hayran olmayı beceren çok insan tanıyordum. Neden bende onlardan biri değilim? Neden bu şekilde aklımı kaçırmak zorundayım ? Neden ben ?
Tüm bunları düşünürken annem çoktan adımı beş kez tekrarlamıştı bile. Seslendiğini her defasında duymuştum, bilincim açıktı. Ama düşüncelerimi bölmesine izin vermedim. Dayanamamış olacak ki odamın açık kapısına bir kaç kez tıklayarak, orada durmuş ve
- Devrim, gelir gelmez geçtin yine bilgisayar başına ne yapıyorsun ekrana gözlerini dikmiş öyle? Film mi izliyorsun? ' dedi.
-Hayır anne' dedim cevabımla yetinip gitmesini umarak. Tabi ki gitmeyecekti !
- Ah elbette. Film izlesen ne değişir ki zaten ?! Onun filmlerinden başka film izlediğin yok. Sayende hepsini ezberledim, sayayım ister misin ? ' Hala kapıda dikiliyor ellerini savurarak sinirli bir biçimde bağırıyordu. '' Alacakaranlık ve devam filmi Yeni Ay, Beni Unutma, Kötü Anneni El-''
-Yanlışın var anne. O film Beni Unutma değil, Beni Hatırla bir kere. Ha bu arada listene bir yenisini eklemek istersen Alacakaranlık ve devam filmi Yeni Ay'ın devamı olan Tutulma çok yakında vizyona giriyor. Kodlamamı ister misin ? Ezberlemene yardımı olur. T-U-T-U-L-M-A ! ' dedim sözünü keserek. Çok serttim biliyorum ama onun bu tavrı artık canımı fazlasıyla sıkmaya başlamıştı. Sürekli '' şöyle yapıyorsun, böylesin, başka ne beklenir ki ? , böyle olmalısın...'' cümlelerini kurup beynimi kemirmesinden bıkmıştım. Dediklerime bozulduğunu, astığından anladığım suratını yeniden bana çevirerek;
- Artık 19 yaşındasın. Bir ergen gibi davranmaktan vazgeç. Bak üniversitede okuyorsun. Baban ve ben senin mutluluğun için her şeyi yapıyoruz. Etrafına bir bak. Onlarca erkek var. Önce yaşadığın ilk aşkın hüsranı şimdide bu hayran saçmalığı yeter artık! ' dediklerine çok sinirlenmiştim kendimi tutmuyordum artık sözlerin akışına izin verdim.
- Ne ?! Ne demek hayran saçmalığı ? Sen neden bahsediyorsun anne, ben ona aşığım görmüyor musun ? Basit bir hayranlık olmadığını daha kaç defa anlatmam gerek ? Evet canım çok yandı ama geçti ve toparlandım. Şimdi ona gerçekleşmeyeceğini bilsem de aşığım anlıyor musun ?! İzin verde bu girdabın içinde ona olan aşkımı, imkansızlığının acısı ile harmanlayıp yaşayım. Ben ona aşığım ve kimseyi istemiyorum.' Sonlara doğru alçalan sesimi ilk cümlelerimde bütün sitenin duyduğuna emindim. Acılı ve küçümser bir kahkaha attı. Kuşku dolu gözlerle baktım ona konuşmasını bekleyerek. Söyleyeceği şeylerin hem onun canını hem de benim canımı acıtacağını hissediyor gibiydim.
- Ne komik ama (!).' dedi kinayeli bir gülümseme ile.
- Komik olan ne ? ' dedim merakla.
- Kızım vampir adam Robert Pattinson'a aşık Hangi aklı başında insan bir Hollywood yıldızına aşık olur ki ? Hastasın sen.'
- Aklımın başımda olduğunu hiç bir zaman iddia etmedim ve sende aklımın kimde olduğunu az önce söyledin sanıyorum.' Kibirlice gülümsemiştim.Yüzü acıklı bir hal aldı ve;
- Seni bu dünyaya getirmemin, bu yaşa kadar emekle büyütmemin karşılığı bu mu ? Bana hediyen bu öyle mi?...'
- İnan bana getirmemeni isterdim eğer bana sorsaydın. Benim seçim hakkımın olmadığı bir tercihin için benden hediye mi bekliyorsun ?! ' Kırıcı olmanın son safhalarına geldiğimin farkındaydım. Onu seviyordum evet incitmekte istemiyordum ama artık kibarlığa harcayacak gücüm kalmamıştı.Tükendiğimi hissediyordum.Gözleri dolarak;
- Yoruldum Devrim. İnsanlara senin bu saplantını açıklamaktan yoruldum. Düzelmen için her gün seninle bu kavgaları yapmaktan, kırmaktan, kırılmaktan ve sürekli babanla senin aranda kalmaktan yoruldum anlıyor musun ? Arkadaşların sürekli seninle dalga geçiyor. Herkesin dilindeyiz bu saçmalık yüzünden. Yalnızsın, dünyana bizleri de kabul etmiyorsun ve senin için endişeleniyorum' sesi artık titremiyordu ve son noktayı koyan bir eda ile devam ediyordu. '' Yeter artık! Bu bilgisayar yok edilecek! Babanın her defasında yırtıp attığı posterleri tekrar tekrar almayacaksın. Bu hastalıktan kurtuluyorsun ! O adama dair her şey yok edilecek anlaşıldı mı ? ' Vücudu dikleşmiş ve gitmeye hazırlanırcasına toparlandı. '' Aşkmış hah ! Komik olma lütfen. Asla gerçek olmayacağını biliyorsun. ' dedi ve en sonunda dönüp gitti...
O giderken bilgisayar ekranındaki o güzel yüze dokunuyormuşçasına ekranda elimi gezdirerek;
- Aşk ya. Büyük aşk. Ve gerçek olacak anne. Hepiniz göreceksiniz bunun hastalık veya saplantı olmadığını. Hepsi gerçek olacak. Yine karşılığı olmayabilir ama en azından aşkımı gösterip şansımı deneyeceğim...' dedim sessizce. Kimsenin haberi olmayan planlarım için umutla dolmuştu yüreğim bir anlığına. Ne pahasına olursa olsun ona gidip aşkımı gösterecektim. Şansımı deneyecektim....
