HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Patolog, organizmanın ölümünü otopside görür. Hemen bütün ölümlerde görülen tipik bulgular;
Ölü morlukları (lekeleri), kanın damarlarda göllenmesi ve zedelenen endotel katmanından dışarı eritrositlerin sızmasıyla oluşur. "Postmortem hipostaz" olarak da adlandırılan bu morluklar, yerçekiminin belirlediği bir dağılım gösterir. Lekeler ölümden yaklaşık 1-3 saat kadar sonra oluşmaya başlar ve 5-6 saat içinde belirginleşerek yaklaşık 12 saat sonra en belirgin duruma gelirler. Dokuları sıkıştıran dış etkenlerin (kemer gibi) bulunduğu bölgelerde ölü morlukları oluşmaz. Sırt üstü yatar durumda ölen bir kişide, skapuler ve gluteal bölgeler "beyaz", ense ve bel oyuntuları "mor" görülecektir.
Ölü katılığı, ölümün "geç dönem" bulgularından olup, ölümden sonra (bir kas gevşemesi döneminin ardından) bütün düz ve çizgili kasların ATP eksikliği ve laktik asit fazlalığı nedeniyle sertleşmesidir.
Katılığın gelişmesi kişinin ölüm nedenine, ölüm sürecine ve çevresel koşullara bağlı olarak çok değişkenlik gösterebildiğinden; ölü katılığı, ölüm zamanını belirlemede güvenilir biçimde kullanılamaz. Katılaşan kasların boyları katılaşma sırasındaki gibi kalır. (Yüksek ısıya maruz kalma ile olan ölümlerde ise kaslar büzüşüp kısalır ve ceset "fetal" bir görünüm alır). Katılık, 2-6 saat içinde alt çene, ense ve yüzde başlar; bunu izleyen saatlerde omuzlara yayılır ve 12 saat içinde bütün kasları tutar. Sonraki 12 saat içinde katılık sürer ve daha sonra gene yaklaşık 12 saat içinde kaslar yeniden gevşer (ikincil gevşeme). Ölümden 36-48 saat sonra başlayan bu gevşeme-yumuşamadan "çürüme" sorumludur. Çürüme, ölümün geç dönem belirtilerinden bir olarak kabul edilebilir ve vücutta bakterilerin en yoğun olduğu bağırsaklar bölgesinde başlar. Çürümenin dıştan görülen ilk bulgusu karın sağ yanında beliren yeşillenmedir. Ölü katılığı kıl diplerindeki kasları da tuttuğundan, cesetlerde bir süre "ürperme" görüntüsü (cutis anserina/kaz derisi) olabilir; bu bulgu, canlılığı düşündüren yanılgılara neden olabilir.
Ölümün otopside karşılaşılan bu belirtileri daha çok adli tabiplerin işine yararlar. Transplantasyona aday seçiminde karar verici rol oynayan kurulların çalışmaları açısından bu ölüm bulgularının anlamı yoktur. Bu kurulların görevleri arasında 'verici' olacakların önceden seçilip belirlenmesinin yanı sıra, vericinin tıp açısından 'ölmüş olduğunun' saptanması da bulunmaktadır. Bu saptamanın olabildiğince erken yapılması, alınacak doku ve organların başarıyla transplante edilebilmeleri için çok önemlidir: Yasal ölüm gerçekleşmiş, hücresel ölüm gerçekleşmemiş olmalıdır. Bu anlamda; "ölüm"ün ne zaman gerçekleşmiş olduğunu belirlemek, yalnızca tıbbi değil; etik ve yasal birtakım yaklaşımları da gerekli kılmaktadır.
Uzmanlaşmış olsun olmasın, tüm hekimlerin "ölüm tanısı" koyma ve "ölüm raporu" hazırlama sorumluluğu bulunmaktadır.
- vücut sıcaklığının düşmesi (algor mortis)
- ölü morluğu (livor mortis) ve
- ölü sertliği (rigor mortis)'dir.
Ölü morlukları (lekeleri), kanın damarlarda göllenmesi ve zedelenen endotel katmanından dışarı eritrositlerin sızmasıyla oluşur. "Postmortem hipostaz" olarak da adlandırılan bu morluklar, yerçekiminin belirlediği bir dağılım gösterir. Lekeler ölümden yaklaşık 1-3 saat kadar sonra oluşmaya başlar ve 5-6 saat içinde belirginleşerek yaklaşık 12 saat sonra en belirgin duruma gelirler. Dokuları sıkıştıran dış etkenlerin (kemer gibi) bulunduğu bölgelerde ölü morlukları oluşmaz. Sırt üstü yatar durumda ölen bir kişide, skapuler ve gluteal bölgeler "beyaz", ense ve bel oyuntuları "mor" görülecektir.
Ölü katılığı, ölümün "geç dönem" bulgularından olup, ölümden sonra (bir kas gevşemesi döneminin ardından) bütün düz ve çizgili kasların ATP eksikliği ve laktik asit fazlalığı nedeniyle sertleşmesidir.
Katılığın gelişmesi kişinin ölüm nedenine, ölüm sürecine ve çevresel koşullara bağlı olarak çok değişkenlik gösterebildiğinden; ölü katılığı, ölüm zamanını belirlemede güvenilir biçimde kullanılamaz. Katılaşan kasların boyları katılaşma sırasındaki gibi kalır. (Yüksek ısıya maruz kalma ile olan ölümlerde ise kaslar büzüşüp kısalır ve ceset "fetal" bir görünüm alır). Katılık, 2-6 saat içinde alt çene, ense ve yüzde başlar; bunu izleyen saatlerde omuzlara yayılır ve 12 saat içinde bütün kasları tutar. Sonraki 12 saat içinde katılık sürer ve daha sonra gene yaklaşık 12 saat içinde kaslar yeniden gevşer (ikincil gevşeme). Ölümden 36-48 saat sonra başlayan bu gevşeme-yumuşamadan "çürüme" sorumludur. Çürüme, ölümün geç dönem belirtilerinden bir olarak kabul edilebilir ve vücutta bakterilerin en yoğun olduğu bağırsaklar bölgesinde başlar. Çürümenin dıştan görülen ilk bulgusu karın sağ yanında beliren yeşillenmedir. Ölü katılığı kıl diplerindeki kasları da tuttuğundan, cesetlerde bir süre "ürperme" görüntüsü (cutis anserina/kaz derisi) olabilir; bu bulgu, canlılığı düşündüren yanılgılara neden olabilir.
Ölümün otopside karşılaşılan bu belirtileri daha çok adli tabiplerin işine yararlar. Transplantasyona aday seçiminde karar verici rol oynayan kurulların çalışmaları açısından bu ölüm bulgularının anlamı yoktur. Bu kurulların görevleri arasında 'verici' olacakların önceden seçilip belirlenmesinin yanı sıra, vericinin tıp açısından 'ölmüş olduğunun' saptanması da bulunmaktadır. Bu saptamanın olabildiğince erken yapılması, alınacak doku ve organların başarıyla transplante edilebilmeleri için çok önemlidir: Yasal ölüm gerçekleşmiş, hücresel ölüm gerçekleşmemiş olmalıdır. Bu anlamda; "ölüm"ün ne zaman gerçekleşmiş olduğunu belirlemek, yalnızca tıbbi değil; etik ve yasal birtakım yaklaşımları da gerekli kılmaktadır.
Uzmanlaşmış olsun olmasın, tüm hekimlerin "ölüm tanısı" koyma ve "ölüm raporu" hazırlama sorumluluğu bulunmaktadır.
