noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Cannn6161 1
Cannn6161
onur akbaş 1
onur akbaş
PrimeAC 1
PrimeAC
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
romegames 1
romegames
Fethi Polat 1
Fethi Polat
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

İTİRAFLAR 17.Bölüm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 134

qecekondu06

Developer
Telefon Numarası Onaylanmış Üye
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
25 Ocak 2013
Konular
6,740
Mesajlar
21,611
Online süresi
2d 13h
Reaksiyon Skoru
2,176
Altın Konu
0
TM Yaşı
13 Yıl 4 Ay 16 Gün
Başarım Puanı
509
MmoLira
2,783
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

İTİRAFLAR 17. Bölüm
Neredeyse koşarak uzaklaştı oradan Hakan. Her şeyi Rüya'ya anlatmalıydı. Rüya'nın kapısına gelince hiç tereddüt bile etmeden kapıyı hızla açtı. Rüya korkup yerinde sıçradı."Rüya konuşmamız gerek!" dedi nefes nefese."Hakan sakin ol bir?", Rüya'nın sesi titremişti.Hakan kapıyı arkasından kapadı ve Rüya'nın yatağına oturdu. "Ben... Ben bir şeyler duydum." diye başladı sözlerine. Rüya devam etmesi için ona baktı ve Hakan bundan cesaret alıp konuşmaya devam etti; "Ece Siyahlı Kadın'a yardım ediyor ve Siyahlı Kadın İnci!" diye fısıldadı sanki yerin bir kulağı varmış ve bu haberi onlara uçuracakmış gibi endişeliydi. Nefesini tuttu ve Rüya'nın tepkisini bekledi.Derin bir nefes verdi Rüya. "Anlamıştım bir şeyler olduğunu zaten." diye mırıldandı, "Konuşmaları, üstü kapalı davranışları, Ece'nin tehditleri, İnci'nin dönüşü..." diye sıraladı aklındakileri birer birer. "Seçtikleri kişiler, ölen insanlar bile ilgiyi başkalarının üzerine iterken oysa benim gözümde gün yüzüne çıkmalarına yetmişti bile. Hakan gidelim. Burada daha fazla durup beklemek istemiyorum. Son yaklaşıken karşılayamam hiçbir şeyi." dedi Rüya gözleri dolmaya başlamıştı ve elini Hakan'ın eli üzerine koydu, "Bunca zamandır aptallık edip senden kaçtım şimdi sen böyle yanımdayken durmak istemiyorum, lütfen gidelim Hakan."Hakan şaşkındı, ancak bu sözler içinde birçok şeyin yeşillenmesine yetmişti. Boşta olan elini genç kızın yanağına yaslayarak baş parmağıyla yanağını okşadı. "Gideceğiz güzelim, gideceğiz, az kaldı." diye teselli etti onu, kendi de inanmak istiyordu buna.Rüya kollarını Hakan'ın boynuna dolayıp başını onun boyun girintisine bastırdı. Göz yaşları boynunu ıslatsa da Hakan bundan hiç şikayetçi değildi, anın büyüsünü bozmak istemiyordu. Gözlerini kapadı ve ciğerlerini Rüya'nın nefis kokusuyla doldurdu. Sanki hayatı o kokuya, o gözlere bağlıydı. Sanki o yokken her yer karanlıktı ve o geceye mavi gözleriyle parlak bir ay olarak doğmuştu. Ondan öncesi yoktu ve ondan sonrası da olmayacaktı.Kerem okuldan çıktı ve ezbere bildiği yolu ilerlemeye başladı. Herkes teker teker giderken korkmadan sıranın kendisine gelmesini bekliyordu. Gerçi korkması için bir sebep de yoktu. Uzun zaman önce yaşama sevincini kaybetmişti o, uzun zaman önce bırakmıştı hayal kurup gerçekleştirmek için çabalamayı. Mezarlığın kapısından içeri girdi ve alışık olmadığı görüntüyle olduğu yere sabitlendi. Şaşkınlık tüm bedenini ele geçirirken içten içe öfke şaşkınlığını yerle bir etmişti ve vücudu birden sanki ateşteymiş gibi yanmaya başlamıştı. Kendinden emin ve öfke dolu adımlarla Ezgi'nin yanına ilerledi, onu kolundan tutarak sertçe kendine çevirdi. Nefretle ağzını açmış tam ona bağıracaktı ki Ezgi'nin mor halkalı ve ağlamaktan şişmiş göz altlarını, kızaran gözlerini görünce ondan uzaklaştı. Üzerinde beyaz bir sporcu atleti ve onun da üzerinde ince bir yelek vardı, son zamanlarda kendine hiç bakım yapmadığı oldukça açıktı. Ondan uzaklaştı Kerem."Ne... Ne işin var burada?" diye sorabildi ancak kendine gelince. Onu iyice süzünce elindeki mor sümbülleri görünce kendine kızdı, çiçek almayı unutmuştu!"Ziyarete geldim.", sesi kısıktı Ezgi'nin."Şimdi de git." dedi Kerem yeşil gözlerini genç kıza sabitleyerek.Ezgi elindeki sümbülleri bıraktı ve Kerem'in tam yanında durdu "Özür dilerim Kerem. Hiç böyle olsun istemedim. Araba kazası olayını ben planlamadım bile, İnci'yle Ece'nin marifetiydi hepsi. Onları engelleyemedim. Üzgünüm, haklısın ben de kendimden nefret ediyorum." dedi ve koşarak oradan uzaklaştı Ezgi, gözden kaybolana kadar da hıçkırık sesleri duyuldu.Kerem her zamanki gibi mermere oturdu ve bir sümbülü alıp sırtını taşa dayadı. Elleri çiçekle uğraşırken aklı bambaşka yerdeydi. "Sence onu affetmem gerekir mi?" diye sordu boş yere. Uzun bir süre orada öylece oturdu. Acıyı o kadar derinden hissediyordu ki kendi bile şaşırıyordu bu haline.Ezgi yolda yıkık dökük bir şekilde yürürken yanına park eden arabaya dikkat bile etmemişti. Arabadan yapılıca bir adam indi ve Ezgi'nin önüne geçti. "Ezgi Büyük?" diye sordu genç kıza bakarak. Ezgi şaşkın şakın ona bakarken başını sallayarak onayladı. "Bizimle merkeze kadar gelmelisiniz bayan." dedi polis olduğu anlaşılan adam."Anlamadım? Ne yapmışım?" diye sordu Ezgi yalpalayarak bir adım geri çıktı."Altı ay önceki Damra Ersöz'ün ölümü için yeni bir kanıt elde ettik, göz altına alıyorsunuz ve şimdi de susma hakkınızı kullanabilirsiniz, zorluk çıkarmadan arabaya binerseniz iyi olur bayan." dedi polis memuru ezbere bildiği sözleri sıralayarak.O anda Ezgi gerçeklik hissiyle yüz yüze kaldı. Bitmişti. Her şey buraya kadardı. Derin bir nefes alıp arkasına yaslandı ve sözde ona verilen 'susma hakkını' kullandı.Karakola geldiği gibi direk bir odaya alındı Ezgi, onun için ayrıldığını düşündüğü sandalyeye oturdu ve arabada onunla birlikte olan polis memuruna dikti gözlerini."Olay esnasında neredeydin?" diye sordu soğuk bir sesle."Şimdi mi aklınıza geldi beni zan altına almak?", soğuk kanlıydı ve mantık yürüterek cevap veriyordu sorulara."Damra'ya çarpan adam kime hizmet ettiğini söyledi Ezgi, kurtulamazsın buradan artık. Ayrıca sadece iki ifade her şeyin seyrini değiştirdi ve sanırım uzun süredir seri cinayet işleyen 'Siyahlı Kadın' zırvalığı da senin başının altından çıkıyor olmalı!" dedi adam bağırarak.Ezgi ürkmüştü ama geri durmadı; "Ne kadar paraya sattın kendini?"Ne olduğunu anlamadan yüzüne inen tokatla suratı sağa düştü. Acıyla dişlerini birbirine geçirdi Ezgi. Ne olursa olsun asla çıkamayacaktı bu bilmecenin içinden, sona gelmişti ve önündeki dev duvarları geçemeyeceğini biliyordu.Berk yavaşça gözlerini araladı. Görüşü yavaşça düzelirken susuzluğunu giderebilmek için yutkundu ancak boğazlarının daha çok acımasına sebep oldu. Beyaz tavan ve yumuşak bir maviyle birleşmiş hastane duvarları o tanıdık hasta kokusuyla karşıladı onu. Başını sol tarafa çevirdi. Gerçi makinenin çıkardığı ritim seslerinden kalbinin ritimlerini saydığı anlaşılıyordu da. Tekrar önüne baktığında derin bir nefes aldı ve burnundaki borular onu rahatsız etti. Durumu o kadar kötü müydü gerçekten? Sanki her şey planlıymış gibi kapı açıldı, içeriye orta yaşlı bir hemşire girdi. Elindeki kağıtlarla ilgilendikten sonra son bir kez hastaya baktı ve onun uyandığına dair yetkili doktora haber vermek için dışarı çıktı.İçini tarifi mümkün olmayan bir sıkıntı kapladı Berk'in, sanki bir şeyler yolunda gitmiyordu. Kapısı yeniden açılınca irkildi ve umursamamaya çalıştı. Bu sefer içeri giren doktordu. Ona doğru yaklaştı."Merhaba Berk." dedi gülümseyerek.Berk gözlerini kısıp adamın yaka kartını okudu. Mehmet Uzunca. "İyi." demeye çalıştı, çünkü sesi çatlamıştı ve fısıltıdan bir farkı yoktu."Henüz on yedi yaşındasın ve kalp spazmı atlattın, üstelik tutuklusun." dedi Mehmet Bey sağ bileğini işaret ederek.Berk göz ucuyla sağ bileğine baktı. Bir kelepçe onu yatağa sabitliyordu. Oysa o bir rüyada olmayı dilemişti!Tam gözlerini yeniden tavana dikecekti ki ne olduğunu anlamadan doktor monitöre yaklaşıp kapadı. Berk'in gözleri kocaman açıldı ve vücuduna yayılan acı onu tamamen ele geçirirken kalbinin yeniden kuvvetli bir el tarafından sıkıştırıldığını hissetti. Diğer yandan da tüm yaşanmışlıkları uçup gitti hafızasından ve son bir kez fotoğraf kareleri olarak gözüktü ona ruhu bedenini terk ederken
Pamuk ipliğine bağlıyken hayatlarımız, ölmek için yaşıyorduk her birimiz. Gelecek günde yeni birini defnedecektik ya toprağa ya da ruhumuzun derinliklerindeki karanlıklara...İyi eğlenceler,Yedi cücler!
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst