emirhanHCL 1
emirhanHCL
farkmt2official 1
farkmt2official
mannaxxx 1
mannaxxx
Hikaye Ekle

Lanetli Savaşçılar - 8. Bölüm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 167

Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!

8. Bölüm



Zaman durmuştu. Lider, Donald, Camella hatta Dewitt... Herkes saf bir şaşkınlıkla bakıyordu kendinden oldukça emin duruşlu o müthiş adama. Genç adam sırıtarak birkaç büyük adımla salonun ortasına geldi.
‘‘Korkuyorsun değil mi?’’
Dewitt yumruklarını sıkarken küfür etmekle meşguldü. Bu lanet adam nereden çıkmıştı ki! Elleriyle saçları tararken gözlerini kıstı. Karşısında alayla sırıtan bu adam istediğinde oldukça korkutucu oluyordu. Birinci elden bilmiyordu ama izlemişti. Derin bir nefes verip sırıttı. Asla korkularını dışına vurmazdı.
‘‘Ben mi? Tamam Edgar. Dediğin gibi olsun. Kazanan kadını alır.’’
Camella şaşkınlıkla bir mal gibi kendi için pazarlık yapılmasını dinledi. Bu adamlar delirmiş olmalıydı.
‘‘Peki, ben!’’ diye patladı sonunda. Bütün bakışlar kendine dönerken şöminenin başındaki oymalı koltuğa gitti. Yorgunlukla bedenini koltuğa bıraktı. Neden kimse ona fikrini sormuyordu?
Donald olanları fark ettiğinde gözleri büyüdü. Camella'yı öylece alabileceklerini mi sanıyorlardı. Bir küfür savurup tıslarken Dewitt'in bakışları bu adama kaydı. Dudağında beliren cani gülüşle baktı. Donald bir küfür daha savurup ayağa kalktı. Lanet olsun ki bunu yapabilirlerdi.
‘‘Camella. Ya düelloyu kabul edeceksin ya da o adamlar senin için savaşacak. Bir kere olacak. Problem olmaz değil mi?’’
Camella içinden haykırmak istese de başını geri attı. Boynu bembeyaz ve pürüzsüz bir şekilde öne çıkarken bütün bakışlar ona yönelmişti.
‘‘Bu kuralları es geçsek?’’ diye mırıldandı Donald. Belki kabul ederler diye düşünmek istiyordu ama bu iki cüsseli adamın böyle bir şey yapacağını hayal bile edemiyordu.
İki adamın da kararan bakışları Donald'a döndüğünde seslice yutkundu. Aslında oldukça kaslı ve kuvvetliydi ama bir gece gezenle ters düşmemesi gerektiğini öğrenmişti. Camella neredeyse uyuyacaktı. Göz kapaklarını açamıyor ama odadaki nefesleri her zerresine kadar duyuyordu. Gözlerini sonuna kadar açarken odadaki dört adam da gezdirdi bakışlarını.
‘‘Burası oldukça sesli. Uyuyabileceğim bir yere gidiyorum ben.’’
Ayağa kalkıp acıyan bacağına baskı uygulamadan yürümeye başladı. Aklına bir şey gelmiş gibi durup adımlarını Edgar'a çevirdi. Tam önünde durup yemyeşil gözlerine dikti mavi gözlerini. Tişörtün eteklerini tutup tek hamlede çekti üzerinden. Tişört başından çıkarken saçları kurtulup aşağı doğru uçuşmuş ve kadına ait o koku odaya dolmuştu sanki. Camella ters çevrilmiş tişörte bakıp içini çevirdi ve düzeltti. Sırıtarak tişörtü adama uzattı.
‘‘Senin tişörtün. Al.’’
Donald huzursuzlukla kıpırdandı. Biraz önce ona yiyecek gibi bakan adamları son raddeye getirmişti bu kadın. Ne yapmaya çalışıyordu ki! İncecik şortu ve üzerine yapışmış kendini saran tişörtüyle bu
adamları delirtmek için yaratılmıştı sanki. Edgar elini genç kadının eline koyarak aldı tişörtünü. Başından aşağı geçirip tekrar giymesini sağladığında şaşkın bakışlar kendine çevrilmişti.
