mavzermete 1
mavzermete
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
xranzei 1
xranzei
Hikaye Ekle

DÜŞES | 11. Bölüm; "Ceza" -2. Kısım-

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 208

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

DAPHNE
Charles hala gelmemişti. Bense hiçbir şey yememiş bir şekilde gözlerimi boşluğa dikmiş bakıyordum. Beni artık istemeyecekti,buna emindim ki kapım büyük bir hızla açılana kadar. Charles gülerek içeri girmişti ve birkaç büyük adımla yanıma gelip bana sarıldı. Saçlarımı öpüyor ve tatlı kelimeler mırıldanıyordu.
“Charles,ne oldu?” dedim elimle onu kendimden uzaklaşarak. Sonra Charles ellerimi ellerinin içine alarak olanları anlatmaya başladı.
“Libby’nin gittiğine sevindim.” Dedim ve ona sarıldım. Sonunda hem Libby’den hemde sapık kuzeninden kurtulmuştuk. Ayrıca Charles’ın bana anlatmadığı bir şeyler daha yaptığına inanmıştım. Onlarla oturup güzelce konuştuğuna ve gitmeye ikna ettiğine inanmıyordum. En azından birkaç yumruk atmış olmalıydı değil mi?
“Sevgilim..” diye mırıldandı ve dudaklarını omuzlarıma dokundurdu. Gülerek ayağa kalktım ve aynayla birleşik olan masaya ilerledim. Bir gülümsemeyle döndüm,artık iyi olduğumu ve dışarı çıkabiliceğimizi söyleyecektim ki onu,arkamda ve yüzünde muzip pırıltılarla buldum.
“Sessiz ol.” Dedi ve dudaklarımı dudaklarıyla kapattı. Öpücüğümüz iyice ateşlenmeye başlayınca Charles beni kucakladı ve masa oturttu. Öpüşmemiz uzadıkça bacaklarımı araladım ve bana daha da yaklaşmasına izin verdim. Bacaklarımı arkadan ona doladım ve üzerindeki gömleği çıkarmasına yardım ettim. Sonra tekrardan dudaklarıma kapandı ve kaldığımız yerden devam etmeye başladık. Bir eli saçlarımda geziniyor,diğer eliyse bacaklarıma dokunuyordu. Boynumu öpmeye başladığında başımı geriye atmıştim ve kendimi onun dokunuşlarına bırakmıştım bile. Saçlarımdan sırtıma inen eli sütyenimin kopçasını arıyordu. Sonunda bulduğunda birkaç saniye içinde açmıştı ve üzerinden çıkartıp bir kenara fırlattı. Göğüslerime dokunmaya başlayınca kendimi masanın ucuna getirdim ve beni kendine bastırmasına izin verdim. Tanrım! Çıldırıyor olmalıydım. Nefes alışverişlerim sesliydi,sanki ağlıyordum ve hıçkırıyordum. Onun nefesleride öyleydi. Aniden boğuk bir ses çıkartıp beni masadan kaldırdı ve yatağa götürdü.
“Tanrım! Seks budalası gibiyim.” Dedi ve sırtüstü uzandı. Bende yanına uzandım ve ses çıkarmadım. Neden durmuştu? Beni istemiyor olma ihtimali yoktu değil mi?
“Sevgilim,evlendiğimizde benim olmaman için bir sorun olmayacak. Ama şimdi olmamalı,bunu sende biliyorsun. Bir masada,bu halde?” dedi ve bana dönüp sarıldı. Dışarıda kuşların cıvıltılarıyla bir süre daha onunkalp atışlarını dinledim.
Sanırım hava kararmaya başlıyordu. Charles uyumuştu ama beni kollarıyla sarıyor ve kıpırdamama izin vermiyordu. Odama hala kimse girmemişti,sanırım herkes bir şeyler olduğunu düşünmüştü. Charles’ı öpücüklerimle uyandırdım ve yanından kalkıp giyinmeye başladım. Charles’ta kalkıp giyinmişti ve beni izliyordu. Korsemin iplerini bağlamama yardım ettikten sonra bana küçük bir öpücük verip aşağı indi. Kızarıklığımın geçmesini bekleyip,saçlarımı da düzelttikten sonra bende aşağı indim ve yemek masasına oturduk.
“Kızım,bacağın nasıl oldu?”diye sordu annem ama asıl merak ettiğinin bu olmadığına emindim.
