- Katılım
- 25 Ocak 2013
- Konular
- 6,740
- Mesajlar
- 21,611
- Online süresi
- 2d 13h
- Reaksiyon Skoru
- 2,176
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 4 Ay 16 Gün
- Başarım Puanı
- 509
- MmoLira
- 2,783
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
DAPHNE
Yukarı çıkıp yatağıma uzandığımda içimi suçluluk duygusu kaplamaya başlamıştı bile. Onunla oynadığımı düşünüyor olmalıydı. Düşüncesi doğru olabilirdi tabi ben yaptıklarımızı oyun olarak düşünebilseydim. Aslında oyun diye başladığım işin oyun olduğunu unutup içimden geldiği gibi davranmıştım. Charlesla geçirdiğim saatleri düşünerek uyayakaldığımı Marynin beni gülerek uyandırmasıyla fark ettim. Yatakta doğrulup ona gülümsedim. O ise bana sanki bir şeyler biliyormuş gibi gülüyordu. Dünkü anılar aklıma dolunca yanaklarımın yanmaya başladığını hissettim,kızarmıştım.
Ne oldu Mary,neye gülüyorsun? dedim başımı kaldırarak.
Rüyanızda Charles diye sayıklıyordunuz efendim. Mırıldandı. Marynin laflarıyla daha da kızardığıma emindim. Hatta bir domates kadar kızarmış olabilirdim. Mary utandığımı algıladığında meraklı bakışlarını yüzümden çekip dolabıma doğru ilerledi ve biri kızıl ve biri yeşil iki elbise çıkardı. Bana dönüp ikisinide havaya kaldırdı.
Hangisi? dedi.
Sanırım.. Kızıl olan. Ama neden? Bugün tüm gün evde olacağım. O kadar abartılı bir şeye ihtiyaç duyacağımı sanmıyorum. Dedim ve Mary bana aldırmadan elindeki yeşil elbiseyi yerine bıraktı ve bana doğru ilerlemeye başladı.
Yüzünüzü yıkasanız iyi olur ve artık acele hazırlanmaya alışmalısınız. Nişanlınız her zamanki kabalığıyla sizi beklediğini söyledi,birkaç dakika önce. Dedi Charlestan iğrendiğini belli edercesine. Hatta kaba sözcüğünü üstüne bastıra bastıra söylemişti. Şimdi önemli olanın Marynin yüz ifadesi ya da konuşması olmadığını,Charlesın aşağıda beni beklediğini hatırlattım kendime. Önemli olan onun benimle ne konuşacağıydı. Adını bile duyduğumda heyecanlanırken,kendimi üzerine atlamamak için zor tutarken onu hergün görüp nasıl mesefeli davranacaktım? Oyunuma nasıl devam edecektim? O kadar büyük bir iradem yoktu.
Marynin öksürüğüyle acele etmem gerektiği başımda dönüp duruyordu. Hızla yataktan kalktığımda başımın dönmesiyle tökezledim. Marynin yardımıyla banyoya ilerledim ve yüzümü yıkadım ve gözlerimin şişmiş olacağını düşünerek aynaya bakmayı reddettim. Eğer gözlerim şişmiş olsaydı aşağı inmeyeceğimi daha doğrusu inemeyeceğimi biliyordum.
Odama döndüğümde gece uyuyakaldığım elbiseyi Marynin yardımıyla hızla çıkardım ve seçtiğim kızıl elbiseyi giydim. Mary korsemin iplerini çektiğinde ses çıkarmamak için dudağımı ısırdım. Neden bunları giymek zorundaydık ki? Ya da Mary neden bu kadar korsemi bu kadar sıkı bağlamak zorundaydı? Bunu onunla bir kez tartışmıştım ve bir daha ağzımı açmamaya yemin etmiştim. Bekar bir hanımefendinin disiplinli olması ve düzgün giyinmesi gerektiğinden söze başlar,saatlerce nasihat verirdi.