‘‘Bana ait olan şeyleri başkasının da görmesinden haz etmem.’’
Dewitt dişlerinin arasından tıslarken yorum yapmadı. Ela gözleri koyulaşmış yeşil gibi duruyordu. Sapsarı saçları parlarken ellerini ceplerine koydu.
‘‘Gösterişçi.’’ diye mırıldanıp kapıya doğru ilerlemeye başladı. Gergin ortam daha da gerilmişti. Sadece ayakkabının halıya vuran boğuk sesi duyuluyordu. Genç adam kapıdan çıkmadan arkasını döndü. Bütün beyaz dişlerini göstererek güldü.
‘‘Seni bu adamdan kurtaracağım tatlım bana minnettar olmalısın.’’
Göz kırpıp arkasında oldukça kızgın bir adam bıraktığının bilincinde olarak keyifle ıslık çalmaya başladı. Camella Edgar'ın bütün vücudunu hissedebildiğini fark ettiğinde seslice yutkundu. Dili dudaklarında gezinip geçtiği yeri ıslattı ve kıpkırmızı dudakları Edgar'ın gözlerine kilitledi. Genç adam doğal kırmızılıklara bakarken iç çekti. Nasıl da güzeldi. Aklı bir an onu aldığı ana kaydı. O anı yaşamamıştı ama en kısa zaman da yaşamaya kararlıydı. Onunla savaştıkları yerde birleşme fikri hala ilk gün ki kadar sarsıcı duygularla kendini hissettiriyordu. Bu kadını alamazsa ölürdü. Nedenini bilmediği şekilde ilgisini oldukça çekmişti. O Edgar'dı.
Kimseye yenilmeyen canavar.
Bu kadınla tanışana kadar öyleydi diye düzeltti iç sesi.
Camella kendini itmek istiyordu. Ya da onu... Ama yapamıyordu. Neden bilmiyordu ama genç adamın vücudundan yayılan sıcaklığı hissettikçe bedeni karıncalanıyordu. Genç adamın koyulaşıp büyüyen yeşilin en koyu tonundaki gözlerine baktı.
‘‘Beni ortaya koyabileceğini kim söyledi?’’
Sesini sert kullanmaya çalışmış ama onu bu kadar yakınında hissetmenin verdiği duygularla sesi anca boğuk ve mahmur çıkmıştı. Edgar'ın dudakları günahkâr bir şekilde yana kıvrıldı.
‘‘Sen bu düelloyu kabul etmeseydin savaşmadan galibiyet alacaktı. Savaşsan o sarsılmaz inadınla ölebilirdin bile. En uygunu bu. Hem benim de çıkarım var.’’ dedi tatlı tatlı sırıtmaya devam ederken. Camella yana kıvrılan dudakların açtığı o çukuru oldukça göz alıcı bulmuştu. Gamzeli erkeklere karşı bir ilgisi vardı!
Hayır, onun ormanları gözüne hapsetmiş, gecenin hâkimiyetini ele almış saçları olan sert çehreli, çatık kaşlı ve gamzeli erkeklere karşı bir ilgisi vardı!
Kendine tokat atma isteğini yok saymaya çalışırken birinin boğazını temizlediğini duydular. Camella başını bile çeviremiyordu. Lanet adamın gözleri ne kadar güzeldi. Edgar içinse durum farklı değildi. Alev alev yanan saçlar, derin kaybolduğu mavi gözlerden alamıyordu kendini. Düşmanı olmasına rağmen kurtarmıştı onu. Çünkü ona karşı tensel bir çekim içindeydi. Arena da korkudan titreyen bedenine rağmen burnunu havaya kaldıran bu kadını gördüğü ilk andan beri istiyordu. Hatta o kadar büyük istek duyuyordu ki canı yanıyordu.
Donald öfkeyle birbirine bakarak kendinden geçen çifte baktı. Bir kaç adımla tam onların yanında durup Camella'nın bileğini tuttu. Genç kadın şaşkınlıkla kendine gelemeden çekilince acıyla çığlık attı. Donald fark etmese de morarıp zedelenmiş kısmı tutmuş ve çekmişti. Eli zaten incinmişken bu darbeyle gözleri yaşarmıştı kadının. Donald şaşkınca elini çektiğinde dizleri üstüne düştü Camella. Elini tutarken ağlamamak için kendini kastı.
Edgar bedeninde dolaşan yakıcı öfkesini genç adama yöneltti. Camella'nın acı çeken çığlığı ve dolan gözleri onu son raddeye getirmişti. Edgar yumruklarını sıkarken Lider araya girmek için hareketlendi. Ama oldukça geç kalmıştı. Edgar'ın yumruk yapan eli Donald'ın burnuyla buluştu. Çıkan ses -kemiğin kırılma sesi- onu tatmin etmemişti. Donald acıyla haykırıp yere düştüğünde küçümsemeyle baktı adama. Camella'ın yanına çöktü.
Camella derin nefes çekip gülümsemeye çalıştı.
‘‘Üzgünüm abarttım iyiyim.’’
Edgar endişeli bir ifadeyle kendine bakıyordu. Birden dizinin hemen altında ve sırtında hissettiği baskıyla inledi. Edgar onu kucağında taşıyordu! Kafasını adamın boynuyla omzu arasındaki o noktaya koydu. Elleri boynunu buldu. Gözleri hissettiği odunsu kokuyla kapanırken onun nabzını hissetti. Daha iyi duymaya çalışarak nefesini tuttu. Bu sert ve güçlü bedenin altında hızla çarpıyordu. Elini onun kalbine götürme isteğini yok sayarak biraz daha sokuldu adama. Nefesi boynuna üflerken onun titrediğini hissetti. Eli mi kırılmıştı? Edgar onu böyle taşıyacaksa sürekli kırmaya gönüllüydü.
Ayrıca böyle bir adamı tek nefesiyle ürpertip titretebilmek oldukça büyük bir nimetti. Kıkırdayarak dudaklarını yaladı. Edgar kadının boynuna üfleyen nefesini hissediyor ayrıca sürekli ürperiyordu. Lanet kadın onu ne kadar tahrik ettiğini biliyordu. Kıkırdadığını duyduğunda elleri daha sıkı kavradı kadını. Adımlarını atıp odayı geçti hızla.
‘‘Benimle oynarsan küçük kadın sonucuna katlanırsın.’’
‘‘Hım. Seninle oynamanın sonucu ne?’’
Edgar derin nefeslerle sakinleşmeye çalıştı. Camella gerçekten korkulası bir kadındı. Hayır diye düzeltti iç sesi.
O senin küçük kadının.
Bu düşünceyle tatlı bir şekilde sırıttı. Camella’ya laf atacağı sırada derin soluklar aldığını fark etti. Ne yani uyumuş muydu?! Kendini delirtip öylece uykuya dalmıştı bu kadın. Odanın önüne geldiğini fark ettiğinde dirseğiyle kapı koluna bastırdı. Kapı açılırken Ebony gözlerini açmış ve yattığı yerden fırlamıştı. Gözleri şaşkınlıkla büyürken arkadaşına bakıyordu.
‘‘Kolu darbe aldı. Büyük ihtimalle alçıya alınacak. Doktoru çağırıp gideceğim.’’ Diye fısıldadı.
Ebony dolan gözlerini kırpıştırıp hareket etmeye çalışınca aniden bastıran acıyla inledi. Başını sallayıp üzgün gözlerle uyuyan arkadaşına baktı. Edgar kadını yatağa koyup yanına doğru eğildi.
‘‘Camella. Yarın senin için zor bir gün olacak. Çünkü bitmek bilmez iştahlıyım.’’
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst