Porsuk, Erzurum ilinin Pasinler ilçesine bağlı bir köydür.
Porsuk köyünün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, köy sınırları içinde yer alan bazı arazilerin tapu kayıtlarında sınır olarak belirlenen su arkı (ya da kaldırım olarak adlandırılan derin su yolu), tepe ve yol isimlerinden, ilk yerleşimin 15 nci yy'a dayandığı tahmin edilmektedir.
Bilindiği üzere, Osmanlı devleti'nde herhangi bir yere yapılacak seferden önce ordunun günübirlik ve lojistik ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla hangi noktada kaç gün konaklanacağının yanında harekat güzergahı üzerindeki yerleşim yerlerinde kısa sürede yapılabilecek yol, su yolu, su kanalı, köprü ya da geçitlerin ordu birliklerince inşası ve onarımı da planlanıyordu.
1967 yılında Erzurum valiliği'nin öncülüğünde başta il milli eğitim müdürü, kültür ve turizm müdürü olmak üzere vilayette görevli devlet yetkililerince hazırlanan "Erzurum il yıllığı -1967" adlı çalışmanın 169-179 ncu sayfalarında bahsedildiği üzere; iran seferine çıkan Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in otağı Erzurum'un kuzey doğusunda yer alan, bugün dahi aynı isimle anılan, köşk köyünde kurulmuştur. Porsuk köyü, Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in 1514 yılında irana yaptığı çaldıran seferi'nin, 1585'de Ferhat paşa'nın yaptığı ikinci iran seferi'nin ve IV. Murat'ın yaptığı iran seferi'nin güzergahı üzerinde yer almaktadır. Yavuz'un iran seferinde, Erzurum-pasinler arasında, Osmanlı ordusunun geçiş güzergahı köşk köyü'nden başlamak üzere karga pazarı dağlarının batı ve güney eteklerinden, yani köşk köyü-küçük toy-büyük toy-gölciğez köyü-Porsuk köyü-kurnuç köyü ile kotandüzü köyü şeklindedir.
Yukarıda ifade edildiği gibi, Osmanlı devletinin iran seferi esnasında ordu birliklerince, ikisi tamamen Porsuk köyü sınırları içinde olmak üzere, biriside Porsuk-acı ve taşkaynak (eski adıyla keyvang) köylerinin sınır kesişiminde inşa edilen ve bugün de aynı isimlerle anılan, hatta tapu kayıtlarında sınır ya da nirengi noktası olarak gösterilen dört büyük eser vardır.
Bu eserlerden birisi Porsuk köyü'nün kuzey doğusunda yer alan; karga pazarı dağlarından doğan suların taşındığı takriben 750-800 metre uzunluğundaki "YENİÇERİ ARKI"dır. Köyün kuzey doğusundaki posanlar'ın (pusanlar da olabilir)yamaçları ile uzun çayır'ın eteklerinde yer alan ve "çor göl" ya da "şor göl" diye bilinen bölgede 1982 yılında inşa edilen "Porsuk göleti"nin suları, bu gün dahi köyün doğu ve güney doğusuna "YENİÇERİ ARKI"nın (yaklaşık 500 metre uzunluğundaki) güzergahı takip edilerek taşınmaktadır.
İkincisi, Porsuk ile komşu Acı Köyünün arasında (Porsuk Köyünün kuzey doğusunda)Kargapazarı dağlarının hemen eteğinde, gerek Kızılkırma'dan gerek SEKİLER'in batısındaki ARGINLIK'tan gelen suların toplandığı (SEKİLER'in hemen güneyindeki) Kayserilioğlu çayırlarından sırasıyla KAMIŞLI tepesi ve POSANLAR tepesinden daha aşağılara taşıyan KAMIŞLI ARKI'dır.
Üçüncü eser, "şor göl" bölgesinin 1500 metre doğusunda, Porsuk-acı ve taşkaynak köylerinin sınırlarının kesiştiği yer olan ve acının gölü'nün yaklaşık 1000 metre güneyindeki taş köprü'den geçen kargapazarı menşeli suları Porsuk'un kuzey doğusu ile taşkaynak'ın kuzey batısındaki çok sayıda tepeden müteşekkil engebeli araziden aşağıya taşıyan "şiş ark"tır. Köyün "kırlar" ve "tilki delikleri" diye bilinen bölgesinin güney kısımlarındaki tarlalar halen "şiş ark"tan taşınan sular sayesinde sulanabilmektedir.
Dördüncüsü ise, köyün doğusundan geçen (yine karga pazarından çıkan) suların, köyün güneyindeki arazinin sulanması amacıyla kullanılması için inşaa edilen "büyük kaldırım" arkıdır. bu arkın devamı da, yine köyün güneyinde yer alan ve "susuzlar" diye anılan bölgenin sulanması amacıyla inşa edilen "susuz arkı"dır. "susuz arkı"nın izi, yüzlerce yıldır kullanılmamasına rağmen, bu gün dahi kolaylıkla tespit edilebilecek durumdadır.
Porsuk köyü'nün bilinen tarihi ise, atatürk üniversitesi öğretim üyelerinden tarihçi prof. dr. enver konukçu'nun erzurum salname (Osmanlı vergi) kayıtlarına dayanan araştırmaları sonucunda hazırlamış olduğu "selçuklulardan cumhuriyete erzurum" adlı çalışmasına dayanmaktadır. dr. konukçu'nun çalışmasının 259 ncu sayfasının üçüncü paragrafında "ıı. mahmut zamanında erzurum'da tanınmış şahsiyetler de şunlardır: cennetzade, zorluzade, kağızmanizade, ... , Tohumcuzade Hafız Ağa." şeklinde erzurum'un bilinen sima ya da aileleri hakkında bilgi verilmektedir. kitapta yer verilen bilgilere göre, bu tarihlerde erzurumda en çok tanınan simalardan (eşraftan) birisi de "Tohumcuzade Hafız Ağa"dır.
Porsuk köyünde ikamet eden "Tohumcuzade Hafız Ağa" esasen erzurum'a bağlı ılıca nahiyesinin çiçekli köyünde 1680-1770 yılları arasında yaşayan "çiçekli'li ahmet ağa"nın oğlu olup, Osmanlı padişahı üçüncü Selim döneminde sipahi ağası olarak atanmış ve porsuk köyü merkez olmak üzere, seçilen 40 tane köyün idaresi kendisine verilmiştir. "Tohumcuzade Hafız Ağa" Osmanlı kapıkulu ocağının atlı askerleriyle padişaha bağlı olarak sipahi ağası olarak görev yapmış, seferlere katılmıştır.
"Tohumcuzade Hafız Ağa"nın, oğlu Tohumcuzade dursun bey'in (ki kabir taşı Osmanlıca yazılıdır) kızları Hadise Hanım ile Hayriye Hanım olup, oğulları Tohumcuzade Emin bey, Mustafa Bey, Arif Bey ve Büyük Bey'dir. Emin Beyin oğulları Kamil bey, Kaşif Bey olup kızları ise Hanım Kız ile Nesibe Hanım'dır. Dursun Bey'in küçük küçük torunları adil bey ve büyük bey (yemen ve trablusşam savaşlarına katılmışlardır), Halil Bey ve Hamit Bey, Mehmet bey (sarıkamış harekatına katılmış istiklal savaşı gazisi), osman bey, rukiye hanım, sabit bey, munip bey, canip bey, naciye hanım ve mucip bey'in mezarları porsuk köyündedir. Tohumcuzade Hafız Ağa'nın küçük torunu Tohumcuzade haşim bey'in dört çocuğunun en küçüğü ahmet tohumcu bey (1904-2001) olup, aynı zamanda cumhuriyet döneminde, 1936-1958 yılları arasında porsuk köyünün de ilk eğitmeni yani öğretmenidir. eğitmen ahmet tohumcu beyin, türkiye radyo ve televizyon kurumu tarafından kayda alınarak yayınlanmış, "doğunun fatihi, yetimler babası kazım karabekir paşa" üzerine yaptığı mülakat ve söyleşileri mevcuttur.
Tohumcuzade Hafız Ağa'nın 9, 10 ve 11 ncu göbekten çok sayıda torunu, çoğunluğu Erzurum şehir merkezinde, Hasankalede ve Porsuk köyünde olmak üzere, Mersin, Bursa, İstanbul ve Ankara'da oturmaktadır.
Porsuk köyünün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, köy sınırları içinde yer alan bazı arazilerin tapu kayıtlarında sınır olarak belirlenen su arkı (ya da kaldırım olarak adlandırılan derin su yolu), tepe ve yol isimlerinden, ilk yerleşimin 15 nci yy'a dayandığı tahmin edilmektedir.
Bilindiği üzere, Osmanlı devleti'nde herhangi bir yere yapılacak seferden önce ordunun günübirlik ve lojistik ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla hangi noktada kaç gün konaklanacağının yanında harekat güzergahı üzerindeki yerleşim yerlerinde kısa sürede yapılabilecek yol, su yolu, su kanalı, köprü ya da geçitlerin ordu birliklerince inşası ve onarımı da planlanıyordu.
1967 yılında Erzurum valiliği'nin öncülüğünde başta il milli eğitim müdürü, kültür ve turizm müdürü olmak üzere vilayette görevli devlet yetkililerince hazırlanan "Erzurum il yıllığı -1967" adlı çalışmanın 169-179 ncu sayfalarında bahsedildiği üzere; iran seferine çıkan Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in otağı Erzurum'un kuzey doğusunda yer alan, bugün dahi aynı isimle anılan, köşk köyünde kurulmuştur. Porsuk köyü, Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in 1514 yılında irana yaptığı çaldıran seferi'nin, 1585'de Ferhat paşa'nın yaptığı ikinci iran seferi'nin ve IV. Murat'ın yaptığı iran seferi'nin güzergahı üzerinde yer almaktadır. Yavuz'un iran seferinde, Erzurum-pasinler arasında, Osmanlı ordusunun geçiş güzergahı köşk köyü'nden başlamak üzere karga pazarı dağlarının batı ve güney eteklerinden, yani köşk köyü-küçük toy-büyük toy-gölciğez köyü-Porsuk köyü-kurnuç köyü ile kotandüzü köyü şeklindedir.
Yukarıda ifade edildiği gibi, Osmanlı devletinin iran seferi esnasında ordu birliklerince, ikisi tamamen Porsuk köyü sınırları içinde olmak üzere, biriside Porsuk-acı ve taşkaynak (eski adıyla keyvang) köylerinin sınır kesişiminde inşa edilen ve bugün de aynı isimlerle anılan, hatta tapu kayıtlarında sınır ya da nirengi noktası olarak gösterilen dört büyük eser vardır.
Bu eserlerden birisi Porsuk köyü'nün kuzey doğusunda yer alan; karga pazarı dağlarından doğan suların taşındığı takriben 750-800 metre uzunluğundaki "YENİÇERİ ARKI"dır. Köyün kuzey doğusundaki posanlar'ın (pusanlar da olabilir)yamaçları ile uzun çayır'ın eteklerinde yer alan ve "çor göl" ya da "şor göl" diye bilinen bölgede 1982 yılında inşa edilen "Porsuk göleti"nin suları, bu gün dahi köyün doğu ve güney doğusuna "YENİÇERİ ARKI"nın (yaklaşık 500 metre uzunluğundaki) güzergahı takip edilerek taşınmaktadır.
İkincisi, Porsuk ile komşu Acı Köyünün arasında (Porsuk Köyünün kuzey doğusunda)Kargapazarı dağlarının hemen eteğinde, gerek Kızılkırma'dan gerek SEKİLER'in batısındaki ARGINLIK'tan gelen suların toplandığı (SEKİLER'in hemen güneyindeki) Kayserilioğlu çayırlarından sırasıyla KAMIŞLI tepesi ve POSANLAR tepesinden daha aşağılara taşıyan KAMIŞLI ARKI'dır.
Üçüncü eser, "şor göl" bölgesinin 1500 metre doğusunda, Porsuk-acı ve taşkaynak köylerinin sınırlarının kesiştiği yer olan ve acının gölü'nün yaklaşık 1000 metre güneyindeki taş köprü'den geçen kargapazarı menşeli suları Porsuk'un kuzey doğusu ile taşkaynak'ın kuzey batısındaki çok sayıda tepeden müteşekkil engebeli araziden aşağıya taşıyan "şiş ark"tır. Köyün "kırlar" ve "tilki delikleri" diye bilinen bölgesinin güney kısımlarındaki tarlalar halen "şiş ark"tan taşınan sular sayesinde sulanabilmektedir.