“İyi anne,teşekkürler.” Dedim ve yemeğime döndüm. Babam,Charles ve annem bir süre daha Matthew hakkında konuştular ve babam çalışmak için masadan kalkıp odasına gitti. Charles’ta izin istedi ve kalktı. Onu kapıya kadar geçirmek için peşinden gittim. Dışarı çıktığımızda aniden bana sarılıp tutkulu bir şekilde öpmeye başladı. Tam kendimden geçmiş bir şekilde ona sarılmaya başladığımda geri çekildi ve bana göz kırpıp uzaklaştı. O gözden kaybolana kadar arkasından baktım ve eve girdim. Mary yanıma gelip duş almam gerektiğini hatırlattı ve beni bekleyen sıcak suyu düşünerek odama çıktım.
**
Duş aldıktan sonra mayıştığımı fark ettim ve yatağa uzanıp bugün olanları düşünmeye başladım. Charles’la çok ateşli bir gün geçirmiştik. Matthew ve Libby’den kurtulmuş ve her şey yolundaydı. Evlenmemize ise sadece 5 gün kalmıştı. Düğün hazırlıkları yapılıyordu ve gittikçe telaş daha çok artıyordu. Düğünü düşününce uykum kaçmıştı ve ayağa kalkıp elbisemi giydim. Kime yalan söylüyordum ki? Düğün gecesini düşündükçe resmen yanıyordum. Hava daha çok karamamıştı ama yarım saate kararacaktı. Kendimi dışarı attım ve hızlı adımlarla Charles’ın evine doğru yürümeye başladım. Umarım başıma bir şey gelmezdi,tekrardan Matthew gibi birini kaldırabileceğimi sanmıyordum. Biraz yürüdükten sonra bacağımın acıdığını fark edip yavaşladım. Yolun sol tarafındaki çalılıkların ordan çıtırtılar gelmeye başlayınca kendimi yolun ortasına attım ve derin bir nefes alıp kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Ta ki yolun tam karşısından gelen atı görene kadar. Çok hızlı geliyordu ve korkmuştum. Hava kararmaya başladığından atın üstündeki kişinin yüzünü seçemiyordum ve geçmesi için kenara çekildim. O ise yanımda durup beni inceledi ve ilerlemeye devam etti. Birkaç dakika boyunca yüzünü incelemeseydim kral olduğunu fark etmeyecektim. Hemen korku dolu adımlarla Charles’ın evine doğru yürümeye başladım. Evin kapısına geldiğimde kapıya vurdum ve adını bilmediğim biri kapıyı açtı,sanırım hizmetçi olmalıydı.
“Hoşgeldiniz bayan.” Dedi ve beni içeri davet etti. İçeri adımı attım ama ev boş gibiydi. Hiçbir ses yoktu. Kapıyı açan kişiye döndüm ve sorarcasına baktım.
“Ah,siz sanırım Daphne olmalısınız. Efendim burada değil,ama odasında bekleyebilirsiniz isterseniz.” Dedi sorarcasına. Başımı tamam anlamında salladım ve onu takip etmeye başladım. Merdivenlerden çıktıntan sonra beni bir kapının önüne getirdi ve yanımdan gitti. Yavaş bir hareketle kapıyı açtım içeriye girip kapıyı tekrar kapattım. Odanın genel renkleri mavi ağırlığındaydı. Sonra Charles’ın eşyalarına ellerimi sürerek odasındaki her şeye bakmaya başladım. Bir sürü anlamadığım kitap vardı. Onları geçip masasının üzerinde duran kağıtlara baktım ve gece lambasının yanındaki katlanmış kağıdı gördüm. Merak duygumu gidermek için kağıda doğru elimi uzatırken yanındaki küçük tokayı gördüm. Bu benim tokamdı. Ne zamandan beri buradaydı? Charles onu neden saklıyordu? Tanrım! Onun hakkında öğrenmem gereken daha çok şey vardı. Kağıdı elime alıp yatağına oturdum ve yazanların benimle ilgili olduğunu düşünüp okumaya başladığımda benimle ilgisi olmadığını anlayıp bıraktım. Elbisemi çıkardım ve Charles’ın sandalyenin üzerine bıraktığı gömleğini giydim. Biraz daha etrafı kurcaladıktan sonra perdeyi kapatıp Charles’ın yatağına yattım. Her yerde Charles’ın kokusu vardı. Onun geleceğini düşünürken uyuyakaldığımı fark ettim.
Yüzüme ve boynuma damlayan minik minik su damlalarıyla gözlerimi araladım. Ne oluyordu? Ah tabii ki. Bir çocuk olan sevgilim ellerini ıslatmış ve üzerime ellerinde kalan suları damlatıyordu.
“Ne yaptığını sanıyorsun sen!” diye sinirle kalktım ve bana daha da yaklaşınca yatakta çekilebileceğim kadar geri çekildim.
