- Katılım
- 7 Ağu 2012
- Konular
- 7,451
- Mesajlar
- 16,354
- Çözüm
- 5
- Reaksiyon Skoru
- 627
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 10 Ay 15 Gün
- Başarım Puanı
- 385
- MmoLira
- -82
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
İnsanın karşı cinsin farkında olması ve cinsel duygularının gelişmesi daha çocukluk döne*minde başlar. Beş yaşına basmamış bir çocuk bile kızlar ile erkekler arasındaki ayrımı kavrayabilir ve her iki cinsten arkadaşlarına farklı davranır.
Yeni yetişen bir genç kızın ya da erkeğin karşı cinsten birinin cinsel çekiciliğine kapıl*ması, anlatılması güç birtakım fiziksel ve ruhsal tepkilerin karmaşasıdır. Bu duygu ba*zen hafif bir ilgi ya da heyecandır; bazen de gün boyunca kişinin aklını ve gece düşlerini dolduracak kadar güçlü olabilir. Gencin cin*sel ilgisi yalnızca tanıdığı gerçek kişilere değil, düşsel bir sevgiliye de yönelebilir.
Cinsel ilgi bütün insanlara özgü evrensel bir duygudur; ama cinsel davranış ve deneyimle*rin hoşgörü sınırı toplumdan topluma çok de*ğişir. Bazı toplumlarda yetişkinler cinsellik konusundaki bilgileri çocuklardan gizlemeye çalışırken, bazılarında çocukların cinsellik konusunda akıllarını kurcalayan her soruyu ya*nıtlamak çocuk eğitiminin bir parçası olarak görülür. Böylece çocuklar erken yaşlardan başlayarak, toplumun hangi cinsel davranışla*rı hoş gördüğü, hangilerini kınadığı konusun*da ana babaları ve çevrelerindeki öbür büyük*ler tarafından yönlendirilir.
Genç kızlar genellikle 17, delikanlılar ise 18 yaşında cinsel yönden tam olgunluğa erişirler. Bazı toplumlarda bu yaşa gelen gençlerin ev*lenip yuva kurmaları beklenir. Ama çağımız*da gençlerin çoğu evlenip ana baba olmak için yalnızca cinsel olgunluğun yeterli olmadığı*nın, ruhsal ve ekonomik açıdan kendilerini bir aile kurmaya hazır hissetmeleri gerektiği*nin bilincindedir. O yaştaki bir gencin eğitimi*ni bitirmesi için önünde daha uzun yıllar var*dır. Bu yüzden ana baba olmanın sorumlulu*ğunu erkenden üstlenmek istemezler. Cinsel güdülerini ve deneyimlerini de, toplumun koyduğu kurallara uyarak, duygusal kız-erkek arkadaşlığı ya da "flört" gibi saf ve tehlikesiz ilişkilerle sınırlı tutmaya çalışırlar.
Yeni yetişen bir genç kızın ya da erkeğin karşı cinsten birinin cinsel çekiciliğine kapıl*ması, anlatılması güç birtakım fiziksel ve ruhsal tepkilerin karmaşasıdır. Bu duygu ba*zen hafif bir ilgi ya da heyecandır; bazen de gün boyunca kişinin aklını ve gece düşlerini dolduracak kadar güçlü olabilir. Gencin cin*sel ilgisi yalnızca tanıdığı gerçek kişilere değil, düşsel bir sevgiliye de yönelebilir.
Cinsel ilgi bütün insanlara özgü evrensel bir duygudur; ama cinsel davranış ve deneyimle*rin hoşgörü sınırı toplumdan topluma çok de*ğişir. Bazı toplumlarda yetişkinler cinsellik konusundaki bilgileri çocuklardan gizlemeye çalışırken, bazılarında çocukların cinsellik konusunda akıllarını kurcalayan her soruyu ya*nıtlamak çocuk eğitiminin bir parçası olarak görülür. Böylece çocuklar erken yaşlardan başlayarak, toplumun hangi cinsel davranışla*rı hoş gördüğü, hangilerini kınadığı konusun*da ana babaları ve çevrelerindeki öbür büyük*ler tarafından yönlendirilir.
Genç kızlar genellikle 17, delikanlılar ise 18 yaşında cinsel yönden tam olgunluğa erişirler. Bazı toplumlarda bu yaşa gelen gençlerin ev*lenip yuva kurmaları beklenir. Ama çağımız*da gençlerin çoğu evlenip ana baba olmak için yalnızca cinsel olgunluğun yeterli olmadığı*nın, ruhsal ve ekonomik açıdan kendilerini bir aile kurmaya hazır hissetmeleri gerektiği*nin bilincindedir. O yaştaki bir gencin eğitimi*ni bitirmesi için önünde daha uzun yıllar var*dır. Bu yüzden ana baba olmanın sorumlulu*ğunu erkenden üstlenmek istemezler. Cinsel güdülerini ve deneyimlerini de, toplumun koyduğu kurallara uyarak, duygusal kız-erkek arkadaşlığı ya da "flört" gibi saf ve tehlikesiz ilişkilerle sınırlı tutmaya çalışırlar.
Kuşkusuz her toplumun kendine özgü ah*lak ölçütleri vardır. Bir toplumda yanlış ve ahlak dışı olarak görülen cinsel davranış ya da eğilimler bir başka toplumda hoşgörüyle kar*şılanabilir. Hatta çoğu kez aynı toplumun de*ğişik kesimlerindeki ahlak anlayışları birbirin*den çok farklıdır. Bu çelişkiler, ergenlik ça*ğındaki gencin hangi davranışın onaylanır, hangisinin yanlış olduğunu kavramasını güç-leştirerek bocalamasına neden olur. Üstelik toplumun kızlar ve erkekler için koyduğu ku*rallar, her iki cinsten beklenen davranış kalıp*ları da farklıdır. Genç bir erkeğin gece geç saatlere kadar arkadaşlarıyla gezmesi, hatta genç kızlarla flört etmesi "gelişme sürecinin bir parçası" olarak anlayışla karşılanırken, bir genç kızın aynı davranışları toplumun sert tepkisine ve eleştirilerine yol açar.
İnsanların cinsel özgürlüğü konusundaki görüşler yalnız toplumdan topluma değil, za*mana bağlı olarak da değişir. Ama tarih bo*yunca bütün toplumlarda geçerli olan cinsel tabuların başında, aynı ailenin bireyleri ara*sındaki cinsel ilişki ya da toplumbilimlerdeki terimiyle ensest gelir. Ana baba ile çocuklar ya da kız ve erkek kardeşler arasındaki cinsel ilişki, yalnız yasaların değil ahlak kurallarının da kesinlikle bağışlamayacağı bir davranış olarak her zaman şiddetle kınanmış ve yasak*lanmıştır.
İnsanların cinsel özgürlüğü konusundaki görüşler yalnız toplumdan topluma değil, za*mana bağlı olarak da değişir. Ama tarih bo*yunca bütün toplumlarda geçerli olan cinsel tabuların başında, aynı ailenin bireyleri ara*sındaki cinsel ilişki ya da toplumbilimlerdeki terimiyle ensest gelir. Ana baba ile çocuklar ya da kız ve erkek kardeşler arasındaki cinsel ilişki, yalnız yasaların değil ahlak kurallarının da kesinlikle bağışlamayacağı bir davranış olarak her zaman şiddetle kınanmış ve yasak*lanmıştır.