Dördüncüsü ise, köyün doğusundan geçen (yine karga pazarından çıkan) suların, köyün güneyindeki arazinin sulanması amacıyla kullanılması için inşaa edilen "büyük kaldırım" arkıdır. bu arkın devamı da, yine köyün güneyinde yer alan ve "susuzlar" diye anılan bölgenin sulanması amacıyla inşa edilen "susuz arkı"dır. "susuz arkı"nın izi, yüzlerce yıldır kullanılmamasına rağmen, bu gün dahi kolaylıkla tespit edilebilecek durumdadır.
Porsuk köyü'nün bilinen tarihi ise, atatürk üniversitesi öğretim üyelerinden tarihçi prof. dr. enver konukçu'nun erzurum salname (Osmanlı vergi) kayıtlarına dayanan araştırmaları sonucunda hazırlamış olduğu "selçuklulardan cumhuriyete erzurum" adlı çalışmasına dayanmaktadır. dr. konukçu'nun çalışmasının 259 ncu sayfasının üçüncü paragrafında "ıı. mahmut zamanında erzurum'da tanınmış şahsiyetler de şunlardır: cennetzade, zorluzade, kağızmanizade, ... , Tohumcuzade Hafız Ağa." şeklinde erzurum'un bilinen sima ya da aileleri hakkında bilgi verilmektedir. kitapta yer verilen bilgilere göre, bu tarihlerde erzurumda en çok tanınan simalardan (eşraftan) birisi de "Tohumcuzade Hafız Ağa"dır.
Porsuk köyünde ikamet eden "Tohumcuzade Hafız Ağa" esasen erzurum'a bağlı ılıca nahiyesinin çiçekli köyünde 1680-1770 yılları arasında yaşayan "çiçekli'li ahmet ağa"nın oğlu olup, Osmanlı padişahı üçüncü Selim döneminde sipahi ağası olarak atanmış ve porsuk köyü merkez olmak üzere, seçilen 40 tane köyün idaresi kendisine verilmiştir. "Tohumcuzade Hafız Ağa" Osmanlı kapıkulu ocağının atlı askerleriyle padişaha bağlı olarak sipahi ağası olarak görev yapmış, seferlere katılmıştır.
"Tohumcuzade Hafız Ağa"nın, oğlu Tohumcuzade dursun bey'in (ki kabir taşı Osmanlıca yazılıdır) kızları Hadise Hanım ile Hayriye Hanım olup, oğulları Tohumcuzade Emin bey, Mustafa Bey, Arif Bey ve Büyük Bey'dir. Emin Beyin oğulları Kamil bey, Kaşif Bey olup kızları ise Hanım Kız ile Nesibe Hanım'dır. Dursun Bey'in küçük küçük torunları adil bey ve büyük bey (yemen ve trablusşam savaşlarına katılmışlardır), Halil Bey ve Hamit Bey, Mehmet bey (sarıkamış harekatına katılmış istiklal savaşı gazisi), osman bey, rukiye hanım, sabit bey, munip bey, canip bey, naciye hanım ve mucip bey'in mezarları porsuk köyündedir. Tohumcuzade Hafız Ağa'nın küçük torunu Tohumcuzade haşim bey'in dört çocuğunun en küçüğü ahmet tohumcu bey (1904-2001) olup, aynı zamanda cumhuriyet döneminde, 1936-1958 yılları arasında porsuk köyünün de ilk eğitmeni yani öğretmenidir. eğitmen ahmet tohumcu beyin, türkiye radyo ve televizyon kurumu tarafından kayda alınarak yayınlanmış, "doğunun fatihi, yetimler babası kazım karabekir paşa" üzerine yaptığı mülakat ve söyleşileri mevcuttur.
Tohumcuzade Hafız Ağa'nın 9, 10 ve 11 ncu göbekten çok sayıda torunu, çoğunluğu Erzurum şehir merkezinde, Hasankalede ve Porsuk köyünde olmak üzere, Mersin, Bursa, İstanbul ve Ankara'da oturmaktadır.