“Seni kızdırıyorum.” Dedi yaptığı şeyi açıkça söyleyerek. Oyun sırasıydı değil mi?
“Kızmıyorum,oyununa devam edebilirsin.” Dedim ve tam yatacakken beni kolumdan kaldırdı ve kendisi uzandı. Beni de kendine çekmişti. Bende bacaklarımı ayırıp onun üzerine oturdum ve oyunumuz böylece başlamış oldu.
“Sana ne ceza vereyim şimdi?” diye ciddi bir şekilde sordum. Ama tabi gülümsememek için kendimi zor tutuyordum.
“Affedersiniz bayan. Güzelliğinizin suyla eridiğini bilmiyordum,yoksa yapmazdım inanın.” Dedi beni de daha kızdırmak için. Şimdi daha çirkin olduğumu ima etmişti! Ah,pekala.
“Bilemiyorum efendim.Genelde diğer erkekler böyle düşünmüyor.” Dedim gülerek. Laflarıma kızdığı gözlerinden belli oluyordu. Sanki gözleri alev almıştı.
“Ah,öyle mi?” dedi ve beni yatağa yatırıp ellerimi yukarı kaldırdı. Ellerimi kıpırdatamıyordum ve Charles boynumu öpmeye başlamıştı. Üzerimdeki gömleğinin düğmelerini açmak yerine yakasından tutup yırtarcasına açmıştı. Sonra ellerimi bırakıp gömleği çıkarmama yardım etti. Sonra kendi üzerindekileri çıkarmaya başlamıştı. Pantolonunu çıkardığında kararın değiştiğini düşünmüştüm. Yanıma geldiğinde onu öpmek için kendime çektim ve dudaklarıma küçük bir öpücük kondurup boynumu,oradan göğüslerimi öpmeye başladı. Bense sadece diliyle yaptıklarını düşünüyor,daha fazlasını istiyordu.
“Tanrım Charles!” diye bağırdığımda durdu ve yaklaşık saçlarıma bir öpücük kondurdu.
“Sanırım ceza alan sen oldun,şimdi giyinmelisin ve seni eve bırakmalıyım bayan. “ dedi ve gülerek kalktı. Bende sinirli bakışlarımla yataktan kalktım ve giyindim. Aşağıya inmeye başladığımızda Charles hala bana gülüyor ve dalga geçiyordu. Sonunda yürümeye başladığımızda yağmurda başlamıştı. İkimizde ıslanıyorduk,hemde delicesine. Gittikçe şiddetini arttıran yağmur bizi ayırmak ister gibi yağıyor,damlalarını sanki sadece bizim üstümüze düşürüyordu. Yolun ortasında durdum ve Charles’a baktım. Yağmur bile ateşimizi almamıza engel olamamıştı. Beni kucağına aldığında bende bacaklarımı beline doladım ve öpüşmeye başladık. Bugünü unutamayacağım tarihler arasına yazmalıydım kesinlikle. Sonra yağmur delice arttığında elbisem ağırlaşmıştı ve bacağımdaki sargı açılmaya başlamıştı. Bunu anlayınca elele koşmaya başladık ve eve vardığımızda direk odama çıktık. Ben elbiselerimi değiştirip odaya geldiğimde Charles hala ıslaktı. Ona beklemesini söyleyip odadan çıktım ve Mary’yi bulup,ondan babamın kıyafetlerinden birkaçını getirmesini söyledim. Kıyafetleri alıp geldiğinde odama girdim ve Charles’a kıyafetleri verip üzerini değiştirmesini söyledim. Saçlarım hala ıslaktı ve taranmaya ihtiyacı vardı. Aynanın karşısına oturup bugün bu aynada olanları düşünüp kızardım. Elime tarağı aldım ve tam taramaya başlayacakken Charles elimdeki tarağı aldı.
“İzin ver,ben yapayım.” Dedi ve saçlarımı tarafamaya başladı. Elleri saçlarıma değiyor ve değişik bir etki yaratıyordu. Charles saçlarım kuruyana kadar saçlarımı taradı ve sonunda kapalı gözlerime birer öpücük kondurarak tarağı bıraktı.
“Artık uyumalısınız güzel bayan.” Demesiyle kalkıp elime iki farklı geceliğimi aldım ve onu sinir edercesine sordum.
“Hangisi daha güzel olur sence?” dedim kararsız bir şekilde. O da ne yaptığımı anlamış bir şekilde daha kapalı olanı parmağıyla işaret edip “bu” dedi. Bende arkamı dönüp soyunmaya başladım ve geceliğimi giydim. Yatağa gidip yattığımda o da yanıma geldi ve geceliğimin yakasını tuttu. Ne yaptığını anlamadan ortadan ikiye ayırdı.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst