noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

İksir |8. Bölüm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 196
8. BölümBölüm 8 – Basit ÖğrenciDuyduklarını beyninin filtresinden geçirirken afalladı Lucrezia. Francois ne saçmalıyordu? Gözlerindeki tuhaf ifadenin nedeni neydi; endişe mi korku mu yoksa öfke mi? Bu sefer onu öfkelendirecek bir şey yapmadığını biliyordu; son konuşmalarında birbirlerini çok sinirlenmediklerini hatırlıyordu. O zaman Francois neden kendisine böyle bir ifadeyle bakıyordu?Kavramları bir kez daha bağdaştırmaya çalıştı. Taşınmak. Şimdi. Hemen. Francois’in odasına. Francois’in yanına. “Ne diyorsun sen?” dedi kendine hakim olmadan. “Ne demek benim yanıma taşınıyorsun? Ne demek benim odama taşınıyorsun?”“Çok basit. Buradan, benim odama taşınacaksın.”“Bu da ne demek?”“Lucrezia, beyin hücrelerinde bir sorun oluştu sanırım.” Leonardo’nun kendisini dürtüklemesine aldırmadan fikrini savunuyordu. Lucrezia’yı güvende tutmanın en sağlam yolu buydu; eğer kendi odasında kalırsa ona hiç kimse dokunamazdı. Ve düşüncelerine göre, ‘hiç kimse’ kavramına kaçak Kate de giriyordu. “Benim odama taşınacaksın diyorum. Daha önce büyü çalıştığımız oda var ya, oraya işte.”“Ben de sana ne saçmaladığını soruyorum. Niye senin odana taşınacakmışım? Bana sordun mu? Şimdi evet deme, çünkü böyle bir şey konuşmadığımızı hatırlıyorum.” Adamın laf sokmasına karşılık verdi. “Beyin hücrelerim seninkilerin aksine gayet sağlam.”Leonardo ve Oswald ikilinin tartışmasını büyük bir dikkatle izliyordu. Fakat ikisinin de yoğunlaştığı şeyler farklıydı.Leonardo arkadaşının aklını kaçırdığı düşünüyordu. Lucrezia’yı kendi odasına taşımak? Evli olmayan iki cadının sarayda aynı odada kalması olabilecek bir şey değildi. Francois’in bunu bildiğinden adı gibi emin olan Leonardo aynı zamanda Lucrezia’yı inceliyordu. Üzerindeki pamuklu mavi gecelik ve mavi gözleri uyum içindeydi. Orta boydaki sarı saçları dalgalar halindeydi ve güzel yüzünü tamamlıyordu. Uzun kirpikleri elmacık kemiklerini gölgeliyor, bakışlarına daha farklı bir anlam kazandırıyordu. ‘Bu kız gerçekten güzel,’ diye düşündü Leonardo. ‘Bu kız güzel ve Francois’e uygun.’Fiziksel incelemesi bittikten sonra kızın tavırlarını inceledi. Francois onun kanında asilik olduğunu söylerken kesinlikle yanılmıyordu. Karşısındaki kalıplı adamla tartışırken sözünü sakınmıyor, gözlerindeki bakışla ne kadar sinirli olduğunu ve geri adım atmayacağını gösteriyordu. Bu kız tam anlamıyla Francois’e uygundu. Güçlü, güzel ve karakteri sağlam.“Bana bak Lucrezia,” derken Francois’in siniri giderek artıyordu. “Ya adam gibi yanıma taşınmayı kabul edersin ya da seni kucaklayıp zorla götürürüm. İki türlü de benim odama geleceksin. Bunu hangi şekilde istediğin sana bağlı. Benim için ikisi de uygun.”“Hah! Beni mi zorla götüreceksin? Duydun mu Oswald, beni zorla götürecekmiş liderimiz!” diyerek Oswald’a döndü. Bunu söyleme amacı arkadaşından yardım beklemesiydi ama anında bunun ne kadar saçma olduğunu fark etti. Oswald… Francois’e karşı çıkabilecek bir adam değildi. O kadar cesur değildi.Francois’i gördüğü andan itibaren Oswald’ın beyninde bir karıncalanma baş göstermişti. Beyninde tanımadığı insanların sesleri yankılanıyor, ona emirler yağdırıyorlardı sanki. Kendisi bilmese de, bu sesler ona Kate’i zindandan çıkartmasını söyleyen seslerdi. “Ş-şey efendim-”“Sen sus.” Francois Lucrezia’ya döndü. “Arkadaşının laflarının bir tesiri olur mu sence? O basit bir öğrenci-”“Tıpkı benim gibi.”“Hayır. Öyle değil-”“Aynen öyle. Oswald da bir öğrenci, ben de bir öğrenciyim. Okul gibi olan o yerde büyü yapmayı öğreniyoruz. Aynı amaçla buraya getirildik. O zaman aynı şartlarda yaşamalıyız.”“Saçma konuşmana son verecek misin?”“Hayır. Çünkü ben haklıyım. Sen haksızsın. Yanına taşınmayacağım. Niye böyle bir şey yapayım ki? Liderler öğrencilerle yaşamaz.” Francois’i ilk gördüğü an geldi aklına. Sonra beraber büyü çalıştıklarıan. O gün Francois kendisi için de ‘basit öğrenci’ tabirini kullanmıştı. “Ben de ‘basit öğrenci’lerden biriyim. Bunu bana kendin söylemiştin. Büyü çalıştığımız gün.”Lucrezia’nın hafızasının kuvvetli olmasına lanet etti genç adam. O gün, orada, kızı sinirlendirmek ve üzmek için söylediği laf şimdi kendisine engel oluyordu. “O söylediğim o zaman için geçerliydi. Şimdi durumlar farklı.”Leonardo araya girmek için ağzını açtığında, “Bir dakika izin verin!” diyen Lucrezia yüzünden konuşamamıştı. “Ne durumu değişti? Ben hala aynı benim. Hala bir öğrenciyim ve gidip eğitimimi tamamlamam gerekiyor.”Sabrı taşmak üzere olan Francois dişlerinin arasından konuşuyordu. “Lucrezia anlamıyorsun.”“Evet, anlamıyorum. Çünkü mantıklı bir açıklama yapmıyorsun!”“Sen basit bir öğrenci falan değilsin!”“Evet, öyleyim!”“Değilsin!”Lucrezia yatağından çıkıp Francois’in üzerine atlayacakmış gibi duruyordu. “Öyleyim!”“Değilsin! Senin canına kast edildiği günden beri basit öğrenci sıfatını kaybettin!” diye yarı yalan yarı gerçek laflar etti Francois. Lucrezia hiçbir zaman basit bir öğrenci olmamıştı, buraya getirilme amacı ve gücüyle sıra dışıydı. Ama Lucrezia bunları bilmediği için Francois’in söylediği kısma inanmalıydı; ki, bu kısım da yalan değildi. Daha önce hiçbir çalışan, bir öğrenciyi öldürmeye çalışmamıştı. Kate ve Lucrezia’da görülmüştü böyle bir durum. Bu da Lucrezia’yı basit yapmayan özelliklerden biriydi. “Burada daha önce böyle bir olay yaşanmadı, hiçbir çalışan bir öğrenciyi öldürmeye çalışmadı! Ama sen. Seni öldürmeye çalışan biri var. Ve şimdi o kadın zindandan kaçtı, başıboş bir şekilde dolanıyor! O yüzden benim yanıma taşınacaksın, anladın mı beni!”Tehlike çanları kafasında çalarken başına saplanan bir ağrı hissetti genç kadın. Demek onu öldürmeye çalışan kadın, Kate, kaçmıştı; muhtemelen de Lucrezia’yı arıyordu. Neyse ki bu sarayda güvende sayılırdı. Kendisi de düşününce Francois’e hak veriyordu; okul gibi olan binaya geri dönemezdi. Kate nöbetçileri tekrar kandırıp odasına girebilirdi. “K-kaçtı mı?”“Evet. Kaçtı. Kısa bir süre önce seni öldürmeye çalışan kadın şu anda Floempolis’in sokaklarında dolaşıyor. Durumu anladın mı? Niye benim yanıma taşınman gerektiğini anladın mı?”