Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
kanat önderi, gazeteci, yazar
1920 yılında Bursanın Orhangazi ilçesi Çukurbostan Mahallesi'nde doğdu. Babası Kaşgar vilayeti Yenisar ilçesi Kagu köyünden tüccar Hacı Abdullah, annesi Hacı Fatma Hanım'dır. 9 yaşında ailesiyle birlikte Doğu Türkistana döndü.
O dönemde Rus-Uygur ve Uygur-Çin savaşları amansız bir şekilde devam ediyordu. 1931 yılında Kumul Ayaklanması'nın verdiği moral destekle bölgede bulunan Çin kuvvetlerinin büyük bir kısmı Doğu Türkistandan çıkarılmıştı. Annesi onu fen bilimlerin ağırlıkla okutulduğu bir okula yazdırdı. Arapça ve Farsçayı da bu okulda öğrendi. 1934 yılında Aksu'da açılan Darul Muallim'in ilk öğrencisi oldu. 16 yaşında okulunu bitirip Üçturpanın Satuk Buğra Han İlkokulu'na öğretmen oldu. 1937 yılında Urumçiye gelip önce Maliye Kadirler Mektebi, daha sonra ise Siyasi Kadirler Mektebi'ni bitirdi. 1940 yılında Hotende ilk modern matbaayı kurarak Vatan Gazetesi müdürü oldu. 1941 yılında hiç bir neden göstermeksizin yüzlerce Uygur aydını gibi o da tutuklandı ve 5 yıl cezaevinde yattı. Cezaevi hayatı onun yarım asır sürecek milli mücadelesinin başlangıcını oluşturdu.
Burada gizli gizli okuduğu Alma Ata ve Taşkentte çıkarılan Şark Hakikati ve Mehmet Emin Buğra Bey ile İsa Yusuf Alptekin Beyin Çinin başkenti Çunkinde, daha sonrada Lencuda çıkartmaya devam ettiği Altay Mecmuası onun kimliğini oluşturdu. Bu tarihten itibaren işgalci Çine karşı amansız bir mücadele içerisine girdi. Merkezi Uygur Ağartiş Uyuşması'nın baş katibi oldu. Hızlı bir şekilde modern okulların kurulmasına katkı sağladı.
1946 yılında İkinci Dünya Savaşı bitince Milliyetçi Çin hükümeti başkentini Çünkinden Nenkine aldı. O da Nenkine gelip Merkez Üniversitesi Sınır Fakültesi'nde Uygur Tükçesi'nde Doğu Türkistanda kullanılacak ders kitapları hazırlamaya başladı.
1947 yılında Tiyanşan isimli bir yayınevi kurdu ve Tiyanşan Resimli Mecmuayı çıkarmaya başladı. Bu Uygurca yayımlanan ilk resimli dergi idi. Yine ayda bir çıkan Edebiyat Dergisini de bu dönemde çıkardı. 8 Ekim 1947 tarihinde İsa Yusuf Alptekin ve Mehmet Emin Buğranın daveti üzerine Urumçiye gitti. Yeni kurulacak milli partinin tüzüğünü yazmakla görevlendirildi.
1948 yılında 1.Halk Kurultayına Doğu Türkistandan milletvekili seçildi. Kurultay Daîmi Konseyi'nin heyet üyesi oldu. Milletvekilliği döneminde Aksuda çalışmalarda bulundu ve evlendi. Kısa süre içerisinde Aksudaki okulların ve resmi idarelerin başında bulunan Çinlileri görevlerinden alıp yerine Uygur görevliler atadı. Bu davranışıyla bölgedeki Çinli yöneticilerle arası açıldı. 1949 yılında Çinde ve Doğu Türkistanda siyasi yapı değişmeye başladı. Komünistler her bölgede zafer elde etmeye başlamıştı. Herkesinin canını kurtarmak için arayışlara girdiği bir dönemde Altay Neşriyatı'nın başına geçmesi teklif edildi. Bu teklif o dönemde ölümle eş değerdi. O tereddütsüz kabul etti ve bedelini 26 yıl hapiste yatarak ödedi.
