Uğrak, Diyarbakır ilinin Dicle ilçesine bağlı bir köydür. kuyun mutarı mehmet beytor dur
Köy tarihi hakında yazılı belgeler olmamakla birlikte çok eskilere dayandığı köyde bulunan höyüklerden ve büyük kaya kütleleri üzerinde oyulan kuyulardan ve değişik şekillerdeki figürlerden anlaşılıyor. Büyük ihtimalle tarihi, ilk çağlara kadar gidiyor.Komşu Metina köyündeki höyük isminden anlaşılacağı gibi MİTANİlere aittir. MİTANİLER bugünkü Kürtlerin atalarıdır. Ancak köyde şu anda yaşayan insanlar köken itibariyle bu köyün yerlileri değildirler. Herbir aile farklı zamanlarda farklı yerlerden gelip yerleşmişler.Köyün zazaca ismi ZEYDAN'dır. Bu isim büyük ihtimalle ZEYDAN aşiretiyle ilgilidir. çünkü 11.ve 12. yüzyılda bölgenin müslümanlaştırlması sürecinde PİR MANSUR (PİMSÜR) önderliğinde hakari bölgesinden gelen insanlar var.Ayrıca köyün oyun stilleri melodileri ZAĞROS bölgesindeki insanlarla aynı özellikler taşıyor. Bölgede yaygın olan ağalık ve şeyhlik sistemi köyde kurulmamış buna teşebüs edene de izin verilmemiş. Hatta rivayet olunur ki köyde birisi ağalığa yeltenmiş ancak adamın kızını kaçırarak ağalığına son vermişler. Şeyhlik kurumu da köyde itibar görmemiş. Köy ahalisi temelde dört aileden meydana geliyor. kendi aralarında zazaca kendilerini şu şekilde tarif ediyorlar:KÜLFETé EYŞIKI ki sayısal olarak en büyük ailedir; QOLAN ikinci büyük ailedir,ZİLAN VE HÜSSé GEDAN.Küçük göçmen bir aile daha var. KÜLFETé EYŞIKI rivayete göre komşu QULBİN köyündendir.QOLAN ittifaklar sonucu oluşmuş heterojen bir ailedir . Bu ailelerin köydeki tarihsel geçmişleri kanaatimce 400 yıl civarıdır.Köyde aileler arasında tarihsel bir husumetin olduğu aşikar ancak çözülemeyecek bir sorun değildir. Husumetin kaynağı kanaatimce geçmişte aileler arasında ilkel anlamda da olsa bir hakimiyet mücadelesidr. Mücadele daha ziyade iki büyük aile arasında meydana geliyor. Koruculuk sisteminin de köyde yarattığı tahribat var. Muhtarlık paylaşımı da eklemek lazım. Tüm bu nedenlerden dolayı zaman zaman ölümlere varan bir şidet sarmalı ne yazık ki günümüze kadar sürmektedir. Köyden göç etmiş birçok aile sosyal, kültürel ve ekonomik olarak transformasyon geçirdiğini söylemek mümkün.
Köy tarihi hakında yazılı belgeler olmamakla birlikte çok eskilere dayandığı köyde bulunan höyüklerden ve büyük kaya kütleleri üzerinde oyulan kuyulardan ve değişik şekillerdeki figürlerden anlaşılıyor. Büyük ihtimalle tarihi, ilk çağlara kadar gidiyor.Komşu Metina köyündeki höyük isminden anlaşılacağı gibi MİTANİlere aittir. MİTANİLER bugünkü Kürtlerin atalarıdır. Ancak köyde şu anda yaşayan insanlar köken itibariyle bu köyün yerlileri değildirler. Herbir aile farklı zamanlarda farklı yerlerden gelip yerleşmişler.Köyün zazaca ismi ZEYDAN'dır. Bu isim büyük ihtimalle ZEYDAN aşiretiyle ilgilidir. çünkü 11.ve 12. yüzyılda bölgenin müslümanlaştırlması sürecinde PİR MANSUR (PİMSÜR) önderliğinde hakari bölgesinden gelen insanlar var.Ayrıca köyün oyun stilleri melodileri ZAĞROS bölgesindeki insanlarla aynı özellikler taşıyor. Bölgede yaygın olan ağalık ve şeyhlik sistemi köyde kurulmamış buna teşebüs edene de izin verilmemiş. Hatta rivayet olunur ki köyde birisi ağalığa yeltenmiş ancak adamın kızını kaçırarak ağalığına son vermişler. Şeyhlik kurumu da köyde itibar görmemiş. Köy ahalisi temelde dört aileden meydana geliyor. kendi aralarında zazaca kendilerini şu şekilde tarif ediyorlar:KÜLFETé EYŞIKI ki sayısal olarak en büyük ailedir; QOLAN ikinci büyük ailedir,ZİLAN VE HÜSSé GEDAN.Küçük göçmen bir aile daha var. KÜLFETé EYŞIKI rivayete göre komşu QULBİN köyündendir.QOLAN ittifaklar sonucu oluşmuş heterojen bir ailedir . Bu ailelerin köydeki tarihsel geçmişleri kanaatimce 400 yıl civarıdır.Köyde aileler arasında tarihsel bir husumetin olduğu aşikar ancak çözülemeyecek bir sorun değildir. Husumetin kaynağı kanaatimce geçmişte aileler arasında ilkel anlamda da olsa bir hakimiyet mücadelesidr. Mücadele daha ziyade iki büyük aile arasında meydana geliyor. Koruculuk sisteminin de köyde yarattığı tahribat var. Muhtarlık paylaşımı da eklemek lazım. Tüm bu nedenlerden dolayı zaman zaman ölümlere varan bir şidet sarmalı ne yazık ki günümüze kadar sürmektedir. Köyden göç etmiş birçok aile sosyal, kültürel ve ekonomik olarak transformasyon geçirdiğini söylemek mümkün.