“N-nasıl?” derken ayrıntılara takıldığının farkındaydı. Kate kaçmıştı işte. Bunun nasılı veya nedeni teferruattı. Önemli olan Kate’in kaçmış ve öldürmek için kendisini arıyor oluşuydu. “N-nasıl kaçabilir?”“Henüz araştırmak için fırsatımız olmadı,” dedi Leonardo araya girerek. Odaya girdiğinden beri ilk defa konuşuyordu. Lucrezia bakışlarını ona çevirdiğinde devam etti. “Öğrenir öğrenmez buraya geldik.”“Hemen buraya geldiğiniz için tebrik mi bekliyorsunuz?” Lucrezia bir Francois’e bir de onun yanındaki adama bakıyordu. “Bence nasıl kaçtığını araştırmalısınız. Sonuçta, bu, nöbetçilerinizin iyi iş yapamadığı anlamına gelir. Yani buranın güvenlik sorunu var. Demek istediğim-”“Lucrezia saçmalamayı kes.” Francois öfkesinin içinde kabardığını hissedebiliyordu. Kızın takıldığı ayrıntılar ve yaptığı eleştiriler sinir bozucuydu ve Francois dinledikçe daha da deliriyordu. “Tekrar söylüyorum, benim yanıma taşınıyorsun. Şimdi.”“Bunun gerekli olduğunu düşünmüyorum.”“Önemli olan senin ne düşündüğün değil,” dedi Francois alaycı bir sesle. “Benim ne düşündüğüm. Ve ben bunun gerekli olduğunu düşünüyorum.”Lucrezia Francois’in çok da ukala olmadığını düşünerek ne kadar yanıldığını yavaş yavaş fark edebiliyordu. Adam fazlasıyla çekilmezdi. Ve sanki tüm bunları bilerek yapıyordu; kendinden soğutmaya çalışsa ancak bu kadar işe yarayabilirdi Lucrezia’nın gözünde. “Taşınacak olan benim. Hayatı tehlikede olan da benim. Bunlara rağmen ben burada kalmayı tercih ediyorum.” İnadına yenik düştü. “Hatta beni okula bile geri yollayabilirsin. Hiç itirazım olmaz. Kate aptalından korkmadığımı herkes anlar böylece.”“Kate aptalından korkmadığını canını vererek mi kanıtlamak istiyorsun zeki kız?” Genç adam odada volta atıyordu. “Öldüğünde hepimize söylersin ondan korkmadığını.”“Beni öldüremez.”“Öyle mi? O zaman, söyle bana, neden seni yangın çıkmış bir odadan kurtardım? Neden seni kurtardığımda perişan haldeydin? Vücudunda yaralar vardı, doğru düzgün nefes alamıyordun? Bunun nedenini bana açıklayabilir misin? Eğer mantıklı bir açıklama yaparsan seni kendi odana geri yollarım, gerçekten. Tek istediğim mantıklı bir açıklama. Madem o kadın seni öldüremez, neden seni o halde buldum? Açıkla.”Dudağını dişledi yavaşça. Düşünceler beyninden ışık hızıyla geçiyor, mantıklı kelimelere tutunmaya çalışıyorlardı. Kendisi de bunu açıklayamayacağının farkındaydı ama kavgaya tutuşmuştu bir kere. Pes etmek doğasında yoktu. “Açıklamaya ihtiyaç duyduğuna göre beynini pek de kullanmıyorsun herhalde.”“Sen çık,” dedi Francois Oswald’a. Kafasıyla kapıyı işaret ediyordu.“A-ama-” diye kekeleyen Oswald, Lucrezia’yı bu adamla yalnız bırakmak istiyordu. Aralarındaki çekimi hissetmişti. Onları bu odada bırakmanın aralarındaki kıvılcımı ateşleyeceğini düşünüyordu ama yanıldığını anlaması çok da uzun sürmedi. Şu anda birbirlerine öfke dolu bakışlar atan ikilinin korkutucu olduğu düşüncesi süzüldü beynine.