1995 yılında Pekin'den Türkiyeye kaçtı. Türkiyede, Türk Tarih Kurumu'nda 6 yıl doçent olarak çalıştı. Eski Çince metinlerde yer alan Türk büyükleri ile ilgili çeviriler yaptı.
Türkiyede tüm uğraşılarına rağmen vatandaş bile olamadı.
Mehmet Emin Buğra Beyin yanına defnedildi.
81 yıllık ömrün 31 yılını cezaevinde geçirdi.
Hacı Yakup Bey onlarca makale ve kitabıyla Türk kültürüne önemli katkılarda bulunmuştur
ESERİ:
KARAHANLILAR TARİHİ:
DOÇ. DR. HACI YAKUP ANAT
AHMET ALMAZ
HAKKINDA YAZILANLAR
Doğu Türkistan davasında Hacı Yakup Anat
Ahmet Almaz
Hacı Yakup Anat, 1920 yılında Uygur Türklerinden tüccar Hacı Abdullah Bey ile Hacı Fatma Hanımın çocuğu olarak Bursanın Orhangazi ilçesi Çukurbostan Mahallesinde dünyaya geldi. Anat 9 yaşında ailesiyle birlikte Doğu Türkistana gitti. Ailesi aslen Kaşgar vilayeti Yenişar ilçesi Kagu köyündendir.
O dönemde Rus-Uygur ve Uygur-Çin savaşları amansız bir şekilde devam ediyordu. 1931de Kumul Ayaklanmasının vermiş olduğu moral destekle bölgede bulunan Çin kuvvetlerinin büyük bir kısmı Doğu Türkistandan çıkarılmıştı.
Annesi Hacı Yakup Anatı fen bilimlerin ağırlıkla okutulduğu bir okula yazdırdı. Arapça ve Farsçayı da bu okulda öğrendi. 1934 yılında Aksuda açılan Darul Muallimin ilk öğrencisi oldu. 16 yaşında okulunu bitirip Üçturpanın Satuk Buğra Han İlkokuluna öğretmen oldu. 1937 yılında Urumçiye gelip önce Maliye Kadirler Mektebi, daha sonra ise Siyasi Kadirler Mektebini bitirdi.
Vatan gazetesi ve ilk hapis
Hacı Yakup Anat, 1940 yılında Hotende ilk modern matbaayı kurarak, Vatan gazetesini çıkardı. 1941 yılında hiç bir neden göstermeksizin yüzlerce Uygur aydını gibi o da tutuklandı ve 5 yıl cezaevinde yattı. Cezaevi hayatı onun yarım asır sürecek milli mücadelesinin başlangıcını oluşturdu.
Anat, Almatı ve Taşkentte çıkarılan Şark Hakikati, Mehmet Emin Buğra Bey ve İsa Beyin Çinin başkenti Çunkinde, daha sonra da Lencuda çıkarttığı Altay mecmuasını gizli gizli takip ediyordu. Bu yayınlar, Hacı Yakup Anatın yeni kimliğini oluşturdu. Anat, bu tarihten itibaren işgalci Çine karşı amansız bir mücadele içerisine girdi. Hapisten çıktıktan sonra Merkezi Uygur Ağartiş Uyuşmasının baş katibi olup hızlı bir şekilde modern okulların kurulmasına katkı sağladı.
1946 yılında II. Dünya Savaşı bitince Milliyetçi Çin hükümeti başkentini Çünkinden Nenkine aldı. O da Nenkine gelip Merkez Üniversitesi Sınır Fakültesinde Uygur Tükçesinde Doğu Türkistanda kullanılacak ders kitapları hazırlamaya ve eğitim vermeye başladı.
Tiyanşan isimli bir yayınevi kurdu
Anat, 1947 yılında Tiyanşan isimli bir yayınevi kurdu ve Tiyanşan Resimli Mecmuayı çıkarmaya başladı. Bu, Uygurca yayımlanan ilk resimli dergi idi. Yine ayda bir çıkan Edebiyat dergisini de bu dönemde çıkarmaya başladı. 8 Ekim 1947 yılında İsa Yusuf Alptekin ve Mehmet Emin Buğranın daveti üzerine Urumçiye gitti ve yeni kurulacak olan milli partinin tüzüğünü yazmakla görevlendirildi.
Hacı Yakup Anat, 1948de I.Halk Kurultayına Doğu Türkistandan milletvekili seçildi ve kurultay daîmi konseyinin heyet üyesi oldu. Milletvekilliği döneminde Aksuda çalışmalarda bulundu ve evlendi. Kısa süre içerisinde Aksudaki okulların ve resmi idarelerin başında bulunan Çinlileri görevlerinden alıp yerine Uygur görevliler atadı. Bu davranışı ile bölgedeki Çinli yöneticiler ile arası açıldı.
Altay Neşriyatın başına geçti
1949 yılında Çinde ve Doğu Türkistanda siyasi yapı değişmeye başlamış ve komünistler her bölgede zaferler elde etmeye başlamıştı. Herkesin canını kurtarmak için arayışlara girdiği bir dönemde Hacı Yakup Anata Altay Neşriyatın başına geçmesi teklif edildi. Bu teklif o dönemde ölümle eş değerdi. O tereddütsüz kabul etti ve bedelini 26 yıl hapiste yatarak ödedi.
Türkiyeye kaçış
1995 yılında Pekinden Türkiyeye kaçtı. Türkiyede, Türk Tarih Kurumunda asgari ücret ile 6 yıl doçent olarak çalıştı. Hacı Yakup Anat bu dönemde eski Çince metinlerde yer alan tarihi Türk büyükleri ile ilgili çevirileri yaparak büyük hizmetlerde bulundu.
Ne ilginçtir ki Hacı Yakup Anat, uğrunda bir ömrü vakfettiği Türkiyede bütün uğraşılarına rağmen vatandaş bile olamadı. Ama Türk milleti ona sahip çıktı ve ölümünde yüzlerce insan yanına koştu ve onu çok sevdiği lideri Mehmet Emin Buğra Beyin yanına defnettiler. 81 yıllık ömrün 31 yılını cezaevinde geçiren Hacı Yakup Bey onlarca makale ve Karahanlılar Tarihi adlı önemli eseriyle Türk kültürüne önemli katkılarda bulunmuştur.
Türkiye kaygısı ya da Bu ülkede Doğu Perinçek de var
Hacı Yakup Anat, Türkiyeye geldikten sonra hayal kırıklığına uğrar. Bunun sebebini de biraz buruk bir şekilde anlatr: Doğu Türkistandayken biz Türkiyeyi büyük devlet ve milli önder olarak görürdük. Türkiyeden gelmiş birine haşa peygamber görmüş gibi görürdük. Türkiyeye geldik hayal kırıklığına uğradık. Burada biri sol biri sağ....Bu ülkede Doğu Perinçek de var.
Doğu Türkistanda bir fakültede çalışabilen nadir Türkten biriydi
Doğu Türkistanda 40 binden fazla üniversite mezunu olduğunu söyleyen Hacı Yakup Anat, işsizliğin ve istihdam alanındaki ırkçılığın sürdüğü Çinde bir fakültede çalışabilen nadir insanlardan biriydi. Eski Çince uzmanı olan Anat, sahasında dünya çapında isimlerden biriydi.
Ve ölümünden sonra yayınlanan büyük eser Karahanlılar Tarihi
Hacı Yakup Anatın ölümünden sonra yayınlanan Karahanlılar Tarihi adlı eseri de kendi alanındaki bu önemli boşluğu doldurucu nitelikte, değerli bir tarih incelemesidir. Bu eserin kendisine has bir çok özellikleri mevcuttur. Bu özelliklerin en önemlisi de kıymetli tarihçi Dr. Hacı Yakupun Çince kaynaklara başvurmuş olmasıdır. Türk tarihini konu alan bir çok eserde bu noksanlık vardı ve müellifleri genelde Arap kaynakları ile modern batı dillerinde yazılmış bilgilere müracaatla yetinmektedirler. Yazar Hacı Yakup Anatın Çinceye vukufiyeti bu esere ilave bir derinlik ve değer kazandırmıştır. Bu eserin hazırlanmasında Hacı Yakup Anatla birlikte çalışmak benim için ayrı bir onur olmuştur. Keşke hocamız ölmeden önce kitabın yayınını sağlamış olabilseydik. Ama geç de olsa Karahanlılar Tarihinin yayınlanması, hocamızın ruhunu şad edecektir.