Tanrı şahidimdir eğer birkaç dakikaya aşağıya inmezsen seni üzerinde her ne varsa o şekilde dışarı çıkaracağım! diye kükreyerek içeri giren Charlesa başımı yavaşça çevirdim. Mary bana korku dolu bir bakış atıp odadan çıktı.
Özür dilerim efendim,hemen geliyorum. Dedim ona bakmadan buz gibi bir sesle. Özür dilemem onu sakinleştirmemiş,iyice kızdırmıştı. Eğer insan öfkesiyle alev alabilseydi Charlesın sadece küllerinin kalabileceğine emindim.
Yürü. Diye sert bir şekilde emir verdikten sonra hızlı adımlarla aşağı inmişti. Bende onu daha fazla kızdırmamak amacıyla peşinden yürümeye başladım. O önde ben arkada evin kapısına kadar yürüdük ve dışarı çıktığımızda en azından bir açıklama yapacağını düşünmüştüm. Ama her zamanki gibi yanılmıştım çünkü Charles temposunu bozmadan hızlı ve büyük adımlarla ilerliyordu. Bense peşinden elbisemle koşmaya çalışıyordum. Tabii bu halde nasıl koşabilirsem. Sonunda aramızdaki mesafeyi iyice açtığında durdu ve bana sinirli bakışlarla bana döndü. Sanırım siniri geç hazırlandığım için değil,dünkü laflarım içindi. Yanına gittiğimde nefes nefese kalmıştım ve korsem nefes almamı engelliyordu. Burada bir yerde bayılırsam Charlesın beni eve götürüp götürmeyeceğini aklımdan geçirdim. Tabii ki götürecekti! Akşam aileme ne açıklama yapacaktı?
Biraz bekledikten sonra Charles tekrar yürümeye başladı. Bense ağzım bir karış açık şekilde arkasından bakıyordum. Yüz ifadem hiç normal değildi. Dışarıdan gören biri beni fahişe sanabilirdi. Charlesa bütün nefretimle bakıyordum. İlerlemediğimi fark edince durdu ve bana döndü.
Ne bekliyorsun? dedikten sonra tekrar dönüp yürümeye başladı. Ne istediğini öğrenmeden eve gidemezdim değil mi? Sonuçta bir oyun oynuyorduk ve o payına düşeni oynuyordu. Bende oyunuma devam edecektim. Gece yüzünün aldığı ifadeyi hatırlayıp tekrar gülümsedim ve arkasından yürümeye başladım. Kafamı ona bakmak için yerden kaldırdığımda şaşkın bir şekilde bana baktığını gördüm. Belki de kafası karışmıştı. Biraz kafa karışıklığının kime zararı vardı ki? Kafamı kaldırıp ona tekrardan gülümsedim ve yürümeye devam ettim.
Sonunda geldiğimizi belirten bakışlarla Charles bana döndüğünde anlamadan etrafıma bakındım. Burada çim ve ağaçlardan başka bir şey yoktu ki? Ne yapacaktık? Ceketini çıkarttı ve bir ağacın dibine serip oturmam için işaret etti. Oturduğumda derin bir nefes aldım,daha çok oksijene ihtiyacım vardı. Charles yine o anlamaz bakışlarını attığı sırada vücudumu dikleştirdim. Sanki aradığı şeyi bulmuşçasına gülümsemeye başladı. Bu sefer anlamaz bakışlar atma sırası bendeydi. Ona ne olduğunu sorarcasına bakıyordum.
İzin ver,nefes almana yardımcı olayım. Dedi gülerek. Yanıma eğilip korsemin üzerine uzandı. Elleri korsemin iplerinde oyalanıyordu. İsterse hemen ipleri genişletebilirdi ama onunda bana oyun oynamak istediğinden emindim. Sonunda ipleri çekip genişlettiğinde derin bi nefes aldım ve sırtımı ağaca yaslamak için geriye doğru uzandım. Arkamdaki yumuşak şeye dokunduğumda başımı daha da arkadaya yaklaştırdım ve Charlesın kesik kesik aldığı nefeslerini dinlemeye başladım. Garip bir şekilde beni sakinleştirmiş,yatıştırmıştı. Başımı yavaşça yukarı kaldırdığımda Charles dudaklarını saçlarımda gezdirmeye başladı. Ondan hiç beklenmeyecek bir şekilde yumuşak bir ses tonuyla bana seslendi.
Daphne.. Ne oyunu oynuyoruz? dedi sakince,sanki beni incitmeye korkar gibi. Buna ne cevap verecektim? Bunu hiç düşünmemiştim. Bedenimi yukarı doğru ona sürtünerek kaldırdım. Bir kadının normalde hiç yapmayacağı bir şeydi. Ama karşınızdaki Charlessa her şeyi yapabilirdiniz. ( Charles bi tane gençler hobarey dkjshfsdk -.- ) Dudaklarımı onun sıcak dudaklarına değdirdim ve ateşli denilebilecek bir şekilde öpüşmeye başladık. Elleri gevşeyen korsemden içeri girmiş belimde dolaşırken çoktan oyunu unutmuş kendimi dokunuşlarına bırakmıştım bile. Charles bir anda durmuş arkamda gülerken ona sorarcasına bakışlarımla döndüm.
Bu burada yapılabilecek bir şey değil,yani bana sorarsan sorun yok. Ama senin için tehlikeli olabilir. Dedi sakince. Dediklerini düşününce daha da kızarmaktan başka bir şey yapamamıştım. Çenemden tutup başımı kendisine çevirdi ve dudaklarını dudaklarıma bastırıp geri çekildi.
Sevgilim,oyunumuzun neresinde kalmıştık? diyen Charlesın sesini duyunca olduğum yere adeta çakılmıştım. Tanrı aşkına,bunu nasıl düşünemezdim! Bir yandan sevgilim sözcüğü beynimde dönüp dururken,Charlesa ne cevap vereceğimi düşünmem çok acımasızcaydı.
Yukarı çıkıp yatağıma uzandığımda içimi suçluluk duygusu kaplamaya başlamıştı bile. Onunla oynadığımı düşünüyor olmalıydı. Düşüncesi doğru olabilirdi tabi ben yaptıklarımızı oyun olarak düşünebilseydim. Aslında oyun diye başladığım işin oyun olduğunu unutup içimden geldiği gibi davranmıştım. Charlesla geçirdiğim saatleri düşünerek uyayakaldığımı Marynin beni gülerek uyandırmasıyla fark ettim. Yatakta doğrulup ona gülümsedim. O ise bana sanki bir şeyler biliyormuş gibi gülüyordu. Dünkü anılar aklıma dolunca yanaklarımın yanmaya başladığını hissettim,kızarmıştım.
Ne oldu Mary,neye gülüyorsun? dedim başımı kaldırarak.
Rüyanızda Charles diye sayıklıyordunuz efendim. Mırıldandı. Marynin laflarıyla daha da kızardığıma emindim. Hatta bir domates kadar kızarmış olabilirdim. Mary utandığımı algıladığında meraklı bakışlarını yüzümden çekip dolabıma doğru ilerledi ve biri kızıl ve biri yeşil iki elbise çıkardı. Bana dönüp ikisinide havaya kaldırdı.
Hangisi? dedi.
Sanırım.. Kızıl olan. Ama neden? Bugün tüm gün evde olacağım. O kadar abartılı bir şeye ihtiyaç duyacağımı sanmıyorum. Dedim ve Mary bana aldırmadan elindeki yeşil elbiseyi yerine bıraktı ve bana doğru ilerlemeye başladı.
Yüzünüzü yıkasanız iyi olur ve artık acele hazırlanmaya alışmalısınız. Nişanlınız her zamanki kabalığıyla sizi beklediğini söyledi,birkaç dakika önce. Dedi Charlestan iğrendiğini belli edercesine. Hatta kaba sözcüğünü üstüne bastıra bastıra söylemişti. Şimdi önemli olanın Marynin yüz ifadesi ya da konuşması olmadığını,Charlesın aşağıda beni beklediğini hatırlattım kendime. Önemli olan onun benimle ne konuşacağıydı. Adını bile duyduğumda heyecanlanırken,kendimi üzerine atlamamak için zor tutarken onu hergün görüp nasıl mesefeli davranacaktım? Oyunuma nasıl devam edecektim? O kadar büyük bir iradem yoktu.
Marynin öksürüğüyle acele etmem gerektiği başımda dönüp duruyordu. Hızla yataktan kalktığımda başımın dönmesiyle tökezledim. Marynin yardımıyla banyoya ilerledim ve yüzümü yıkadım ve gözlerimin şişmiş olacağını düşünerek aynaya bakmayı reddettim. Eğer gözlerim şişmiş olsaydı aşağı inmeyeceğimi daha doğrusu inemeyeceğimi biliyordum.
Odama döndüğümde gece uyuyakaldığım elbiseyi Marynin yardımıyla hızla çıkardım ve seçtiğim kızıl elbiseyi giydim. Mary korsemin iplerini çektiğinde ses çıkarmamak için dudağımı ısırdım. Neden bunları giymek zorundaydık ki? Ya da Mary neden bu kadar korsemi bu kadar sıkı bağlamak zorundaydı? Bunu onunla bir kez tartışmıştım ve bir daha ağzımı açmamaya yemin etmiştim. Bekar bir hanımefendinin disiplinli olması ve düzgün giyinmesi gerektiğinden söze başlar,saatlerce nasihat verirdi.
Tanrı şahidimdir eğer birkaç dakikaya aşağıya inmezsen seni üzerinde her ne varsa o şekilde dışarı çıkaracağım! diye kükreyerek içeri giren Charlesa başımı yavaşça çevirdim. Mary bana korku dolu bir bakış atıp odadan çıktı.
Özür dilerim efendim,hemen geliyorum. Dedim ona bakmadan buz gibi bir sesle. Özür dilemem onu sakinleştirmemiş,iyice kızdırmıştı. Eğer insan öfkesiyle alev alabilseydi Charlesın sadece küllerinin kalabileceğine emindim.
Yürü. Diye sert bir şekilde emir verdikten sonra hızlı adımlarla aşağı inmişti. Bende onu daha fazla kızdırmamak amacıyla peşinden yürümeye başladım. O önde ben arkada evin kapısına kadar yürüdük ve dışarı çıktığımızda en azından bir açıklama yapacağını düşünmüştüm. Ama her zamanki gibi yanılmıştım çünkü Charles temposunu bozmadan hızlı ve büyük adımlarla ilerliyordu. Bense peşinden elbisemle koşmaya çalışıyordum. Tabii bu halde nasıl koşabilirsem. Sonunda aramızdaki mesafeyi iyice açtığında durdu ve bana sinirli bakışlarla bana döndü. Sanırım siniri geç hazırlandığım için değil,dünkü laflarım içindi. Yanına gittiğimde nefes nefese kalmıştım ve korsem nefes almamı engelliyordu. Burada bir yerde bayılırsam Charlesın beni eve götürüp götürmeyeceğini aklımdan geçirdim. Tabii ki götürecekti! Akşam aileme ne açıklama yapacaktı?
Biraz bekledikten sonra Charles tekrar yürümeye başladı. Bense ağzım bir karış açık şekilde arkasından bakıyordum. Yüz ifadem hiç normal değildi. Dışarıdan gören biri beni fahişe sanabilirdi. Charlesa bütün nefretimle bakıyordum. İlerlemediğimi fark edince durdu ve bana döndü.
Ne bekliyorsun? dedikten sonra tekrar dönüp yürümeye başladı. Ne istediğini öğrenmeden eve gidemezdim değil mi? Sonuçta bir oyun oynuyorduk ve o payına düşeni oynuyordu. Bende oyunuma devam edecektim. Gece yüzünün aldığı ifadeyi hatırlayıp tekrar gülümsedim ve arkasından yürümeye başladım. Kafamı ona bakmak için yerden kaldırdığımda şaşkın bir şekilde bana baktığını gördüm. Belki de kafası karışmıştı. Biraz kafa karışıklığının kime zararı vardı ki? Kafamı kaldırıp ona tekrardan gülümsedim ve yürümeye devam ettim.
Sonunda geldiğimizi belirten bakışlarla Charles bana döndüğünde anlamadan etrafıma bakındım. Burada çim ve ağaçlardan başka bir şey yoktu ki? Ne yapacaktık? Ceketini çıkarttı ve bir ağacın dibine serip oturmam için işaret etti. Oturduğumda derin bir nefes aldım,daha çok oksijene ihtiyacım vardı. Charles yine o anlamaz bakışlarını attığı sırada vücudumu dikleştirdim. Sanki aradığı şeyi bulmuşçasına gülümsemeye başladı. Bu sefer anlamaz bakışlar atma sırası bendeydi. Ona ne olduğunu sorarcasına bakıyordum.
İzin ver,nefes almana yardımcı olayım. Dedi gülerek. Yanıma eğilip korsemin üzerine uzandı. Elleri korsemin iplerinde oyalanıyordu. İsterse hemen ipleri genişletebilirdi ama onunda bana oyun oynamak istediğinden emindim. Sonunda ipleri çekip genişlettiğinde derin bi nefes aldım ve sırtımı ağaca yaslamak için geriye doğru uzandım. Arkamdaki yumuşak şeye dokunduğumda başımı daha da arkadaya yaklaştırdım ve Charlesın kesik kesik aldığı nefeslerini dinlemeye başladım. Garip bir şekilde beni sakinleştirmiş,yatıştırmıştı. Başımı yavaşça yukarı kaldırdığımda Charles dudaklarını saçlarımda gezdirmeye başladı. Ondan hiç beklenmeyecek bir şekilde yumuşak bir ses tonuyla bana seslendi.
Daphne.. Ne oyunu oynuyoruz? dedi sakince,sanki beni incitmeye korkar gibi. Buna ne cevap verecektim? Bunu hiç düşünmemiştim. Bedenimi yukarı doğru ona sürtünerek kaldırdım. Bir kadının normalde hiç yapmayacağı bir şeydi. Ama karşınızdaki Charlessa her şeyi yapabilirdiniz. ( Charles bi tane gençler hobarey dkjshfsdk -.- ) Dudaklarımı onun sıcak dudaklarına değdirdim ve ateşli denilebilecek bir şekilde öpüşmeye başladık. Elleri gevşeyen korsemden içeri girmiş belimde dolaşırken çoktan oyunu unutmuş kendimi dokunuşlarına bırakmıştım bile. Charles bir anda durmuş arkamda gülerken ona sorarcasına bakışlarımla döndüm.
Bu burada yapılabilecek bir şey değil,yani bana sorarsan sorun yok. Ama senin için tehlikeli olabilir. Dedi sakince. Dediklerini düşününce daha da kızarmaktan başka bir şey yapamamıştım. Çenemden tutup başımı kendisine çevirdi ve dudaklarını dudaklarıma bastırıp geri çekildi.
Sevgilim,oyunumuzun neresinde kalmıştık? diyen Charlesın sesini duyunca olduğum yere adeta çakılmıştım. Tanrı aşkına,bunu nasıl düşünemezdim! Bir yandan sevgilim sözcüğü beynimde dönüp dururken,Charlesa ne cevap vereceğimi düşünmem çok acımasızcaydı.