“Sana çık dedim!”Oswald Lucrezia’ya özür diler gibi baktıktan sonra hızlı adımlarla odadan dışarı çıktı. Kapı ardından kapandığında, Francois odanın köşesine geçip gözlerini yumdu. “Leonardo seni burada tutuyorum çünkü sinirlerime hakim olamazsam beni durdurman gerekiyor.”Lucrezia irileşmiş gözleriyle iki adamı izlerken ürperdi. Francois’in tehdidi açıktı; ‘beni fazla sinirlendirme.’“Lucrezia, sana son kez güzel bir dille söyleyeceğim. Eğer bu seferde zorluk çıkartırsan, olacakların sorumlusu ben değilim, sensin. Yanıma taşınacaksın. Şimdi. Bunu güvenliğin için yapman gerekiyor.”Yutkundu Lucrezia. Adama karşı çıkıp çıkmamak konusunda kararsızdı. Bir yanı boyun eğmemesini söylüyor, bir yanı Francois’in haklı olduğunu biliyordu. Francois’e ne kadar yakın olursa o kadar güvende olurdu. Ağzından çıkan sözcüklere engel olamadı. “Hayır.”Derin bir nefes alırken başını yavaşça salladı Francois. Ellerini saçlarının arasına daldırmış, bir şeyleri kırmamak için kendini tutuyordu. Öfkesi son raddeye geldiğinde, yemek masasının üzerindeki sürahiyi alıp sertçe duvara fırlattı. “Aynısını sana yapmamı istemiyorsan diretmeyi bırak.”Lucrezia parçalanmış sürahiye baktı uzunca. Adamın tehditlerinin ardı arkası kesilmezken beynindeki tehlike çanları son ses çalıyordu. Kendisi konuşamadan Francois’in arkadaşı konuşmuştu. “Francois,” dedi hızlıca. “Biraz dışarıda konuşalım.”Francois Lucrezia’ya ölümcül bir bakış attıktan sonra Leonardo’nun arkasından dışarı çıktı ve kapıyı kapattı. Nöbetçileri koridorun sonuna kovduktan sonra, “Ne?” dedi kabaca.“Onunla aynı odada kalamayacağını biliyorsun. Evli değilsiniz. Kurallara göre evli olmayan iki cadı sarayda, uzun süre boyunca aynı odayı paylaşamaz.”“Öyleyse kuralları değiştiriyorum. Umurumda değil. Onun güvende olması gerek.”“O burada da güvende. Bizimle aynı sarayda yaşarken fazlasıyla güvende. Bundan fazlasına ihtiyacı yok. Sen abartıyorsun.”“Sana daha bugün anlattıklarımı da mı unuttun aptal herif!” diye söylendi Francois. “Bu kız önemli. Böyle bir durumda herkesten farklı bir korumayı hak ediyor.”“Öyleyse odasının önüne, buraya, fazladan nöbetçiler dikeriz. Yanındaki hizmetçi sayısını arttırırız. Ama senin odana taşınması uygun değil.”“Umurumda değil. Benim odama taşınacak. Bana ne kadar yakın, o kadar iyi.”Çıkış yolu arayan Leonardo aklına gelen fikirle gülümsedi. Aslında Lucrezia ve Francois’in aynı odada kalarak birbirlerine alışmaları iyi olurdu; ama kurallara bu kadar aykırı bir durumu onaylayamazdı genç adam. Hem, bugün bu kadar hararetli kavga ederken birbirlerine olan bakışlarını da görmüştü Leonardo. İkilinin biraz daha zamana ihtiyacı vardı. “Öyleyse onu senin odanın bitişiğindeki odaya yerleştirelim? Ne dersin? Böylece hem kuralları ihlal etmemiş olursun, hem de Lucrezia sana yakın bir yerde kalıyor olur.”Duraksadı Francois. Arkadaşının söyledikleri mantıklı geliyordu. İtiraz etmeden önce son bir kez daha düşündü. Onu odasının hemen bitişiğindeki odaya yerleştirecekti ve Leonardo’nun dediği gibi kapısındaki nöbetçi sayısını maksimuma çıkartıp odasındaki hizmetçilerin sayısını arttıracaktı. “Bu söylediğin olabilir. Mantıklı.”“İyi. O zaman içeri girip Lucrezia’ya haberi verelim. Ya da ben vereyim. Sen kendini tutamayacak gibi duruyorsun. Odana git ve biraz sakinleş. Ben hallederim.”Yavaşça nefes vererek başıyla onayladı bu teklifi. “Zihnine bakmayı unutma.”Francois’in koridorun ucunda gözden kaybolduğunu gördükten sonra nöbetçileri yerlerine çağırdı ve tekrar odaya girdi.“Ne o?” dedi Lucrezia alaycı sesiyle. “Bu sefer tek başına mısın? Francois denen adam nereye gitti? Kaçtı mı yoksa?”Leonardo gülümsedi. Francois’in bir şeyden kaçtığı düşüncesi fazlasıyla komikti. “Aslında isimlerimizi biliyoruz ama yine de tanışalım. Francois’in en yakın arkadaşıyım. Adım Leonardo.”“Lucrezia.”“Memnun oldum, Lucrezia.”“Aynı şeyi söyleyemeyeceğim.”Dudağını sarkıttı Leonardo. Kız fazla hazırcevaptı. “Şu taşınma meselesine bir açıklık getirelim istiyorum.”“Francois’in odasına falan taşınmayacağım!”“Evet, evet. Ben de bunu söylemek için buradayım zaten.”“Vazgeçti mi?”“Tam olarak değil,” dedi Leonardo hızlıca. “Onun odasına taşınmayacaksın. Ama onun odasının bitişiğindeki odaya taşınacaksın. Böylece hem ona yakın olacaksın, hem de onunla aynı odada kalmayacaksın. Bu fikri ben ortaya attım. Nasıl fikir?”“Bu daha kabul edilebilir bir şey. Tebrikler, demek kafanızın içi tamamen boş değilmiş. Sen mantıklı düşünebiliyormuşsun.”İğneleyici laflardan nasibini almış olan Leonardo gülümsemeye devam etti. “Francois’i böyle laflarla delirtiyor olabilirsin ama bunlar bana işlemez.”“Asıl o beni delirtiyor!”“Evet, arada yapar öyle şeyler.”Konuşmak yerine başını camdan yana çevirdi Lucrezia. Gözlerini manzaraya dikmişken tetikte bekliyordu. Odasındaki yabancıdan pek de hoşnut değildi. Birkaç dakikanın ardından, “Neden burada bekliyorsun?” diye sordu yavaşça.“Bilmem. Öylesine.”“Yalnız kalabilir miyim? Uyumak istiyorum da.”“Birkaç dakika sonra gitsem? Seninle konuşmak istiyorum da.”“Pekala.”Leonardo yatağın yakınındaki sandalyelerden birine oturdu. Amacı kızı konuştururken zihnine bakmaktı. Gözlerini Lucrezia’ya odaklamışken kız rahatsız bir şekilde kıpırdandı.“Ne hakkında konuşacağız?”“Günlük şeylerden Lucrezia. Mesela kardeşin var mı?”Adamın söylediklerine anlam veremeyen Lucrezia tek kaşını kaldırmış tereddütle bakıyordu. “Hayır. Tek çocuğum.”“Ailenin tüm ilgisi senin üzerindeydi o halde?” derken hem kızdan bilgi koparmaya hem de zihnine bakmaya çalışıyordu.Karşısındaki yabancıya duyduğu güvensizlik nedeniyle yalan söyledi genç kız. “Evet, öyleydi.” Kendisi de biliyordu ki, ailesinin ona ilgi gösterdiği yoktu. Tek yaptıkları maddi ihtiyaçlarını karşılamaktı; manevi açıdan tamamen boş bırakmışlardı onu.“Francois hakkında ne düşünüyorsun?”“Ukala ve manyak,” diye yalan attı Lucrezia. Adamdan etkilendiğini açık etmek istemiyordu.“Ne kadar güzel,” diye mırıldandı Leonardo. “Çaldığın bir müzik aleti var mı?”“Piyano çalıyorum.”Francois kabus gördüğü zaman aurasının koyu renklerle ve boydan boya onu çevrelediğini söylemişti ama şu anda böyle bir durum yoktu. Kızın aurası yine güçlüydü ama renkler açıktı ve ahenkle parlıyorlardı.“Yetenekli kız.” Sırıtışı yüzünde daha da büyüdü. “Sen benim hakkımda bir şeyler sormayacak mısın?”“Hayır.”“Neden?”“Çünkü ilgilenmiyorum.”Bu sözlerinden sonra Leonardo Lucrezia’nın zihnine ulaşabilmişti. Tam zihnini kimin ziyaret ettiğine bakıyordu ki… engelle karşılaştı. Sanki birisi Lucrezia’nın zihninin etrafına kale surları örmüştü. Öylesine korunaklı bir zihni vardı ki hiç kimse hiçbir şey göremezdi. ‘Lanet olsun,’ diye düşündü adam.***Kate rüyasında taştan duvarlara doğru yürüdü. Soğuk gri duvarlar ona atıldığı zindanı hatırlatıyordu. Francois bunu yapmamalıydı. Bunun bedelini en kısa zamanda ödeyecekti. Odaya ulaştığında dizlerinin üzerine çöktü. “Efendim,” diye mırıldandı yavaşça. “Sizin için ne yapabilirim?”“Floempolis’e rüyalarla ulaşma işini iyi bulduk, Andy,” diyen Charlie Howard keyifle gülümsedi. Mutsuzluğunu gizlemenin en kolay yolu buydu. “Sana gelince Kate… öncelikle, kaçışında bir sorun çıkmadı değil mi? Oswald Lugosi denen adam seni kimseye gözükmeden çıkartabildi mi?”“Evet efendim. Kimseye gözükmeden kaçmayı başardım. Kimse onun yaptığını bilmiyor.”“Güzel. Francois alçağı kimin yaptığını bulamadığında deliye dönecektir.” Kin dolu bir gülümsemeyle kadına baktı. “Malum, hepsi benim rüyalara girme ve zihin kontrol etme gibi işleri yapamayacak kadar aciz olduğumu sanıyor. Oswald’ın kontrol edildiğini ve Lucrezia’nın zihninin ziyaret edildiğini fark etseler bile benim yaptığımı anlayamazlar.”“Evet efendim.”“Ondan ve kızım Lucrezia’dan intikam almak istiyorsun, değil mi?”“Evet efendim.”“Bunun için her şeyi yapmaya hazır mısın?”“Evet efendim,” dedi coşkulu bir şekilde Kate.“Aferin. Lucrezia’ya haberi yolladım. Zamanı geldiğinde Francois’i öldürmesi gerekeceğini ona söyledim. Birkaç gün içinde onunla tekrar iletişim kuracağım. Ayrıntıları dinledikten sonra bana katılacağını umuyorum.Yüksek ihtimalle bana katılmayacak, ruhundaki o iğrenç aydınlık ona engel olacaktır.”“Bir yolunu bulacağınızdan eminim efendim,” diyerek araya girdi Andy.“Teşekkürler Andy.” Tekrar Kate’e döndü Charlie Howard. İntikam planlarının yürürlüğe girmesi az da olsa keyfini yerine getiriyordu. “Benim gibi bir adamın nasıl böyle bir çocuğu olur aklım almıyor. Nasıl olur da ruhu aydınlık tarafından kutsanır? Nasıl olur da benim karanlık tarafımı almaz?”Cevapsız sorularından sonra odada bir sessizlik oldu.Zamanları kısa olduğu için fazla beklemeden konuşmaya devam etti adam. “Planımızın ana hatlarını biliyorsun. Lucrezia bunu kabul etmese bile onun zihnini yönlendireceğim ve Francois’i öldürmesini sağlayacağım. Bunu yapacak gücüm var. Bulduğum yöntemler gücümü kat kat arttırdı. Ve… Lucrezia o kadar zayıf ki.” Kızı hakkında yanıldığını bilmeden konuşuyordu adam. Lucrezia’nın güçsüzlüğünüonun iyiliğine bağlıyordu. “Aydınlık onu kutsadı evet, ama ona hiçbir güç katmadı. Basit, sıradan bir cadı. Buradan bile onun zihnine girmek öyle kolay ki.”Kate hızlıca başını salladı.“Neyse, bu konuları boş verelim. Zaten ondan kurtulmamız çok uzun sürmeyecek. Belki bu sözlerimden tahmin etmişsindir. Planımızın sonrasında ise,” dedikten sonra derin bir nefes alıp çenesini kaşıdı. “Sonrasında ise Lucrezia’yı öldürmek var.”Keyifli okumalar^^
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst